Fakat Müzeyyen, bir şeyin kalbini kırması için illâ yanlış olması gerekmez ki. Sen benim kalbimi paramparça ettin ama hâlâ seni seviyorum.
Today's Document
trying on a metaphor
Xuebing Du
tumblr dot com
Cosimo Galluzzi

tannertan36

shark vs the universe
No title available

No title available

Origami Around
Jules of Nature

#extradirty
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
No title available
i don't do bad sauce passes

Janaina Medeiros
d e v o n
NASA
styofa doing anything

PR's Tumblrdome

seen from Türkiye

seen from United States
seen from Japan

seen from Ecuador
seen from Germany

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United Kingdom
seen from United States
@izmirinisigi
Fakat Müzeyyen, bir şeyin kalbini kırması için illâ yanlış olması gerekmez ki. Sen benim kalbimi paramparça ettin ama hâlâ seni seviyorum.
Çok hazırlıksız yakalandım bir anda.
insan gözden çıkardığına acımasızdır
insan ait hissetmediği yerden neden kaçamaz?
Bir kadının kaderi; sevdiği adamın ihanetiyle, sevmediği adamın sadakati arasında çizilir.
varlığına canımın en içinden ihtiyaç duyuyorum.
bir şeylere geç kalınmışlık hissi var içerimde. yaşanılamayan mutluluklara. yaşanılmamış aşklara. gerçekleşememiş hayallere. gidelemiyen o şehirlere, o ülkelere. yani bazen sadece durursun, bir an düşünürsün gecenin sessizliğinde. aslında her şey akıp giderken en çok kendine geç kalırsın.
''neden benim sevgimle bile savaştın?''
6 yıldır tumblr kullanıyorum. Keşke 6 yıl öncesine dönebilsek. Her şey çok değişti.
deniz kendine ait olmayanı mutlaka kıyıya bırakır
Durdurmaya çalıştığım suyun aslında hiç akmadığını, asıl meselenin durgun suda sürüklenmek olduğunu anladım.
Bizler hissetmek için yaratıldık Grace. Öyle ki, bazı zamanlar hislerimiz duyarlı çalışmaz. Bir saniye için kalbin aşkla atarken sonraki saniyede içine nefret sızabilir. Hissettiğin hiçbir şeyde hatalı değilsin.
eğer sen hayatımdan çıkmamış olsaydın, bu ay 1 hafta yanında istanbulda duracaktım.
çiçeğim, bugün her yer bembeyazdı. Ne gariptir ki ilk defa bu ayda beyaz olan bir şehirdeyim ve sen olsan belki de çok mutlu olurdun. Belki de diyorum çünkü insan zamanla değişmez mi? Bu kadar zamanda eminim ne kadar değişmişsindir.
Küçükken beraber yaptığımız kardan adam geldi aklıma, elimde ufak bir topu sıkarken. O elimde ki ufak kar topu, içimde bir çığ olup büyürken kardan da beni yalnız bırakan senden de nefret ettim. Ne yazık ki beni tek yalnız bırakan sen değilsin. Ve gidenin arkasından ağlayamayan ama içinde bi mezar kazıp gömen de benim. Senin mezarına çiçekler ekmek isterken, çiçeklerin arasında kendime bir mezar kazdım. Şimdi o mezara yağan karlar, uzun zaman sonra içimde garip bir coşku yarattı. Sana anlatmak istediğim öyle çok şey var ki, ama sen yoksun. Ona anlatmak istediğim öyle çok şey var ki, o da yok. Ben küçük kız kardeşimi, en yakın arkadaşımı ve o küçük kızı çok özlediğimi farkettim bugün. Tekrar ve tekrar. Sen gideli yıllar, o gideli aylar oldu. Kime daha çok alıştım bilmem, özlemek alışmaya dahil değilmiş zaten.
Her neyse, böyle sıkmayacağım seni. Kardan adamı bitiremedim çünkü hava çok soğuktu ve ben kar seven bir insan değilim. Ama gariptir ki ilk defa belki de her şeyin geçebildiğini farkettiğimdendir, o kara sevinçle bakabildim. Garip bir sevinçle hazırlandım ve aşağı indim. Ne duştan yeni çıktığım göründü gözüme, ne de elimde olmayan eldivenler. Parmak uçlarım hala çok sızlıyor. Sen olsan peteğe basmamı söyler, beni kandırmak ister ve ellerimi sızlatırdın. O olsa belki üşüyen ellerimi ısıtırdı. Ne garip ki artık içimde tek seni taşımıyorum ama bir tek sana yazabiliyorum. Çünkü beni bir tek sen anlardın. Kardan adam yaparken ne kadar ağladığımı, beyaz kara yatıp ne kadar üşüdüğümün bir tek sen farkına varabilirdin. Sen bilirsin ki bazı üşümeler soğuktan değil. Geçmiş uzak ama içimde bir yerlerde hala sıcak bir acısı var. Ve o acı beni içten içe her hissettiğimde üşütüyor.
Beni bilen anlayan bir tek sen değilsin artık. Gariptir ki ateşe dokunmak gibi. Onun geçmişini kendi geçmişimle yan yana koyduğumda içimde ki çocuk kenara çekiliyor ve ona sarılmak istiyor. Bu kısacık zamanda, kısacık bir kırıntı içimde onun yaktığı ateşe tutunuyor. O beni anlıyor. O beni öyle bir anlıyor ki, ben o olmadan kendimi anlayamıyorum.
Neyse işte çiçeğim. Bazı satırlara sığdıramayacağım kadar doluyum. Bilmeni isterim ki, bugün seni gerçekten özledim. Bir mart akşamını bir aralık ayında hissettim. Yalnızdım ama sende vardın sanki yanımda. Kendi başıma yapmaya çalıştığım kardan adamı izleyerek, tam yanımda durdun biliyorum. Bana bakmadın ama, o soğukta ellerimi ısıttın ki o kara dokunabildim.
küçükken de ateşe senin için dokunurdum.
keşke gitmeseydin ve bana bir ateş bırakmasaydın.
bu sana yazdığım kaçıncı mektup bilmiyorum ama inan seni hiç özlemedim… yalan söyledim. Bugün seni, uzun zaman sonra ilk defa bugün seni çok özledim.