Tüm o hıçkıra hıçkıra ağlamalarımda yanımda hiç kimse yoktu. Sadece ben oradaydım. Çığlıklarımı hiç kimse duymadı. Yalvarışlarımı hiç kimse duymadı. Dünyanın en çaresiz insanıydım.
No title available
we're not kids anymore.
trying on a metaphor
Peter Solarz
No title available
Sweet Seals For You, Always
TVSTRANGERTHINGS

izzy's playlists!

Product Placement
DEAR READER
sheepfilms
🪼
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
macklin celebrini has autism

pixel skylines
NASA
KIROKAZE
Stranger Things
Not today Justin
One Nice Bug Per Day
seen from El Salvador
seen from United States

seen from United States

seen from Germany

seen from United States

seen from Türkiye

seen from Brazil

seen from Australia
seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
@kalansonhisler
Tüm o hıçkıra hıçkıra ağlamalarımda yanımda hiç kimse yoktu. Sadece ben oradaydım. Çığlıklarımı hiç kimse duymadı. Yalvarışlarımı hiç kimse duymadı. Dünyanın en çaresiz insanıydım.
Koskoca 4 senem...Uğruna yaptığım onlarca şey..Seninle büyüdüm ben, beraber büyüdük. Hayatı da sevmeyi de beraber öğrendik.Bazen düştük, nasıl düştüysek öyle kalkmasını da bildik.Günlerce konuşmadığımız da oldu ama bu bizden hiçbir şey eksiltmedi. Senin bir başkasıyla olduğunu bildiğim zamanlarda dahi, hiçbir şey azalmadı benden, her gün daha fazla sevdim, daha çok inandım..
Tam başardık dediğimiz anda, tüm hayatımız boyunca gururla anlatacağımız hikayemizi nasıl bitirebildin ki..Tüm insanlara bak biz neyi başardık, neleri aştık diye göğsümüzü gererek anlatabilecektik.
Şimdi bambaşka bir şehirde, bambaşka bir evde, bambaşka bir hayattayım. Çok şey değişti belki senden sonra ama ben hiç değişmedim. Evet biraz alıştım sensizliğe ama sadece biraz. Yine dinlediğim her şarkı, izlediğim her film, yazdığım her şiir sana.. Sesini duymayalı da uzun bir süre oldu, o kadar özledim ki duymayı. Gözlerine kim bilir kim bakıyodur şu anda. O küçücük ellerini çok özlüyor ellerim.
Şu an çıkıp gelsen yine kabul ederim seni. Sen benim en zayıf yanımsın. Hiçbir zaman hayır diyemedim ki sana. Yine bana tüm yaşattıklarını unuturum anında. Ben tüm bunları göze alırım da sen gelmezsin,biliyorum.. Gelecek olsan beni yanına geldiğimde orada ağlatarak bırakıp gitmezdin değil mi.
Ama başarıyorum biliyor musun, sana anlattığım tüm hayallerimi adım adım başarıyorum... Başarıyorum da en büyük hayalim eksik, sen eksiksin. Hep eksik kalıyor bir şeyler, hep yarım. Ama ahdım var bu hayata, sen benim bu hayattaki gerçekleşmemiş tek hayalim olarak kalacaksın, kalan tüm hayallerimi gerçekleştireceğim. Eğer sen de beni özlersen, biliyorum özlemezsin ama, olur da eğer özlersen göğe bak. Ben her özlediğimde öyle yapıyorum. Orada seninle el eleyim, yıldızlar görüyor bizi, bulutlar hayran bize. Sen de gel oraya, ben oradayım. Biz bu hayatta kavuşamadık belki ama gökyüzüne bak orada kavuşalım.
