cümlelerle süslemek istemiyorum, müthiş bir ölmek isteği var içimde.

oozey mess
art blog(derogatory)
Not today Justin
untitled
No title available
Noah Kahan

titsay

izzy's playlists!

if i look back, i am lost
I'd rather be in outer space 🛸

gracie abrams

No title available
Stranger Things
sheepfilms
Sweet Seals For You, Always
h

Product Placement

pixel skylines
Cosimo Galluzzi
Today's Document
seen from Ecuador
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Türkiye

seen from Malaysia

seen from United States

seen from Poland
seen from Bangladesh
seen from United States

seen from Saudi Arabia

seen from Russia

seen from Italy
seen from United States
seen from South Africa
seen from Türkiye

seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States

seen from Ecuador
seen from Albania
@hisboslugu
cümlelerle süslemek istemiyorum, müthiş bir ölmek isteği var içimde.
her yerden dönülür sanıyorsun. ne de güzel yanılıyorsun.
ama biliyor musun? gıkım bile çıkmıyor. bir kere sitem etmeye kalktım, ardından kahkahalar attım. üstelik başım ağrıyor ve yastığa koymak bile işe yaramıyor.
beni yokluğunla eğitme, beni çıldırtma, beni kahretme. ben ne olduysam sebep güzelliğindi. nereye vardıysam seninle birlikteydim. sana alıştım diyorum, sensiz içkiler zehir, sensiz yemekler zıkkım. anla biraz. sensiz susuz, acım. sensiz yaşamın tadı yok. gel artık, sana muhtacım.
incir ağacısın, gam götürensin.
ciğerimden yanıyorum ben, bu defa başka.
yedi çöl çevirdim kum saatinde, yine de gitmedi kaburgamdan ellerinin izi.
sen sırtında bir mezar taşıyla yaşıyorsun, mecnûn. kimseyi onun kadar sevemezsin.
bir kadını diz kapaklarından öpmekten âlâ şiire rastlamadım henüz, üvercinka hariç. çünkü bir kadını diz kapaklarından öpmek; bugüne dek tüm düşmüşlüklerinden, yaralarından, kanından, izinden, acından öpüyorum, şifâ niyetine demektir bir nevi. çok düştüm, parçalandım, örselendim, öp de geçsin, diyemeyen bir kadının sessizliğini duymaktır. seni anlamak için harflere ihtiyacım yok, ruhunla ruhum aynı lisânı hissediyor diyebilmektir. yanaklarından, dudaklarından, alnından, belki omuzlarından, avuçlarından öpmek aşkın yaradılışında var ama diz kapakların da sevdaya dâhil demektir aynı zamanda. o kadını çaresizliğinden ve bir o kadar da gücünden öpmektir. düşmüşlüğü kadar ayağa kalkmışlığından öpüp onu onore etmektir. önünde diz çökmektir. saygıdır; kudretine, sabrına, sarsılmışlığına, sancılarıyla baş edebilecek kadar dayanıklı oluşuna ve de kırılmak yerine bükülmeyi öğrenebilişine hayran olmaktır.
yedi çöl çevirdim kum saatinde, yine de gitmedi kaburgamdan ellerinin izi.
kararmış yüreğin hiç ışığı olmaz, bilmez misin ki türküler yanmaz. günü gelir sanma hesap sorulmaz, dayanır kapına pir sultan ölmez.
sevmek kimi zaman rezilce korkuludur.
yaralar deşilmeden iyileşmez diyorlar.
ben seni sevdiğim kadar bir duvarı sevseydim, şimdiye çiçek açardı. sen bir yaprak bile vermedin. meğer senin kalbin duvardan bile katıymış.
o kadar güzelsin ki, kendin de bilmiyorsun. ölüm düşüncesini koparıp almalı senden. asıl vurulan benim, sen boşuna ölüyorsun.
sonra siktir git, böyle sevme kimseyi.
sana bir kere değil, en az iki kez baktım. yirmi üçün üzerine yirmi altıyı devirdim.
sen yoktun. seninle birlikte tüm cihân üzerime geldi. ellerin yoktu, ellerim yoktu. çiçekler pencerenin önünde bile solmuştu. (birini pencere kenarına çiçek koyacak kadar sevmekten vazgeç.)
ne seni bitirebildim içimde ne de bu gecelere bir çare. yurdum yalnızlığımdır, bir şeyleri devam ettirmenin yükü de sırtımda kambur.
insan, kavuşmak denen rüzgâr esecek diye bir pencere önünde kırk yıl beklermiş.