“tanrı, seni bir kere yaratacak ve sonra sen defalarca kez öleceksin.”
d e v o n
Keni

blake kathryn
almost home
taylor price
Game of Thrones Daily
No title available
Mike Driver
One Nice Bug Per Day

#extradirty

shark vs the universe
macklin celebrini has autism
Noah Kahan
$LAYYYTER
The Stonewall Inn
official daine visual archive

Kiana Khansmith
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

pixel skylines
No title available

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Russia

seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States

seen from Italy

seen from Australia
seen from Netherlands

seen from United States

seen from Germany
seen from United States
seen from Malaysia
seen from Chile

seen from United States
seen from Switzerland

seen from Malaysia
seen from Singapore

seen from Colombia
@ihtila
“tanrı, seni bir kere yaratacak ve sonra sen defalarca kez öleceksin.”
"Hem sen sıcak bir adamsın, ben soğuğum. Benim yağmurumda gezinemezsin, üşürsün."
"Üşütecekse yağmur üşütsün beni Aslı. Sen olmadığın vakit büyük yalnızlığım var, orası daha soğuk."
Şehitler vurulunca değil, unutulunca ölürler.
sığamadığı odalarda, kaybolmakla sınanıyor insan.
Yalana bulanmış yığınlar içinde izimizi arıyor, en azından sahicidir diyerek yalnızlığımıza sığınıyoruz.
Kaygıyla reddettim demin yorulmuş olduğumu. Üzülmüş kozalaklara hayal kırıklığı sıktım, üç el. Sıktım çünkü daralmıştım. Sıktım çünkü olup bitemeyenleri kimselere ağlayamayacak kadar yalnızdım.
Dünyanın bütün suçlarını işlemiş, bütün yanlışlarını ben yapmışım gibi yaptığım her işten tedirgin oluyorum. İçimde sürekli bir horlanma korkusu, bir kekeme tutukluğu ürkek dilimde. En iyi bildiğim konuda bile çekine çekine konuşuyorum. Çekilip sonra kabuğuna küskünlüğün, kendime düşlerden sığınaklar kuruyorum kırık dökük izleriyle hayatın. Usul sesli içe değen incecik bir şarkı büyütüyorum, ömrüme benzeyen. Sabah kadar açık, akşam kadar acı. Rengi dört mevsimin uyumsuz karışımı, acemi bir şarkı. Umuda ve gerçeğe böyle katlanıyorum.
Kaygıyla reddettim demin yorulmuş olduğumu. Üzülmüş kozalaklara hayal kırıklığı sıktım, üç el. Sıktım çünkü daralmıştım. Sıktım çünkü olup bitemeyenleri kimselere ağlayamayacak kadar yalnızdım.
ikimiz de susuyorduk, gizli bir anlaşma vardı sanki aramızda. oysa sen tek bir harf fısıldasan ben çığlık çığlığa ağlayacaktım.
Onsuz yok olacağımdan korktuğum için onun beni yok etmesine göz yumdum. Öyle öğrenmişim. Kendi içimin derin boşluğunda kaybolmamak için başkasının hapishanesini güvenli zannetmeyi. Aynayla yüzleşmektense başkasının yüzünde kendimi kaybetmeyi. Beni sevme ihtimali olanlar gitmesin diye kendimi hiçe saymayı. Öyle öğrenmişim.
Ne mutlu bizlere, Kaptan Van Dijk yürür önümüzde
Gece denizlere sis çöktüğünde, ölüler fısıldar ismini sessizce
Ne mutlu bizlere, Kaptan Van Dijk yürür önümüzde
Uykusuz gecelerin sabahını bana sor.
Kırk cümle var kurmak istediğim, kırkı birbirinden eksik. Üstelik dilimde kan tadı. Neresinden tutayım ben bu yaşamın?
Ellerimde de hiç derman yok, inanır mısın bir hayli yorgunum.
Bu nasıl bir sıcaktır, kendimi çöl yollarında susuz kalmış gibi hissediyorum
Kusura bakın. Hiçbir şeyi abartmadan yapamıyorum. Seversem çok, sevmezsem hiç sevmiyorum. Bulursam bir şarkı, günlerce onu dinliyorum. Susarsam bir daha konuşmuyorum, konuşursam hiç susmuyorum. Kafama takmış olduğum herhangi bir şeyi çözemediğim takdirde, dünyanın sonu sanıyorum.