KIROKAZE

if i look back, i am lost
The Bright Sessions
🪼
Today's Document

shark vs the universe
hello vonnie

oozey mess

titsay
almost home

Love Begins

Origami Around
RMH
No title available

pixel skylines
★
Cosimo Galluzzi
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
EXPECTATIONS

Product Placement
seen from Israel
seen from United Kingdom

seen from United States
seen from Malaysia
seen from United States

seen from Singapore
seen from United States

seen from Singapore

seen from United Kingdom

seen from United States

seen from Australia
seen from Argentina
seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Indonesia

seen from United States
seen from Türkiye
seen from United States
@maskeliadamsworld
Üvey ablam ile ensest ilişkimiz
Merhaba seks hikayesi okurları, İsimler dışında her şey gerçek. Ben lise dördüncü sınıfa gidiyordum o zamanlar. Bizim üst katımıza babamın çok yakın arkadaşı olan ekrem abi’ler taşındı bizimde çabamızla evi aldılar. Aynı zamanda uzaktan bi akrabalıkda var. Neyse taşındılar bi iki yıl geçti ben lise dörde geçtim ergenlik dönemi bitti ama sanırım çok asılmaktan olsa gerek yüzümde sivilceler çıkıyordu. Bizim üst komşumuz olan ekrem abinin karısı’da çok iyi bir insan cana yakın bizim ailede’de özellikle benle çok iyidir bir küçük kızı var beni çok sever bazen annesini bırakıp benm arkamdan ağladığı olur. Bende üst komşumuza resmen aşık gibiyim yüzü vücudu gülüşü her şeyi mükemmel bir kadın. Bazen bizim eve anneme yardıma sürekli dekolteli bluzlar giyer kızıda yeni yeni yürümeye başladığı için eğilip peşinde koşmak zorunda kalır bazen o anları kaçırmamak için üst kpmşu geldiği zaman evden hiç bi yere gitmem mükemmel göğüsleri var eğilince mükemmel bi şekilde göz önüne çıkıyolar. Neyse gene bi gün ben okuldan geldim annemler teyzemlere gitti. Ben evde tek kaldım o sırada üst komşumuz sinem abla kapıyı çaldı. Pc de oyun oynuyodum.
Oda pc de nete giremiyorum bir bakar mısın müsaitsen dedi. Tam geliyorum deyip beş dakika sonra arkasından gittim Pc ye felan baktım hallettim. O sırada benm çayı sevdiğimi çok iyi bilir çay demlemiş neyse birer çay içtik ben küçük kızıyla oyun oynamaya başladım. Sinem ablada mutfaktaydı normalde hep uzun etek giyer ama evde olduğundan heralde üzerinde pijama vardı. Ve aşırı şekilde tahrik ediciydi. Ben arada ona bakıp oyuna devam ediyordum. Neyse biz oynarken sinem abla geldi madem siz biraz daha oynayın ben bir duş alayım dedi tam dedim. Yirmi dakika feln geçti kızı kucağımda uyuya kaldı bende aldım yatak odasına yatağına götürdüm. Banyonun önünden geçerken buğulu camdan sinem ablayı kurulanırken gördüm. Neyde kızı yatağına yatırdım üzerinş örttüm kapıya yöneldim ayşe abla tam karşımda bornozla duruyor o çok utandı bende ne yapacağımı şaşırdım baka kaldım. Sinem abla göğüslerini iyice kapatarak demek uyudu kızım dedi. Ben hala çok dalgın bir şekilde ona bakıyordum. Zaten hasta olduğum bi kadındı o şekilde görünce resmen dondum. Geldi yanıma çık üzerimi giyeyim dedi.
Ben çıktım ama gidemedim kapının aralığından hala onu izliyordum mükemmel göğüsleri açığa çıkınca başka hiç biyer dikkatimi çekmedi. Baka kaldım eğilerek baktığım için bi an ürperdim kapı hareket etti sinem abla beni gördü hemn salona doğru koştum beş dakika sonrs sinem abla geldi. Ben hala göğüsleri düşünüyordum. Yanıma geldi oturdu. Ben çok mafoldun resmen utandım yüzüm çok kızardı. Elini bacağıma koyup tmm aramızda kalacak bu dedi.
