KayZer | Hasat (enemies to....? ) 6. Bölüm
Bölüm 6: Bir Dönüş Var Mı?
[ Kaderler ]
(Özet)
Bölüm 6: Bir Dönüş Var Mı?
Kanlı koridorlarda yankılanan feryatlar ve berzah aleminde açan üç gizemli çiçek... Ölüme teğet geçen Zerrin, karanlık bir vedanın ardından mucizevi bir nefesle hayata tutunurken, ardında vicdan azabıyla kavrulan bir Kaya ve intikam hırsıyla yanan bir aile bırakır. Ancak tehlike henüz geçmemiştir; yoğun bakımın soğuk camları ardında başlayan sessiz savaş, gölgelerde bekleyen yeni düşmanlarla ve alevlenen kıskançlıklarla daha da sertleşir.
Konağın eşiğine atılan adımlar, sadece iyileşmeyi değil, hesapsız bağ bağları ve eski hesaplaşmaları da beraberinde getirir. Köşeye sıkışan kaçaklar son hamlelerini yaparken, Yaşar’ın kurnaz tuzakları ve İpek’in intikam yemini, gecenin karanlığında küçük bir canı hedef alır. Ateş çemberi daralırken alınan radikal bir karar, mecliste kartların yeniden dağıtılmasına sebep olur: Ağalık tacı yere bırakılacak, kader tamamen terk mi edilecektir?
Veda vaktinin yaklaştığı o uzun ve karanlık gecede; rüyalarla gerçekler birbirine karışır, gizli sevdalar gün yüzüne çıkar ve söylenmemiş sözler kriz anında tehlikeli bir patlamaya dönüşür. Kapı eşiğinde savrulan bir öfke, feda edilen gururlar ve son anda yaşanan sarsıcı bir kırılma... Herkesin kendi karanlığıyla yüzleştiği bu yolda, kopan fırtına hepsini bilinmeze doğru sürüklerken tek bir soru asılı kalır: Bu gerçekten bir veda mı, yoksa geri dönüşü olmayan bir felaketin başlangıcı mı?
🎬 1. Sahne: Üç Küçük Çiçek
[ Onu Kaybettik Mi? ]
Sahne, ihanetle kirletilmiş karanlık kraliyet salonunun koridoruna geri döner. Zerrin oluk oluk kan kaybetmektedir. Kaya ise tam bir yıkım halindedir; başını onun göğsüne gömmüş, acı içinde hıçkırarak ağlamaktadır. Düğüne gelmeyeceğine dair yemin eden Cihan, ambulansla birlikte bizzat gelmiştir...
Zerrin’in annesi baygınlık geçirir, Zerrin’in babası Acmel ise dehşet içinde hızla o lanetli salondan dışarı fırlayarak bocalayarak ilerler.
Ambulansın içinde Acmel, Zerrin’in yanına bindi ve Kaya’nın peşlerinden gelmesini engelleyerek onu tehdit etti.
(Ameliyathanenin dışında, hastane koridorunda... Kaya, etraftaki tüm patırtıya rağmen tek başına kanlar içinde kalmış bir halde durmaktadır...)
Kaya:
— Seni kendi ellerimle sonuna götürmek için her şeyi yaptım, seni bu şekilde cezalandırmaya devam edemem! Sen beni korudun, beni kendimden kurtardın, bana ruhunu ve ruhundan bir parçayı verdin ama ben senin ayakkabını kaplayan toprağa bile layık değilim!
(Zerrin’in annesi perişan bir halde durur ve ona mermi gibi sözler savurur)
Fidan:
— Sen bir lanetsin! Kızımın üzerine hükmedilmiş bir belasın! İnan bana Kaya, onun sonunun böyle olacağını biliyordum. Kızım senin yüzünden ölüyor, tıpkı oğlumun da sizin yüzünüzden öldüğü gibi! Ama lanetimiz her birinizin peşini bırakmayacak!
(Kaya duvara doğru çöker ve acıdan elini ısırır)
Acmel:
— İki oğlumu öldürdünüz, şimdi de kızıma zehrinizi akıttınız! Neslimi lanetlediniz sizi tilkiler! Eğer Zerrin ölürse, hepinizi teker teker bitireceğim, duymuyor musunuz beni şerefsizler? Sizi bu ellerimle parçalayacağım!
(Cihan, Şahin’in sonunu hatırlayarak oldukça duygulanmış görünür):
Cihan:
— Acmel! Yenge! Lütfen, ne vakit bu vakit ne de zaman bu zaman! Dua edelim de Zerrin sağ salim çıksın, sonra kimin hesabı varsa tek tek hesabını görür!
(Cihan, Kaya’ya kanlı kıyafetlerinin yerine yeni kıyafetler getirir ve kendi elleriyle üzerini değiştirmesine yardım eder)
Gergin ameliyathanede Zerrin, ölümün bir adım ötesinde son nefeslerini vermektedir. Karanlık komasında berzah alemine ait bir görü görür;
[Görü]
Zerrin, sevimli beyaz bir elbise giymiş, yeşil bir dağ yamacında durmaktadır. Baharın şefkatli rüzgarı yüzünü okşarken dağın tepesinde abisi Şahin ile karşılaşır.
Şahin:
— Abisinin çiçeği, gözünün nuru nasılsın?
Zerrin:
— Senin gidişinden beri acı çekiyorum, sen gittikten sonra bu dünyada hiçbir şeyin anlamı kalmadı. Vedalaşmadan nasıl gidersin? Bana kırgın olarak beni bırakıp gidecek kadar değersiz miydim senin için?
Şahin:
— Gel buraya...
(Onu göğsüne bastırır)
Şahin:
— Kalbim sana bir an bile kıymaya elvermedi, kalbim her durumda senden razıdır. Al bunları... (Üç küçük güzel ful çiçeği)
Zerrin:
— Bunlar nedir?
Şahin:
— Sende bir tane var, bu üç tanesi de geriye kalanlar. Kaya’ya söyle, çiçeklere ve onları taşıyana sahip çıksın!
