lets move!
Game of Thrones Daily

roma★
Color Me Curious

ellievsbear
RMH

Game Changer & Make Some Noise
macklin celebrini has autism
ojovivo
The Stonewall Inn
NASA
One Nice Bug Per Day
Doug Jones

gracie abrams
YOU ARE THE REASON
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
TMBGareOK. The Official They Might Be Giants tumblr
Today's Document
Misplaced Lens Cap
tumblr dot com
official daine visual archive

seen from Mexico

seen from Malaysia
seen from United States

seen from Italy
seen from Brazil
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Singapore

seen from United States
seen from Jordan

seen from United Kingdom

seen from Russia
seen from Bulgaria

seen from Türkiye
seen from Germany
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Canada
@longroadstories
lets move!
ne zaman?
ne zaman hiç utanmayacağım? ne zaman yıkıcı duygular hissetmeyeceğim? ne zaman gönlümce yiyip içebileceğim? ne zaman yediklerimden ve içtiklerimden pişman olmayacağım. herhangi bir şeye dayanamadığım zamanlardayım. hıçkıra hıçkıra ağlamak geliyor içimden. artık dayanamıyorum. bana bir nefes ver. bana sığınacak m-bir liman ver. benim gönlüme ferahlık ver. bana başarılı olduğum deneyimler ver. başarılı demek doğru mudur bilmem. ama sakin, huzurlu, mutlu ve endişesiz olmak istiyorum. allahım lütfen. lütfen kendime acımaktan yoruldum. kendime acıyorum. bu kadar mükemmel bir hayatı nasıl kendime zehir ettiğime şaşırıyorum. salak gibi hissediyorum. apppptal gibi hissediyorum. lütfen beni sakin kıl. lütfen beni hakikate erdir. lütfen bırakmama müsade et. lütfen sakinleşmeme müsade et. lütfen ferahlamama müsade et. lütfen bana tutunacak bir dal ver. lütfen kalbimi, bedenimi, zihnimi güldür. lütfen beni anlayışlı kıl. kendime, başkalarına, herkese. lütfen beni sev.
hakikate ermek ve hakikati hep bilmek isterim. inşallah.
kalmadı
herhangi bir şeye hiç miktarda tahammülümün kalmadığı yaştayım. hiçbir şeye hiç miktarda tahammülüm mevcut. bu pişkinliğe, kendini bilmezliğe, utanmazlığa, cibiliyetsizliğe, soysuzluğa, ipini koparan gelmişliğe, herhangi bir şeye hiç ama HİÇ tahammülüm kalmadı. bu insanları bir gün fazladan görmek istemiyorum.
dibindeki kumların parıl parıl parladığı sıcak denizlerde, ılık kumlarda, ıslak saçlarda, kumdan kalelerde, iskelelerde, rengarenk meyve sularında, güneşten omuz başlarımın kızardığı o kafa dinlemeli tatillerde keyif sürmek istiyorum. bir iskelede kitap okumak, okurken uyumak istiyorum. sevmek ve sevmekten ısırmak istiyorum.
hadi inşallah. daha önce oldu. yine olacak.
ne söyleyelim?
ne anlatalım? hangisinden başlayalım? hangisi dökülsün ağzımızdan? ne kadar yorgun olduğum mu? ne kadar dolu olduğum mu? ne kadar dokunsalar ağlayacak olduğum mu? insanlar böyle zırvalar söyleyince empati kuramazdım. şimdi düştüğüm hallere bak? kesinlikle eminim ki insanın sosyal çevresi her şeydir. insanın huzuru her şeydir.
bana bir gün güler yüzle cevap vermeyecekseniz, siz benim neyime yararsınız? fikir beyan ettiğimde lafı ağzıma tıkacaksanız, sizin bana ne faydanız var? her gördüğünüze nazar edecekseniz, dönün de zamanında heybenizi doldurduklarınıza bakın. benden ne istersiniz? siz benden ne istersiniz?
gelmeli gitmeli, çalışmalı kaçmalı, yemeli içmeli bir hayatım vardı. bu hayatı büyütmeye çalışıyorum. bu hayatı çiçeklendirmeye çalışıyorum. bu hayatı nizama sokmaya çalışıyorum. istiyorum ki hayırlısı olsun. istiyorum ki en hayırlı ve güvenli yoldan ilerlesin. istiyorum ki daha öncelere dönmesin. doğru yolunu bulsun. hizasını kaybetmesin. harama bulaşmasın. kul hakkı yemesin. peki bu yediklerimiz nedir?
nedir bu yaşadıklarımız? arkasından konuşmadığımız, arkamızdan konuşmayan kimse kalmadı. dost sandıklarımız düşmanımız oldu. herkese hizasını ve yerini bildirmenin zamanı geldi de geçiyor bile.
bundan sonra böyle. herkes ederi kadar. kimseye acımayacağız. kimsenin gönlü olsun diye seviyemizi düşürmeyeceğiz.
bizi babamız böyle yetiştirdi. biz sokakta büyümedik.
30.12.2025 - bireyselleşme görün bakalım
