Hayat sağdan sola, soldan sağa sallanan bir sarkaç gibidir. Istıraptan can sıkıntısına ve can sıkıntısından ıstıraba doğru salınır. - Arthur Schopenhauer

titsay
we're not kids anymore.
taylor price
ojovivo

if i look back, i am lost

No title available
No title available
hello vonnie

No title available
$LAYYYTER

Andulka
Mike Driver
Three Goblin Art
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

shark vs the universe
he wasn't even looking at me and he found me
Cosimo Galluzzi
wallacepolsom
Stranger Things
Sade Olutola
seen from United Kingdom

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from Singapore
seen from Brazil

seen from China

seen from Canada
seen from United States
seen from Türkiye

seen from Malaysia
seen from United States
seen from South Korea
seen from United States

seen from Singapore

seen from Malaysia
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Sweden
seen from Türkiye
@kabuksuztosba
Hayat sağdan sola, soldan sağa sallanan bir sarkaç gibidir. Istıraptan can sıkıntısına ve can sıkıntısından ıstıraba doğru salınır. - Arthur Schopenhauer
çok yoruldum.
savaşacak gücüm kalmadı, kendimle inanmaya çalışmak umut edip her ayağa kalkışımda tekrar bu noktadayım. olmuyor, olmayacak da. daha fazla gücüm kalmadı. her seferinde ama her seferinde düşmekten çok yoruldum. attığım her adım artık korkarak çıkıyor. daha fazla değil.
bitti artık.
bu gerçek bi şey mi bilmiyorum. o kadar evet bu sefer doğru insan dediğim hislerde yanıldıktan sonra buna inanmakta zorlanıyorum.
bir çekmece dolusu abur cuburumu unutmamış. beni umursuyor, beslenmediğime uyumadığıma kendimi soktuğum belirsizliklere benimle ilgili şeylere kayıtsız değil. anlattığım her şeyi önemsemiş sallamıyor beni diye düşündüğüm her şeyi.
sadece iyi ve güzel olmasını istiyorum artık her şeyin. onunla olmasını.
30 oldum.
dün doğum günümdü. yıllarca hep o gün mükemmel olmalıymış gibi hissettim hep ama hep. oldu mu? hayır.
biri var. evet var ama, işte bu ama ortalığı karıştırıyor.
bu biri benim ömrüm boyunca hep beklediğim o 00.00'daki doğum günün kutlu olsun mesajını attı. bu sefer beklemiyordum. sahiden beklemiyordum ondan hele hiç beklemiyordum. evet kutlayacaktı biliyorum ama 00.00 da olmasını beklemiyordum. mükemmel bir hismiş. başkalarına yaşatmıştım ben ilk defa yaşadım. onun yaşatmış olması da benim için ayrı güzel oldu.
“Onun güzelliğinden çok, albenisiyle tanımlamak en doğrusu olur. Çünkü güzellik gözleri doyurur. Albeni gözler kadar, ruhu da okşar, bütün tene yayılır, ardından dokulara ve çok güçlüyse kana bile giriverir… sonra… sonra sırada kalp vardır.”
— Buket Uzuner, Balık İzlerinin Sesi
kalp kırklığının kalbimdeki hissini biliyordum ama ilk defa bir bütün olarak hissediyorum onu. ilk defa tam. hiç kırılmamış gibi.
öncekiler aşksa bu ne?
İnsan bu yaşam serüveninde bazen yolunu kaybediyor. Neden ve niye burada olduğunu bilemiyor. Kim ve ne için yaşadığını unutuyor. Bilinmezin melankolik soslu kumpanyası da burada başlıyor.
Birini sevmek, hayatına birisini almak ise adeta gönlüne bir pusula iliştirmek gibi. Sevgi bir yol, sevdiğin ise yönün ve deniz fenerin oluyor. Bazı şeyler bu kadar basittir aslında. Her şey olduğu haliyle, olduğu kadar güzeldir.
kaplumbağalar gibi içine girip saklanacağımız bizi koruyacak bi kabuğumuz olsaydı keşke.
kabuksuz zor bir hayat.
bundan sonra böyle. kendimi yere atıp sev şimdi beni hadi dicem.