(Aniden Zerrin’in kasvetli bir karanlık suretindeki gölge gibi karanlık bir versiyonu belirir)
Karanlık Zerrin:
— İzin vermeyeceğim!
Şahin:
— Gel benimle, canımı feda ettiğim...
Karanlık Zerrin:
— Nereye?
Zerrin:
— Bizi affetti!
Karanlık Zerrin:
— Nereye gideceğiz abi?
Şahin:
— Güzel bir yere, buradan bile daha güzel bir yere... Zerrin’e burada veda etmeliyiz, olur mu?
Zerrin:
— Abi! Nereye!
(Ameliyathaneye dönüldüğünde)
(Odadaki kalp monitörü durur ve kalp durmasını bildiren kesintisiz bir ses çıkarır)
Ancak diğer boyutta, yeni Zerrin pes etmeyi reddeder. Kendisine gülümseyen eski Zerrin’e ve ardından küçük beyaz çiçeklere bakar. Aniden cihaz yeniden atmaya başlar ve Zerrin bir mucize eseri hayata döner.
Doktor 4 saat sonra Zerrin’in ailesinin yanına çıkarak Zerrin’in henüz tehlikeli evreyi atlatamadığını ve durumunun takibi için yoğun bakıma alınacağını bildirir.
Bir saat boyunca Kaya, yoğun bakım penceresinden bakıp Zerrin’i o halde gördüğü için ağlayıp hıçkırmaktan başka hiçbir şey yapmaz.
Kaya:
— Zerrin’im! Gözümün nuru! Sana kıyamam! Uyan, kurban olayım sana! Zerrin uyan bir tanem! Bırakma beni Allah aşkına! Özür dilerim, özür dilemek seni geri getirmeyecek olsa da her şeyimle çok üzgünüm güzelim benim... Özür dilerim Zerrin, özür dilerim birtanem...
Cihan:
— Hadi gel... İfadeni almak istiyorlar.
Kaya:
— Abi lütfen...
Cihan:
— Kes sesini, tek bir kelime bile etme ve benimle gel!
(Hastane koridoruna dönüldüğünde Ali, soğukkanlı ve dirayetli görünmeye çalışarak içeri girer. Sonra herkesi teğet geçip yoğun bakım odasının önünde durur ve oracıkta çöker)
(Fidan onu uzaktan fark eder)
(Ali gözyaşlarına boğularak çöker):
Ali:
— Zerrin! Allah aşkına bu nasıl olur! Siyah gülüm benim, uyan Allah aşkına! Bu dünyada azaptan başka bir şey görmedin! Ama dünyalık karanlığın gölgesine bir daha dönmemen için her şeyi yapacağım, seni koruyacağım! Yemin ederim seni koruyacağım! Sadece dön! Lütfen dön!
🎬 2. Sahne: Her Zaman Yanında Olacağım
[ Bu Yeni Bir Başlangıç Mı? ]
Kaya ifadeden döndükten sonra Ali’nin kendisini yakasından tutup yoğun bakım kapısının kenarına çekmesiyle şaşkına döner.
Ali:
— Hangi yüzle onun etrafında dolanıyorsun!
(Kaya hâlâ perişan bir haldedir)
Ali:
— Sende hiç mi vicdan kırıntısı yok be adam! Daha ona ne yapacaksın? Güya onun pusu kuran düşmanı Yaşar’mış gibi geldin, oysa onun tepesinde, sağında, solunda dolanan asıl tehlike sensin!
Kaya:
— Ali! Lütfen bırak...
Ali:
— Ona bir daha yaklaşırsan yakandan gerçek anlamda nasıl tutuyorum görürsün! Uzak dur ondan! Yoksa benden hayatında görmediğin bir yüz görürsün ve onu sana göstermekten bir an bile pişman olmam! Bundan sonra onu senden ben koruyacağım!
(Ali öfkeyle çekip gider)
(Kaya gözleri gözyaşlarıyla dolu bir halde camdan ona bakar)
(Yoğun bakımda geçen 10 ilave günün ardından)
O günler geçti ve Kaya, her saniye kaburgalarını kemiren vicdan azabından kavrılarak dayanılmaz bir cehennemi yaşadı. Hastane koridorunda oturuyor, küçük kızı Şimal’i göğsüne sıkıca bastırıyor, ondan huzur bulup sessizce ağlıyordu. Her gün hastaneye gidiyor, Zerrin’in yatağının yanında oturup onun solgun yüzünü ve etrafındaki cihazları seyrediyor, soğuk elini tutup tutkuyla gözlerini açmasını bekliyordu. Fakat Zerrin derin bir komada kaldı ve henüz uyanmadı.
10 günün sonunda doktorlar onun durumundan ümidi kesmek üzereyken...
Zerrin gözlerini yavaşça açar ve hayati tehlikeyi atlattıktan sonra refakatçili bir odaya alınır. Kaya onun yatağının önünde oturmuş, ellerini öperek pişmanlık ve özlem gözyaşları dökmektedir; Zerrin ise yorgunluktan tekrar uykuya dalar.
Kaya:
— Şükürler olsun... Şükürler olsun seni kaybetmedim benim Zerrin’im. Bundan sonra gözlerimiz nasıl buluşacak bilmiyorum ama... Seni iyi görmek bana yeter.
(Gözyaşlarını siler, sonra gitmeye hazırlanır. O tam giderken Zerrin gözyaşlarıyla dolu gözlerini açar...)
Kaya hemen Şimal’i hazırlayıp Zerrin’i görmesi için getirmeye gider.
(Tek refakatçili odada)
Zerrin hâlâ uyumaktadır. Kaya, Şimal’i kucağında tutarken gözyaşı dökmektedir. Aniden uyanır.
Zerrin:
— Şi... Şimal’im...
Kaya:
— Seni görsün diye getirdim.
Zerrin:
— Yaklaştır onu bana, olur mu?
Kaya:
— Tabii ki, al... Dikkat et dikişlerine, ben onu tutarken sana yaklaştırayım... Böyle...
Zerrin:
— Sağ ol...
(Zerrin Şimal’i sever)
Zerrin:
— Annesinin bir tanesi, mis kokulum benim, anneni çok mu özledin?
