
izzy's playlists!
noise dept.
Keni
Cosimo Galluzzi

Game Changer & Make Some Noise

No title available
Sade Olutola
No title available
I'd rather be in outer space 🛸

if i look back, i am lost

Discoholic 🪩

pixel skylines
art blog(derogatory)
Show & Tell
Phantogram Three
Game of Thrones Daily
h

Origami Around
Not today Justin

❣ Chile in a Photography ❣
seen from Brazil
seen from Türkiye
seen from Italy

seen from Portugal
seen from Netherlands
seen from Saudi Arabia
seen from Brazil
seen from United States
seen from United States
seen from Saudi Arabia
seen from United States
seen from Mexico
seen from Colombia
seen from Vietnam
seen from United States
seen from United States
seen from Philippines

seen from Türkiye

seen from Türkiye

seen from United States
@kaybolanggalaksiler
Çekilecek kız değilimdir. Bazen çok konuşurum, bazen hiç konuşmam. Çok düşünürüm, çok üzülürüm ama belli etmem. Bazen çok uyurum, bazen hiç uyuyamam. Bir anda parlar sinirlenirim ama kim neden sinirlendiğimi anlamaz. Bazen çok olgun, bazen küçük bir kız çocuğu gibi davranırım. Dışarıdan bakıldığında çok itici gözükürüm ama kimseyi kırmamak için kendimden ödün veririm ve günün sonunda olan yine bana olur. Aileme çok bağlıyım, damarıma basarsanız gözüm kimseyi görmez tanınmayacak hale gelirim. Birisine güvenmem çok zordur bunun için çaba beklerim. Sustuğum zaman sessizliğimde beni anlamanızı beklerim. Bazen çok duygusalım en ufak şeye kırılıp saatlerce ağlayabilirim, bazende çok duygusuzum hiçbir şey hissedemem. Gözüm çok yükseklerde değildir yanımda sevdiğim insan varsa bir kaldırımda sabaha kadar oturup mutlu olabilirim. Seversem gözüm kimseyi görmez ufacık şeylere mutlu olabilirim ama ufacık şeylere de saatlerce ağlayabilirim. Başa çıkamayacak şekilde kıskançlığım vardır. Beni sevmek bir anda o kadar zor ama eğer isterseniz bir o kadar da kolaydır.
Bir şarkın olsun. Senin olsun. Hayatına giren her insana "BU BENİM ŞARKIM BAK" diye dinlet. Bir gün o kişinin hayatından çıktığında bir radyoda denk gelirse, seni hatırlasın.
Tek bir parfümün olsun. Özdeşleşmek iyidir. Dünya bu illa ki bir tek sen kullanmayacaksın. Öyle bir sana ait olsun ki, bir yabancıda bile duysa "ACABA BURDA MI" diye kokuyu duyanın gözü seni arasın.
Bir tane en yakın arkadaşın olsun. Sadece kötü günde değil, iyi günde aradığın ilk kişi olsun. Birlikte düşün, birlikte kalkın. Birbirinizi toparlayın, yaralarınızı sarın. Herkes gittiğinde "ŞANSIZLIĞINIZA" biraz gülün, biraz ağlayın.
Bir tane çok büyük aşkın olsun. Rakıya bahane olsun. Bir dönem çok sevmiş ol, bir dönem nefret etmiş. Her şey küllendikten sonra tebessümle hatırla. Biraz da bi yanın acıyarak "O OLSAYDI NASIL OLURDU ACABA HAYATIM? diye sorgulayarak. Artık bişey hissetmesen de “BAŞINA BİŞEY GELSE YİNE DE İLK BEN KOŞARIM” diyecek kadar. Unutma masallar mutlu sonla, efsaneler kavuşamamakla biter.
Bir evlat edin. Bir kedi olur, bir köpek de ama olsun kapılarını aç. Senden olmayan ama senin ilgine muhtaç bir kalbin atışlarını ellerinde hisset. Bir canlının hayatını değiştirmek acayip bir şey. Birinin kahramanı olmak istersen bundan büyük fırsat olmaz. Sevmek çok güzel, hele bir de her koşulda sevilmek..