Bu yaşlarda normal dedi.ben sustum yoksa beğenmedin mi dedi. Şaşırmıştım bi kez daha aynı soruyu sordu hayır çok güzellerdi dddim. Güldü elini boynuma attı. Daha önce hiç bi kızla birlikte olup olmadığımı sordu. Hayr sadece sevişdiğim oldu dedim. Oda gülerek geç kalmılmışsın dedi. Bende kızlar istemiyor dedi. O sırada bluzunu üstünden çıkardı ve dantelli bikinisinin altınds göğüsleri mükemmel görünüyordu. İstersen daha yakında baka bilirsin dedi. Hayallerimi süsleyen kadın karşımda bekliyordu ama ben nedense dona kaldım sadece bakıyordum. Elimi aldı ve göğsünün üzerine koydu ben okşamaya başladım artık cesaret gelmişti iyice sıkmaya başladım. Ben sıktıkça o güzel yüzüyle mükemmel bi şekilde gülüyordu. Elini arkaya attı ve bikinisini çıkardı göğüsler önümdeydi. Koltuğa doğru uzandı. Ben diz çökerek göğüslerini yalamaya başladım çok harikaydı sadece göğüslere odaklanmıştım. Biraz yaladım daha devam edecektim. Ama sinem abla doğruldu ve ayağa kalk dedi. Ayağa kalktım kapri’mi indirdi ve o zamanlar 10 cm olan sikimi görünce biraz sola eğri olduğu için biraz göz gezdirdi ve dondurma yalar gibi yalamaya başladı öpücükler konduruyordu. Yavaş yavaş ağzına aldı çok zevk almıştım mükemmel yalıyorudu. Özellikle kafasını iştahla yalıyordu. Sonra önümde diz çöktü ve göğüslerini iki yandan birleştirdi. Ben sikimi arasına soktum göğüslerini sikiyordum. Bu şekilde biraz devam ettik.
Sonra kalktı ve picama’sını çıkardın koltuğa uzandı ben tekrar göğüslerini yalamaya başladım yavaş yavaş aşağı iniyordum. Gerçekten harikaydı göbeğini yaladım ve pembe bıxerini çıkardım koltupa oturtarak bacaklarını açtım. Ve bacağını yalamaya başladım. Yavaş yavaş amına geldim. Orayı daha bi iştahlı yaladım resmen somuruyordum. Isırıyordum. Harikaydı çok güzel ve tertemizdi .yalamak harikaydı. Bem yaladıkça o bacaklarıyla kafamı sıkıyor ve inliyordu. Omzumdan tutup çekti. Ve öpüşmeye başladık mümemmel öpüşüyordu dilini dışarı çıkardı dilini yalamaya başladım sonra hadi deyip bacaklarını açtı. Ve sikimi eline alıp amında gezdirmeye başladı.
Tükür dedi tükürdüm ve yavaş’ca kafasını soktum pek acı hisset dedi gidip gelmeye başladım çok zevk alıyordum o ah ah diye çok güzel bir ses tonuyla inliyordu. Ben gidio geldikçe hızlanmaya başladım lap lap diye ses çıkmaya başladı. Pozisyon değiştirdik bacaklarını omuzuma aldım ve tekrar gidip gelmeye başladı bi tarafdan bacağını öpüyordum. O pozisyonda biraz sikiştik ve ben artık boşalacak gibi oldum ve hemn çıkarıp tekrar amını yalamaya başladım yukardan tükürüp aşağıdan ağzıma alıyor amına tekrar tükürüyordum. Yaladım yaladım ve kalkıp elimden tuttu mutfağa gittik. Orda masaya doğrundomaldı. Sikmeye başladım artık o iyice alışmış bekliyordu.
Kalktı dolaptan büyük bir salatalık çıkardı içeri gidip bacaklarını iki yana iyice açtı ve salatalığı götüne sokmaya başladı ben de amına tekrar girmeye başladım. Salatalığı arada çıkardım yalıyor bazen bana yalatıyordu. Süper zevk alıyorduk ikimizde. Ben biraz daha git gel yaptım daha sonra çıkarıp göbeğine boşaldım. Sinem abla gerçekten harikaydı salatalığı çıkarıp karnındaki döllere sürdü ve salatalığı o şekilde yiyerek dölleri temizledi. Ben çok zevk almıştım yanına yatıp dudaklarından öpmeye başladım. Biraz öpül’dük ve birlikte duşa girdik duşta benim yarrağım daki kılları kesti pürüssüz yaptı birazda orada yaladı.
O gün yaklaşık iki üç defa sikimi yalayarak boşalttı beni döllerin hepsinide yuttu en çok hoşuma gidenlerden biride oydu. O günden sonra her gün olmasa bile üç dört günde bir birlikte oluyorduk. Artık sevgilim gibiydi. Daha sonra kimden bilmiyorum ama hamile kaldı ikinci çocuğu doğurmaya yakın ben üni için başka şehire gittim şimdi ünideyim ve 2016 yarıyıl tatiline gün sayıyorum. Büte kalmadan yanına erken gitmek için köpek gibi derd çalışıyorum. Şuan sadece onu düşünerek 31 çekiyorum. Gerçekten çok şanslı bir insanım. ( ilk ilişkimizden sonra yaşadığım bi ortak fantazimizide anlatacağım yarın birgün.)
OROSPU GÖRÜMCEMİN BULDUĞU KALIN YARAKLAR