Kaya:(Şaşkın ve saf bir edayla)
— Çok! Yani o özledi, ikimiz de özledik yani...
Zerrin:
— Nasıl beslendi? Annem burada birkaç gün kaldığımı söyledi.
Kaya:
— Bir çaresine baktık. Şimdi sen nasılsın? Yani yaran ve durumun iyi, değil mi?
Çocuğu nazikçe kucağına koydu, ardından iki adım geriledi. Başını öne eğerek kırgın ve pişman bir ses tonuyla konuştu:
Kaya:
— Geçmiş olsun Zerrin...
(Zerrin yarasına yüklenir ve Kaya bunu fark eder)
(Kaya Zerrin’e daha da yaklaşır)
Kaya:(Bocalayarak)
— S... Şimdi alacağım onu. Dikişin patlamasın diye Şimal’i alayım. Onu yengeme verip döneceğim.
Zerrin:
— Tamam, al onu benden ve geçici olarak şu yatağa koy.
Kaya:
— Tamam.
Zerrin:
— Doğrulmama yardım edebilir misin?
Kaya:
— Tabii ki, tabii ki! Ama ya yarana zarar gelirse diye korkuyorum... Hemşireyi çağırayım mı?
Zerrin:
— Sadece yardım et, oturuşumu düzelteceğim biraz. Sakıncası yoksa biraz da su istiyorum.
Kaya:(Sevimli bir şaşkınlıkla bocalayarak lafları karıştırır)
— Kesinlikle tabii ki, hemen oturuşu getirip suya yardım edeceğim!
Zerrin:(Zorlukla gülmeye çalışarak)
— Yapma, bu halimdeyken beni güldürme Allah aşkına Kaya!
Kaya:
— Özür dilerim, kusura bakma... Gerçekten çok heyecanlıyım!
(Zerrin ona gülümser)
(Ertesi sabah olduğunda)
Zerrin’in odasının kapısı çalınır ve içeri Ali girer. Zerrin onu görür görmez gülümser ama Ali’nin gözleri yaşlıdır.
Zerrin:
— Gel...
Ali:(Kapıda durarak)
— Bütün vakit buradaydım ama... Seni sevdiklerinle baş başa bırakmak istedim.
(Ali kapıyı hafifçe aralık bırakıp yaklaşır)
Zerrin:(Ellerini tutarak)
— Dün seni göremediğim için üzüldüm, otur...
(Ali karşıdaki sandalyeye oturur ve ellerini okşar. O sırada kapının önünde Kaya, Zerrin hastane yemeğini sevmediği için ona kahvaltı getirmiş bir halde durmaktadır. Ali’nin Zerrin’in ellerini okşadığını görür ve konuşmalarını dinlemeye karar verir...)
Ali:
— Çok korktum, endişelendim... Yani açıkçası aklımı kaçırıyordum.
Zerrin:
— Darsızın ömrü uzun olur derler, öyle değil mi?
Ali:
— Dün beni göremedin diye gerçekten üzüldün mü?
(Kaya kapının arkasından öfkeyle bakar, sonra tepsiyi bırakıp dinlemeye devam etmek için geri döner)
Zerrin:
— Ya! Lafın gelişi söyledik işte!
Ali:(Şaka yollu elini bırakır)
— Ya hanımefendi, ne demek lafın gelişi! Allah Allah! Zaten bundan sonra benden bıkacaksın. Hadi bakalım, sana kahvaltını getirdim, hastane yemeğini sevmezsin. (Yaklaşıp fısıldar) Hastane yemekleri kedi maması gibi!
(Zerrin güler. Kaya öfkeyle oradan uzaklaşır, yemeğin yanına, odanın önündeki bekleme sandalyesine oturur. İki dakika sonra Ali dışarı çıkar ve Kaya dışarıda onu beklemektedir)
Kaya:
— Gel, konuşacağız.
Ali:
— Seninle benim aramda ne konuşması olabilir ki!
Kaya:
— Bak Oğlum , burada ne işler dönüyor!
Ali:
— Ne demek istiyorsun, adam gibi konuş...
Kaya:
— Ne peşinde olduğunu anlıyorum. Zerrin’den uzak dur, seni uyarıyorum!
Ali:(Alay ederek)
— Zerrin’den mi uzak duracağım? Ve beni sen mi uyarıyorsun? Hangi yüzle konuşuyorsun be lan!
Kaya:
— Sana söyleyeceğimi söyledim!
Ali:
— Ya Oğlum benim sabrımı daha fazla zorlama! Bundan sonra ona zarar vermene izin vermeyeceğim. Yaklaşmana izin verirsem şanslı sayılırısın!
Kaya:
— Allah Allah! Sen kim oluyorsun da izin verip vermiyorsun! Bak koçum benim sinirlerimi tepeme sıçratma!
Ali:
— Sana daha önce de söyledim! Onu daha fazla mahvetmene izin vermeyeceğim ve karşında dimdik duracağım!
Kaya:
— Göreceğiz Ali...
Ali:
— Göreceğiz, hem de çok güzel göreceğiz!
(Kaya, Ali’nin beliren açık duygularından dolayı korkuyla bakar ve ona büyük bir kinle bakmaya devam eder...)
🎬 3. Sahne: Tehdit Artık İşe Yaramıyor
[ Sizi Korumama İzin Ver ]
(Zaman: Aynı günün gecesi)
Yaşar’ın deposunda İpek, adaletin pençesinden ve Kaya’nın Midyat ile Mardin’in dört bir yanına yayılmış adamlarından kaçmak için son gün ve geceleri hayvan ağıllarında ve boş depolarda geçirmekten perişan olmuş bir halde, gelinliği çamura bulanmış, saçları dağılmış bir şekilde korkudan titreyerek gecenin karanlığında Yaşar’ın inine süzüldü. Çaresizce, belki de kendi sıkıntısında kendisine yardım eder umuduyla Yaşar’a sığınmaya karar vermişti; çünkü Zerrin ve Kaya’ya zarar vermek Yaşar’ın da işine geliyordu.
Gecenin yarısında dökülen haliyle Yaşar’ın karşısına çıkınca Yaşar irkildi.
