Delilik, bir düşüncenin ne hissettirdiğini asla unutmamakla, onu tekrar tekrar yaşamak arasında meydana gelen bir kavram olmalı.
AnasAbdin

PR's Tumblrdome
No title available
Sweet Seals For You, Always

JBB: An Artblog!
he wasn't even looking at me and he found me
h
Lint Roller? I Barely Know Her
i don't do bad sauce passes
tumblr dot com
One Nice Bug Per Day

pixel skylines
Alisa U Zemlji Chuda
Stranger Things
Xuebing Du
Three Goblin Art
TVSTRANGERTHINGS
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
trying on a metaphor
almost home

seen from United States

seen from Canada

seen from Türkiye

seen from United States
seen from Chile
seen from Thailand
seen from South Africa
seen from Germany
seen from Canada

seen from Morocco
seen from T1

seen from Canada
seen from United States

seen from Canada

seen from United Kingdom
seen from Czechia
seen from Chile
seen from Canada
seen from United States
seen from South Africa
@lyovocka
Delilik, bir düşüncenin ne hissettirdiğini asla unutmamakla, onu tekrar tekrar yaşamak arasında meydana gelen bir kavram olmalı.
Her şey ansızın başkalarının hayatını yaşama kararı almamla başladı. Dönüştüm, başkalaştım. Her yeni güne yeni bir umutsuzlukla ama aynı zamanda büyük bir boşvermişlikle uyanıyorum. Umarım bu yeni adam vazgeçtiği değerleri tarafından bir gün yeniden yargılanmaz.
Ben kendimi akıllı sanıyordum meğer sadece hasta ruhlu delinin tekiymişim.
Var olmanın kıymetini yok olmadan anlayamayız değil mi üstat?
Karanlığın bir öğreti aldığı her yerde, kötülük bir erdem olarak kabul edilecektir.
“Zaman sessiz bir testeredir.”
Sigmund Freud'a göre, genç bir insanın hayatını mahveden üç şey vardır: Duygusallık, farkındalık ve fazla düşünmek…”
Yaşantılarımızı çeşitlendirerek-ömrümüzün geri kalanı için faydalı sentezler elde etmeyi umarak geçiriyoruz günlerimizi. Atıldığım son ve kapsamlı macera ise bunun böyle olup olmadığının nihai cevabı olacak. Ya ruhen ölüyorum ya da artık kendim için yaşamıyorum.
İster Adem’in kritik hatasının pişmanlığı, ister sadece şanslı bir sperm hücresi olarak bakın; insan, varoluşunu anlamlandırma konusunda merakıyla baş başadır. Yaşantılarımızın sonuçlarına önceden tanıklık etmek ister, böylelikle köklerimizi daha derine salmak, varlığımızı güçlendirmek isteriz. Merak etmeyi bıraktığımızda ise kozmik bir çöp olmayı zaten kabul etmiş sayılırız. Peki ya insan varoluşunun anlamını nerede aramalıdır? Cevabımı göresellerle sanırım daha açık bir şekilde ifade edebilirim: Birinci görselde evrenin şimdiye dek gözlemlenebilmiş en büyük kesitinin fotoğrafı var. İkincide de insana ait aktif beyin hücreleri görülmekte. İkisi arasındaki benzerlik gerçekten şaşırtıcı.
Her kalp atışında gerçekleşen beyin hareketi.
“Sevgiyi gerçek kılan şey mücadeledir. Sevdiklerini kadere bırakamazsın.”
Ne diyordu Freud; "Bir olgunluk seviyesi vardır O seviyeye ulaşınca kimseyle uğraşasın gelmiyor. Kendini yetiştirememiş, sinsi, ikiyüzlü insanlardan uzaklaşıyorsun. Seni hasta edecek insanlarla birlikte olmaktan vazgeçiyorsun. O seviyeye ulaşınca kendine değer vermeyi öğreniyorsun"
“artık, şunu söyleyen de kalmadı: “senin bir ruhun var ve onu kurtarmak lazım.” bunun yerine şu cümleler tercih ediliyor senin bir cinsiyetin var ve onu en iyi nasıl kullanabileceğini bulman lazım. senin bir bilinç dışın var ve ‘o'nun konuşması lazım. senin bir bedenin var ve onun haz duyması lazım.”
— jean baudrillard - baştan çıkarma üzerine
“Sevginin gerçek taleplerini karşılamadaki yetersizliği, nevroz hastalarının temel özelliklerinden biridir. Bu hastalar sürekli gerçekle fantezi arasındaki karşıtlık tarafından ezilirler. Fantezilerine konu olan en büyük özlemleriyle gerçek hayatta karşılaştıklarında arkalarını dönüp kaçar; fantezilerinin gerçekleşmesinden artık korkmalarına gerek kalmayan zamanlarda ise onları terk ederler.”
Kendi özgür iradelerinden çıkmış gibi görünen düşüncelere yönelik gerekli zihin tutumunun benimsenmesi ve normalde onlara karşı çalışan eleştirel işlevin terk edilmesi, bazı insanlar için başarması çok zor bir iştir. İstem dışı düşünceler, ortaya çıkmalarını engellemek isteyen çok şiddetli bir direnç doğurma ihtimali taşırlar.
“Bilincinizle övünüyorsunuz, ancak kararsızlıktan kıvranıyorsunuz. Çünkü beyninizin çalışmasına karşın yüreğinizi, ahlaksızlığın zifiri karanlığı bürümüş. Nasıl da can sıkıyorsunuz, rahatsız ediyorsunuz ve ne kadar da yapmacıksınız.”
Dostoyevski Yeraltından Notlar