Adım Seher, 19 yaşındayım, 50 kilo ve 1.60 boyundayım. sex hikayeleri okuyup çok defa orgazm oldum. Size grup sekse nasıl alıştığımı anlatmak istiyorum. Şu an Almanyada Bremende yaşıyorum, aslen Türkiyenin en uzak illerinden birindenim, 17 yaşımda evlenip Almanyaya (ithal gelin olarak) geldim. 16 yaşımdayken, uzak bir Almancı akrabamızın oğluyla nişanlandım. Nişanıma kadar görmemiştim kocamı. 17 yaşımda düğünümüz oldu ve evlendik. Düğünden 6 ay kadar önce pasaport işlemlerimi falan yaptırdık. Düğün günü kocamla odamıza geçince, ilk defa gerdekte yarak gördüm. Amımı ilk kocam sikti ve bekaretimi bozdu. Gerdekte sabaha kadar 2 defa sikti beni. Ertesi gün Diyarbakıra gittik, ordan uçakla İstanbula, ordan da Almanyaya uçtuk. Bunu da belirtmekte fayda var, kocamda sertleşme ve erken boşalma problemi olduğu için, sadece 15-20 günde bir defa sikişiyorduk…
Bremende ailecek (kaynanam, kayınbabam, kocam ve benden 2 yaş büyük görümcemle) aynı evde kalmaya başladık. Benim dışımda herkes çalıştığı için evde ben yalnız kalıyordum. Kaynanam ve kayınbabam sabah 06:00’da, kocam 07:00’de, görümcem ise 09:00’da evden çıkıyor ve işe gidiyorlardı. Akşam da kocam, kaynanam ve kayınbabam aynı saatte, yani akşam 18:00’de geliyorlar, görümcem ise gece 23:00 – 24:00 gibi eve geliyordu. Evdekiler farkına varmıyordu, ben görümcemle birbirimize yakın olduğumuzdan bazen nefesinin içki koktuğunu hissediyordum (fakat bunu niye yaptığını görümceme hiç sormadım). Görümcem de benim gibi kapalı giyinen (başı örtülü ve pardesülü), 55 kiloda, benden az uzun biriydi. Evde çamışırları ben yıkardım. Bir seferinde görümcemin kirlilerini yıkayacaktım, makineye başörtüsünü atacakken kurumuş sümük gibi şey gördüm. İyice emin olmamakla birlikte, görümcemin başörtüsündeki bu lekenin erkek dölü olduğunu tahmin ettim. Görümcem bekar oldugu için demek ki erkek arkadaşını ağzıyla boşaltıyordu ve dölleri başörtüsüne bulaşmış diye düşündüm.
Görümcem bir gece (mesaim var diyerek) eve çok geç ve zil zurna sarhoş gelmişti. Tesadüfen ben de tuvalete diye kalkmıştım, kapıyı kendisine ben açtım, evdekilerin hepsi uyuyordu. Görümcemin başörtüsünde yine döl lekeleri vardı. Hemen kimse görmeden görümcemi banyoya aldım, suyun altında kendine gelir diye düşündüm. Görümcemi soyundurup duşun altına soktum, fakat ayılacak gibi değildi, sarhoştu. Ne olduğunu sorduğumda, 4 erkekle sikiştiğini söyledi. Görümcemin arkasına su tutarken farkettim, göt deliği kocaman açıktı. Görümcemi yıkayıp odasına götürdüm, geceliğini giymek istemeyince, çıplak olarak yatağına yatırdım, üstüne yorganı örttüm. Böyle birşeyi nasıl yaptığını sorup, kızdım biraz. Fakat halen sarhoş olduğu için, benim kızmama bile gülerek cevap veriyordu, “Yenge yarakları kalındı, kocamandı! Nebiçim siktiler! Yenge, abim seni sikemiyor değil mi, istersen seni de kalın yaraklı erkeklere siktirebilirim!” dedi. Ben de, “Sen sarhoşsun, ne dediğini bilmiyorsun, yat uyu, sabah konuşuruz!” diye kızdım ve odadan çıktım.
Sabah 08:00 olmuştu uyandım, evde tek görümcem kalmıştı. Kahvaltı için uyandırmaya gittiğimde üstündeki yorganı aşağı atmış, dizlerini karnına çekmiş bir şekilde uyuyordu ve göt deliği halen açıktı. Görümcemi uyandırdım ve kendine gelince ilk iş olarak götüne ne olduğunu sordum. Gülerek, “Ne olacak, dün gece kalın yaraklı 4 Alman bağırta bağırta sikti götümü!” dedi. Şok olmuştum, “Nasıl yani, tecavüz mü ettiler?” dedim. Görümcem sırıtarak, “Yooo, para karşılığı siktirdim!” dedi. Bunları duyunca kızdım, “Orospu musun sen?” dedim ve mutfağa gittim. Biraz sonra yanıma geldi, “Yenge istersen seni de aram ıza alırız, hem yarak görürsün, hem amın götün yarağa doyar, hem de para kazanırsın!” dedi. Sinirlenmiştim, “Kızım sen manyak mısın?” dedim, fakat aynı zamanda heycanlanmıştım da. Görümcem, “Yenge valla bak, seni de götüreyim, iyi sikiyorlar!” dedi. Ben de, “Saçmalama, olmaz! Hem gelmek istesem bile nasıl olacak ki?” dedim. Anlatmaya başladı, bizimkilerin kendisini bir işte çalıştığını sandıklarını, fakat çalışmadığını, erkeklerle para karşılığında sikiştiğini ve bekaretini de iyi paraya verdiğini anlattı.