Bol bol kitap oku biri seni derinden etkileyene kadar oku. Onu bulduğunda kimseyle paylaşma. O hikaye senin. Beğenmediğin sayfayı yırt, sevdiğin yerleri yıldızlarla donat. Başucunda dursun. Belki bir gün biri gizlice o sayfaları keşfeder. Seni daha iyi tanıma imkanı olur.
Salaş bir restoran edin. Patronundan garsonuna kadar tanı. Kafan mı bozuk, mekan dolu mu, sana yer açaçakları kadar müdavimi ol. Bir masan olsun, hep oturduğun. Bir başına gitsen bile başına bişey gelmeyeceğini bil. Bir gün belki kapanır yada yıkılır. Ama sen önünden her geçtiğinde "BURDA ESKİDEN HEP Bİ YERİM VARDI" dersin.
Bir hobin olsun kaçmak için. Hiçbir şey düşünmediğin. Dünyadan uzaklaşabildiğin. Onunla övün. En iyi yaptığın şey olsun insanlar şaşırsın. Senin için coçuk oyuncağı olsun.
Bir şey işte imkansız olsun. Peşinden koş, yorul. Defalarca vazgeç, defalarca dene. Susmanın çaresizliğini de yaşa bağırmanın da. Uykuların kaçsın. Düşündükçe saç diplerin bile uyuşsun. Her ne ise istediğin, Aşk da olur iş de. Bağrına taş bas gerekirse, yeter ki gece yatağına yattığında "BEN ELİMDEN GELENİ YAPTIM" de. Bazen kazanamamış olsan da, yapabileceklerinin yada bir şeyi delice istemenin limitini görmek de zaferdir..
Vakit ayırdığın bi ailen olsun. Yarın kaybettiğinde keşke daha çok zaman ayırsaydım demeyeceğin. Pişmanlık kötüdür. Bir daha geri getirmeye gücünün yetmedikleri içinse, işkence. Kıymetini bil. Yarın ne olacağı belli değil. Kalp krizi dediğin bir kaç saniye KALP KIRMA..
Sınırların olsun aşılmayacak. Duvarların olsun yıkılmayacak. Herkes bilsin. Ona göre davransın..
Bir alanın olsun metre karesi dert değil. Kapısını kapattığında gerçek sen olabildiğin. Dört duvardan birinin dibine çöküp ağlayabildiğin. İNSAN EN ÇOK KENDİNİ ÖZLÜYOR ÇÜNKÜ..
Bir sevdiğin olsun tabi. Belki hayallerindeki gibi olmaz koşullar ama, bir şeyleri birlikte var etmenin tadı bi başka. Para araç değil amaç olsun mutluluğuna. Olmadığı zamanda elindekileri çömertçe paylaşabil. En çok onla gül. Saatlerce muhabbet edebil. Birbirinize ulaşamadığınızda "BAŞKA BİRİYLE Mİ ACABA" diye değil "BAŞINA BİŞEY Mİ GELDİ" diye endişelenen. İlişkini başkalarıyla kıyaslama. Biri sevdiğini çok söyler, biri daha çok gösterir. Sen de biri eksikse bu seni daha az seviyor demek değildir. TELEFON KARIŞTIRMAKLA ÖMÜR GEÇMEZ. BİR İNSAN BİŞEY YAPMAK İSTİYORSA YAPAR. KALBİN TEMİZSE SEN ARAŞTIRMADAN DA KARŞINA ÇIKAR KORKMA. SONUNA KADAR GÜVEN. BİRGÜN KIRILIRSA KALP YENİSİNİ İNŞA EDER.
VE KALBİNİ TEMİZ TUT. ÇEVRENİ DE, UNUTMA YAPTIĞIN HER İYİLİK BİRGÜN SANA GERİ DÖNER..
Binlerce anı var zihninde, binlerce kelime , binlerce hayal kırıklığı , binlerce mutluluk ,binlerce acı ,binlerce unutulmaya yüz tutmuş yaşanmışlık. Binlerce dökülmüş gözyaşı var gözlerinde, binlerce ağlayamadığın düğüm boğazında. İstemeden ya da isteyerek ettiğin binlerce veda var içinde, binlerce vazgeçiş, binlerce fazla fazla edemediğin veda. Binlerce cümle var söyleyemediğin dilinde, binlerce söylediğin kelime. Binlerce hata var ,binlerce günah ve binlerce doğru. Yolun sonuna geldiğini hissediyorsun şimdi. Yeterince yol yürüdüğünü, yorulduğunu, gücünün kalmadığını, bilerek ve bilmeyerek yaptığın her şeyin üstüne yıkıldığını. Hepsi oldu.Hepsini yaşadın.Yaşayacak çok şeyinin