Yaşar:
— Bismillah! Cin misin cinnet mi kızım!
Yaşar önce şaşkınlıkla baktı, ardından onun İpek olduğunu anlayınca şaşkınlığının yerini kurnazlık ve sakinlik aldı. İpek nefes nefese içeri girip dehşetle konuştu:
İpek:
— Benim, bienim İpek Ondarlı Oğlu
. Kaya'yı vurmayı planlıyordum ama yanlışlıkla Zerrin'i vurdum. . ... Polis her yerde beni arıyor, Kaya’nın adamları da öyle! Benim sınırı geçmemi sağla Yaşar, ne karşılığında olursa olsun! Senin yöntemlerin olduğunu duydum!
Yaşar, bencilce ve gizemli bir gülümsemeyle yanıt verdi:
Yaşar:
— Madem benim yöntemlerim olduğunu duydun, öyle tehlikeli hizmetleri karşılıksız vermediğimi de duymuşsundur. Bak, bunu yapacağım... Çünkü yakında sana ihtiyacım olacak İpek. Bir şekilde koz olmalısın. (Ciddi bir tonla devam etti) Zerrin konusunda benim de söyleyeceklerim var, bekle... Seninle planıma başlamadan önce son bir denemem daha var.
Yaşar, Zerrin’in kendisine dönmesini beklemiyordu; ortak kaçakçılık operasyonları için mutlak bir iş birliği ve güvence arıyordu ve elinde son çaresiz bir baskı kozu vardı.
Kaya, hastane koridorunda oturmuş düşünürken Yaşar, korumaların yokluğundan faydalanarak Zerrin’in odasına süzüldü. Masaya bir buket çiçek bıraktı, ardından yatakta toparlanmaya çalışan Zerrin’e döndü. Alçak, kurnaz ve tehditkar bir tonla konuştu:
Yaşar:
— Durumunun tehlikesine rağmen pek bir güzel görünüyorsun! Harika... Kısa keselim, geçmiş olsun Hanım Ağa... Bak zamandan tasarruf edelim, buraya seninle açıkça pazarlık etmeye geldim. O tilki Kaya telefonumdaki videoları silmiş olsa da seni hâlâ çok kötü şekilde mahvedebilirim. Bunun yaşanmaması karşılığında tam bir iş birliği ve sevkiyat koordinasyonu istiyorum. Yasaklı madde sevkiyatlarımı senin bölgenden ve pazarından geçirmeme izin vereceksin, yoksa seni küçük kızın Şimal’den sonsuza dek mahrum bırakırım! İyi düşün keskin gözlü...
O anda Kaya kapıya yaklaşmış ve bu alçakça şantajı dinlemişti. Kör bir öfkeye kapıldı, dünya gözünde döndü. Bir kasırga gibi odaya daldı, Yaşar’ın üzerine atıldı ve hemşirelerin çığlıkları arasında onu yakasından tutup vahşice dış koridora sürükledi. Kaya ona acımasız ve sert darbeler indirerek yüzünde yaralanmaya yol açtı. Yaşar ise Kaya’yı kışkırtmaya devam ediyordu:
Yaşar:
— Ne oluyor sana gangster! Sakin ol, konuşuyoruz...
Kaya:
— Seninle ne konuşması olacak ulan &%$`! Mesele şu! Yemin ederim seni bir daha onun etrafında dolanırken görürsem soyunu kuruturum! Defol git buradan yüzünü toprağa gömmeden önce! Güvenlik, atın şunu hastaneden dışarı!
Kaya, kapının arkasından şok içinde ve korkuyla olayı izleyen Zerrin’e döndü.
Zerrin:
— Kaya! Şimal nerede, Şimal nerede?
Kaya onu sakinleştirdi ve gözleri tam bir ciddiyet ve samimiyetle dolarak konuştu:
Kaya:
— Zerrin, Şimal konakta babaannesiyle birlikte... Hiç korkma, bundan sonra kimse sana dokunamayacak, yemin ederim. Bu sefer üzerime düşeni yapacağım ve seni kanımla, canımla koruyacağım... Sadece bana son bir şans ver, her şeyi düzeltmem için tek bir şans!
Zerrin boyun eğip teklifini kabul etmeden önce birkaç saniye Kaya’nın gözlerine baktı. Sakin ve ağır bir ses tonuyla konuştu:
Zerrin:
— Sadece Şimal ve onun güvenliği için... Bu şansı kabul edeceğim Kaya, bizi koruyacaksın...
🎬 4. Sahne: Ateşkes
[ Sen Yabancı Değilsin ]
Zerrin’in cihazlar, korku ve özel anlar arasında geçirdiği acı dolu günlerin ardından Kaya, zaman zaman onu biraz yürütmeye çalışıyordu. Bu sırada Şimal, Zerrin’in yatağında mışıl mışıl uyurken aralarındaki duygusal kıvılcım hiç sönmüyordu.
Zerrin’in durumunu takip eden doktor odaya girdi ve yüzünde rahatlatıcı bir gülümsemeyle yarasını kontrol etti. Zerrin’e ve onun gölgesi gibi duran Kaya’ya dönerek konuştu:
Doktor:
— Mucize tamamlandı Zerrin Hanım! Yaranız tamamen kapanmamış olsa da, yaraya sürekli bakım yapacağınıza ve kontrollerinizi aksatmayacağınıza söz verirseniz bugün hastaneden çıkıp evinize dönebilirsiniz.
Zerrin yanında uyuyan kızı Şimal’e bakarak derin bir nefes aldı. Kaya’nın gözleri ise rahatlama, gelecek korkusu ve geçmişe dair yoğun bir suçluluk ile pişmanlıkla parıldadı.
(Doktor dışarı çıkar)
Zerrin:
— Kaya, kıyafetlerimi verir misin? Şu küçük dolapta olmalılar.
Kaya:
— İzin ver sana yardım edeyim.
(Hemşire içeri girer)
Hemşire:
— Hizmetleriniz için teşekkürler beyefendi ama bunu halletmek için biz buradayız.