bizim buralarda inanılmaz fazla sokak köpeği var. aşısı olanlar çok nadir. yolda giderken köpek çeteleri arabanın önünde bekler. yolun ortasında öyle oturup bekler bazen bi tanesi. aralarında cins olanlar da var. merak edip sormuştum da barınaklar da toplu getirip boş arazilere bırakıp gidiyormuş şu canları. hepsi zayıf ve aç olmanın verdiği saldırganlıkları var. ne kadar zarar vermeyeceğini anlasa o kuyruğu sevimli sevimli sallasalar da açlar ve gerginler. ısırma vakası da çok gelir hastaneye.
bu çocuğu da dün gece hastanenin bahçesine bırakıp gitmişler. gözü çapaklı açamıyordu diye hastanede bile olmayan göz damlasını buldurup kullandık. karnını doyurduk. daha kendini bile taşıyamıyor.
gidip gelip şu eniği sevdim tüm gün. yavrum diyip bağrıma basmak istedim tuttular hocam bitli olabilir çok şaapmasanız mı diyerek. o kadar bilmiyorum ki ne yapmam gerektiğini veterinere de götüremiyorum onu. araştırayım bari öğrenirim belki bir şeyler.
ev kameraları ne güzel bir şeymiş böyle.
babama bu şeylere para veriyorsun sanki ne işimize yarayacak hırsız ay kamera var kaçalım mı dicek falan derdim ama nasıl pişman oldum bu yanlı bakış açımdan. istediğim zaman pıt kameraya bağlanıyorum eski kayıtlara bakıyorum evdeler mi napıyorlar diye. kamera girişe baktığı için kısıtlanmış hissetsem de biraz onlardan haberdar olmak mükemmel.
bugün hayalini kurmadığım, böyle olacağını tahmin etmediğim bir hayatı yaşıyorum. asla bitmeyecekmiş gibi gelen tıp fakültesi cortlamış psikolojimle geçmeye bile çalışmadığım 3.sınıfı hepsi sanki öylesine anlatılan bir hikayeymiş gibi şimdi.
yaşanılan onca şey gerçekten yaşandı mı hepsini ben mi yaşadım o insanlar şimdi bazılarının adlarını bile hatırlamadığım o insanlar benim mi hayatımdan geçti. onca darbe onca kavga ve kayıp hepsini ben mi yaşadım. gerçekten oldu mu hepsi yoksa başkasının bana anlattığı benim uydurduğum şeyler miydi. geçmez dediğim her şey nasıl bu kadar geçiciymiş.
ben mezun oldum. doktor kabuksuztosba oldum. ve hayatımda bundan daha yerinde daha bana uygun bir şey yokmuş. hiç hayalini kurmadığım şeyler bugün beni mutlu ediyor. bugün beni mutlu eden şeylerin daha önce beni mutlu edeceğini bile bilmiyordum. hayatımdan insan çıkarmak gereksiz olanı bilmemek iyi geldi.
olduğum yerde olduğum kişi için şükürler olsun.
hayata başlarken hani derler ya 0'dan başlamak diye hayır öyle bir şey yok. aile her şeydir. bazen olmazlar bazen olurlar. bazen olsa da olmazlar.
şunu anlamam uzun sürdü annem ve babam da insanlar benim gibi. ebeveyn olmak onlara doğuştan öğretilen kutsal bir bilgi değildi. ben nasıl burnumun dikine gidip yaşayarak öğrendiysem onlar da bunu yaşayarak öğrendi kendi doğrularıyla yanlışlarıyla karşılarında yaratmak istedikleri o kusursuz bebekleriyle. onlara bazen çok kızdım suçladım kendi hatalarım da bile onları suçladım. onları suçlayıp bile bile hatalar yapma hakkını gördüm kendimde. sonunda anladım şükürler olsun ki anladım.
iyi ki onlara sahibim. bilmenin huzuru çok güzel.
aslında hiçbir şey kaybetmemişim. doğrumla yanlışımla yaptıklarımın yaşadıklarımın tamamıyla ben olduğum için mutluyum. yorgunluktan ölen her hücremde şu nöbette dinlenmek için uzandığım yatakta huzuru hissettim. şükürler olsun
her şeyi tek başıma yapmak, bir şeylerin üstesinden destek almadan gelmek, başım sıkıştığında arayabileceğim kimsenin olmaması zor gelmiyor. tüm bunlar olurken yanımda birinin olması nasıl bir duygu yaratırdı bunu bilmek isterdim.
bu acı çekme olayına bir son verebilirsek çok sevineceğim. çok yoruldum artık. lütfen.
bir süre için bile olsa dünyayı, yaşamayı sevmiştim. yaptığım şeyinlerin bir anlamı varmış gibi gelmişti. keşke istediğimiz bir zaman aralığına gidip tekrar yaşayabilsek. tekrar tekrar.
O günlerde yaşarken zaman hiç akmıyor gibi gelmişti. En sonunda dönüp bakınca her şey o kadar hızlı geçmiş ki anılarda kalmış hepsi.