kalmadığını düşündüğünde bile yaşamak için bir müziğe,bir kitaba, bir filme, denize, sokakta yürürken yanından geçen insanların parfüm kokularına, yağmurdan sonra kokan toprağa, annenin diktiği nergis kokusuna, yürürken gördüğün en sevdiğin çiçek olan güllere, inanmayı güvenmeyi bıraktığın insanlara bile tutundun. İçinde hep sevdin bu dünyayı ama çoğunlukla sevemedin de. Hep bir eksikti bu dünya sana. En küçük yaşlarda başlamıştın bu garip eksikliği, yabancılığı hissetmeye. Ait olamadığın yere ait olmak isteyip ait olamayandın sen. Hata yaptın diye başkasının da sana hata yapmasını acıyla kabul de ettin. Başkaları rahat etsin diye kendi rahatından da vazgeçtin. Yeri geldi başkalarını kendin için hiçe de saydın, yeri geldi başkaları için kendini. İkisini de sevdin. Kendin için kalpsiz gibi görünmeyi de, başkaları için hiç birşey yokmuş gibi göstermeyi de. Eksiklerini gösterdin.Kimi zaman hayal kırıklığına uğrasan da göstermek bile yetti bazen.Ama biliyorum hep kendi kendini topladın.Hep kendinle doldurdun o eksiklikleri. Seni topladığını düşünen herkes dağıttı seni.Dağıttığını sananlarsa topladı.Kötü şeyler hep olur, acı şeyler hep olur, mutlu şeyler hep olur, pişmanlıklar hep olur, herşey yıkılır ama her şey yeniden başlayadabilir. Nedenler küçük gelebilir, büyük gelebilir.Ölüme de aşık olabilirsin ,yaşamaya da. Herşeye aşık olabilirsin baktığında. Bir insana, bir çiçeğe ,bir şarkıya , görünmeyene ve görünene. Herşeyden nefrette edebilirsin. Bir şarkıdan, bir insandan ,bir kitaptan.Çünkü bu yaşam herkese farklı yollar sunar.Farkı insanlar , farklı şehirler , farklı sokaklar, farklı acılar ve mutluluklar. Kendine de aşık olabilirsin nefret ederken kendinden. Çok anının olması mı? Yoksa boş yaşamak mı daha iyi olurdu? Diye düşünüyorum hep. Bunca acı, bunca mutluluk, bunca pişmanlık hepsi yaşanmamış olsaydı nasıl biri olurdum diyorum kendime.Bomboş olurdun diyo içimdeki ses. Boş bir sayfa tertemiz beyaz.
bir annenin evladına duyduğu, hissettiği o derin ve çok ince merhamet duygusunu dünyada başka herhangi bir varlığın hissetmiş ya da hissedecek olduğuna inanmıyorum. abla oldum, teyze oldum, evlat oldum dost arkadaş oldum kalbim çabuk üzülür, etkilenir, herkesin derdiyle dertlenir ama evlat dendiğindeki o kalbin cızzz hali bambaşka. bu duygunun baba için olanı da öyledir muhakkak. Allah hepinize hayırla anne ve baba olmayı nasip etsin.
anne olan arkadaşlar baba olan arkadaşlar yanlış mıyım.?
Sigmund Freud'a göre, genç bir insanın hayatını mahveden üç şey vardır: Duygusallık, farkındalık ve fazla düşünmek.
Onsuz geçen her vaktime sinirleniyordum. Gidemediğim onunda gelemediği saatlere hep öfke doluydum. Sesini duyduğum an bu öfke kaybolup giderdi. Bana bakışlarını gördüğüm an ruhum uçuyormuş gibi hissederdim. Onu dinlemeyi ve izlemeyi çok seviyordum. Bazen çok umursamadığım şeyler anlatsa da onları anlatırken ki mimiklerinde kendimi kaybettiğim için uzun uzun susardım. Açıkcası sesini tek başına duymaktan çok her zaman ona bakarken onu dinlemeyi daha çok sevmişimdir. Onu izlerken zaman veya dünya durmasa da benim için herşey dururdu.
Seni sevmek güzel şey, seni sevmek ümitli şey, dünyanın en güzel sesinden, dünyanın en güzel şarkısını dinlemek gibi bir şey
