Tumblr’ım yıllar öncesinden bir yarım aşk hikayesinde takılmış kalmış. Neredeyse sadece onu yazmışım; galiba acısı geçince de artık yazma ihtiyacı duymamışım.
Uzun zamandır zihnimi toparlamakta çok zorlanıyorum. Düşüncelerim de hayatıma benzedi. Sağa sola savrulmadan kafamın üzerinde durmaya çalışan şemsiye gibiyim. İnsanın hayatının iplerini elinde tutmaya çalışmasından daha yorucu bir şey olamaz. Bazen bunu benim yerime yapacak herhangi birinin yokluğunu inanılmaz hissediyorum. Hatta yok ya? Gayet sık sık hissediyorum. Yalnızlığa deliler gibi düşkün olduğum halde yalnızlıktan korkunç sıkıldım..
Neyse, zihnimi bir türlü toplayamadığım, düşüncelerimi organize edemediğim, çirkin bloknot sayfalarında parça pinçik cümleler halinde kendi zihnimi görmeye de tahammül edemeyecek hale geldiğim için, çok eski bir geçmişte kalan ve kaybettiğime en çok üzüldüğüm alışkanlığım olan günlük tutmaya geri dönmeye karar verdim. Sonra Tumblr’ım olduğunu hatırladım.
İşim gereği gün içerisinde sayısız motivasyon, başarı, odaklanma, verimlilik vb yazılar okuyup derliyorum. Saçma sapan bir şekilde tam bir doktorun dediğini yap, yaptığını yapma vakasıyım. Muhteşem ve çok kolay uygulanabilir yüzlerce tavsiye veriyorum insanlara, tek bir tanesini bile kendime uygulayamıyorum; daha doğrusu denemiyorum bile.
Denemiyordum. artık bunu biraz değiştirmek istiyorum.
Aslında hayatımı tekrardan güzelce düzene sokacak ve beni bu inanılmaz yalnızlık ve yabanilikten kurtaracak bir planım var. Her şey için bir çözüm planım var. Sadece organize olmayı o kadar unuttum, ve zihin dağınıklığım yüzünden o kadar sıkıntıdayım ki önümdeki yegane engel tek çözemediğim şey durumunda bu aralar.
Yazacak ne çok şeyim var.













