“Bakışında bir gerçekleşme, selamında bir sılaya dönüş saklıydı.”
Demian, Hermann Hesse
tumblr dot com
todays bird
taylor price
d e v o n

Product Placement
YOU ARE THE REASON
RMH
dirt enthusiast

roma★
he wasn't even looking at me and he found me

No title available

titsay
occasionally subtle
Lint Roller? I Barely Know Her
Keni
KIROKAZE
hello vonnie
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

shark vs the universe
TVSTRANGERTHINGS
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United Kingdom

seen from Indonesia
seen from United States
seen from United States
seen from India

seen from Malaysia

seen from United States
seen from Germany

seen from T1
seen from United States
seen from Türkiye
seen from Canada
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from Saudi Arabia
@kervangoctu
“Bakışında bir gerçekleşme, selamında bir sılaya dönüş saklıydı.”
Demian, Hermann Hesse
“Eğitimle ilgili çoğu örnekte, çocuğun ve öğretmenin omuzlarına eğitim yükünün tamamını yüklemek gibi, ‘manevi’ ve ‘idealistçe’ olan eylemin sadece sponsoru ve amigosu olarak belli bir mesafede gözlemci olmayı seçmek gibi bir alışkanlığımız var.”
Ahmet Murat, Avarelik Görgüsü
“Müzik dinleyen, hatta bazı dönemlerde ağır dinleyen biriydim. İlk gençlik yıllarımda, müziğin büyüleme gücü karşısında gönüllü bir teslimiyet içindeydim. Benim yerime söylenmiş şarkılara meyil veriyor, benim adıma yakılmış türküleri ezberliyordum. Müziği ciddiye alıyordum: Vakit geçirmek için değil, kendimi yetiştirmek için dinliyordum. Bazı şarkıların karşısında basbayağı yamuluyor, bazı türküler tarafından imha ediliyordum. Müzikle aramdaki ilişki, serinkanlı ve mutedil olmaktan ziyade, fırtınalı ve hastalıklı gibiydi.”
Ahmet Murat, Avarelik Görgüsü
“...bu aklı aşan eşsiz düzen, zaman kavramı, tapınmalarımızdaki büyüklüğümüz, düşüşlerimizdeki alçalışımız, yücelmelerle düşmeler arasında uçurumlaşan ruhun başdönmeleri, acıma ve zulüm, hak tanımalar ve haksızlıklar...”
Sezai Karakoç, Ruhun Dirilişi
“Ruhunuzun saklı pınarı mutlaka yükselip denize koşmak ihtiyacındadır...”
Halil Cibran, Ermiş
Belki de Üzülmeliyiz
Oruç Aruoba #oruçaruoba #yürüme #kitap #kitaplar #okumahalleri #1kitap1fotograf #orucaruoba #kendimenot #ezgihoscan
“Gökte arama, kendinde bulacaksın.”
Ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar Gece telefonları, ıssız konuşmalar Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler Bırakılmış mektuplar Ve yurdumun her karış toprağında tefrika edilen karanlık Ey hayatıma girenler ve çıkanlar Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey
O kadar çok anlattım ki Kendime kaldım anlatmaktan… Bunaldım kendisiyle boğuşmasını Başkalarında çözmeye çalışan insanlardan Usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan, Ofset duyarlılıklardan Kaç zamandır bir ermiş dinginliği havalandırıyor dizelerime açılan pencereleri, Durup bakıyorum akşam sularında zaman kavramlarına, Zamanı düşünüyorum;koyuluyorum Anlamını yitiriyor “şimdiki zaman"ın boşyüceliği,tarihin unutkan sayfalarındaki mürekkep lekeleri İşimin başına dönüyorum içimde ıssız bir gönül erinci
Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum “içtenliğin” ya da “dünya görüşünün” kirletmediği Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum…
