cümlelerle süslemek istemiyorum, müthiş bir ölmek isteği var içimde.
The Stonewall Inn
untitled
wallacepolsom
art blog(derogatory)
Lint Roller? I Barely Know Her
d e v o n
Sweet Seals For You, Always
he wasn't even looking at me and he found me
No title available

Love Begins

gracie abrams
Jules of Nature
No title available
Xuebing Du
$LAYYYTER
EXPECTATIONS
Misplaced Lens Cap

ellievsbear
TVSTRANGERTHINGS

Discoholic 🪩

seen from United States
seen from Hong Kong SAR China

seen from United States
seen from United States

seen from Hong Kong SAR China

seen from Bolivia
seen from Türkiye
seen from Brazil

seen from France

seen from United States
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Canada

seen from Lebanon
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from France
@hisboslugu
cümlelerle süslemek istemiyorum, müthiş bir ölmek isteği var içimde.
incir ağacısın, gam götürensin.
dudakların ilaç fakat gözlerinden öpmeli seni.
seni düşündükçe, bin çakıltaşı ışır içimde.
ciğerimden yanıyorum ben, bu defa başka.
yedi çöl çevirdim kum saatinde, yine de gitmedi kaburgamdan ellerinin izi.
sen sırtında bir mezar taşıyla yaşıyorsun, mecnûn. kimseyi onun kadar sevemezsin.
bir kadını diz kapaklarından öpmekten âlâ şiire rastlamadım henüz, üvercinka hariç. çünkü bir kadını diz kapaklarından öpmek; bugüne dek tüm düşmüşlüklerinden, yaralarından, kanından, izinden, acından öpüyorum, şifâ niyetine demektir bir nevi. çok düştüm, parçalandım, örselendim, öp de geçsin, diyemeyen bir kadının sessizliğini duymaktır. seni anlamak için harflere ihtiyacım yok, ruhunla ruhum aynı lisânı hissediyor diyebilmektir. yanaklarından, dudaklarından, alnından, belki omuzlarından, avuçlarından öpmek aşkın yaradılışında var ama diz kapakların da sevdaya dâhil demektir aynı zamanda. o kadını çaresizliğinden ve bir o kadar da gücünden öpmektir. düşmüşlüğü kadar ayağa kalkmışlığından öpüp onu onore etmektir. önünde diz çökmektir. saygıdır; kudretine, sabrına, sarsılmışlığına, sancılarıyla baş edebilecek kadar dayanıklı oluşuna ve de kırılmak yerine bükülmeyi öğrenebilişine hayran olmaktır.
yedi çöl çevirdim kum saatinde, yine de gitmedi kaburgamdan ellerinin izi.
kararmış yüreğin hiç ışığı olmaz, bilmez misin ki türküler yanmaz. günü gelir sanma hesap sorulmaz, dayanır kapına pir sultan ölmez.
sevmek kimi zaman rezilce korkuludur.
yaralar deşilmeden iyileşmez diyorlar.
ben seni sevdiğim kadar bir duvarı sevseydim, şimdiye çiçek açardı. sen bir yaprak bile vermedin. meğer senin kalbin duvardan bile katıymış.
o kadar güzelsin ki, kendin de bilmiyorsun. ölüm düşüncesini koparıp almalı senden. asıl vurulan benim, sen boşuna ölüyorsun.
sonra siktir git, böyle sevme kimseyi.
sana bir kere değil, en az iki kez baktım. yirmi üçün üzerine yirmi altıyı devirdim.
sen yoktun. seninle birlikte tüm cihân üzerime geldi. ellerin yoktu, ellerim yoktu. çiçekler pencerenin önünde bile solmuştu. (birini pencere kenarına çiçek koyacak kadar sevmekten vazgeç.)
ne seni bitirebildim içimde ne de bu gecelere bir çare. yurdum yalnızlığımdır, bir şeyleri devam ettirmenin yükü de sırtımda kambur.
insan, kavuşmak denen rüzgâr esecek diye bir pencere önünde kırk yıl beklermiş.
yorgunuz çünkü. sen benim sözlerimi alırsın kucağına, ben seninkilere başımı yaslarım.