(Kaya bocalayarak lafı karıştırır)
Kaya:
— Ş... Şey, o zaman ben dışarıda olayım Hemşire Hanım, siz bitirene kadar.
Zerrin:
— Tamam, öyle olsun.
Hastaneden çıkış kararının ardından Kaya, güvenliklerini sağlamak adına onlara bizzat eşlik etmekte ısrar etti.
Araba konağın büyük kapısının önünde durdu. Kaya önce inip kapıyı son derece nazikçe açtı ve dışarı çıkmasına yardım etti. Zerrin yavaşça onun omzuna tutunarak çıktı; adımları ağırdı, yaranın etkisiyle nefesi kesiliyordu. Ali ise eşikte onları bekliyordu, ikisini birlikte yaklaşırken görünce gözlerinde kıskançlık ateşleri yanıyordu.
Kaya dış kapıda durmuş, tetikte olan gözlerle onun adımlarını kollarken Ali, Kaya’yı pas geçip kararlı adımlarla ilerledi. Zerrin’in elini nazikçe tutarak onu ana salondaki koltuğa doğru destekledi.
Ali:(Açık bir endişe barındıran sıcak bir tonla)
— Sağ salim geldiğine şükürler olsun... Ömrünün uzun olduğunu biliyordum. Sen yokken burası çok karanlık ve ıssızdı. Burada dinlen ve hiç kımıldama.
Kaya:
— Ne? Sen buraya geliyor muydun?
(Zerrin Kaya’ya hayretle bakar)
Kaya:
— Yani demek istediğim, o yokken burada ne yapıyordun? Gerek yok, adamlarım dışarıda... Evi emniyete almak için yani.
Ali:(Kaçamak bir edayla)
— Mardin’e geldiğimden beri neredeyse burada yaşıyorum. Zerrin beni ağırladı, sağ olsun...
Zerrin:(Gözlerinden yorgunluk okunarak)
— Teşekkür ederim Ali... Ve sen de Kaya... Bu günlerde yanımda olmasaydınız direncim bu kadar güçlü olmazdı...
Zerrin konağının eşiğine adımını atmadan önce Kaya adamları arasında kırmızı alarm ilan etti. Yaşar’ın susmayacağını ve gözü dönmüş İpek tehlikesinin hâlâ devam ettiğini biliyordu; bu yüzden ne pahasına olursa olsun koruma işini bizzat üstlenmeye karar verdi.
(Ali Zerrin’in yanına oturur ve şefkatle omzunu tutar)
Ali:
— İyileşmen ne büyük şans!
Zerrin:
— Şimal için dönmüş olmam ne büyük şans, şuna baksana...
O anda Kaya, tıbbi bakım malzemelerinin olduğu çantayla içeri girdi. Ali’ye kışkırtıcı bir kararlılıkla baktı, ardından alışılmadık derecede sakin bir tonla Zerrin’e döndü.
Kaya:
— Zerrin... Bütün gün adamlarımın başında dışarıda olacağım... Sen bu felaketi atlatıp sağlığına tamamen kavuşana kadar...
Zerrin:(Onun yorgun gözlerine bakar ve yavaşça başını sallar)
— Teşekkür ederim... Şimal şu an tek önceliğim, onun için çok korkuyorum... Hem sen yabancı değilsin nasıl olsa.
(Aralarındaki bu teselli sözlerinden Ali’nin yüzünde kıskançlık belirir. Fakat Kaya zekice ve kurnazca yaklaşır, elinde telefonla soğukça gülümser)
Kaya:(Ali’ye hitaben)
— Ali bay!... Cihan az önce aradı. Eski çiftliğin yakınında inceleme gerektiren şüpheli bir hareketlilik olduğunu söyledi. Batman’deki işçilerin ve makinelerin çalışma sistemini denetlemek için güvendiği birine ihtiyacı varmış... Bilgisayar ve programlama işlerinden anlarsın, değil mi?
Ali:(Öfke ve bastırılmış bir sıkıntıyla)
— İşçilerin ve makinelerin programlamayla ne alakası var Kaya Bey?
Zerrin:
— Odaya gideceğim, üstümü değiştirip Şimal’e bakacağım.
Kaya:
— Geleyim.
Zerrin:
— Gerek yok... Ben dönene kadar siz konuşmanıza devam edin.
Ali:
— Şimal’in sütünü hazırladım, yatağının yanındaki küçük komodinin üzerinde bulursun.
Zerrin:(Gülümseyerek)
— Sağ ol...
(Zerrin uzaklaşır)
Kaya:(Ciddi ve sert mimiklerle)
— Bak lan! Benim sinirlerimi bozma! Ne yapmaya çalıştığını ikimiz de biliyoruz! Her neyse, seni ismiyle isteyen Cihan’dı, benimle bir alakası yok... Programlamanın makinelerle, ineklerle ne alakası olduğunu git kendisine sor! Zerrin’in ve Şimal’in güvenliği söz konusu olduğu sürece ben koruma için burada kalıyorum. Eğer bunu önemsiz görüyorsan o senin sorunun...
Ali öfkeyle soludu. Odasının kapısında merakla bekleyen Zerrin’e baktı ve çaresizce ekledi:
Ali:
— Gidip kendim bakacağım... Ama çok yakında döneceğim Kaya, bunu iyi unutma!
Ali öfkeli ve gergin adımlarla yeri döverek çıktı. Büyük kapı kapandı ve evin içine yeniden bir sessizlik hakim oldu.
Gece olduğunda yaranın etkisi Zerrin’i zorlamaya başladı ve steril antiseptiklere ulaşamadı. Kaya elinde steril pansuman malzemeleri ve tıbbi dezenfektan ile odaya girdi. Hem bir heybet hem de derin bir mahcubiyetle yatağın kenarına oturdu.
Kaya:(Alçak ve narin bir sesle)
— Zerrin, pansuman vakti geldi. İltihap kapmaması için yaranın pansumanının değişmesi gerek... İzin ver.
Zerrin:
— Şimdi doktor mu oldun?
Kaya:
— Hayır ama senin için bir gecede tıp okur, seni şaşırtırım.