Ben görümcemin detaylı olarak anlattıklarını ağzım açık dinlerken, bir yandan da başka şeyler düşünüyordum, evlenmeden önce (sadece bir defa) köyün çobanı şalvarımı indirip beni domaltmış ve amımı yalamıştı, sonra da sikini kalçalarımın arasına sürterek boşalmıştı (çobanın sikini bile görmemiştim). Oysa kocam amımı daha hiç yalamamıştı. Görümcemin anlattıkları bu grup seks olayı (ve gözümde canlanan çobanın amımı yalaması) ile heyecanlanmıştım ve amım iyice sulanmıştı. “Grup seks derken, kaç erkek var bu grupta?” diye sordum. “Genelde 4-5 erkek oluyor, üstelik sen iyi para edersin, körpeciksin, abimin seni iyi sikemediğini de biliyorum, seni bakire diye siktiririm, ilk seferinde rahat 2-3 bin Euro alırsın!” dedi. Görümceme, “Ama sen götünden de siktiriyorsun!” dedim. “Evet, götten sikmeye de iyi para veriyorlar, sen de götünü siktirirsin, birkere tadını alınca birdaha vazgeçemezsin, hep götten istersin! Eğer istersen bugün yeni bir gruba gideceğim, seni de götürürüm!” dedi.
Yaraksızlıktan 15 gündür yanan amım iyice kudurmuştu, “Tamam kız! Ben de geliyorum senle!” dedim. Kahvaltıyı yapıp, pardesülerimizi giydik, başörtülerimizi taktık evden çıktık. Yürüyerek bir otobüs durağına geldik, görümcem telefonla birini aradı. 10 dakika sonra Lüx bir araba yanımızda durdu ve görümcem hemen kapıyı açıp öne oturdu, ben de arkaya geçtim. Arkada bir erkek daha vardı, iri yarı, sarı saçlı bir Alman. Görümcem arabayı kullanan Almanı tanıyordu, onu dudaklarından öptü. Yanımdaki adam da pardesümün üstünden bacaklarımı ve kalçalarımı ellemeye başladı hemen. Yol boyu bacaklarımı sıkarak, Bremen dışında bir çiftlik evine vardık. Etrafta başka ev yoktu. Kapıyı iri yarı biri açtı, içeri geçince 3 erkek daha vardı…
Görümcem hemen pardesesünü çıkarıp soyunmaya başladı, bana da, “Soyun!” dedi. Beni de arabada yanımda gelen adam soymaya başladı. Çok heyecanlıydım ve korkuyordum. Görümcemle bana birer bardak Wiski verdiler, içtik. Hayatımda ilk defa içki içiyordum. Odadaki tüm erkekler tamamen soyunmuştu, görümcemle ben de çıplaktık sadece başörtülerimiz duruyordu. Görümcem gayet rahattı, fakat ben çok utanıyordum. Ordaki erkeklerin birisi Türktü ve yarağı inanılmaz büyüktü. Kocamın sikinden başka yarak görmemiştim, ama bu Türkünkü diğerlerinden büyüktü. Türk olan görümceme, “Bakire mi bu?” dedi. Görümcem de, “Evet, dün köyden geldi!” dedi. Bunun üzerine, “Gel güzelim!” diyerek beni kolumdan tutup başka bir odaya götürdü. Heyecandan ve korkudan ölecektim…
Odaya girdiğimizde, “Hiç yarak emdin mi?” dedi. Utana sıkıla, “Hayır yapmadım!” dedim. Gerçekten de hiç emmemiştim. Bunun üzerine, “Yala orospu!” deyip kafamı yarağına bastırdı ve ağzıma almam için zorlamaya başladı. Yarağı kocamın sikinin enaz iki katı vardı, hem kalın hem uzundu. Yarağının başını ağzıma zorla soktu ve emdirdi. Az sonra, “Hiç siktirdin mi?” dedi. Yarağını ağzımdan çıkarıp, “Hayır, siktirmedim!” dedim. Hızla ağzıma sokup çıkarmaya başladı, “Senin bugün amını götünü dağıtacağız!” dedi. Kendisi yatağa uzanıp beni üzerine çekti, bacaklarımı kafasına getirip, yarağını ağzıma verdi ve “Yala!” dedi. Ben onun yarağını yalarken o da amımı emiyordu. Köyün çobanından sonra ilk defa bir erkek amımı yalıyordu, fakat bu çobandan daha güzel yalıyordu. Çok geçmeden, elimde olmadan adamın ağzına boşaldım. Bu arada ağzımda kalın yarağı iyice büyümüştü…
Beni üzerinden kaldırıp sırtüstü yatırdı. Bacaklarımı ayırdı ve bacakarama yanaştı, amıma yarağını dayadı. Önce amıma biraz sürttükten sonra bir anda hepsini soktu. Böyle birden sokacağını beklemediğim ve acıdığı için, var gücümle çığlık atmıştım. Hayvan herif, resmen amımın biryerlerini yırtmıştı yarağını sokunca, gözümden yaşlar gelmişti, acıdan kıvranıyordum. O ise kanırta kanırta köklemeye devam ediyordu. Yüklene yüklene kalın yarağı amımın dibini bulmuştu ve hiç beklemeden hızla sokup çıkarmaya başladı. Beni bağırta bağırta 10-15 dakika siktikten sonra ben acı ve zevkle karışık boşaldım. O halen sert sert çekip çekip sokmaya devam ediyordu. Birden yarağını çıkarıp beni yüzüstü dönderdi ve dizlerimin üstüne domalttı ve tekrar arkadan amıma soktu. Amımı deli gibi sikerken kalçalarımı tokatlayıp, “Orospu amını götünü sikecem dağıtacam senin!” diyor, basıyordu. Çok geçmeden ben yine boşaldım…