Kendime yaptığım en büyük iyilik bırakmayı ögrenmek oldu. Her şeyi, herkesi bırakmak.
tüm bu karmaşanın içinde savrulup giderken, yorgunlukla boğuşurken günün sonunda sarıl bana.
Binlerce anı var zihninde, binlerce kelime , binlerce hayal kırıklığı , binlerce mutluluk ,binlerce acı ,binlerce unutulmaya yüz tutmuş yaşanmışlık. Binlerce dökülmüş gözyaşı var gözlerinde, binlerce ağlayamadığın düğüm boğazında. İstemeden ya da isteyerek ettiğin binlerce veda var içinde, binlerce vazgeçiş, binlerce fazla fazla edemediğin veda. Binlerce cümle var söyleyemediğin dilinde, binlerce söylediğin kelime. Binlerce hata var ,binlerce günah ve binlerce doğru. Yolun sonuna geldiğini hissediyorsun şimdi. Yeterince yol yürüdüğünü, yorulduğunu, gücünün kalmadığını, bilerek ve bilmeyerek yaptığın herşeyin üstüne yıkıldığını. Hepsi oldu.Hepsini yaşadın.Yaşayacak çok şeyinin kalmadığını düşündüğünde bile yaşamak için bir müziğe,bir kitaba, bir filme, denize, sokakta yürürken yanından geçen insanların parfüm kokularına, yağmurdan sonra kokan toprağa, annenin diktiği nergis kokusuna, yürürken gördüğün en sevdiğin çiçek olan güllere, inanmayı güvenmeyi bıraktığın insanlara bile tutundun. İçinde hep sevdin bu dünyayı ama çoğunlukla sevemedin de. Hep bir eksikti bu dünya sana. En küçük yaşlarda başlamıştın bu garip eksikliği, yabancılığı hissetmeye. Ait olamadığın yere ait olmak isteyip ait olamayandın sen. Hata yaptın diye başkasının da sana hata yapmasını acıyla kabul de ettin. Başkaları rahat etsin diye kendi rahatından da vazgeçtin. Yeri geldi başkalarını kendin için hiçe de saydın, yeri geldi başkaları için kendini. İkisini de sevdin. Kendin için kalpsiz gibi görünmeyi de, başkaları için hiç birşey yokmuş gibi göstermeyi de. Eksiklerini gösterdin.Kimi zaman hayal kırıklığına uğrasan da göstermek bile yetti bazen.Ama biliyorum hep kendi kendini topladın.Hep kendinle doldurdun o eksiklikleri. Seni topladığını düşünen herkes dağıttı seni.Dağıttığını sananlarsa topladı.Kötü şeyler hep olur, acı şeyler hep olur, mutlu şeyler hep olur, pişmanlıklar hep olur, herşey yıkılır ama herşey yeniden başlayadabilir. Nedenler küçük gelebilir, büyük gelebilir.Ölüme de aşık olabilirsin ,yaşamaya da. Herşeye aşık olabilirsin baktığında. Bir insana, bir çiçeğe ,bir şarkıya , görünmeyene ve görünene. Herşeyden nefrette edebilirsin. Bir şarkıdan, bir insandan ,bir kitaptan.Çünkü bu yaşam herkese farklı yollar sunar.Farkı insanlar , farklı şehirler , farklı sokaklar, farklı acılar ve mutluluklar. Kendine de aşık olabilirsin nefret ederken kendinden. Çok anının olması mı? Yoksa boş yaşamak mı daha iyi olurdu? Diye düşünüyorum hep. Bunca acı, bunca mutluluk, bunca pişmanlık hepsi yaşanmamış olsaydı nasıl biri olurdum diyorum kendime.Bomboş olurdun diyo içimdeki ses. Boş bir sayfa tertemiz beyaz.
Yaş aldıkça öğreniyorsun
