PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
$LAYYYTER
NASA

pixel skylines

Discoholic 🪩

Product Placement
we're not kids anymore.
i don't do bad sauce passes
tumblr dot com

Origami Around
DEAR READER
sheepfilms
todays bird

Andulka
art blog(derogatory)
Monterey Bay Aquarium

roma★
No title available

@theartofmadeline

★
seen from Belgium
seen from Italy

seen from Germany
seen from Netherlands

seen from Japan
seen from Germany

seen from Malaysia

seen from Germany
seen from Thailand

seen from Dominican Republic

seen from Netherlands

seen from United States
seen from Japan

seen from United States

seen from Canada
seen from Australia

seen from Malaysia

seen from United States
seen from Netherlands

seen from Canada
@kirikkalplerduragi
MARK TWAIN'den bir hikâye
Ayna Masalı
Geçmiş zaman içinde bir ressam varmış. Küçük ama güzel bir tablo yapmış. Tablosunu kıra götürür, karşısına bir ayna kor, eserinin yankısını seyredermiş. Kendi kendine "Böylece mesafe iki kat artıyor, renkler daha yumuşadığı için resim daha da güzelleşiyor" diyormuş.
Ressamın kedisi, bu durumu ormandaki yaratıklara haber vermiş. Orman hayvanlarının bilgili, terbiyeli, uygar bir yaratık sayarak hayranlık duydukları kedinin etrafı bir anda sarılmış, sorular yağmaya başlamış, Bilge kedi, gerekli açıklamalara koyulmuş:
-Bu tablo, demiş, dümdüz bir şeydir, dümdüz. Bu öyle sevimli bir dümdüzlüktür ki, görseniz bayılırsınız. Öyle hoş, öyle zariftir ki, bilmem nasıl anlatsam? Adeta büyüleyici bi şey...
Bu sözleri dinleyen orman hayvanlarının coşkunluğu o dereceye varmış ki, hepsi, o tabloyu görmek için her fedakârlığa katlanacaklarını söylemişler.
Ayı, tabloyu böyle güzel yapan nedir? Diye sormuş.
Kedi, görünüşü elbet, demiş.
Hayvanların hayranlığı, şaşkınlığa dönmüş kaplarına sığamaz, ne yaptıklarını bilemez hâle gelmişler.
İnek, ayna dediğin nesne, ne ola? Diye sormuş.
Kedi, duvarda bir deliktir, demiş. O deliğe bakınca tabloyu görürsün. Akıl almayacak güzelliği içinde öyle görkemli, hoş ve esin verici bi şeydir ki, bakar bakmaz başınız dönmeye başlar, sonra döner ha döner... Zevkten bayılacak gibi olursunuz.
Eşek, hep dinlemiş, ağzını açıp tek söz etmemişti. Duyduklarına inanamıyordu. Kedinin anlattığı kadar güzel bi şey, şimdiye dek dünyada mevcut olmadığına göre, gene de mevcut olmamalıydı. Hele güzel bi şeyi anlatmak için tesbih dizisi gibi sürüyle sıfat sıralandı mı doğrusu onun kuşkusu daha da artardı.
Eşeğin güvensizliği, öteki hayvanları da hemen etkilemiş, bu durum karşısında kedinin onuru yaralanmıştı. Birkaç gün bu meseleden kimse söz etmemiş, ama meraklar büsbütün alevlenmişti. Sonunda hayvanlar, eşeğe kızmaya başlamışlar, ortada fol yok yumurta yokken, ne diye o tablonun güzellilğinden şüphelendi, ağızlarının tadını kaçırdı diye...
Bunun üzerine, bütün hayvanlar eşeğe çatmaya başlamışlar, ama eşek hiç istifini bozmamış.
-Bir tek yol var, demiş, bakalım ben mi haklıyım, yoksa kedi mi ? Gideceğim o delikten bakacağım ve gördüklerimi gelip size anlatacağım, Hayvanların eşeğe duydukları öfke hemen dağılmış.
Eşeğe, aferin, demişler. Şimdi içimiz rahat etti, hadi hiç durma. Hemen git, o delikten bak. Kedi ile eşek, yola koyulmuş. Tablonun yanına varmışlar. Ama aynaya ne taraftan bakılacağını bilmeyen eşek, tablo ile aynanın arkasında durmuş. Tabii, aynada tabloyu görememiş. Ormana dönünce arkadaşlarına;
-Kedi yalan söyledi, demiş. O delikte bir eşekten başka bi şey göremedim. Kedinin baş döndürücü bir güzellik diye söz ettiği tablodan eser bile yoktu. Gördüğüm eşek, gerçi çok yakışıklıydı ama, ne de olsa bir eşekti, başka bi şey değil...
Fil, acaba iyi baktın mı? Demiş. Bakalım deliğe iyice sokuldun mu?
-Ey hayvanların şahı, demiş eşek. Evet iyice sokuldum ve bütün dikkatimle baktım. O kadar ki, aynadaki eşekle neredeyse burunlarımız birbirine değecekti.
Fil, -Tuhaf şey, çok tuhaf şey...Diye söylenmeye başlamış. Kedi şimdiye kadar bize hiç yalan söylemedi. Bu işi tahkik etsek gerek? Ayı arkadaş, bir de sen git bak ve bize rapor ver.
Ayı gitmiş, ve dönünce şunları söylemiş:
-Kedi de yalan söylemiş, eşek de...O delikte sadece bir ayı var.
Hayvanlar büsbütün şaşırmış, birbirine girmişler. Hepsi gidip delikten bakmak, olanı kendi gözüyle görmek isteğine kapılmış.
Fil, birer birer gidin bakın, demiş.
Önce inek gitmiş, inekten başka bir şey görememiş. Kaplan, kaplandan başka bi şey, aslan da aslandan başka bişey görmemiş. Leopar bir leopar ile, deve de bir deve ile karşılaşmış. Fil bunun üzerine iyice küplere binmiş. Kendisi gidip gerçeği öğrenme kararına varmış. Döndükten sonra fil, bütün hayvanları yalancılıkla suçlamış. Hele kedi için ağzına ne gelirse söylemiş. Ne ahlaksızlığını bırakmış, ne yalancılığını, ne akılsızlığını... Etrafındaki hayvanlara;
-En budala bir hayvan bile o delikte sadece bir fil olduğunu görebilirdi, demiş.
Bir kitap okuduğunuz zaman, sadece yazılı olanlarla hayal gücünüz arasında sıkışıp kalırsanız, o kitapta zaten sizde olandan başka bi şey bulamazsınız..