Yarağını amımdan çıkardı ve göt deliğime dayadı. Götümden daha önce hiç siktirmemiştim. Zorlaya zorlaya, götümün deliğini yırta yırta o kalın yarağının hepsini köküne kadar götüme sokarken, ben artık çığlık atmıyor, resmen hayvanlar gibi böğürüyordum. Amımdan da götümden de kan akıyordu, artık götüm ve amım gerçekten bozulmuştu, hemde kalın yaraklı biri tarafından ve acımasızca. 10-15 dakika kadar götümde gidip geldi ve böğürerek götüme boşaldı. O kalın yarağını götümden çıkardığında bir süre kendime gelemedim, ölü gibi yattım kaldım yatakta…
Zar zor yataktan kalkıp salona geçtiğimde, görümcem başında başörtüsü, altında bir erkek, arkasında biri, ağzında biri, 3 erkek tarafından aynı anda, hem ağzından, hem amından hem de götünden sikiliyordu. Hem de nebiçim bağırtıyorlardı görümcemi. Arabayı kullanan Alman da koltukta oturmuş yarağıyla oynuyordu. Yarağı nerdeyse demin yediğim yarak kadar vardı. Yanlarından geçerek banyoya gittim. Yıkanıp temizlenip salona geri geldiğimde halen aynıydılar, üçü birden görümcemi sikiyorlardı. Ayakta onları biraz seyrettikten sonra koltukta oturan Alman yanına çağırdı beni, gittim yanına oturdum. Ensemden bastırarak yarağını ağzıma verdi. 4-5 dakika yarağını emdirip domalttı beni ve kapanmamış götüme soktu birden…
O sırada az önce beni siken Türk de geldi yarağını ağzıma verdi. Diğerleri de görümcemi sikmeyi bırakıp başıma üşüştüler. Arkamda bir Alman, ağzımda kalın damarlı bir Türk yarağı ile sikilirken, az önce görümcemin ağzına veren yere uzandı, arkamdaki Alman yarağını götümden çıkardı ve yere uzanmış olanı göstererek, “Git onun üstüne otur!” dedi. Elbirliği ile beni tutup yerde uzananın kalın yarağını amıma sokup üstüne oturttular. Bir iki git gel anca yaptım ki, arkama deminki yarak yine dayandı ve amımdan sikilirken o da götüme soktu. Bugün benim ilklerimin günüydü, iki yarak birden sikiyordu beni. Türk olan yine ağzıma verdi ve beni o pozisyonda bağırta bağırta, yarım saatten fazla siktiler. Sonra sırayla hepsi, ağzıma yüzüme boşaldılar. Döllerin bir kısmı başörtüme sıçramıştı, (şimdi görümcemin başörtüsündeki döl lekelerinin nasıl oluştuğunu daha iyi anlıyordum).
O gün beni 5 erkek, hiç acımadan siktiler ve amımı götümü dağıttılar. Görümcemi de aynı şekilde sikmişlerdi, fakat o alışık olduğundan benim gibi çok heycanlanmıyordu. Giyinip evden çıkarken, görümceme 1.000 Euro, bana da 3.000 Euro para verdiler, (beni kız zannedip bozduğu için ve ilk seferim olduğu için bana çok vermişlerdi). Doğruyu söylemek gerekirse, canım çok yandı, fakat çok ta hoşuma gitti, zevk aldım, verdikleri para da işin cabası. Artık sürekli görümcemle birlikte, gruplara sikişmeye gidiyorum. Orospu görümcem nerden buluyorsa, her seferinde kalın yaraklı Türkleri ve Almanları buluyor hep. Fakat şikayetçi değilim, hem yarağa doyuyorum, hem çok para kazanıyorum. Sikiştiğimden ve verdikleri paralardan (görümcemden başka) kimsenin haberi yok!
41 YAŞINDAKİ EVDE KALMIŞ BALDIZIMI SİKİYORUM
Ben Serdar, 37 yaşında, 1.75 boyunda, atletik yapılı birisiyim ve Samsunda yaşıyorum. Karımla aynı yaştayız ve aramız çok iyidir, sikişmediğimiz gün yok gibidir. Karımın da benim gibi memur olması nedeniyle, çocuklara bakmak için, bazen baldızımı yanımıza alırız, bizde birkaç ay kalır gider. Baldızım karımdan 4 yaş büyük (41 yaşında), esmer, uzun boylu, zayıf, ince belli, hafif geniş kalçalı, dolgun memeleri ve dudakları olan, sexy birisi olmasına rağmen, halen bekardı. Baldızıma sürekli, “Kızım evlen artık, bak açılmadan iade olunanların hesabı ağır oluyormuş!” diyerek takılırım. Baldızım ise bana cevap vermez. Gerçi baldızımı isteyenler olurdu, ama anlaştığı erkeklerle düğüne birkaç hafta veya gün kala evlenme işleri bozulurdu.