Adım attığım ilk yer sanki annemin evi değil de senin kalbinmiş gibi hissetmek… Ne tuhaf bir duygudur bu aşk dedikleri, sanki ilk dengemi seninle kuruyorum. Her an düşecekmiş gibi basıyorum da yere yürümeyi yeni yeni öğreniyorum. Sanki emeklemeyi yeni bırakmış bir çocuğu ayağa kalkıyorum. Denge tahtam da sensin, adım attığım yer de sen. Ne gariptir aşk dedikleri; ya düşersin kalkamazsın, ya düşersin daha kendini bilerek kalkarsın.
Sen benim yanıma kalansın..
Umutlar da bir gün bitermiş.
Ne olur benden vazgeçme. Çünkü sen benden vazgeçersen ben kendimden vazgeçerim..
Bu kabustan beni ne zaman uyandıracaksın ?
bu artık sana son vedam. en azından öyle varsayıyorum. tabi yine bir şiir okurum, bir şarkı dinlerim, bir cümle duyarım gelirsin aklıma. ben vazgeçiyorum senden sevgilim. senden gidiyorum ben artık. vazgeçiyorum seninle yeşeren umutlarımdan. ruhuma dokunuşunu unutuyorum ben. sesini duymayalı da uzun zaman oldu harbi. oysa ben geceleri senin sesinden şiir duymadan uyumazdım ki. parmak uçlarının tenime dokunuşunu siliyorum zihnimden. dudakların sevgilim, doyamadım ben sana hiçbir zaman. dokunduğun yer yangın yeriydi. artık bedenim soğuk, soluk. tanıdık geldi, ruhum gibi. dünya ne kadar kötü olursa olsun sen her zaman çok güzelsin. eğer beni özlersen göğe kaldır başını. biz yine göz göze geleceğiz, yıldızlar şahit. ay bize ışığını doğrulturken. gülümsemeyi unutma hiç. sen hep iyi kal canımın içi.
Bu gece rüyama girmeni istedim senden, ama ben uyuyamadım ki..
Gece olunca kaçıp sana saklanırdım, o kollarınla öyle bir sarardın ki beni dünyanın en güçlü insanı olurdum.Korkmazdım hiçbir şeyden senin yanındayken. Şimdi yine kaçıyorum geceleri ama bu kez seni bulamıyorum, kalıyorum öylece, yok oluyorum.
Tekrar uyumayı deneyeceğim, lütfen bu gece gel rüyama olur mu? Sarıl bana sıkıca, güç ver. Güç ver ki nefes almak bu kadar zor gelmesin, güç ver ki yaşayabileyim.
Bu gece rüyama gelir misin?
İçimdeki Sana Veda Mektubu...
Merhaba,
Bugün içimdeki sana bir elveda mektubu yazmak istedim. Yıllarca büyüttüm, alıp karşıma konuştum, saçlarını taradım, kokusunu içime çektim. Kendimden çok senle dolu olan içim artık dışıma çıktı. Nede olsa son 7 aydır içimde değil karşımdaydın. Öncelikle acısıyla, tatlısıyla yaşattığın 7 ay için çok teşekkür ediyorum. Gözlerinin içine dalıp gittiğim akşamları, yanaklarının çukurlarına kendimi bırakırcasına cümleler kurduğum anları hiç unutmayacağım.
Varlığımla kimsenin hayatında acaba olmak istemem bilirsin. Bu yüzden olması gerektiği gibi ben yine seninle, yani içimdeki seninle baş başayım. Burada çok güzelsin biliyor musun? Hiç acaba biz olmasak daha mı iyi olurdu diye aklına getirmiyorsun. Hem burada sarılıyorsun bana sımsıkı. Çok öpmüşlüğün de var gamzelerimden. Hiç çekinmeden, ertelemeden, acaba demeden…
