cümlelerle süslemek istemiyorum, müthiş bir ölmek isteği var içimde.
untitled
No title available
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

★
Show & Tell
"I'm Dorothy Gale from Kansas"

pixel skylines
No title available
official daine visual archive
Mike Driver

Andulka
Misplaced Lens Cap
𓃗
h

PR's Tumblrdome
EXPECTATIONS

No title available
noise dept.
YOU ARE THE REASON
Game of Thrones Daily
seen from United Kingdom

seen from Germany

seen from United States

seen from Canada

seen from Canada
seen from Netherlands
seen from Indonesia
seen from Israel

seen from Luxembourg

seen from Japan
seen from Canada
seen from Italy

seen from Germany
seen from Italy
seen from Canada
seen from United States

seen from Germany
seen from United States

seen from United Kingdom

seen from United States
@hisboslugu
cümlelerle süslemek istemiyorum, müthiş bir ölmek isteği var içimde.
sevmek kimi zaman rezilce korkuludur.
asra yemin olsun ki hüsrândayım.
ciğerimden yanıyorum ben, bu defa başka.
yedi çöl çevirdim kum saatinde, yine de gitmedi kaburgamdan ellerinin izi.
sen sırtında bir mezar taşıyla yaşıyorsun, mecnûn. kimseyi onun kadar sevemezsin.
bir kadını diz kapaklarından öpmekten âlâ şiire rastlamadım henüz, üvercinka hariç. çünkü bir kadını diz kapaklarından öpmek; bugüne dek tüm düşmüşlüklerinden, yaralarından, kanından, izinden, acından öpüyorum, şifâ niyetine demektir bir nevi. çok düştüm, parçalandım, örselendim, öp de geçsin, diyemeyen bir kadının sessizliğini duymaktır. seni anlamak için harflere ihtiyacım yok, ruhunla ruhum aynı lisânı hissediyor diyebilmektir. yanaklarından, dudaklarından, alnından, belki omuzlarından, avuçlarından öpmek aşkın yaradılışında var ama diz kapakların da sevdaya dâhil demektir aynı zamanda. o kadını çaresizliğinden ve bir o kadar da gücünden öpmektir. düşmüşlüğü kadar ayağa kalkmışlığından öpüp onu onore etmektir. önünde diz çökmektir. saygıdır; kudretine, sabrına, sarsılmışlığına, sancılarıyla baş edebilecek kadar dayanıklı oluşuna ve de kırılmak yerine bükülmeyi öğrenebilişine hayran olmaktır.
yedi çöl çevirdim kum saatinde, yine de gitmedi kaburgamdan ellerinin izi.
kararmış yüreğin hiç ışığı olmaz, bilmez misin ki türküler yanmaz. günü gelir sanma hesap sorulmaz, dayanır kapına pir sultan ölmez.
sevmek kimi zaman rezilce korkuludur.
yaralar deşilmeden iyileşmez diyorlar.
ben seni sevdiğim kadar bir duvarı sevseydim, şimdiye çiçek açardı. sen bir yaprak bile vermedin. meğer senin kalbin duvardan bile katıymış.
o kadar güzelsin ki, kendin de bilmiyorsun. ölüm düşüncesini koparıp almalı senden. asıl vurulan benim, sen boşuna ölüyorsun.
sonra siktir git, böyle sevme kimseyi.
sana bir kere değil, en az iki kez baktım. yirmi üçün üzerine yirmi altıyı devirdim.
sen yoktun. seninle birlikte tüm cihân üzerime geldi. ellerin yoktu, ellerim yoktu. çiçekler pencerenin önünde bile solmuştu. (birini pencere kenarına çiçek koyacak kadar sevmekten vazgeç.)
ne seni bitirebildim içimde ne de bu gecelere bir çare. yurdum yalnızlığımdır, bir şeyleri devam ettirmenin yükü de sırtımda kambur.
insan, kavuşmak denen rüzgâr esecek diye bir pencere önünde kırk yıl beklermiş.
yorgunuz çünkü. sen benim sözlerimi alırsın kucağına, ben seninkilere başımı yaslarım.
annem tanısa seni kesin çok severdi, bana kalırsa seni bütün dünya çok sever.
benim bir kavgam var şükran. toyken kavgam aşktı, herkes gibi. şimdi kendimle dövüşüyorum. derdim benimle şükran, yanlış anlama n'olur. insan bazen böyle olur diyorsun, deme şükran. insan böyle olursa telâfisi yoktur.