let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
ojovivo
KIROKAZE
Xuebing Du

roma★

titsay
$LAYYYTER
Cosmic Funnies
Not today Justin
Monterey Bay Aquarium
Mike Driver

★
Stranger Things

Discoholic 🪩
Sade Olutola

Origami Around
almost home

Kiana Khansmith
Game of Thrones Daily
No title available
seen from Ukraine

seen from Malaysia
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from France

seen from United States

seen from Bangladesh
seen from United States
seen from Venezuela
seen from United States

seen from United States

seen from United States
@hisbahcesi
Bazı anlar insanı, gece yarısı ekranın soğuk ışığında yarım kalmış cümlelerle baş başa bırakabiliyor.
Hayat her şeye rağmen gülmeye, yaşamaya, sevmeye ve yeniden denemeye değer.
Gülmek ve eğlenmek sadece bu çileye bir mola gibi, sevmek de sonrasında daha çok üzülelim diye…
Bir nevi öyle ama ben yine de o 'molalar' için yaşamayı seçiyorum. Sevdikten sonra üzülecek olsak bile, incinmemek için kabuğuna çekilip hiç sevmemiş olmanın yaratacağı o soğuk boşluktan çok daha iyidir denemek.Sonu var diye güzel bir şarkıyı dinlemekten vazgeçmiyorsak, sonunda üzülme ihtimali var diye sevmeyi ve yaşamı da yarım bırakamayız. Hayat tüm fırtınalarına rağmen, sadece o içten gülüşler ve 'iyi ki denemişim' dediğimiz o küçük anlar için bile sonuna kadar denemeye değer.
Hayat her şeye rağmen gülmeye, yaşamaya, sevmeye ve yeniden denemeye değer.
İnsanın aksine...
İnsan bazen geçirdiği upuzun karanlık gecelerin ardından beklenmedik bir gün ışığı ile karşılaşır. O güneş tüm şifasıyla kalbe doğarken, insan içten içe o huzurun kendisi için doğru olduğunu bilir ama henüz bu aydınlığa uyanacak kadar toparlanmadığının da farkındadır.
Hayat en güzel şiirlerini, henüz satır başı yapmamışken yazar. Biz sadece mürekkebin kurumasını bekleriz oysa hikaye çoktan kalbimize akmıştır. Kadrajı ayarlanmamış bir fotoğrafın büyüleyici yanı gibi, hayatın kendi ritmi de akışında daha güzeldir. En güzel mısralar, biz sustuğumuzda ve sadece hissettiğimizde kendiliğinden dökülür sayfaya.En derin bağlar, provası yapılmamış karşılaşmalarda saklıdır. En kalıcı izleri bırakanlar da hayatımıza planlayarak dahil ettiklerimiz değil, ruhumuzun kapısını hiç çekinmeden, ansızın çalanlardır.
Artık daha az çiçek açıyorum belki ama artık kendi içimde sessizce solmamın yorgun ve dilsiz kederini yaşıyorum.
Bazen en derin yaralar sevgisizlikten değil, kalbimizi sonuna kadar açtığımız ve en savunmasız olduğumuz ‘severken’ anlarında açılır.
Zira en büyük incinme, kalbin kendini bütünüyle teslim ettiği anın ardından gelir. Orada artık savunma yoktur, sadece var olma hâli… Ve o hâl kırıldığında, insan yalnızca birini değil, kendinde kurduğu anlamı da yitirir. Bu yüzden bazı acılar, yokluktan değil; fazla anlam yüklemekten doğar.
Allah’ım benim de ileride böyle bir cici kızım olabilir mi?
@terasbarr senin oldugun her yerde sende oylesin asıksınız bir birinize
evet anonim. kendisine bayılıyoruum o benim balıım 🌸
İnsan en çok kalbinin durduğu yere bakmaktan korkarmış.. Gözlerimi senden kaçırıyorsam, bu bir umursamazlık değil ruhumun sana doğru diz çökmesini engelleme savaşı. Başımı her çevirişim seni yok saymak için değil, bendeki varlığına tek bir bakışla bile yenilmemek için.
Birileri tatlıma dahil oldu
“Gel bak bir elimde gökyüzü var hâlâ; ötekinde kayıp giden yıldızlar..”
Her şey geçici... Zamanın mürekkebiyle yazılan, kurudukça silinen tebeşir kokulu cümleleriz. Varla yok arası bir sızıyız panoda; rüzgar estikçe eksilen, silindikçe arkasında beyaz bir toz dumanı bırakan. Belki de bütün mesele, tamamen silinmeden önce o tahtaya kalbimizden neyi fısıldayabildiğimizdir.