İnsan zaman geçtikçe bazı şeyleri daha iyi anlıyor gerçekten olan biteni daha iyi görüyor bende zamanla neyin ne olduğunu daha iyi anlamaya başladım artık büyüdüm ve daha çok olgunlaştım neyin neden niçin yapıldığını daha farklı açıdan bakmaya başladım ama bu benim hiç hoşuma hoşuma gitmiyor çünkü eskiden yani 18 19 yaşlarımda sanki her şey daha güzeldi ve bana yapılanlar olanlar güzel ve eğlenceli geliyordu artık hiç öyle değil çünkü artık büyüdüm ve insanların yaptıklarının ne doğru ne yanlış ne gerçek ne sahte olduğunun farkına varmaya başladım şimdilerde daha net olanları bana yapılanları görüyorum kimin gözünde ben ne kadar değerliyim anlayabiliyorum kimin yapmacık sahte samimiyetli olduğunu görebiliyorum eskidende böyleymiş ama ben yapılanları hep kendi açımdan güzel yorumladığım için belkide göremiyordum artık anladım ki bunun faydası yok bundan sonra benimde hayata bakış açım bana gerçek samimiyetle gelene doğrulukla olana değerimi bilene göre olucak kim bana nasıl yaklaşırsa bende öyle yaklaşacağım kötülük eden karşılığını misliyle alacak yok artık öyle olsun yaptıysa bi bildiğinden yapmıştır düşüncesi onlar küçük bernanın düşüncesiydi artık bana değer verene iyi anımda da kötü anımda da yanımda olana bende daha fazla değer verip başımda taşırım yoksa yok kimse kusura bakmasın yada bakarsanızda bakın hiç farketmez siz benim size gösterdiğim saygının sevginin değerini bilirseniz bende bilirim bu kadar net. Yeni yılda böyle bir benle başlıyorum hayırlı geceler iyi seneler herkese
Ben insanlarla nasıl yaşanır bilmiyorum. Yani insanlarla nasıl konuşulur, onlarla nasıl vakit geçirilir, biriyle arandaki mesafe nasıl ayarlanır. Bunların hiçbirini bilmiyorum.
İnsandan ve bütün canlılardan iğreniyorum. Kendimdense nefret etmekten yoruldum ve bu konuda hiçbir şey hissetmiyorum. Oksijenle alışverişi olan her yaratık midemi bulandırıyor. Gözkapaklarımı derime kaynak makinesiyle yapıştırmak istiyorum. Bir canlı daha görmemek için! Ellerimden, ayaklarımdan korkuyorum. Kalabalıklardan korkuyorum. Tek isteğim, bütün düşündüklerimi içinde barındıran beynimi bedenimden yırtıp uzay boşluğuna fırlatmak. Bedenim olmadan, sadece ve sadece var olduğumu bana hatırlatacak olan zihnimin uçmasını istiyorum. Buna ruh diyenler de var. İlgilenmiyorum isimlerle. Sadece hiçliğin içinde bedensiz bir zihin olmak istiyorum. Sadece bir düşünce olarak var olmak! Tek aklıma gelen bu, yaşama acımdan kurtulmak için. Sonsuz hiçlikte yüzen bir düşünce. O kadar! Ölmek mi gerek bunun için? Belki evet. Belki hayır. Ölünce tamamen yok olma ihtimali de var. Düşüncenin de, zihnin de gömülüp çürüme ihtimali. Onun için ben hâlâ nefes alıp verebiliyorken gerçekleştireceğim zihnimi yok etmeyi. Bedenim yokmuş ve üzerinde durduğum dünya sonsuz bir hiçlikmiş gibi var olacağım… Sadece bir zihin. Çevresinde de yiyen, yediklerini boşaltan, uyuyan bir et!
tanrı onu sabaha karşı beş gibi yaratmış. öyle güzel.
Sevebilir misin beni, olduğum gibi. Hiçbir kurala, sınıra, beni bana hapsetmeden, değiştirmeye, benzeştirmeye, çözümlemeye çalışmadan, yargılamadan, sorgulamadan, tanımlamadan, başı sonu belli olmayan bir sonsuzluklar coğrafyasında, sevebilir misin beni, olduğum gibi. Anlam veremediğin hallerim, sözlerim, tavırlarımla, Yersiz hüzünlerim, suskunluklarım, kıskançlıklarım la, Sebepsiz duygusallıklarım, pişmanlıklarım, özlemlerimle, kabına sığmaz coşkularım, isyanlarım, en deli çılgınlıklarımla Kırılganlığım, inatçılığım, gururum ve arzularımla, sevebilir misin beni, olduğum gibi. Yanlışlarım, yetersizliklerim, güçsüzlüklerim