Ülkemde büyüklerden sigara yerine kitap okumaya özenen çocuk adamları görmek umuduyla.
he wasn't even looking at me and he found me
will byers stan first human second

blake kathryn
YOU ARE THE REASON
sheepfilms

★

Product Placement
Not today Justin

Love Begins
ojovivo

JVL

Kaledo Art
No title available
Noah Kahan
Show & Tell
Xuebing Du

PR's Tumblrdome
untitled

No title available

Andulka
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from Canada

seen from Ukraine

seen from United States
seen from United States
seen from Brazil
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United Kingdom

seen from United States

seen from United States

seen from Japan
seen from United States
seen from Pakistan
seen from United States

seen from United States
seen from Poland
seen from United States
@kadirgibibiri
Ülkemde büyüklerden sigara yerine kitap okumaya özenen çocuk adamları görmek umuduyla.
Bu dünyada hiçbirşey yaşama anlam kazandırmıyor
Mesele anlamın kendisi olmak
Zihnimdeki yerinden mi, kalbimdeki yerinden mi bilmiyorum. Çıkarmıyorum seni dünyamdan.
Hem en güzel yanım, hem de en acımasız anılarımsın.
İnsan nasıl olur da aynı kişide hem huzuru hem yarayı bulur? Aynı kişi hem zehir hem panzehir olur. Bir insan nasıl olur da başka bir insanın hem her şeyi hem hiçbir şeyi olur, bilmiyorum.
Benim çok eski bir hâlim, her hâline hayrandı
Lunaparkı Seven Kadının Gidişi
Sen lunaparkları seven bir kadındın. Renklerin içinden geçerken gözlerin parlıyor, en yüksek noktada bile korkmadan gülüyordun. Sanki her ışık senin için yanıyor, her müzik sen gelince başlıyordu. Ben senin o gülüşüne göre kurulmuş eski bir lunaparktım; kalbimdeki bütün oyuncaklar sen oradayken anlam kazanıyordu.
Nereden bilebilirdim bir gün, hiçbir oyuncağa binmeden çıkıp giden bir çocuk gibi sessizce gideceğini. Ne bir kapı sesi, ne bir veda… Sadece ışıkların üstüne çöken karanlık gibi, ağır ve anlaşılmaz bir yok oluş.
Sen gidince dönme dolap dönmeyi unuttu. Bir zamanlar gökyüzüne kaldırdığın umutlarım, şimdi pas tutmuş gondollar gibi havada asılı duruyor. Pamuk şeker kokusu bile çekildi içimden. Yerine soğuk bir rüzgâr yürüdü.
Gece vardiyasındaki görevli gibi tek başıma dolaştım içimde; ışıkları sönen sokaklarda, adımı bağıran sessizlikte seni aradım. Sonunda anladım: Bazı lunaparklar sadece bir kez yanar ve bir daha asla aynı ışıkla parlamaz. Senin gidişin de öyleydi. Kalbimdeki lunapark, seninle açıldı… ve seninle kapandı.
Artık o lunaparkın yerinde bir savaşın kalıntıları var. Komutanları çoktan ölmüş, askerleri yorulmuş, ne için savaş verdiğini unutmuş bir ordunun gölgesi dolaşıyor içimde. Kazananı olmayan, bitmiş ama izi silinmemiş bir savaş… Senin gidişinden geriye kalan da işte tam olarak bu.
En zor anlaşabildiğim kişi kendim; kendiyle savaşmak en sessiz ama en yorucu mücadeledir.
Sensiz
Sensiz geçiyor günler;
Sensiz ve kimsesiz...
Üşüyorum sıcak havalarda,
İçimde hep bir soğukluk,
Hep bir huzursuzluk.
“Geçiyor” diyorum da,
Geçmiyor günler.
Bana sorsan, asırlar oldu görüşmeyeli,
Oysa ki iki saat oldu gideli.
Zamanın herkese adil olmadığını öğretti sensizlik.
Mevsimler geçmedi,
Ülkeler değişmedi,
Çiçekler soldu,
Çocuklar sustu,
Her yer mezarlık,
Sen gittin gideli.
Işıldayan çiçekleri,
Gülüşen çocukları,
Akan zamanı —
Hepsini aldın.
Benim zamanım sendin,
Zamanımı aldın,
Hayatın rengini çaldın;
Şimdi her yer siyah,
Her yer... sensiz.
Güneşten Önce
Günaydın…
Yine uyandım güneşten önce.
Kimi kandırıyorum ki?
Güneşi mi bekledim gece boyu,
yoksa seni mi?
Kimi seviyorum bilmiyorum;
beklemeyi mi, seni mi?
Gün aysın diye mi bekliyorum geceleri,
yoksa sen yaz diye mi?
Bilmiyorum neden bekliyorum,
ama içinde “sen” olan her şeyi,
sensiz olsa bile
çok seviyorum.
Çok seviyorum, sevmesine de
o "de" hep bir umut, hep bir beklenti…
Neyse, neyse, neyse…
Umudum, ben ve beklentim
Sensiz yola çıkacağız,
ama içindeki “sen” umut oluyor, yalnız bırakmıyor.
✨ “Gram altın yine değerlenmiş… Ama senin kalbin gibi altın bulunmaz, kıymetini anlayacak bir dünya yok ki.”
Bütün korkum bir insansın hayatına luzumundan fazla girmektir.
Aradığın beni bulamadın, değil mi? Aradığınız kerize artık sizin sayenizde ulaşılamıyor. Eskiden sana layık olmaya çalışan o asalak, şimdi sadece yaşamaya çalışıyor.
bir siper kazarsin kendine mezarın olur.
“Bazen düşünüyorum…
Acaba biz hayatı fazla hafife mi alıyoruz?
Biraz daha ciddi olsak, kararlarımızı, sözlerimizi ve seçimlerimizi daha farklı verir miydik?
Sizce, insanın hayatında ‘ciddiyet’ ne kadar yer tutmalı?”
Ne diyoruz salıncaktayken salla gitsin
Çocuklara doktor olmayı değil, iyi insan olmayı hayal ettirseydik; belki de daha çok hayat kurtarabilirdik.
Gün geçtikçe kendimden ayrılıyor, uzaklaşıyorum.
Sen mutlu olacaksın diye ben hep üzüldüm
Ben sana rehber değil,ancak yoldaş olabilirdim,fakat yolu ikimiz de bilmiyorduk ve birbirimize yük olmaktan, birbirimizi şaşırtmaktan başka bir şey elimizden gelmiyordu..
“Artık ayrılmamız lazım. Dediğim gibi, sana en küçük bir faydam olacağını bilsem her şeye tahammül eder ve kalırdım. Halbuki selametin yalnızlıkta olduğunu görüyorum. Hala bugün bile şuna kaniyim ki, bir müddet bocaladıktan sonra, yolunu bulacaksın, fakat yalnız olman lazım. Herhangi bir insanın ayaklarına dolaşmaması lazım...”
Sabahattin Ali.
Hikayenin sonunda ne oluyor biliyor musun? Herkes birbirini çok tanıyan "iki yabancıya" dönüşüyor.