leylâ, beni sınama. ben kâys değilim.
RMH
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
★
Show & Tell

shark vs the universe
Noah Kahan
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
untitled

@theartofmadeline

❣ Chile in a Photography ❣

No title available
sheepfilms

roma★
No title available
occasionally subtle
Keni
𓃗

Andulka
h
Mike Driver
seen from Morocco

seen from Belgium

seen from United States
seen from Brazil
seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States
seen from India

seen from Slovenia
seen from United States

seen from Germany

seen from Spain

seen from United States
seen from United States

seen from Austria
seen from United States

seen from China
seen from Malaysia

seen from Brazil

seen from Iraq
@hisboslugu
leylâ, beni sınama. ben kâys değilim.
“o sabah uyandım yine sabahın beşi. soruyorum kendime. oğlum ali, kabeyi yıkan, kalbini kırmaya çekinir mi sandın. su verdiğin her toprak yeşerir mi sandın. sen bu dünyayı ne sandın.”
gidecek hiçbir yer yok ama bir yere varmamız gerek
âşık olmak için yatmak, cinsellik; bunlar gerekmiyor. aşk, leylâ ile mecnûn'dur.
Vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın, fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan, vatan tırnaklarıysa ağalarınızın, vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa, ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan, vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa, vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan, ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla:
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
je t'aime.
ateşteydin ibrâhim. sorana gül bahçesindeyim diyordun.
ciğerimden yanıyorum ben, bu defa başka.
bir kadını diz kapaklarından öpmekten âlâ şiire rastlamadım henüz, üvercinka hariç. çünkü bir kadını diz kapaklarından öpmek; bugüne dek tüm düşmüşlüklerinden, yaralarından, kanından, izinden, acından öpüyorum, şifâ niyetine demektir bir nevi. çok düştüm, parçalandım, örselendim, öp de geçsin, diyemeyen bir kadının sessizliğini duymaktır. seni anlamak için harflere ihtiyacım yok, ruhunla ruhum aynı lisânı hissediyor diyebilmektir. yanaklarından, dudaklarından, alnından, belki omuzlarından, avuçlarından öpmek aşkın yaradılışında var ama diz kapakların da sevdaya dâhil demektir aynı zamanda. o kadını çaresizliğinden ve bir o kadar da gücünden öpmektir. düşmüşlüğü kadar ayağa kalkmışlığından öpüp onu onore etmektir. önünde diz çökmektir. saygıdır; kudretine, sabrına, sarsılmışlığına, sancılarıyla baş edebilecek kadar dayanıklı oluşuna ve de kırılmak yerine bükülmeyi öğrenebilişine hayran olmaktır.
yedi çöl çevirdim kum saatinde, yine de gitmedi kaburgamdan ellerinin izi.
kararmış yüreğin hiç ışığı olmaz, bilmez misin ki türküler yanmaz. günü gelir sanma hesap sorulmaz, dayanır kapına pir sultan ölmez.
sevmek kimi zaman rezilce korkuludur.
yaralar deşilmeden iyileşmez diyorlar.
ben seni sevdiğim kadar bir duvarı sevseydim, şimdiye çiçek açardı. sen bir yaprak bile vermedin. meğer senin kalbin duvardan bile katıymış.
o kadar güzelsin ki, kendin de bilmiyorsun. ölüm düşüncesini koparıp almalı senden. asıl vurulan benim, sen boşuna ölüyorsun.
sonra siktir git, böyle sevme kimseyi.
sana bir kere değil, en az iki kez baktım. yirmi üçün üzerine yirmi altıyı devirdim.
sen yoktun. seninle birlikte tüm cihân üzerime geldi. ellerin yoktu, ellerim yoktu. çiçekler pencerenin önünde bile solmuştu. (birini pencere kenarına çiçek koyacak kadar sevmekten vazgeç.)
ne seni bitirebildim içimde ne de bu gecelere bir çare. yurdum yalnızlığımdır, bir şeyleri devam ettirmenin yükü de sırtımda kambur.
insan, kavuşmak denen rüzgâr esecek diye bir pencere önünde kırk yıl beklermiş.