(Zerrin güler)
Kaya:
— Çok kurşundan kaçtım ama çok daha fazla ameliyat, acil müdahale ve pansuman değişimi gördüm. Biliyorsun, ben lanet bir kaçakçıyım... Bu benim için rutin bir şey. Her neyse... Hadi şu işi halledelim.
Zerrin birkaç saniye tereddüt etti, sonra acıyla gözlerini kapatıp çaresizce başını salladı. Kaya yaklaştı. Titreyen parmaklarıyla, büyük bir şefkat ve korkuyla eski bandı yavaşça sökmeye başladı. Nefesi onun yanağını okşuyor, gözleri ise kendi kalbine yönelmiş olan kurşunun izini gördükçe içten içe döktüğü suçluluk gözyaşlarında boğuluyordu.
Kaya:(Boğuk bir sesle)
— Elimde olsa bu yarayı söküp kendi göğsüme ekerdim... Beni affet Zerrin.
Zerrin gözlerini açtı ve onun mahcup gözleriyle buluştu. Tek bir kelime bile etmedi; o hüzünlü sessizliğin çoktan kopmuş bağları yeniden örmesine izin verdi.
Kaya:
— Şimal’in yemeğini ve üstünü kontrol edeceğim, artık uzman oldum!
Zerrin:
— Hadi al kızını ve beni rahatsız etmeyin. İki gün boyunca yatağımda rahatça uyuyabilirim artık!
Kaya:
— Ha şöyle! Tamam, tamam... Emredersiniz Hanım Ağa!
🎬 5. Sahne: Uzun Bir Gece! Ne Gece Ama!
[ Her Şeyden Vazgeçtim ]
(Bir hafta sonra)
Kaya, Zerrin ve Şimal’in zorlu günlerin arasından çaldıkları bir hafta geçmişti. Küçük bir aile gibi birlikte güzelce yaşadılar. Kaya yemek pişirdi, Şimal ise ilk kez küçük ailesinin sıcaklığını doyasıya tattı... Bu günler içinde Zerrin’in yarası iyileşti ya da neredeyse tamamen kapandı.
Fakat her zamanki gibi bu geçici mutluluk uzun sürmedi. O günler boyunca Yaşar, sahte belgelerle ülke dışına kaçırmak karşılığında İpek ile son planını hazırlıyordu. Ancak bedel ağırdı; İpek’in ülkeden ancak Zerrin ve Kaya’nın kızı Şimal’i de yanına alarak kaçabileceğini şart koşmuştu!
Aralarındaki plan net ve kusursuzdu.
Yaşar:
— Hazır mısın? Çocuğa karşılık özgürlüğün?
İpek:
— Nasıl yapacağımı bilmiyorum ama deneyeceğim.
Yaşar:
— Bu belgeleri alıp tanıdıklarımın kaçakçı kamyonlarıyla sınırı geçmek istiyorsan başka çaren yok!
(Hafta sonunun akşamı)
Yaşar’ın adamları, korumaları dikkatsiz avlamak için Zerrin’in konağını çevreleyen bostanlarda büyük bir kaos ve sahte bir yangın çıkardılar.
Bu kargaşanın ortasında İpek, Zerrin’in ağalık unvanından vazgeçmemesi ve önceden olduğu gibi yasaklı madde kaçakçılığı yolunu açmaması durumunda son baskı kozu olarak kullanmak üzere küçük Şimal’in uyuduğu arka odaya bir yılan gibi süzüldü.
Ancak gece gündüz tetikte olan Kaya, kendi talebiyle etrafı kuşatan polisle birlikte onu arka çıkışta suçüstü yakaladı. İpek çığlıklar atarak ve konağın önündeki toprak zemine serilerek tutuklandı.
İpek:(Kelepçelenirken bağırarak)
— Gün yüzü görmeyeceksiniz! Ben gidersem o sizi bırakmayacak... Kaya Bey! Lanetim peşinizi bırakmayacak ve hakkımı gözlerinizden söke söke almak için geri döneceğim!
Kaya:
— Hangi haktan bahsediyorsun seni gidi cani! Hangi yüzle haktan bahsediyorsun terbiyesiz kadın? Tek bir hak var, o da Zerrin’in ve kızıma ait olan haktır! Onu da hapishanede çürüyeceğin her gün senin o gözlerinden alacaklar!
Komiser:
— Kaya bay , suçluyla konuşmayın!
İpek:
— Kalbini yerinden sökeceğim!
Kaya:
— Hadi seni gidi cani! Defolun götürün şunu buradan!
Şok atlatılıp toz bulutu dağıldıktan birkaç dakika sonra, dinlenmeye vakit yoktu... Zerrin, saatin geç olmasına rağmen ağaların konağının salonunda toplanmasını istedi.
Zerrin babasını, Nadim’i ve bölgenin adamlarını "Ağalık ve Liderlik" meclisinde topladı. Solgun yüzüne rağmen dimdik duruyordu. Uzun zamandan sonra ilk kez bu mecliste siyah dışında bir kıyafet giymişti. Kaya da oradaydı, Zerrin için koşarak gelen Ali de... Zerrin meclise eski meclislerin heybetini getiren bir sertlikle baktı.
Zerrin:(Salonda yankılanan kararlı bir sesle)
— Bakın ağalar... Albora ailesi ve Baybars ailesi tertemiz kanlar ödedi... On yıllardır bu savaşta en çok kaybeden ben oldum! Abim Şahin öldü, ben de az kalsın onun peşinden gidiyordum. Bugün tek kızım bu lanetli çatışmanın karanlığında kaybolmak üzereydi! Trajedimin verdiği güçle büyük bir düşmanlığı bitirebileceğimi sandım ama anladım ki trajedimin gücü, bu toprakların nankörlüğü ve acımasızlığı karşısında kaybedilmiş bir savaştır. Akıllı insan, ayağı daha fazla batmadan sonuçları görebilendir... Bu yüzden şu andan itibaren... Ağalıktan vazgeçiyorum! Güçten, liderlikten ve tüm o kof unvanlardan vazgeçiyorum! İntikamımı bile bu felaketimle birlikte burada bırakıyorum... Bu bir teslimiyet değil, akılcılıktır! Bu topraklardaki hissemi istemiyorum; onu kardeşime, Cihan’a devrediyorum. Yatırım yapsın ve hak eden ahaliye dağıtsın! İleri gelenlere gelince, kimin lideriniz olacağını seçmekte serbestsiniz... Fakat yasaklı maddelerin ve zehrin kaçakçılığına dönmek sizin ulaşamayacağınız ham bir hayal olarak kalacak! Buradaki her ağa kendini bilir!