Baldızımın en son evlenme işi bozulunca yine bize geldi, kayınpederim ile kavga etmişler ve bizde bir müddet kalacaktı. Bu seferki gelişinde, baldızıma alıcı gözü ile baktım. Baldızım yaşına göre dipdiriydi, memeleri, kalçaları ve vücut hatları adamı baştan çıkarıyordu. Ve ben baldızımı nasıl sikerim hesaplarına başladım. Bazen karımı sikerken, “Ablan evli olsaydı, şimdi birkaç kez de ona kayardım!” diyerek karıma takılıyordum. Karım da, “Sakın öyle birşey yapıp ta Ablamın hayatını karartma!” diye beni tembihliyordu. Baldızım ise bizim evde kaldığı zamanlar herzamankinden daha rahat giyiniyor, benden bir zarar gelmeyeceğini düşündüğünden, sürekli Frikik veriyor, beni azdırıyor, kabaran sikime bakarak gülüp geçiyordu.
Bir gün baldızımla Ladeş oynadık ve iddiaya girdik, kandıran en beğendiği takım elbiseyi alacaktı. Baldızım beni Ladeşlemek için birkaç denemede bulundu, ama kanmadım. Bir akşam karımla otururken kahve istedim. Gelen kahveyi baldızım ikram etti, gömleğinin iki düğmesi açık, memeleri sütyen içerisinde sıkışmış bir halde görünce, aklım gitti, oynadığımız Ladeş oyununu unutttum ve kahveyi aldım. Baldız hemen, “Ladeşşşş!” dedi ve “Kız kocanı kandırdım!” diyerek karıma takıldı. Karım da, “Evet kaybettin Sedar! Yarın gidin ve Ablamın elbisesini alın!” dedi. Ben de yenilgiyi kabul ettim ve “Tamam söz, yarın alalım!” dedim. Baldızım sevinçten havalara girdi tabii.
Ertesi gün, mağazalardan baldızıma elbise bakmak üzere, baldızımla evden ayrıldık. Çarşıya indik ve birlikte mağazaları gezdik. Parasından değil, ama baldızın beğendiği elbiseleri ben beğenmiyordum. En son girdiğimiz mağazadaki elbiseler çok güzeldi, ama bu sefer de baldız bir türlü beğenemiyordu. Baldız kabinde elbise denerken, reyona bakan bayana, “Bir müşteriyi kandıramıyorsunuz, ben sizin patronunuz olsaydım hemen kovardım!” dedim. Satıcı bayan da, “Beyefendi yeter ki siz isteyin, ben satarım, nasıl birşeyler olsun?” dedi. “Seksi ve dikkat çekici kıyafetlerden olabilir!” dedim. Bunun üzerine satıcı bayan baldızımı alıp başka bir reyona götürdü. Baldızım ordaki elbiselere bakarken, bayan bana, “Eşinizin tarzı nasıldır?” diye sordu (Baldızımı karım sandı). Ben de, “Kendisini ikna ederseniz her şeyi giyer!” dedim.
Baldızım bayanın verdiği açık dekolte elbiselerden birkaç tanesini denedi. Baldızımın vucüdunu ilk kez bu kadar açık görüyordum, çıldıracak gibiydim. Baldızıma, “Kız, çok güzel yakıştı, hangisini istersin?” dediğimde, bana sırt dekoltesi olan, memelerinin üstünü açıkta bırakan, tek parça bir elbiseyi gösterdi. Bu elbise belden bağcıklı idi. Baldız, “Bunu beğendim, ama pahalı!” dedi. Ben de, “Orasını merak etme!” dedim. Baldızım kabine girdiğinde, bayana, “Şimdi de Sexy birkaç tane de iç çamaşırı gösterin!” dedim. Bayan, “Kime?” dedi. “Bana. Eşim değil mi, giyeceği iççamaşırını da zevkime göre alayım. Siz ne tavsiye edersiniz?” dedim. Bayan beni bir başka reyona götürdü, raftan bir takım iççamışırı aldı ve “Yeni moda Tanga, bayanlar çok tercih ediyor, altı açık.” dedi. Şaşırmıştım, “Nasıl altı açık?” dedim. Bayan gülerek, “Vajina kısmı açık, istediğiniz zaman işinizi görebilecek şekilde. Göstereyim mi?” dedi. Ben de, “Gösterin!” dedim. Görünce iyiden tahrik oldum!
Baldızımın vücut ölçülerine göre bir takım şeçtim, ve aynı takımdan karıma da aldım, paketlettim. Baldızım kabinden çıktıktan sonra, birlikte bir elbise de karıma beğenip, iki ayrı paket yaptırdık, hepsini ödedim ve mağazadan ayrıldık. Arabaya gittik. Baldızım arkaya binmek isteyince, “Öne gel kız!” dedim ve öne geldi oturdu. “Güle güle kullan baldız!” dedim. Baldız da, “Teşekkür ederim Enişkom, ilk kez kadınlığımı vurgulayan bir şeyler giyeceğim!” dedi. Ben de, “Hadi bakalım… Şu ana kadar kadınlığından henüz birşey göremedim! Eve varınca artık Eniştene küçük bir gösteri yaparsın!” dedim. Baldızım utandı kızardı, yanaklarımdan öperek tekrar teşekkür etti ve evin yolunu tuttuk…