Murathan Mungan
… Aranıza giremem zannımca, dönemem de geri Ya ben nereye aidim, ey benlerin ey nerelerin sahibi!
Ahmet Murat
Benim umutsuzluğum dünyayla her temas edişimde artıyor.
Emil Michel Cioran, Gözyaşları ve Azizler (via kedidirokedi)
Sana misafir olan her ıstırabı güler yüzle karşıla da, gittiklerinde onları sana misafir olarak gönderene, senden yakınmasınlar’. … ‘Keder, gönülden neyi söker, neyi koparırsa, karşılık olarak muhakkak daha iyisini verir’.
Mesnevi (via zarif-ce)
“Kapı açılacak, yoksa niye var?”
Mevlana İdris Zengin
Lonely Houses Manuel Pita aka Sejkko
Sor bakalım, deli miyim?
Eskiden kelimelerin kifayetsiz kaldığı yerleri vardı hayatın; şimdi o kelimeler bu insanlığa fazla bile geliyor. “Her sabah uyandığımda hayata karışmak için özel bir çaba sarfediyorum. Yüzüme taktığım maske mi gerçek, yoksa altında saklı olan ve benim ‘ben’ demekten çekinmediğim varlık mı? Her şey sahte, gerçekten nasıl güldüğümü bile hatırlamıyorum. Yüzüm, gülüşüm, bakışlarım önceden tasarlanmış, dış dünyadan korunmak için bir kabuk gibi kullanıyorum onları.” diyor, insanın bütün mevsimlerine çıplak gözle bakabilen usta, Ingmar Bergman. Her şeyin senkronu o kadar kaydı ki; bazen ocağa güzel bir film koyup kanepeye uzanmak ve elimdeki çay kavanozunu uzun uzun seyretmek isterken yakalıyorum kendimi. Bu devrin insanları, yerçekiminin olmadığı bir yerde 100 metre engelli yarışı koşmaya çalışıyor sanki. Hızlı yaşamaya o kadar kendini kaptırmıştı ki, Londra Maratonu'nu hızlı gösterimde izliyordu. Hâlâ akıllı olduğundan emin olabilmek için ikide bir kendine “Ben deli miyim?” diye soran insanlar da var. Bazen içinizde biriken sözler dışarıya çıkmak için zihninizin iç çeperlerini yumruklamaya başlıyor, etrafta kimse kalmadığı için söyleyip kurtulamıyorsunuz! Her insanın bir derinliği, her yolun bir uzunluğu var. Bazen bir yerden sonrası yürünemiyor. Beraber ya da yalnız… “Geliyor musun?” diye sordu biri. “Gitmemiştim ki!” diye cevapladı mırıldanarak diğeri. Yemyeşil bir yaprak gibi tazelikle doluyken, gün geliyor, herkesin gözü önünde önce yavaş yavaş soluyor, sonra günbegün kuruyup gidiyor insan. İçimize işleyen bir şey yaşadığımızda, aslında unutulmaz bir hâtıra hafızamızda kendi kendini büyütmeye başlamış oluyor. “Mektubunu derhal açamadım. Bir müddet yanımda dolaştırdım. Okusam derhal bitecekti” diye yazmış Oğuzcuğum Atay, Bir Bilim Adamının Romanı'nda. “Aşk nedir?” diye sordular. “İnsana her şeyin az geldiği, hiç yetmediği bir yer” diye cevapladı beyaz saçlı adam. İnsanlar kimi seveceklerine karar vermek istiyorlar artık, kalplerini bir mühendislik bürosuna kiraya verdiler. Ormanın mağrur kralı, muhtelif yerlerinden çizilmiş bir karizmayla yanına her gelene dert yanıyordu: “Sen sen ol, sarılamayacağın birine aşık olma, dünyanın en güzel kirpisi olsa bile!” Daima uyanık kal, gevşeme, sanki insanları birbirine bağlayan ipin ucu senin elindeymiş ve sanki bırakırsan herkes birbirinden koparak uzayın dört bir tarafına dağılıp gidecekmiş gibi sıkı dur, kavi ol insanlığında! Sahip çıktığın en küçük doğru bile, gün gelir en büyük yanlışı yerinden eder. “Eğriyi doğrultanlardan ol” dedi meczup, “doğruyu eğriltenlerden olma!”