Bezen köhne fikirli birine aşiq olmaq daha yaxşıdı. Çünkü bu dövrün sevgi anlayışı saxtadı.
Misplaced Lens Cap

@theartofmadeline
Sweet Seals For You, Always

★
NASA
Jules of Nature
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

❣ Chile in a Photography ❣
No title available
Stranger Things
Show & Tell
Lint Roller? I Barely Know Her
Keni
will byers stan first human second
taylor price
art blog(derogatory)
trying on a metaphor

pixel skylines
Cosmic Funnies
No title available
seen from Denmark

seen from Malaysia

seen from United States
seen from Canada
seen from South Africa
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Bolivia

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Brazil

seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from Brazil
@lavin03
Bezen köhne fikirli birine aşiq olmaq daha yaxşıdı. Çünkü bu dövrün sevgi anlayışı saxtadı.
Az önce bir video gördüm. Kızın babası 12 yaşında öldüğü için sevgilisi yan yana fotoğraf yaptırmış. Kız ağlayarak babamla hiç resmim yoktu benim diyordu. Babam 18 yaşımda öldü. Babamla hiç resmim yoktu benim. Diyeceklerim bu kadar...
Babasının sevgisini hissedemeden büyüyen bir kadın, ona her ilgi gösteren erkeği babası sanar.Onu koşulsuz seveceğini düşünür ve o erkek gidince, kadın anlar ki, babası bile sevmemişti onlar niye sevsin ki ve size bir sır vereyim mi? O Kadınlar görüp görebileceğiniz en özel kadınlardır.çünkü diğer kadınların kahramanları babaları iken, o kadınlar kendi kahramanları olmuşlar...
Seninle tanıştığımda hiçbir şey aramıyordum. Aslında bu kadar erken birine aşık olmayı planlamıyordum. Ama sonra seninle tanıştım. Ve bu kadardı. Sanırım bazı şeyler oldu. Seni buldum ve kendimi yavaş yavaş seninle vakit geçirmek isterken buldum. Basitti. Kolaydı. Ve bence en iyi ilişkiler böyle başlar. Hiçbir şey aramıyorsun ve sonra aniden fark ediyorsun.
Bir süre öncesine kadar bana senden bahsetseler boğazım düğümlenirdi.Konu sen olunca hayırlısı olsun deyip susardım.Fakat göğsümde bıraktığın yangından kimseye bahsetmezdim. Kırgınlıklarımdan söz edip seni kötü bilsinler istemezdim. Sirf sen alınma diye, gücenme, ayrı olsak da dargın kalma diye "O iyi olsun da ben bakarım bir çaresine" derdim.Oysa bunun bir çaresi olmadığını da iyi bilirdim... Ama zaman geçtikçe boğazındaki o düğüm çözülüyor, yüreğindeki yangın sönüyor... Soğuyorsun...... Eskiden hissettiğin o şefkatli duygulardan eser kalmıyor
geriye, artık umursamıyorsun..... Yani sahiden de baktım bir çaresine. Şimdi biri çıkıp seni bana sorsa "Hayırlısı.." deyip yutkunmam. lyi ki gitti derim, iyi ki bitti... Çünkü zaman bana unutmayı değil, dahil olmadığım bir sevgi için savaşmamam gerektiğini de öğretti..!.
Bütün vücudunu santimetre karelere ayırıp birer birer öpmeliyim. Ve sonra sımsıkı sarılmalıyım sana.Böylece ölmeyiz. Aradan yıllar geçip bizi buldukları zaman etlerimiz çürümüş olsa da kemiklerimiz ayrılmamalı birbirinden. Hadi gel. Nefes almak hüner değil seninle ölmek istiyorum.
Sen lunaparksın ama,ben büyümüşüm...
Eğer bir kadın, onu kırsan bile seni affediyorsa; çok seviyordur seni. Hemde başkaları gibi yalandan değil. Sahiden, içten, derin, hissederek. O kadın var ya, asla zarar vermez sana, yıkılmaz o. Güler hep, içi kan ağlasa bile. Üzülse bile içine atar üzüntüsünü, belli etmez. Dimdik kalmak ister o kadın. Çünkü bilir, başkasının mutsuzluğundan mutlu olan insanlar var. Çözmüştür hayatı, öğrenmiştir. O kadın var ya, o kadın seni başkalarından daha çok düşünür. Ne olursa olsun; kalır yanında. Çünkü gidecek yeri yoktur senden başka. Bırakma o kadını, bil değerini.Çünkü yıllarca arasan da, onda bulduğun güveni başka kimsede bulamayacaksın.
Ayıya dayı demiyorum köprününde mimarını sikiyim.
Kant'ın Lampe adında bir uşağı varmış. Uzun yıllar yanında çalışmış, filozof da uşağı çok sever ve güvenirmiş. Günün birinde uşağın kendisini muntazaman soymakta olduğunu fark etmiş ve derhal uşağı kovmuş. Kovmuş ama pekde üzülmüş ve hatıra defterine şöyle yazmış:"Lampe'ı unutmam lazım geldiğini hatırlamam".
saygı gösterilen çok ünlü bir ressam kırmızı rengine aşık olması ile tanınırdı. birgün oturduğu mahallenin duvarlarını koyu kırmızıya boyayan ressam, mahallelinin boyanın değişik kokusundan dolayı şikayetçi olduğu haberini alır. yayınladığı bir makale ise tüm insanların kanını dondurmuştur. "tec4vüze uğradığım gece abimin kanı ile evi boyarken kanın kırmızısına aşık oldum ben. o günden sonra tecavüzcülerin kanını duvarlara bir resim olarak yansıtmaya başladım. fakat siz beni ressam ilan ettiniz.
Her kes manita yapmış lan kendimi uhud savaşında tepede tek kalmış okçu gibi hissediyorum
Senden sonra 23 şehir gezdim. 3 kilo aldım. Saçlarımı 6 kez boyadım. Dünya bilmem kaç dönümünü tamamladı. Darbe oldu, ihtilal oldu. Barış gelmedi, savaş bitmedi. Seni özledim. Gittiğim her yerde senden bir nefes bıraktım. Belki yürürsün aynı sokakta. Ayak izime denk düşer ayak izin. Belki saçına değer nefesim. Belki sen de bir gün beni özlersin diye, Seni uzakta bıraktım. Seni uğurladım, sana kavuştum, seni terk ettim. Bilmem kaç kilometre yol gittim. Evren kaydı. Sen göğüs kafesimden milim kaymadın..
Bazı erkekler sol göğsünün altında mayın taşır. ilk basan kadın ayağını kaldırıp gitmeye çalışırsa eğer; mayın patlar, erkek dağılır, kadın ölür erkeğin sol göğsünde. sonra bir daha kim giderse gitsin sol göğsün altında ki kente asla aynı etki yaşanmaz. Bir mayın bir defa patlar beyler. Bır erkek gerçekten bir defa sever, bir şiir bir kez yazılır, bir kitap bir kez okunur. İnsan bir kez ölür türündendir ve sen sana gelince eğer bir gün uğrarsan sol göğsümün altındaki kente hüzünlü bir sesle "buralar bir zamanlar hep benimdi."
Benimle oyun oynarken ''yandın'' dediğimde oyundan çıkamazsın, çünkü gerçekten yakarım :)