Hazır bulunanlar arasında derin bir şaşkınlık yaşandı. Zerrin son kararıyla devam etti:
Zerrin:
— Mardin’i tamamen terk edeceğim... Kızımla birlikte uzaklara gideceğim. Kinlerden, silahlardan ve toprağın hırslarından uzak, huzurlu bir hayata başlayacağız...
(Kaya kalbinin yerinden söküleceğini hisseder, Ali ise salonun bir köşesinde şok içindedir)
Acmel:
— Ne diyorsun sen kızım!
Zerrin:
— Ne duyuyorsan onu söylüyorum baba! Bu senin bize sahip çıkmayışının cezasıdır! Ve bu yolculuktan elde ettiğim tek şey de budur!
Nadim:
— Ben size söyledim ağalar! Size en yakın pazarda sizi bedavaya satacağını söyledim ama kimse beni dinlemedi! Ama kızım sana şunu söyleyeyim... (Yaklaşır)
(Kaya onunla Zerrin’in arasında durur)
Kaya:
— Ona ne söyleyeceksin lan züppe!
Nadim:
— Yaşadığım sürece o lanet başınızdan ayrılmayacağım!
Kaya:(Meydan okuyarak)
— Demek ömrünün geri kalanını toprakta çürümekle harcamaya niyetlisin Nadim!
Zerrin:
— Bırak onu Kaya, görmezden gel...
Toplantının üzerinden iki saat geçmiş, ne Kaya ne de Zerrin onun gitme kararı hakkında konuşmamıştı. Zerrin Şimal’i emzirmek için yukarı çıkmış, Kaya ise Zerrin kendisinden biraz dinlenmesini istediğinde dışarıda durup etrafı gözlemliyordu. Birkaç dakika sonra Kaya derin bir uykuya yenik düştü. Kaya uyuduktan sonra Zerrin konağın arka bahçesine çıktı.
O esnada Ali bahçeye dönmüş, gitmeden önce içinde pek çok lafı ve hüznü saklayarak dökülen yaprakları seyreden Zerrin’i izliyordu. Ali gözlerinde son rica ifadesini taşıyordu.
Ali:(Ellerini tutarak, gözleri parıldayarak)
— Zerrin... Lütfen gitme, beni bu boşlukta bırakma. Ben burada bir koruma ya da amca oğlu olarak durmuyorum... Ben seni seviyorum! Seni çocukluğumdan beri sevdim ve hayatımı sana feda etmeye hazırdım. Benimle gel, izin ver senin güvenin ve desteğin olayım. Şimal’e kol kanat gererim... Lütfen Zerrin, bana kalbini ver.
Bahçe duvarının arkasında, birkaç adım ötede Kaya şok ve öfke içinde duruyordu. Göğsüne bir hançer saplanmış gibi zorlukla nefes alıyor, Ali’nin itirafını dinliyor ve ruhuna bir idam kararı gibi çökecek olan Zerrin’in cevabını bekliyordu...
Zerrin nazikçe ve şefkatle elini çeker. Minnet ve dürüstlük dolu gözlerle Ali’ye bakar.
Zerrin:
— Ali... Sen... Benim kurtarıcım, en yakın dostum, koruyucumsun. Tanıdığım en şerefli adamsın... Beni hiç incitmedin, beni hiç kandırmadın...
(Kaya’nın gözyaşları yanaklarına süzülür, pişmanlık ateşi içini yakar. Ali ise büyük bir rica ve daha büyük bir umutla Zerrin’e bakar)
Zerrin:(Gözleri dolarak)
— Ama ben senin hakkında öyle düşünmüyorum... Ali sen sevecen, nazik birisin ve kalbin mücevher gibi. Sen en iyisine layıksın. Hangi kız olsa senin için benden daha iyi olur...
Ali:
— Ama o kız sen olmayacaksın, değil mi?
Zerrin:(Zorlanarak)
— Ali gözlerimin içine bak... Kalbimde verecek hiçbir şey kalmadı. Kırılmış bir kalp sevgi hediye edemez... Seni kendimle mahvetmene izin veremem Ali...
Ali:(Bir adım geri çekilerek)
— Önemli değil... Seni anlıyorum...
Zerrin:
— İnan bana sana bunu yapamam!
Ali sessiz bir kalp kırıklığıyla çekildi, gözleri gözyaşlarıyla dolu bir halde karanlıkta yürüdü. Kaya ise olduğu yerde adeta yeniden doğmuş gibi derin bir nefes aldı...
(Ve o anda Kaya uyandı. 3 gündür uyumamaktan kaynaklanan bir halüsinasyon ve korkularının harmanı olan bir rüya olduğu ortaya çıktı.
[Zerrin ve Ali’nin bostandaki karşılaşması kısmı] )
Gecenin geç bir saatinde, yola çıkılacak o beklenen günün gecesinde Kaya, Şimal’i son kez uğurlamak için Zerrin’in odasına girdi. Zerrin yatağın kenarında küçük kızı emziriyordu.
Zerrin:(Göğsünü kapatarak ve Şimal’i ona vererek)
— Kaya! Kaya! İçeri böyle girmeden önce kapıyı çal!
Kaya:
— Özür dilemeli miyim bilmiyorum...
Zerrin:
— Bağırmadın! Onu benden alıp uzaklaştırmakla tehdit etmedin!
Kaya:
— Hangi hakla bunu yapacağım ki... Yani yüzüm yok. Biliyor musun, herkes benim aptal olduğumu bilir... Ama kimse benim ne kadar zavallı ve kırgın olduğumu bilmez.
neyse, karar senin kararın, bu senin hakkın. Sizsiz nasıl yaşayacağımı ve neden yaşayacağımı bilmiyorum ama bu benim cezam... Aptallığımın cezası.
