Fai_Ryy
Show & Tell
art blog(derogatory)

titsay
🩵 avery cochrane 🩵
almost home
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

ellievsbear
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
noise dept.
Mike Driver
Game of Thrones Daily

No title available

tannertan36
d e v o n
No title available
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

❣ Chile in a Photography ❣
𓃗

Game Changer & Make Some Noise
seen from Bahamas
seen from Czechia

seen from Italy

seen from Germany

seen from Uruguay

seen from Malaysia

seen from United States
seen from Indonesia
seen from United States

seen from Malaysia

seen from United Kingdom

seen from Malaysia
seen from Canada
seen from Canada
seen from Brazil
seen from New Zealand
seen from Türkiye

seen from Brazil
seen from United States
seen from United States
@kuslarucmuyoo
Bazen böyle yoldan geçen insanların bile kolundan tutup bak benim canım yanıyo benim canım çok yanıyo demek istiyorum.
“Yolun ortasına yığılmışsın aniden, çevrendeki bir çok insan kaldırmaya çalışmış ama sen günlerce onu beklemişsin gibi.”
sen beklemişsin de o senin yanından seni tanımadan geçmiş gibi..
Jack: Sen sıcak yatağında yaşlı bir kadın olarak öleceksin Rose, şimdi değil, burada değil..Bana söz ver.!
“canım kızım, her şey her şeye bölünecek duruma geldiği zaman güzel başını koru ellerinle. zalim bir işkencede süzülebilir güzel saçların.
canım kızım, örülen saçlarının arasından bir tel almak isteyenlerin arkalarında kocaman makaslar saklıdır her zaman.
canım kızım, cennetin bir ırmağı varsa, senin gözlerini kırpmadan düşürdüğün yaşlarda birden çok ırmak gören olmuştur.
canım kızım, kalbine inkar yasaları çıkartanlar her zaman seni diz kapaklarından vuracaktır. sen hep düş diye. hep aynı yerden.
canım kızım, gülebildiğin kadar gülmekten yana ol hep. seni yoksaymak için seni anlatanlar, kalbine ince bir tökezleme kuracaktır.
canım kızım, omuzlarına düşen o ağırlık seni yere devirmesin. güneşi kapatanlar, sana “güneşten bir parça çaldın” diyebilir her zaman.
canım kızım, insanın insana bölünmesidir yalnızlık. yalnız kalınan anların akşamında cama saçlarının renginde bir siyah bulut dökülecektir.
canım kızım, gözlerimden saydam yaşlar süzülüyor. gözlerinden düşen yaşları sadece sen görüyorsan, içinde dinmeyecek bir kanama vardır hep.
canım kızım, ellerini bir yerlerden dönerken sokak ortasında ağlarken gördüm. sana bir haziran umudu verebilirdim, ben ise eylülü seçtim.
canım kızım, hayattayken kalbinin sızladığı, öldükten sonra susuz yaşadığın şehrinin kumsallarında dolaş. okyanusya dolabilir kalbine.
canım kızım, kalbimin gökgözlü son göz ağrısı, viran bir şehirde ilk çağdan kalma bir medeniyetsizlik canına kast edebilir. ağla. ağlama.
canım kızım, kalbimi yedi gece-tek gündüze bölen zamanlarımda pazar günlerimin kızarmış ekmek kokusu, gelen yağmurların hepsi sel olacaktır.
canım kızım, gözlerine bakıyorum. korku dolu. biliyorum, seni senden küçük bir kaba koyup, sana yıllarca büyü diyecekler.
canım kızım, kalbine kağıttan duvarlar örme sakın. içine sağanak ağladıkların o duvarları sırılsıklam bırakabilir, sen yine üşüyebilirsin.
canım kızım, gözlerine dökülen tül perdenin bile zalimliği yine gözlerinedir. ellerin bağlıyken, gözlerini kaşıyamazsın.
canım kızım, içinde sıkıntısı büyük bir canavar yerleşebilir ve bedenini pencere pervazına kadar taşıyıp seni oradan itebilir. tutun, düşme.
canım kızım, sana “hansel ve gretel'in masalındayız, bak şekerden ev orada” diyecekler, ellerinde taşıdıkları sıcak suyla.
canım kızım, geldiğim ve kaldığım, güldüğüm ve öldüğüm tüm yerlerin adına verilebilecek büyük sızlama, “boğazımda gemici düğümü var” olacak.
