İnsanın sahip olduğu her şey ona sadece ödünç verilmiştir ve mutluluk zamanları dönen çark gibi geçip gider.
TMBGareOK. The Official They Might Be Giants tumblr
Monterey Bay Aquarium

shark vs the universe
Color Me Curious

No title available

ellievsbear

Product Placement
The Bowery Presents
Cookie Run:Kingdom Official!

gracie abrams

blake kathryn
Doug Jones
occasionally subtle
Show & Tell
One Nice Bug Per Day
Sweet Seals For You, Always
official daine visual archive
Noah Kahan
★
d e v o n

seen from Greece

seen from Canada
seen from Brazil
seen from Brazil
seen from Spain
seen from United States
seen from United States
seen from Paraguay
seen from Jordan

seen from Iraq

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from Australia
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from Brazil
seen from Malaysia
seen from Colombia

seen from Germany
@kedivebulut
İnsanın sahip olduğu her şey ona sadece ödünç verilmiştir ve mutluluk zamanları dönen çark gibi geçip gider.
Bazen de bir sabah gözlerimizi, karanlıkta gönlümüze göre yeniden tasarlanmış bir dünyaya açmak için çılgınca bir istek duyarız; her şeyin yepyeni biçim ve renklere büründüğü, değişip dönüşebilen, sırlarla dolu, geçmişe dair hemen hemen hiçbir iz taşımayan, her tür bilinçli yükümlülükten ve pişmanlıktan azade, sevinçli anıların hüzünlendirip mutlu anıların acı vermediği bir dünya.
Pencere önü çiçeği..
Sütçüler - 2020
umut; önce kapılarını sonuna kadar açıyor, sonra da ufacık bir odanın içine kilitliyor seni. sana söylemiştim ali. senin tek avuntun, köşedeki o ufak pencere.
“...ama yine de içimde derinde bir yerde, tıkalı kanallardan ve kaynaklardan da olsa, herkes gibi hayatın şiddetli nehirleri akıyordu. her zaman hayattaydım ama yaşamaya cesaretim yoktu. kendimi kısıtlamış ve kendimden gizlenmiştim.”
korkuyorum öldürülen bir şeyin içimde hala belli belirsiz titreştiğini duymaktan. bir şeyleri kurcalamaktan ve yanlış yapmaktan. kalkışmak ama yenilmekten. büsbütün teslim olmaktan. düşlerimin kapılarını, aklımın pencerelerini kapatmaya çalışıyorum, çifte kilitler, kol demirleri, zincirler takıyorum, olmuyor. o kocaman kanatlı kapılar hep açık kalıyor.
“ uzamsızlık ve zamansızlık içinde bu zamanın ne kadar sürdüğünü bir başkasına, kendinize anlatmanın, tarif etmenin, betimlemenin hiçbir yolu yoktur ve hiç kimseye onun sizi nasıl yiyip bitirdiğini ve yok ettiğini anlatamazsınız. “
bak öyle bol nüfuslu biri değilim ben. bir iki mezar, o mezarlara ekili çiçeklerden ibaret kalbim.
” sandım ki rüzgarlara karşı koyabilirim
meğer kırılırmışım, rüzgarlara uyup onlara göre savrulmam gerekiyormuş... “
iki kişi birbirine bakar ve birbirlerinin farkına varır. kendi biricikleri içinde birbirlerini görürler, arada bir engel, sis yoktur; birbirlerini keskin bir farkındalık hali içinde görürler; bu doğrudan ve engelsiz süreç içinde birbirlerini düşünmezler, psikolojik sorular sormazlar, şu an bu hale nasıl geldiklerini sormazlar, nasıl gelişim gösterdiklerini, iyi veya kötü olup olmadıklarını da sormazlar; sadece farkındadırlar.
Zeyneppp cevaplamasanda olur ama sana soylemek istedim benimde artik bir kedim var 😍
çok sevindiiim tüyü kadar ömrü olsun😽
Bu yüzden öldü, dedi bana doktor.
"Bizlerden daha sağlıklıydı; ama insan onun göğüsünü dinleyince, yüreğinin içinde fokurdayan gözyaşlarını duyabiliyordu."
Sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?
’’insan bir süreliğine susmalı ve oluşan sessizlikte başka bir öykü anlatıcısının –bir balık, yusufçuk, sansar veya bambunun, bir kedi, orkide veya çakıltaşının– sesine kulak vermeli. arıların roman yazmadığını, örneğin, nereden biliyoruz? tek bir bal peteğini bile okuduk mu? veya balıklardan başlayalım. evrimin nasıl da büyük bir bölümü balıkların sessizliğinde kilitli duruyor, bizden önceki tüm o asırlar boyunca nasıl da çok bilgi biriktirmişler! bu sessizliğin derin, soğuk depolarıdır onlar.’’
Ah bu şarkıların gözü kör olsun, yine buralardasın gorunmuyordu hesabin bir ara herneyse sevindim günaydın...
Günaydınn
bu kez zaman beni yendi, anılar silik silik.
“ Laertes, babanı gerçekten seviyor muydun?Yoksa bu acılı halin bir resim gibi mi, cansız yüreksiz bir resim gibi mi?
+Niçin soruyorsunuz bunu?
Babanı sevdiğinden şüphe ettiğim için değil. Ama sevginin zamanla ne olduğunu bilirim. Türlü örnekleriyle gördüm nasıl sönüyor sevginin ateşi, pırıltılar. Bir şey var sevginin alevleri içinde. Kendi kendini yiyen bir fitil, bir kömür var. İlk hızını bir daha bulamıyor sevgi. İyilik bile, bir sıtma ateşi gibi yükselip, kendi aşırılığıyla öldürür kendini. “