Eve vardığımızda baldıza, “Şimdi dene de üzerinde net bir şekilde göreyim!” dedim. Baldız sevinçle, “Tamam!” dedi ve gitti, giydi geldi. Yeni aldığımız elbise ile baldızın vücudu muhtşem görünüyordu. Baldıza, “Çantada iç çamaşırı da vardı, onu da giydin mi?” dedim. Baldız utanarak, “Hayır, giymedim Enişte!” dedi. “Hadi ozaman giy de bir bakayım!” diyerek giymesini istedim. Baldız, “Ama Enişte ayıp!” dedi. Ben de, “Kız evde kimse yok, bir görsem ne olur ki?” diye ısrar edince, “Peki!” diyerek gitti, giyip geldi. Oturduğum yerden kalktım ve elbisenin öndeki bağını çözdüm. Sütyeni transparandı ve memeleri muhteşemdi. Aşağıya baktığımda baldızın amı traş olmamıştı, sıkışan külodun alt açık kısmından amı ve amının kılları dışarı taşmıştı. “Arkanı dön!” dedim. Baldız, “Arkası yok gibi birşey Enişte, arkası incecik bir ip, o da kıçıma girdi nerdeyse!” diyerek utana kızara döndü arkasını…
Harbiden Tanganın ipi resmen götüne girmişti, “Ulan bacınla evli olmasam şimdi ne sikilirdin!” dedim. Baldız hemen, “Hoop! Enişkom ileri gitme!” dedi. “Tamam tamam, söz ileri gitmeyecem baldız!” diyerek, elimi alt kısmına attım ve amını sıvazladım. Baldız benden böyle birşeyi beklemediği için irkilince, “Kız hiç elletmedin mi?” dedim. Baldız, “Ellettim elletmesine de, ama kimse girmedi daha!” dedi. “Ben gireyim mi?” dedim. “Olmaz Enişte! İleri gitmek yok!” dedi ve kendini biraz geri çekti. “Tamam tamam, sen bilirsin!” diyerek amına ellemeye devam ettim. Baldız, “Yapma Enişte!” diyordu. Bu arada sikim kazık gibi olmuştu, baldızı belinden tuttum kendime çektim, sikimi çıkarıp zorla eline verdim. Sikimi biraz elledikten sonra elini çekti. Baldız sürekli, “Olmaz! Yapma! Sen benim Eniştemsin!” diyor, kendisini benden kurtarmaya çalışıyordu. Bense bırakmıyor, amının içlerine parmağımı sokuyordum. Baldızın amı iyice ıslanmıştı. Diğer elimle de memelerini sıkıp, sütyenin üzerinden biraz emmeye çalıştım. Baldız iyice tahrik olmuştu, tam sikilecek kıvama gelmişti, amından sıvıları akıyordu. Birden kendimi toparlayıp çekildim ve baldızı o halde bıraktım, “Giyinebilirsin!” dedim. (Siktirmek istediği zaman kendisi yalvarsın diye).
Akşam karım eve gelince, baldız yeni aldığımız elbiseyi giydi, karıma gösterdik. Karım çok beğendi, aynısından kendisine de istediğini söyledi. Ben de kendisine de aldığımızı söylemedim, sonra sürpriz yapmak için, “Olmaz başka model olsun!” dedim. O gece baldız, bacısının görmediği her fırsatta, yeni elbisesiyle bana değişik değişik pozisyonlarla amını gösteriyor, bacısı mutfağa geçtiğinde eteğini yukarı çekip amını eliyle açıyor, beni iyice tahrik ediyordu. O gece baldıza bir şey yapamadan yattım, ama karımla sabaha kadar sikiştik. Hem de ne sikişme! Karım, “Sana ne oldu bu gece böyle, yoksa Ablam mı seni azdırdı? Bana bak Serdar, Ablama bir şey yapmadın değil mi?” dedi. Ben de, “Aşk olsun karıcığım, bana güvenin yok mu?” dedim. “Güveniyorum da, yine de belli olmaz! Ablam o elbiseyle çok Sexy olmuş!” dedi. Ben de sürprizimi yaptım ve karıma da aldığım elbiseyi ve iç çamışırını verdim. Karım çok sevindi ve hemen aldıklarımı giydi. Karım da çok Sexy olmuştu. O gece, bir kez de o (am kısmı açık) iç çamaşırı üzerindeyken siktim karımı.
Baldıza uyguladığım Strateji etkisini göstermeye başlamıştı. Baldızım artık her gün bana frikikler veriyor, ama ben oralı olmuyordum. Karımın işte olduğu ve benim de izinli olduğum bir gün evde oturuyordum. Baldız yanıma geldi, “Enişkom sana birşeyler mi oldu?” dedi. Ben de, “Ne olmuş bana?” dedim. Baldız da, “İlk gün bu elbisenin içinde beni neredeyse sikecektin, şimdi tık yok! Bacım yatakta seni çok mu yoruyor, yoksa kalkmıyor mu seninki artık?” dedi. Gülerek, “Ne o baldız, canın birden yarak mı çekti? Hani Enişten oluyordum, unuttun mu?” dedim. “Unutmadım Enişte de, artık dayanamıyorum!” diyerek kucağıma oturdu ve sikimi ellemeye başladı. “Dur kız yapma, azdırma beni, bacın öldürür valla beni!” dedim. Ama baldız taşaklarımı sıkıca avuçlayarak, kulağıma, “İkimizin de kocası olmak istemezmisin Enişte? Bacımı siktiğin gibi beni de siksene!” dedi. “Olur mu kız? Sikmesine sikerim de, sen bakiresin, sonrası ne olacak?” dedim.