var. Aştığım, aşamadığım, aşmaya çalıştığım sıra dağlar var önümde. Kırmaya çalıştığım zincirlerim var ruhumda, yüreğimi daraltan, nefessiz bırakan.. Dipsiz kuyularım, göstermeye çekindiğim yaralarım, derinlere attığım korkularım var. Sevebilir misin beni, olduğum gibi. Hayallerim var benim; büyük, küçük, rengarenk. Umutlarım var; imkanlı, imkansız. Düşlerim var hadsiz hesapsız. İçimde bir çocuk var; saf ve alabildiğine günahsız. Bütün maskeleri çıkarıp, ruhumu özgür bırakabilecek miyim yanında. Sevebilir misin beni, bütün doğrularım ve yanlışlarımla...
Binlerce anı var zihninde, binlerce kelime , binlerce hayal kırıklığı , binlerce mutluluk ,binlerce acı ,binlerce unutulmaya yüz tutmuş yaşanmışlık. Binlerce dökülmüş gözyaşı var gözlerinde, binlerce ağlayamadığın düğüm boğazında. İstemeden ya da isteyerek ettiğin binlerce veda var içinde, binlerce vazgeçiş, binlerce fazla fazla edemediğin veda. Binlerce cümle var söyleyemediğin dilinde, binlerce söylediğin kelime. Binlerce hata var ,binlerce günah ve binlerce doğru. Yolun sonuna geldiğini hissediyorsun şimdi. Yeterince yol yürüdüğünü, yorulduğunu, gücünün kalmadığını, bilerek ve bilmeyerek yaptığın herşeyin üstüne yıkıldığını. Hepsi oldu.Hepsini yaşadın.Yaşayacak çok şeyinin kalmadığını düşündüğünde bile yaşamak için bir müziğe,bir kitaba, bir filme, denize, sokakta yürürken yanından geçen insanların parfüm kokularına, yağmurdan sonra kokan toprağa, annenin diktiği nergis kokusuna, yürürken gördüğün en sevdiğin çiçek olan güllere, inanmayı güvenmeyi bıraktığın insanlara bile tutundun. İçinde hep sevdin bu dünyayı ama çoğunlukla sevemedin de. Hep bir eksikti bu dünya sana. En küçük yaşlarda başlamıştın bu garip eksikliği, yabancılığı hissetmeye. Ait olamadığın yere ait olmak isteyip ait olamayandın sen. Hata yaptın diye başkasının da sana hata yapmasını acıyla kabul de ettin. Başkaları rahat etsin diye kendi rahatından da vazgeçtin. Yeri geldi başkalarını kendin için hiçe de saydın, yeri geldi başkaları için kendini. İkisini de sevdin. Kendin için kalpsiz gibi görünmeyi de, başkaları için hiç birşey yokmuş gibi göstermeyi de. Eksiklerini gösterdin.Kimi zaman hayal kırıklığına uğrasan da göstermek bile yetti bazen.Ama biliyorum hep kendi kendini topladın.Hep kendinle doldurdun o eksiklikleri. Seni topladığını düşünen herkes dağıttı seni.Dağıttığını sananlarsa topladı.Kötü şeyler hep olur, acı şeyler hep olur, mutlu şeyler hep olur, pişmanlıklar hep olur, herşey yıkılır ama herşey yeniden başlayadabilir. Nedenler küçük gelebilir, büyük gelebilir.Ölüme de aşık olabilirsin ,yaşamaya da. Herşeye aşık olabilirsin baktığında. Bir insana, bir çiçeğe ,bir şarkıya , görünmeyene ve görünene. Herşeyden nefrette edebilirsin. Bir şarkıdan, bir insandan ,bir kitaptan.Çünkü bu yaşam herkese farklı yollar sunar.Farkı insanlar , farklı şehirler , farklı sokaklar, farklı acılar ve mutluluklar. Kendine de aşık olabilirsin nefret ederken kendinden. Çok anının olması mı? Yoksa boş yaşamak mı daha iyi olurdu? Diye düşünüyorum hep. Bunca acı, bunca mutluluk, bunca pişmanlık hepsi yaşanmamış olsaydı nasıl biri olurdum diyorum kendime.Bomboş olurdun diyo içimdeki ses. Boş bir sayfa tertemiz beyaz.