“Ben onun yetiştirdiği çocuk değilim ama o, bu çocuğu yetiştiren baba.”
Talebe- Tara Westover
Sarajevksi marlboro
“Savaş başladıktan sonra Saraybosna’da ateiste rastlamadım.”
Saraybosna Marlborosu
“İnsanın kalbi, yalnızca doğru yere hafifçe vurduğunuzda yumuşarmış.”
Saraybosna Marlborosu
“Bana, dünyayı üç kez dolaştıktan sonra kuşatılmış Saraybosna’ya geldiğim için pişman olup olmadığımı sordu; ben ise ona Saraybosna’ya gelmediğimi, Saraybosna’da doğduğumu ve Tanrı’nın bana başka bir yerde ölmeyi nasip etmemesini dilediğimi söyledim.”
öylesine
canım seni görmeyeli çok zaman oldu. neler neler oldu bir bilsen. güzel şeyler oldu. hep çok güzel şeyler oldu. hep şükrettim böyle güzel şeylere. olmasını dilediğimden daha güzel şeyler oldu. hep kıvamındaydı. bazen fazlaymış gibi gelse de üzerime, en sonunda hepsine alıştım. yoğruldum. her şeyle yoğruldum. beni ben yapan her şeyle harmanlandım. beni büyüttüler. beni öyle büyüttüler ki... beni ben yaptılar. herkes. hocalarım, hastalarım, hatalarım, büyüklerim... hepsi ben olma yolumda yanımdalardı...
şimdi kendimden beklemediğim şeyler yaşıyorum. biraz da izin veriyorum. yaşamak için uğraşıyorum. evet biraz omurgamı saldım ama her zaman da dimdik durulmaz öyle değil mi? daha esnek bir omurga için uğraşıyorum. öyle ya da böyle. herro ya da merro.
bu mutluluk için teşekkür ederim. minnettarım. yaşamasaydım hep aklımda kalırdı. ince de olsa, kısa da sürse, hafif de geçse iyi ki olmuş.
çok şükür.
<3
Allah'ım verdiğin her şey için teşekkür ederim. Bu güzel duygular ve bu güzel insanlar için sana hamd olsun. Beni en hayırlı yere ait kıl. Kalplerimizi birbirine ısındır. Çünkü kalpleri birbirine ısındıran yalnız Allah'tır.
“Annem o zaman bile beni sevmekten vazgeçmedi.”
Yaşamak - Yu hua
oh
çok şükür. hep çok şükür. her zaman çok şükür. bazen kelimelere dökemediğim her şey için çok şükür.
biraz sinirlendik. ama değdi.
kendine inanmayı hatırla
canım lütfen. kendine inanmayı hatırla. bu ilk değil ve son değil. daha önce çok kereler oldu. hepsine çok güzel hissettir. hep zafer gibi geçti. hep yaşamak istediğim bir duygu oldu. çok şükür.
yine öyle olacak. ferah bir zafer gibi. baharda esen meltem gibi. saçlarımı denizin rüzgar savurur gibi. çöl sıcağında ılık denize girmek gibi. dibi görünen denizlerde yüzmek gibi. hiç bitmesin isteyecek gibi.
yine öyle olacak. her şey çok güzel olacak. muzaffer ve muvaffak olacağız. her şey çok güzel olacak. her şey.
elhamdülillah.
bakın beni hiç ilgilendirmiyor
istekleriniz, beklentileriniz, hissettikleriniz, yaşadıklarınız veya yaşamayı planladıklarınız... hiçbiri beni ilgilendirmiyor. ben oralı olmuyorum. çünkü bu sizin beklentiniz. sizin planlarınız. o planı siz yaptınız. kafanızda kurdunuz. siz organize ettiniz. siz planda hiç yoktunuz.
bendim o plandaki. kafama oturmayan o eğreti plandaki bendim. yeterince istekli olmamam nedeniyle ben o planın dışına itildim. her şeyden önce o planın başrolü bendim. yani ben bendim.
siz zaten o planda hiç yoktunuz. siz yokluğun üzerine planlar yaptınız. benim kafama oturtmaya çalıştınız. biliyordunuz ki zaten ben o plana girmekte ve inanmakta zorluk çekerdim. öyle veya böyle biraz da olsa beni ikna siz ettiniz.
bakın. hayal kırıklığına uğradığınız için üzgünüm. ama bundan sonra yalnızca kendiniz ile ilgili planlara inanmaya çalışın. başkalarının cesaret edemediği şeyleri yapmaya cesaretlendirmeye çalışırken karşınızdakinin kim olduğunu unutuyorsunuz.
bu planı ben yapmadım. ben çok sevdiğim bir kişi için bu plana dahil oldum. yalnızca teşekkür edilip geçilmesi gerekirken hala benden farklı beklentiler içine giriliyor.
lütfen çok rica ediyorum. önce bana borçlarınızı nasıl ödeyeceğinizi düşünün. hem hayal borçlarınızı hem maddi borçlarınızı.
bugün birisinden şunları duydum:
çok güzel bir hayatım varmış. meğerse ne kadar şükürsüzmüşüm! meğerse... ne kadar şükürsüzmüşüm... insan sadece negatifliklere odaklandığında, kendine hep haksızlık yapıldığını düşündüğünde orada olmak istemeyebiliyor. ama bir yandan da güzel bir hayatım vardı. her şey gitti.