nasıl oldu biliyor musun, benim kalbim sessizce senden uzaklaştı. sana kırılmadı, sana kızmadı, üzgün değildim ben, hırçın değildim. sessiz ve buz gibiydim. ne ağlamak ne kaş çatmak gelmiyordu içimden. ceketim bile senin vestiyerinde durabilirdi. ayakkabılarımı bile giymek gelmiyordu içimden, valizimi toplamak gelmiyordu. kapı çarpmaya hevesli değildim. o sarıp da dudaklarımın arasına koyduğun zehir zıkkım tütünü tükürür gibi üstüne atmak gelmiyordu içimden. böyle sessizdim ben, sessizleşmiştim. bana ne oldu demedin. ne yaptın biliyor musun, içeri girdin, seni görmedim, bana yaklaştın, seni hissetmedim, bana sikik bir şaka yaptın, sikik bir şey anlattın bana ve güldün sonra yanağımdan makas alarak. benim de gülmemi bekledin. ne diyorsun anlamadım hiç. neye güldüğünü anlamadım. sesleri algılayamıyordum kendi sessizliğimden. sonra bi an ciddileştin yüzüme derin bir suya dalar gibi bakarak. parmaklarının ucuyla çenemi tutup yüzümü kaldırdın, öptün beni. buz gibi öptün. uzun uzun ama kesik kesik öptün. öptün beni. durdun. tekrar öptün. sonra çekilip yavaşça, tekrar yüzüme baktın. bana, sana neden eşlik etmediğimi sorar gibi baktın. üzgündün, kızgındın, bir şeyler olmuş ama ne olduğunu anlamıyor gibiydin. bi şey olduğunu anladın ama ne olduğunu anlamadın. dudaklarımı bile yalamadım sen çekildikten sonra. öyle ağzım yarım açık, sigaramı içmeye devam ettim. sen beni hiç öpmemişsin gibi, hiç tadın dilimde damağımda değilmiş gibi. hiç konuşmadım, hiç konuşmadın sen de. bi sigara yakıp oturdun. öyle ne kadar kaldık bilmiyorum. uzatıp parmaklarını yüzüme düşen birkaç tutam saçı kulağımın arkasına sıkıştırdın. yutkundun. parmaklarının tersiyle okşadın yüzümü. sonra camdan dışarı baktın, sövdün birilerine bir şeylere. biz konuşmadık hiç. sonra sen bana yine sikik bi şey anlattın, sikik bi şaka yaptın. ben hiç gülmedim. yüzüme bakamadın bu sefer. bak böyle oldu. aynı böyle. bu oldu. bunu yaşadık biz. sorsan ben çok kötü biriyim değil mi. yazık. biz orda kaç gece kaldık hatırlıyor musun. bana sövmedin hiç. bana kızmadın. bana bağırmadın. bana ağzını açıp da ulan sana ne oluyor yine demedin. deseydin ya. götüne ne girdi de yine ağzımıza sıçıyorsun deseydin. niye demedin. niye bana derdin ne demedin. bak senden uslu hiçbir şey beklemedim ben. o elindeki bardağı atsaydın şu arkamdaki duvara. hı. yüzümü öyle usulca tutacağına tutup da öpeceğine beni, kavrayıp hesap sorsaydın ya. ne yapıyorsun bize deseydin. ne geçiyor aklından ne yaptığını sanıyorsun deseydin. niye yemedi götün. bir ölüyle sevişirsin değil mi, ben ölsem bile sevişirdin benimle o evde. niye benle savaşmadın. niye hesap sormadın bana. biz o evde bin gece küflendik seninle. sen bin gecenin sonunda bana dedin ki sen kendini ne sanıyorsun sevde. ne mi sanıyorum. erkek olup da ağzını açamayacağın, karşısına geçemeyeceğin, değil bir sözünden, sessizliğinden bile korktuğun bir kadın sanıyorum kendimi. aksiyse aksini kanıtlasaydın. sana sen erkek değilsin dediğimde bana deseydin ki seni koynuma almadım diye mi huzurun kaçtı deseydin. niye demedin. demezsin. diyemezsin. sen yanağımdan bi makas alırsın. çocuğum ya ben. sen bana kıyamazsın. bahanen de hazır her şeye, eğer ağzımı açarsam seni parçalamadan bırakmazdım ben sana kıyamadım dersin. kıysan kaç yazardı. sen busun. sen tutar ve öpersin beni. bana nasılsın dersin. nasılsın. nasılım. dimi. nasılım.