Yok yere mi?
d e v o n

★
official daine visual archive

ellievsbear

PR's Tumblrdome
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

Discoholic 🪩
taylor price
Game of Thrones Daily
todays bird
RMH
noise dept.
No title available

shark vs the universe
untitled

JVL

Janaina Medeiros
Misplaced Lens Cap
Cosmic Funnies
NASA
seen from Kyrgyzstan
seen from United States

seen from Singapore
seen from Brazil
seen from Venezuela
seen from United States
seen from United States

seen from Thailand

seen from Kenya

seen from United States
seen from United States
seen from Israel
seen from Japan

seen from Belgium
seen from Spain
seen from Morocco

seen from United States
seen from Canada
seen from Brazil

seen from Netherlands
@marineescape
Yok yere mi?
Ne harika bir birasın. Gözlerden kalpler çıkarttın.
Günaydın, tüm taze enerjisiyle "güvenli" evinden çıkar çıkmaz laf yiyenler, çeyrek km'lik yolda 8 kere tacize uğradığını hissedenler hepinize günaydın..
Eskiden yüzlerinde gidecekleri yerlere zamanında ulaşamamanın kaygısı kol gezen insanlar vardı, şimdi ise buluşmaya 5 dakika kala 1 saat geç kalacağını söyleyen arsız mesajlar var.
Tombik ay çekirdeklerini teflon tavada kavuran annem var benim, n'ber?
Sinemaya girmeden sinema biletini kaybetmemek de ne zor yarabbim.
AlpayErdem
Çevre Bİlinçlendirme Semineri'ni vermeye giderken arabasından dışarıya ÇÖP atan akademisyene ne denir? Ne demeli? Ne yapmalı? Bi yardımcı olun be hacılar be
DÜŞMEDİM DAHA
Bugünlerde sık sık dinlediğim Umay Umay şarkısı.. Ceylan Ertem apayrı bir şov yapmış sesiyle.. Saatlerce dinliyorum, düştüğümden belki de.. Dizlerimi, dirseklerimi yaraladım, derileri yüzüldü. Çelme taktılar bana. Tabi tek bu değil, kendimden çok güvenebileceğim insanların varolduğunu sanıyorum hala.. İzle.
http://www.youtube.com/watch?v=-8UfLNFGMQI
un nouveau départ..
Sen bir rota çizmiş olsan da kesinkes, yolun hep bir planı vardır senin hakkında. Yolları yolculuk yapan, yola çıkanı yolcu yapan budur. Aldanmazsan, kapılmaz ve yanılmazsan varamazsın yolun gideceği yere. Yolculuğun gizi budur: Kaybetmezsen yolunu bulamazsın aslında. Bir soru'n olmalı mutlaka. O soruyu sormalısın, kimsenin anlamadığı bir dilde konuşan ve hep aynı cümleyi tekrar eden bir derviş gibi döne döne aynı soruyu sormalısın. Cevap, başlangıçta tahmin ettiğinden ne kadar uzakta ise gerçeğe o kadar yakındır. Sarsılmamışsan, soru'nu kaybetmekten korkmuşsan, hiçbir yere gitmemişsindir aslında. Düzenin bozulmalı. Evden çıkmak budur aslında. Yolculuk bir düşmek ve kalkmak meselesidir. Eve yaralarla dönülmüyorsa hiç gidilmemiştir... Sadece uzaklardan gelenler bilirler evlerinin kokusunu. Yollara, evlerimizi anlamak için çıkılır. Fakat yolda bulduğun cevaplar eve geldiğinde, yakalanmış kelebeğin renklerinin sönmesi gibi parça parça dağılır. Yola ait cümleler, yazıktır ki hep yolda kalır. Onlar, yolun cevaplarıdır. Döndüğünde anlatacağın hep biraz renksiz bir hikayedir. Cevaplar, suyun altında çok renkli görünen ama sudan çıkarıp kuruduğunda renkleri sönen çakıl taşları gibidir. Bu, sana böyle gelir. Oysa yeni çocukların yeni yollara çıkması için o çakıl taşlarını getirmeki sözün büyülü suyuyla yeniden ıslatmak, renklerini yeniden canlandırmak gerekir. Göz doyar mı? Ne kadar görse, doyar? Bazı gözlerin ne görse öğüten bir bakışı vardır; doymaz kapanana kadar. Akıl kaç soruyu cevapladığında soru sormaz artık? Belki akıl, cevaplandıkça çoğaltır soruları. Kaç yüz gördüğünde görmüş olursun bütün yüzleri? Kaç tanışma sona erdirir şaşırmayı? Göğüs ne zaman sonuna kadar dolmuş olur aldığı nefeslerden? Son nefesini verdiğinde mi? Bazısı insanların, durulmadan ölür. Kimisi yosun tutmaz hiç. Dünya ve insanlık, o insanların hayalleriyle iyileşir.