senin gökyüzünde benim yerim yoktu...
Claire Keane
Jules of Nature
Alisa U Zemlji Chuda
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
occasionally subtle

tannertan36
No title available

roma★
wallacepolsom

JVL

No title available

Origami Around

titsay
Peter Solarz
Game of Thrones Daily
i don't do bad sauce passes
AnasAbdin

Love Begins
cherry valley forever

❣ Chile in a Photography ❣

seen from Hong Kong SAR China

seen from Indonesia
seen from Australia

seen from United States
seen from Philippines

seen from Indonesia

seen from Singapore

seen from United States
seen from Finland

seen from Poland

seen from United States

seen from United States
seen from Ukraine

seen from United Kingdom

seen from Philippines
seen from United States
seen from United States

seen from Poland

seen from United States

seen from Türkiye
@jadebox
senin gökyüzünde benim yerim yoktu...
koşarken yakalandığım bir sokak var içimde, terazinin hep ağır basan tarafında yüzün. parmaklarım yanıyor, bu evler, arabalar, sokaklar, tanımadığım bir hayatın içinde durmadan sana koşuyorum....
sevdiğim bir şarkı çalıyordu.yumurta, un, şeker tezgahta... vanilya ve tarçın kokuyor ellerim... eriyen yağın çızırtısında ağlamaya başladım... kirpiklerim çalışmayan silecekler gibiydi, elimde olsaydı kalbimi söker, atardım. sonra o cümleyi hatırladım,"bir seferinde mutfakta tencere tava arasında ağlarken görmüştüm onu. alakasız yerlerde ıstırap çekmek ıstırabı ikiye katlar. bir mezar taşında ağlamak çok daha makuldür, kimse neden diye sormaz."
tam da böyleydi, işin tuhafı neden diye soracak hiç kimse yoktu evde....
yaşam yaşadıklarındır...
elimde rakı kadehi denize bakıyordum. sonra bana sabah yolladığı fotoğrafa baktım. rakı sanki onunla tadını bulan bir şeydi. kimseyle konuşmak istemiyordum, onunla konuşmak istiyordum.
o... dudakları kıvrılırken, bir şey anlatırken, beni güldürürken, bakışlarını üzerimde hissederken, banyo da omuzuma dudaklarını dayarken, susarken ve uyurken, onu istiyordum. deli gibi hissettim kendimi, kilometrelerce onsuz bir çölde yürümüş, ona susamış gibi hissettim.
eve dönerken Rammstein düştü playlistime...
Mit diesem Herz hab ich die Macht
die Augenlider zu erpressen
ich singe bis der Tag erwacht
ein heller Schein am Firmament
Mein Herz brennt!
benim de!
gülüşün eklenir kimliğime...
gün biter gülüşün kalır bende
anılar gibi sürüklenir bulutlar
ömrümüz ayrılıklar toplamıdır
yarım kalan bir şiir belki de
aykırı anlamlar arayıp durma
güz biter sular köpürür de
kapanmaz gülüşünün açtığı yara
uçurum olur cellat olur her gece
her gece yeniden bir talan başlar
acı ses olur, ses deli bir yağmur
eski bir eylüle gireriz böylece
sığındığım her yer adınla anılır
ben girerim, sokağı devriyeler basar
bir de gülüşün eklenir kimliğime
yüreğimi yaraladım senin için...
artık çırpınan bu kuşun kalbiyle uyanıyorum,
canımı demirle acıtıyor kaldığım yerden devam edemediğim rüyalar
sonra anlıyorum ki hiçbir şeye kaldığı yerden devam edemiyormuş insan
kaldığın yerde bitiyormuş her şey
kaldığın yere kadarmış bazı güzel zamanlar.
soran kişi de o ortam da zihnimden siliverdi. yalnızca “neden” denilen tek kelime kaldı. kendi kendime acı bir şekilde güldüm.
neden?
hayatımın ortası neden bomboş acaba?
elim ayağım
başımdan geçenle aklımdan geçenin karıştığı bu masal
aşk her şeyi daha yavaş yapmaktır diye diye yürüdüğüm bir sokak
kalbinde tef ve delik
kalbinde dünya lekesi taşıyan bir çocuk resmi demişti
madem günde beş vakit kalkıp sana baktım
madem dünyanın bu kadar sabahını ben uyandım
ben uyudum bu kadar uykusunu
diledim dünyaya fena inanmış bir yüzüm olsun
kendimi seninle öldüreceğim dediğim feci bir kalbim...
gece göğüne taptığım gibi tapıyorum sana...
herkesin herkesten biraz almak istediği bu çağda, sen birinin her şeyi olmak istiyorsun, birinin ama her şeyi...
and i feel so lonely and so vulnerable and strange ...
ben senin sınırlı gövden ile beni sonsuz sarmanı diledim.
uykum seninle kışın kolları arasında devrilerek dönerek tamamlansın, içimde kuzeyin kuşları sussun istedim.
kışı ve kışın kalbimde ağırlaşan meyvesini, çiy düşmüş, soğumuş, donmuş bir dili hatırlamak için beni büyüleyen o kimyanın boşluğunda durup yalvardım:
beni bu siyah boşluğun içine bırakma, derin bir zaman istedim senden, ama bana onu verme!
ne kışa ne yaza uygun kalbim, çatlat aramızdaki donmuş dili, yokluğunun sebebini anlatamadım kendime, yokluğun ne vakittir karlı bir tepe gibi içimde.
ayağa kalk, yaklaş, dilini döndür ağzında de ki:
ben onunla denizin dövdüğü dilsizzz taşlar üstünde sustuydum.
sol’uğuma bir küçük kuş tünemiş.
seninse gölgen yıldız dolu.
gökyüzünden biçilmiş...
fotoğrafı, uzaktan çekilmiş - masamda karşımda. ona bir bakmam, varlığının o halini (betimlemeye çabaladığım halini) kavramam yeterliydi, yeniden onunla dolmak, ona gömülmek, iyiliğiyle kuşatılmak, istilaya uğramak için yeterliydi...
i"d give anything to hear you say it one more time
that the universe was made just to be seen by my eyes ...