Eğer biraz olsun inancım kalsaydı...
Eğer biraz olsun inancım kalsaydı, arayışınızın bir aşk olmadığına ikna ederdim sizi. Kalbinizi çarptıran her kişinin aslında hayallerinize kavuşma ihtimaliniz olduğu üzerine konuşurduk. Bir adım daha mı yaklaştım düşüncesinin heyecanını, aşkla karıştırmanıza izin vermezdim. Gerçek aşkın her gerçeği kabul edebildiğini anlatırdım. Herkes gittiğinde, siz tüm gerçekliğinizle çırılçıplak kalmış hissettiğinizde, yaşadığınızın gerçek bir ayrılık olmadığını, sadece bir kez daha hayalleriniz gerçekleşmediği için kırgın, üzgün ve yalnız hissettiğiniz üzerine derin bir sohbet gerçekleştirebilirdik. Aşkın en derin halinin sevgi olduğunu size anlatmak isterdim. Sevgininse ender açan bir çiçek olduğunu... Eğer biraz olsun umudum kalsaydı, umut etmeyi bırakmanızı önerirdim. Umut sandığınız şeyin bir beklenti olduğunu, beklentilerin ise gerçek olmadığında mutsuzluk getirdiği üzerine örnekler verirdim. Eğer biraz olsun kendime benzeyen bir insan ile burun buruna gelseydim, ona teslim olur, teslimiyetin yaşanacak en büyük gerçeklik olduğunu hissetmesine izin verirdim. Her defasında aynı şeyi aradığınızı ve her defasında da aradığınız şeyi bulacağınızı bilmenizi sağlardım. Aradığınız şeyi bulacak olmanız kulağına hoş gelse de, kendinizi kandırdığınızı bilmenizi isterdim. Sizler hemen yanınızdaki kalplerde bulamadığınız şeyin sevgi olduğunu sanırken, dışarıda sevgi ile alakalısı olmayan arayışınızın aslında nasıl bir sürükleniş olduğunu izlemenizi sağlardım. Bir süre sadece güneşe bakmanızı ve aynı anda oluşan aydınlığın aynı anda oluşan karanlık ile nasıl buluştuğunu görmenizi isterdim. Gerçek aşkın can yakmayacağı üzerine yemin bile ederdim belki. Aşkın bir kayıp olmadığını ama herkesin sanki bir kayıp gibi onu aradığını anlatmak isterdim dağa taşa. Ama inancım kalmadı. O yüzden ne haliniz varsa onu görmenizi dilerim. İnanın, sizler için bundan daha güzel bir dilek olamaz.












