vazgeçmek, eve dönmektir meryem. ben kıpkırmızı bir pazartesi günü vazgeçtim.
untitled

pixel skylines
macklin celebrini has autism
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

@theartofmadeline
No title available
🪼
RMH
Mike Driver
Fai_Ryy

No title available
Misplaced Lens Cap
Keni
YOU ARE THE REASON
No title available
Cosimo Galluzzi
No title available
★
Lint Roller? I Barely Know Her
Doug Jones
seen from United States

seen from Germany
seen from United States
seen from India

seen from Türkiye
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from France
seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Türkiye

seen from Ukraine

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Germany
seen from United States
seen from China
@hisboslugu
vazgeçmek, eve dönmektir meryem. ben kıpkırmızı bir pazartesi günü vazgeçtim.
beni bıraktı rakıyı bırakmıyor. beni bıraktı sigarayı bırakamıyor. beni ne güzel bıraktı.
- yalnız benim omuzlarımın bunca ağır yükü kaldıracak kadar geniş olmadığını vurgulamam gerek.
üzgünüm, parmak uçlarım yırtılana dek uğraşsam dahi geçmişte sökülen iplikleri dikemiyorum.
vazgeçmek, eve dönmektir meryem. ben kıpkırmızı bir pazartesi günü vazgeçtim.
je t'aime.
ateşteydin ibrâhim. sorana gül bahçesindeyim diyordun.
ciğerimden yanıyorum ben, bu defa başka.
bir kadını diz kapaklarından öpmekten âlâ şiire rastlamadım henüz, üvercinka hariç. çünkü bir kadını diz kapaklarından öpmek; bugüne dek tüm düşmüşlüklerinden, yaralarından, kanından, izinden, acından öpüyorum, şifâ niyetine demektir bir nevi. çok düştüm, parçalandım, örselendim, öp de geçsin, diyemeyen bir kadının sessizliğini duymaktır. seni anlamak için harflere ihtiyacım yok, ruhunla ruhum aynı lisânı hissediyor diyebilmektir. yanaklarından, dudaklarından, alnından, belki omuzlarından, avuçlarından öpmek aşkın yaradılışında var ama diz kapakların da sevdaya dâhil demektir aynı zamanda. o kadını çaresizliğinden ve bir o kadar da gücünden öpmektir. düşmüşlüğü kadar ayağa kalkmışlığından öpüp onu onore etmektir. önünde diz çökmektir. saygıdır; kudretine, sabrına, sarsılmışlığına, sancılarıyla baş edebilecek kadar dayanıklı oluşuna ve de kırılmak yerine bükülmeyi öğrenebilişine hayran olmaktır.
yedi çöl çevirdim kum saatinde, yine de gitmedi kaburgamdan ellerinin izi.
kararmış yüreğin hiç ışığı olmaz, bilmez misin ki türküler yanmaz. günü gelir sanma hesap sorulmaz, dayanır kapına pir sultan ölmez.
sevmek kimi zaman rezilce korkuludur.
yaralar deşilmeden iyileşmez diyorlar.
ben seni sevdiğim kadar bir duvarı sevseydim, şimdiye çiçek açardı. sen bir yaprak bile vermedin. meğer senin kalbin duvardan bile katıymış.
o kadar güzelsin ki, kendin de bilmiyorsun. ölüm düşüncesini koparıp almalı senden. asıl vurulan benim, sen boşuna ölüyorsun.
sonra siktir git, böyle sevme kimseyi.
sana bir kere değil, en az iki kez baktım. yirmi üçün üzerine yirmi altıyı devirdim.
sen yoktun. seninle birlikte tüm cihân üzerime geldi. ellerin yoktu, ellerim yoktu. çiçekler pencerenin önünde bile solmuştu. (birini pencere kenarına çiçek koyacak kadar sevmekten vazgeç.)
ne seni bitirebildim içimde ne de bu gecelere bir çare. yurdum yalnızlığımdır, bir şeyleri devam ettirmenin yükü de sırtımda kambur.
insan, kavuşmak denen rüzgâr esecek diye bir pencere önünde kırk yıl beklermiş.