kulaklarım daha önce hiç duymadığı kadar yüksek desibele maruz kaldı. gözlerim kırıklardan kaçınmak adına etrafta dolandı. boşunaydı. her parça göğsümde kanamasını durduramayacağım kadar derine battı. gözle görünmedi, elle toplanamadı ama benden çok şey götürdü. zamanla beni de benden götürdü. içi kırık dolu boş bir bedenim şimdilerde. gözlerimden akan yaşlara, yağmurun hediyesi der; yalnızlığımı söndürdüğüm izmaritlerle taçlandırırım.












