kendi içinde kendinle savaşıyorsun. kendi içinde. kendinle. defalarca. kendine yenilerek.
KIROKAZE
The Bright Sessions
Fai_Ryy
NASA
★
art blog(derogatory)
Doug Jones
Color Me Curious
EXPECTATIONS
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

shark vs the universe
No title available
🩵 avery cochrane 🩵
occasionally subtle
tumblr dot com
hello vonnie
Cookie Run:Kingdom Official!
No title available
Interview Vampire Daily

oozey mess

seen from Iraq

seen from Belarus

seen from Poland
seen from Bulgaria
seen from Chile

seen from Kazakhstan
seen from United States

seen from United States
seen from Italy

seen from United States

seen from Malaysia
seen from Netherlands

seen from United States
seen from Brazil

seen from United Kingdom

seen from United States

seen from Malaysia

seen from Malaysia

seen from Türkiye
seen from United States
@icarpemortemi
kendi içinde kendinle savaşıyorsun. kendi içinde. kendinle. defalarca. kendine yenilerek.
bu dünya soğuk rüzgar genelde ters yöne eser. limon ağaçları kurur. bahaneler hep hazır. güzel günler çabuk geçer.
sana baktıkça güzelleştim. çiçek oldum, çocuk oldum, âşık oldum.*
ben bakarım başımın çaresine diyorum ama sensiz aynaya bile bakmak gelmiyor içimden, şimdi kızarsın sen bu ne biçim söz dersin. öyle bir söz işte, seni seviyorum.
“ama sana karşı konulmaz bir hassasiyetim var. her zaman da olacak, hayatım boyunca.”
Geceleri beni terk etme; geceleri beni, bana bırakma. Geceleri ben, benden nefret ediyorum.
tüm bunlar ne ara oldu anlamadım, ben sadece duruyordum.
biliyorum, anlamayacaksın. ama ben yine de anlatmak istiyorum. hep zarar verdim ben. çevremdeki herkese, hatta yoldan geçen bir kediye bile olabilir. sevgiyi, şefkati öğretmediler bana. ama çok çabaladım ben. kendim öğrendim. ya da öğrendim sandım. bilmiyorum. aynaya baktığım zamanlarda kendimi sevmek adına savaşlar verdim. bir kez, sadece bir kez. eski günlerdeki gibi güldüğüm zaman gözlerim ışıldasın istedim. olmadı. bilirsin, insan çok isteyip çabalayınca olmaz zaten. çok kez denedim ölmeyi. tanrıya yalvardığım gecelerim oldu. ama yine de yaşadım. gözlerimdeki ağrı, bedenimi ağrıtırken sustum. gülümsedim. acıdan kıvrandım. bir kez bile yaralarımı yoklamadım. saklanmayı çok istedim. karanlık bir duvar dibinde, aydınlıkta kalan acılardan saklanmayı. başaramadım. yakalandım. konuşmak istedim. içimdeki her şeyi kusmayı, beni öldüren bu nefretten kurtulmak için her şeyi yaptım. sonu hep benim sonum oldu. geceler boyu sızlandım. çok sigara içtim. çok ilaç kullandım. bir süre sonra etkisiz hâle geldi. bedenim uyuştu. hançeri sapladılar, şah damarıma. öldüm. duyulmadı sesim. binlerce gece öldüm. öldüm. öldüm. tutulmadı ellerim. her gece, zihnimin en derin yerine gömüldüm. iki metre toprak altına. her gece. kurtulamadım. şimdi çizilmiş bir kaç çiziğe gülümsüyorum. yaralarımı sarmayı değil ama sevmeyi öğrendim.
ben seni sabaha karşı beşte de. bugün de yarın da. ben seni her zaman.
yarayı açık bırakırsan acır, kapatırsan izi kalır. ip geçmez, iğne dikmez. bazı insanlar, seni bazı anılarla yaşamak zorunda bırakır.
Ve öyle korkunç bir acı vardı ki bu gözlerde, ağlamak istese bile ağlayamazdı
nereye yürüsem dünya iki adımda bir kuyu.
“Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsü; hem akıl çağıydı hem akılsızlık, hem inanç devriydi hem kuşku; aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi; hem umut baharı, hem umutsuzluk kışıydı; hem her şeyimiz vardı, hem hiçbir şeyimiz yoktu.”
Çok üzmüşler seni, söz veriyorum ben kaburgalarıma saklayacağım kimseler dokunamayacak sana.
bir dikiş, iki dikiş, vazgeçiş.
ama inan bak; ben kendime yenilmekten sırayı başkalarına hiç bırakmadım. bu yüzden bunun üzüntüsünü değil gururunu yaşarım.
artık sadece insanları izliyorum. uzunca ve yerimi değiştirmeden, bir kamera gibi. hafif bir ışık süzmesi. - senden daha ilginç, ilgi çekici bir şey görmedim.*