Ben yine gözlerimi kapadığımda en masum anlarını göreceğim. Beni istemeden de olsa üzdüğün o akşamları hiç düşünmüyorum. Aşkım deyişlerin hala kulaklarımda çınlıyor. Ben onu senin dudaklarından duymak için kaç yıl bekledim biliyor musun? O hissi bana yaşattığın için de ayrıca teşekkür ederim. Şimdi ne kadar yarım kalınabilirse o kadar yarımım. Senden önce de yarımdım endişelenme. Ama bu kez tam anlamıyla yarım kaldım. Çünkü hiç bu kadar tamamlandığımı hissetmemiştim daha önce. Şahsen ben olsam benden uzaklaşmazdım. Hiçbir sebep, bahane veya cümle arkasına sığınmazdım. Sığınacak o kadar şey varken yüreğimde, neden bunca bahane?
Neyse, bahane değil diyeceğini ve bunu benim de çok iyi bildiğimi söyleyeceksin. Evet, biliyorum. Ama ölümün olduğu bir dünyada ben başka şeyi düşünemiyorum, üzgünüm. Sahi sen hiç üzmeyecektin değil mi beni? İstemeden üzebilirdin ancak. Acaba hayatıma girmesen daha mı iyi olurdu derken bilmeden mi paramparça ettin beni güzelim? Neyse bilerek bile olsa canın sağ olsun.
Sonuçta yaşattığın onca güzelliği yabana atacak değilim. Çok güzel baktın, bazı anlar vardı ki nasıl anlatsam bilemiyorum. Şey, galiba sevildiğimi hissettim… Gerçekten sevdiğini yani. Böyle gözleri doldu dolu koşup sarılmak istedim sana. Korktuğum şey de buydu. Ya onca borcu biriktirmişken, hiçbir şey yok gibi çekip gidersen? Gittin… Ya da ben kaldım bilmiyorum.
Zaten bazen kalmak da gerekiyor. Sonuçta giden suçlu değildir. Belki de kaldığım için ben suçluyumdur. Bu aralar ne dediğimi, ne yaptığımı bilmiyorum. 18 Aralık 2018 tarihinde soluk soluğa başlayan bir yolculuğun 18 Temmuz 2019 tarihinde nefes nefese sonuna geldik. Dedim ya belki de artık hiç kimse girmeyecek hayatıma. Ya da girenler hayatım olmayacak. Çünkü sen benim hayatıma girmedin. Hayatım oldun. İnsan nasıl vazgeçebilir ki hayatından?
Şimdi bunu senden başkası okusa 7 ayda bu ne edebiyat diye sorar değil mi? Nereden bilecekler ki lisenin ilk yıllarından beri sana yanık olduğumu. Yıllarca uzaktan uzağa gözlerini izleyip, parmak ucunda seni sevdiğimi. Neyse onlara da hak vermek lazım. Sonuçta artık sevgiler rakamlarla ölçülüyor güzelim.
Sahi aramızdaki binlerce kilometre bizi hiç etkilemedi değil mi? Senin için hiç önemi yoktu değil mi bu rakamların. Az da değil bakarsan tam 6662 km. Ben hiç umursamadım. Döneceğin gün ömrümün yarısı etseydi bile hiç büyük harflerle üzülmezdim. Bir gün çevremdeki insanlarla konuşma fırsatı bulursan hiçbir şey sorma. Ben O’yum de. Onlar sana daha iyi anlatacaklardı gözlerimdeki aşkı. Bir kere bile off demediğimi, bir kere bile yeter demediğimi. Ben yıllarca sabretmişken sen 7 ay dayanamadın mı güzelim?
Bu mektubu seni suçlamak veya içimi soğutmak için yazmıyorum. Şuan göz pınarlarımda dolu dolu salıncak kurmuşken, içimden gelenleri yıllar sonrada hatırlamak istiyorum. Yaşlanacağız nede olsa… Ama inanır mısın hiç senden başkasıyla yaşlanmak istemiyorum. Veda mektubu aşk mektubuna dönecek biraz daha içimdeki seni dizginlemezsem. Bir de şey, müsait bir zamanda ne kadar sen varsa bende, gel al benden…
Çünkü bendeki sen, sendekinden çok daha fazla…
