Seni nasıl sevdiğimi en iyi sen bilirsin.. sana ve senin sevgine nasıl sadık kaldığımı da en iyi sen bilirsin. Seninleyken nasıl saf olduğumu, nasıl çiçek açtığımı en iyi sen bilirsin.
Seninleyken her şey daha güzeldi daha anlamlıydı.. senden sonra ilk yolumu sonra da kendimi kaybettim. Soranlara “Sevmiyorum artık” diyorum.. diyorum da bu yangını da bir ben biliyorum. Seni seven, senin sevdiğin o küçük kız çocuğunu öldürdüm ben “Yavru Kuş” dediğin o kız umutlarımla ve hayallerimle aynı mezarlıkta şuan.
Ama içimde yaşayan, ufak bir parça kalan o yavru kuş halen daha sana yakıyor sigaralarını, yangında orada zaten. Ben seni içimde bir yere sakladım adam.. oraya gizledim ben seni, kendimden bile gizledim bazen. Öyle bir yere sakladım ki bul desen bulamam içimde yaşadığım cenaze sensin adam.
Sana olan kızgınlığım kendime olan utancımdan. Şimdiler de kime vardığım veya kimden gittiğim belli bile değil. Kim öpmüş beni, kim tutmuş ellerimi, kim dokunmuş bana belli değil. İsimleri var sadece ama benim hayatımda kim oldukları belli değil. Bu nedenle kirli, basit ve ucuz hissediyorum bazen kendimi. Belki de “Seni Sevmiyorum” dememin sebebi de budur. Zira artık seni sevmeyi hakkettiğimi düşünmüyorum o güzel sevgiye kir bulaşmamalı. O yüzden varsın artık sevmiyor olayım seni, o yavru kuş biliyor ya sana olan yangını o yeterli bana.
Bırak artık sevmiyor olalım birbirimizi.. seviyorum desek düğüm, sevmiyorum desek acı.. bırak sevmeyelim biz be adam, yangınımız bize yeter.. biliyorsun.