Zerrin:
— Söyleyecek başka bir sözün yoksa vedalaş ve git...
Zerrin öfkeden deliye dönmüştü; çünkü duymayı beklediği şey kesinlikle bu değildi!
Zerrin öfkeden deliye dönmüştü; çünkü bu duymak istediği şey değildi, daha doğrusu duymayı umduğu şey hiç değildi. Zerrin, üzerinde siyah bir gecelikle pencerenin önünde duruyordu; ay, gümüşi ışığını yüzüne vuruyordu.
Kaya’ya doğru döndü ve onun gözlerinde özlemin, öfkenin, korkunun ve birikmiş pişmanlığın karmaşık yansımasını gördü.
Kaya:(Boğuk ve teslim olmuş bir sesle)
— Gerçekten gidecek misin?
Zerrin:
— Evet, Şimal için...
Kaya aniden yaklaşır, ona sarılır ve başını onun boynuna gömer. Konuşması ağlamaktan kesik kesiktir.
Kaya:
— Lütfen!
Zerrin:
— Bırak beni Kaya!
(Kaya ona sıkıca sarılır ve hıçkırarak ağlar)
(Zerrin sarılmasına karşılık verir)
Zerrin:
— İşi daha da zorlaştırma, lütfen... Ben ve Şimal gideceğiz. Ve merak etme, Ali de bizimle olacak, orada bizi koruyacak.
(Kaya sarılmayı çözer, ardından kıskançlık ve öfkeyle gözlerinin içine bakar)
Kaya:
— Anlamadım?! Bu Ali’nin fikri miydi!
Zerrin:
— Dinle beni...
Kaya:
— Eğer sen ve Ali buna karar verdiyseniz bu başka bir konu! Şimal senin ve benim kızımız, senin ve Ali’nin kızı değil! Bunu sana hatırlatmama izin ver!
Zerrin:
— Sesini alçalt, küçük kız uyuyor.
(Kaya Şimal’i nazikçe yatağına koyar)
Kaya:
— Benimle gel, konuşacağız!
(Odadan çıkıp konağın holüne geçerler)
Zerrin:
— Bir dakika önce fikrin bu değildi! Ne değişti!
Kaya:
— Ali ile gitmeyeceksiniz!
Zerrin:
— Uykusuzluktan saçmalıyorsun galiba! Ali’ye neden bu kadar öfkelisin? Bilmediğim bir şey mi var?
(Ali kapının zilini çalar)
Kaya:
— Kesin Ali Paşa’dır! Öyle değil mi? Hadi yukarı çık ve şimdi bunun üzerine bir şey giy!
Zerrin:
— Allah Allah! Ne giyeceğimi, ne çıkaracağımı, evimde kimi ağırlayacağımı ve kiminle seyahat edeceğimi sen mi söyleyeceksin bana! İyice çıldırdın sen, bitti!
Kaya:
— Sinirlerimi tepeme sıçratma!
(Zerrin öfkeyle köpüren Kaya’yı teğet geçer ve kapıyı Ali’ye açar. Ali ona bakarken herhangi bir göz temasından kaçınır)
Ali:
— İyi akşamlar Zerrin. Pasaportlarınızı ve evrakları getirdim.
(Kaya kapıda Ali’nin üzerine atılır ve onu yakalar)
Zerrin:
— Bırak!
Kaya:
— Ne kadar aşağılık bir adamsın sen! Biz kardeşiktik! Kardeş! Kızımı alıp birlikte seyahat mi edeceksiniz! Ve buna kim izin verecek ha!
Ali:
— Kaya saçmalama! Bırak!
Zerrin:
— Sana çıldırma dedim! Bırak onu! Onunla anlaşan ve teklif eden benim, o da kabul etti!
(Kaya tutuşunu gevşetir ve Zerrin’e öfkeyle bakar)
Kaya:
— Burada kaçırdığım başka bir şey var mı?! Merak ediyorum, acaba neleri kaçırdım! (Sesini yükseltir) Burada mı buluşuyorsunuz! Geldiğinden beri birlikte miydiniz!
Zerrin, Kaya’nın bu suçlamasına öfkelenir ve aniden Ali’yi kendine çekip Kaya’nın gözü önünde öper!
Kaya çıldırmış gibi baka kalır ve kalbi duracakmış gibi orayı hemen terk eder.
Ali, Zerrin’i hemen kendinden uzaklaştırır.
Ali:
— Ne yaptın sen!
Zerrin:
— Çok özür dilerim... Ben... Bunu neden yaptığımı bilmiyorum. Öfkeliydim ve kafam karışıktı...
(Ali bir öpücükle sözünü keser)
(Zerrin onu hemen uzaklaştırır)
Zerrin:
— Ali! Bu iş öyle değil!
Ali:(Yüzüne bağırarak)
— Ona öfkeli olduğun için mi beni öptün?! Öyle değil mi!
Zerrin:
— Özür dilerim! Ben...
Ali hiçbir şey olmamış gibi davranıp kendini toplar:
— Bir şey söyleme. Şimal için yarın tam dokuzda gideceğiz...
(Hemen oradan ayrılır)
Zerrin koltuğa oturur ve ağlar.
Aniden Kaya’nın kapının önünde durduğu ve konuşmalarını dinlediği ortaya çıkar.
Kaya ağır adımlarla içeri girer, Zerrin’e doğru yürür...
[ 6. Bölümün Sonu ]
(7. Bölümde, belki de son kez vedalaşırken, iki çıplak kalbin yakınlaşması yeterli olacak mı?)
(Kaya ve Zerrin son kez birbirlerine içlerini dökecekler mi?)
(Vedanın sıcaklığı, gizli intikamın soğukluğunu iyileştirebilecek mi?)
(Rüzgarlar yeniden esip tüm yaprakları savurduğunda Ali’nin kaderi ne olacak?)
(Onları yeni bir felaket bekliyor, peki bu gerçekten son durak mı olacak?)
(Hepsı
ve daha fazlası 7. Bölümde! Yakında! 🔥)