Allah’a emanet ol güzelim.
FESLEĞEN’in…
Mustafa Hazırcı / 22.07.19 – 20:31
Beni hiç bir zaman duymayacağını biliyorum ama ben yine de sana yazmak istiyorum.
Senden sonra kendimi nerelerde buldum bir bilsen, nerelerden topladım kendimi kimi zaman da toplayamadım.
Gecelerim yollarda geçti, kimi zaman bir sokak lambasının altında aradım seni,kimi zaman partaki bir bankta. Seni düşledim her saniyemde.
Sıçrayarak uyandım uykularımdan, o kısacık rüyaların gerçek olması için canımı vermeye hazırdım. İsmini sayıklayarak uyudum, ismini sayıklayarak uyandım. Uyumak zor, uyanmak daha zordu.
İlaçlara sığındım. Belki bu içimdeki şeyi söküp atar, belki yüreğimi yok eder diye.. Ama sonunda her defasında daha çok aradım seni.
Yalnız kaldım. Kalabalıkların arasında kayboldum. Beni öyle bir boşluğa ittin ki, çırpınıp durdum öylece. Her anımı seni düşünmeye adadım, yaşadığımız her dakikayı tekrar tekrar yaşattım kendime.
Bazen keşke yarın sabah olmasın istedim, çünkü sensiz sabahların da bir anlamı yoktu. Boğazım düğümlendi, gözlerim doldu, her hücrem seni istedi. Ama yoktun, beni çaresizliğin ortasında bıraktın.
Çaresizlikle işte beni o an tanıştırdın. O kadar berbat,o kadar iğrenç bir şey ki bu,sana çaresizliğin ne demek olduğunu anlatmak bile istemiyorum, umarım hayatın boyunca yaşamazsın.
Sesini bir kez olsun duyabilmek için ölüp ölüp dirildim her gün. Ben senin olmayan hiçbir sesi, ses bile saymazken sen başkalarına aitim diyordun.
Gülüşün aylarca gözümün önünden gitmedi, tek istediğim tekrar o gülüşünün sebebi olabilmekti.
Ben sana bir ömür feda ettim, sen aldın paramparça edip gittin. Olsun, benden giden bir ömür olsun,senin uğruna gitmiş bir ömür..
Yıllarımı, gençliğimi verdim ama demek ki yetmedi de gittin bir başkasının kollarına.
Olsun, ben bu kez sana tüm hayatımı vereceğim, senin başkasıyla olduğunu bile bile bekleyeceğim.
Her şeyi affedebilirim ama vazgeçmeye mecbur bırakılışımı affedemiyorum.
Herşeyin bir zamanı var evet ama seninle yaşamak, seninle yaşlanmak isteğimin yok. Giden ömürden, farkına varmadan yaşıyoruz her saniyenin kıymetini bilmek geleceğe yapılan en büyük yatırım. Çünkü seninle gelecek o mutlu günlerin bedelini geçmişte fazlasıyla ödedim. Beni artık duymanı istiyorum..
Kaç yıl geçerse geçsin,
hangi koşullarda olursam olayım,
saat kaç olursa olsun,
“beni buradan al” dediğinde,
gelip seni oradan çıkartacağım..
Vazgeçmeyeceğim, hergün saatlerce fotoğraflarımıza bakmaktan vazgeçmeyeceğim. Bana yazdığın o mektubu hergün defalarca okumaktan vazgeçmeyeceğim. Senin yanındayken ki o mutluluğumu hayal etmekten asla vazgeçmeyeceğim. Kokunu unutmamak için gerekirse başka hiçbir koku almayacağım. Gülüşünü, o beynimin içine işlemiş gülüşün gözümün önünden bir saniye gitmeyecek. Herşey durmuş, hayat bitmiş benim için ama ben,beni yaşatan bu şeyleri düşünmekten vazgeçmeyeceğim. Seni bu kadar çok sevmekten hiçbir zaman vazgeçmeyeceğim