canım kızım, tozlu evlerin çürüyen anılarında ölüm ve kalanları hatırlatan tek bir ceket olacak. o cekette kanayan acıların var.
canım kızım, ben tanrının beni yalnız koyuşunu anlıyorum. ama bir kumru neden yalnız kalır, bir sardunya herkesten gizli neden gül kokar?
canım kızım, bu evren, sana kusursuz bir ışık tutan tanrının en kusurlu işidir. senin kalbinde yatan o şiirinin istersen kağıdı hiç olmasın.
canım kızım, şimdi en çocuksu olan gerçeği ellerine bırakıyorum; sevdiğin trenlerin rayları hiçbir zaman sonsuza dek uzanmaz.
canım kızım, kalbini kırmayacak olan gerçeklerden sıyrılan bir gerçek de vardır; külün döküldüğü yerde kalan leke yine küldür.
canım kızım, çocukları ölen anneler çocuklarıyla beraber ölür. ev ölür. balkon ölür. anneleri ölen çocuklar ise, her şeyden daha kolay ölür.
canım kızım, ben ziyaret saatlerini bir huzur evinde bekleyecek kadar yaşlı değilim. ama anlamsız bir ziyaret bekliyorum, huzursuz evimde.
canım kızım, ellerin ne güzel. -gidince çürümeyeceğini bilsem, ellerimizi değiştirelim derdim.
canım kızım, en irkilmediğim kapı çarpıntım. kapı çalıyor. belki senin sanrın, belki kendin, belki gölgen, belki ilk gömleğin girdi içeri.
canım kızım, seni kalbimde büyüten masallarla pembe bir buluta binip pembe gezegene doğru yürüdün. ben ise yerden göğe yağmur yolluyorum.
canım kızım, sana bir de gecelerin nasıl geçeceğini anlatayım. çünkü herkes en çok gecelerin nasıl geçeceğini düşünür.
canım kızım, yıldızlı gecelerde alnına düşen ve dökülen saçlarından bak gökyüzüne. bir yıldıza en çok, bir yıldızdan olan yakışır.
canım kızım, soğuk gecelerde sığındığın yastığa bile aldanma. gözyaşlarını haince yutar ve sana geri vermez hiçbir zaman.
canım kızım, ışıksız gecelerde en sevdiğin şarkıların lambalarını sessizce yak, sana birkaç yıldız verecek birçok kitap dökülecek önüne.
canım kızım, bir mumu bile bir yerin üzerinde tutan, kendinden eriyen damlalarıdır. bir gün mum biter, eriyen damlalar kalır.
canım kızım, sır tutmasını bilmeyen iri gözlü çocuğum. güneş doğduktan sonra akşam olmasın diye güneşi bir sarnıcın üzerinde tutamazsın.
canım kızım, kar yağıyor. artık bu mevsim, erkenden yollardaki karları ezerek eriten arabaların ve kartopu yapamayanların mevsimi.
canım kızım, bir kitapta gördüğün “acı” kelimesini, ıstırap olarak değil de yediğin ilk acı biber olarak hatırlaman için her şeyi yapacağım.
canım kızım, gözlerinde biriken gözyaşlarını çenenin titreyişi düşürecektir her zaman. “acı"nın yürürlüğe girdiği an sonbahar değil, güzdür.
canım kızım, tek mevsimi kış olan kalbinde, seni en sevdiğin mevsimin yaz olmasına mecbur kılacaklar. penguenleri sevecek gözlerin.
canım kızım, minik adımlarınla korkuluklarına tutunarak çıktığın şefkatli merdivenlerinden seni itmek isteyecekler. kendi omuzlarına tutun.
canım kızım, gördüğün ilk siyah-beyaz filmde sevdiğin o balon nasıl siyahsa, yatağında dizlerini karnına çektiren o acı da öyle siyahtır.
canım kızım, okuduğun kitaplarda güzel saçlarını boynuna dolayan o ıstıraplı cümlelerin altını çizmemen için sana mutlu öyküler yazacağım.
canım kızım, pamuk parmaklarına değmiş olan kağıt kesiğinin acısını düşündürüp binlercesinin kalbine olduğunu söylediğinde, ne yapacağım?
canım kızım, bir gün içinde o dinmek bilmeyen şarkıyı duyamazsan, rüzgarı dinle. senin kalbinden geçen her harf, bir şarkıdır da.
canım kızım, kalbinde büyüyen acıların ur gibi sarmaladığında tüm bedenini, acıdan bir şey görmeyen gözlerin güneşe bile çıplak bakabilir.
canım kızım, kalbinin kıyılarına korkuluk diye astığın kabus dolu düşlerini sevmeyi öğrenmeden güzel düşlerine doğru yürüyemezsin.”
— Ali Lefévre(@leumacen)