cümlelerle süslemek istemiyorum, müthiş bir ölmek isteği var içimde.
Today's Document
taylor price
The Stonewall Inn
No title available
YOU ARE THE REASON
noise dept.
EXPECTATIONS
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

#extradirty

pixel skylines
art blog(derogatory)
Game of Thrones Daily
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
h
$LAYYYTER
d e v o n
Claire Keane
official daine visual archive
Mike Driver

Love Begins
seen from Bangladesh

seen from United Kingdom
seen from Ecuador

seen from Lithuania

seen from Pakistan
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from South Africa
seen from United States
seen from United States
seen from Czechia
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from South Korea

seen from United Kingdom

seen from Türkiye

seen from United States

seen from United Kingdom
@hisboslugu
cümlelerle süslemek istemiyorum, müthiş bir ölmek isteği var içimde.
keşke seninle uzun uzun konuşabilseydik, gökyüzündeki yıldızları sayabileceğimiz kadar uzun
incir ağacısın, gam götürensin.
ciğerimden yanıyorum ben, bu defa başka.
yedi çöl çevirdim kum saatinde, yine de gitmedi kaburgamdan ellerinin izi.
sen sırtında bir mezar taşıyla yaşıyorsun, mecnûn. kimseyi onun kadar sevemezsin.
bir kadını diz kapaklarından öpmekten âlâ şiire rastlamadım henüz, üvercinka hariç. çünkü bir kadını diz kapaklarından öpmek; bugüne dek tüm düşmüşlüklerinden, yaralarından, kanından, izinden, acından öpüyorum, şifâ niyetine demektir bir nevi. çok düştüm, parçalandım, örselendim, öp de geçsin, diyemeyen bir kadının sessizliğini duymaktır. seni anlamak için harflere ihtiyacım yok, ruhunla ruhum aynı lisânı hissediyor diyebilmektir. yanaklarından, dudaklarından, alnından, belki omuzlarından, avuçlarından öpmek aşkın yaradılışında var ama diz kapakların da sevdaya dâhil demektir aynı zamanda. o kadını çaresizliğinden ve bir o kadar da gücünden öpmektir. düşmüşlüğü kadar ayağa kalkmışlığından öpüp onu onore etmektir. önünde diz çökmektir. saygıdır; kudretine, sabrına, sarsılmışlığına, sancılarıyla baş edebilecek kadar dayanıklı oluşuna ve de kırılmak yerine bükülmeyi öğrenebilişine hayran olmaktır.
yedi çöl çevirdim kum saatinde, yine de gitmedi kaburgamdan ellerinin izi.
kararmış yüreğin hiç ışığı olmaz, bilmez misin ki türküler yanmaz. günü gelir sanma hesap sorulmaz, dayanır kapına pir sultan ölmez.
sevmek kimi zaman rezilce korkuludur.
yaralar deşilmeden iyileşmez diyorlar.
ben seni sevdiğim kadar bir duvarı sevseydim, şimdiye çiçek açardı. sen bir yaprak bile vermedin. meğer senin kalbin duvardan bile katıymış.
o kadar güzelsin ki, kendin de bilmiyorsun. ölüm düşüncesini koparıp almalı senden. asıl vurulan benim, sen boşuna ölüyorsun.
sonra siktir git, böyle sevme kimseyi.
sana bir kere değil, en az iki kez baktım. yirmi üçün üzerine yirmi altıyı devirdim.
sen yoktun. seninle birlikte tüm cihân üzerime geldi. ellerin yoktu, ellerim yoktu. çiçekler pencerenin önünde bile solmuştu. (birini pencere kenarına çiçek koyacak kadar sevmekten vazgeç.)
ne seni bitirebildim içimde ne de bu gecelere bir çare. yurdum yalnızlığımdır, bir şeyleri devam ettirmenin yükü de sırtımda kambur.
insan, kavuşmak denen rüzgâr esecek diye bir pencere önünde kırk yıl beklermiş.
yorgunuz çünkü. sen benim sözlerimi alırsın kucağına, ben seninkilere başımı yaslarım.
annem tanısa seni kesin çok severdi, bana kalırsa seni bütün dünya çok sever.