Baldız da, “Enişte yaşım 41 olmuş, bundan sonra beni kim alıp da başına bela eder? Bu zamana kadar sikilmeden durmanın ızdırabını bana sor! Artık daha fazla dayanamayacam, beni sikmeni istiyorum!” diyerek sikimle oynamaya devam etti. Ben naz yaptıkça baldızım iyice azıyordu. Ayağa kalkarak, eteğini beline kadar topladı, aldığım (am kısmı açık olan) iç çamaşırını giymişti yine. Bacağının birini kaldırıp ayağını koltuğa koyarak, yeni tıraş ettiği belli olan amını, külodun açık olan kısmından bana göstererek, amının içini açıyor, parmaklıyor ve sikmem için resmen yalvarıyordu. Amacıma ulaşmıştım artık ve sikim de kazık gibi olmuştu. Hemen koltuktan kalkıp, yerime balızı oturttum, kendim de yere halıya, bacaklarının arasına dizlerimin üzerine çöktüm ve baldızın amını yalamaya başladım. Bir elimle de memelerini avuçluyor ve sıkıyordum. Baldız gözlerini kapatmış, artık olacakları bekliyordu…
Baldızın amını yalayarak, baldızı bir posta Orgazm ettikten sonra, yerimden kalkarak fermuarımı açtım, sikimi çıkartıp, “Em!” diyerek baldızın ağzına uzattım. Baldız sikimi tutarak, “Nasıl yapacam bilmiyorum ki Enişte?” dedi. “Dondurma yalar gibi yalayacaksın baldız, ağzına alıp emeceksin işte!” dedim. Baldız sikimin başını yalayıp emmeye başladı. Fakat sadece başını ağzına alıyordu, hayatında hiç sakso çekmediği bariz bir şekilde belli oluyordu. Çenesinden tutup, “Baldız ağzını biraz daha aç!” deyip sikimi biraz daha soktum ağzına. Fakat baldız kusacak gibi oldu ve sikimi ağzından çıkararak, “Enişkom ağzıma sığmıyor işte, ağzıma alacağıma amıma soksana!” dedi. Ben de, “Merak etme amına da sokacam, sırası var!” diyerek, sikimi baldızın ağzına yeniden verdim ve ensesinden çekerek, ağzına gidip gelmeye başladım. Sikim baldızın gırtlağına dayandıkça, baldız nefes alamıyor, gözlerinden yaşlar, ağzından burnundan salya sümük geliyordu. Birkaç kez daha çıkarıp sokarak, baldızın ağzına boşaldım. Yarısı direkt midesine fışkırdı…
Sikimi ağzından çeker çekmez, baldız elini ağzına tutarak banyoya koştu ve ağzında kalanları lavaboya tükürdü. Ben de arkasından gittim, baldız lavaboda elini yüzünü yıkarken, ben de duşun süzgeciyle sikimi yıkadım. Baldız ağzını yıkadıktan sonra bana kötü kötü baktı ve sitemkar bir sesle, “Niye yaptın böyle birşeyi Enişte, insan bir haber verir Boşalıyorum diye!” dedi. Hemen lavabonun önünde duran baldızın arkasına yanaştım ve ellerimi öne, göğüslerine attım. Göğüslerini okşayarak, ensesini öptüm ve “Kusura bakma baldız, birdaha haber verip öyle boşalırım!” dedim. Bu arada sikimi kalçalarına iyice bastırıyordum. Ve çok geçmeden sikim yeniden sertleşmişti…
Baldızın yönünü kendime çevirerek dudaklarına yumuldum, öpüşmeye başladık. Okadar ateşli öpüşüyorduk ki, saatlerce öpüşebilirdik. Fakat lavabonun taşı baldızın belini ağrıttığı için tekrar salona geçtik. Baldızı koltuğa oturtup memelerini sütyeninden çıkardım. Baldızın memeleri taş gibiydiler, karım baldızımdan yaşça daha küçük olmasına rağmen, karımın memeleri bu kadar sert değillerdi. Baldızın memelerini iyice yaladım emdim. Bir elimle de amını okşuyor, amını götünü parmaklıyordum. Baldızı yine iyice azdırmıştım, “Sik beni artık Enişte!” diye kıvranmaya başlamıştı. Ayağa kalkarak sikimi ağzına vermek istedim, ama baldız ağzını açmıyordu. “Bak şimdi iyi yalaman lazım ki, amına rahat girsin, canın yanmaz!” deyince, baldız ağzına aldı, emmeye ve yalamaya başladı. Tam o sırada kapı çaldı! Hemen toparlandık, üstümüzü başımızı düzeltip kapıya baktık. Karşı komşunun 22-23 yaşlarındaki kızı gelmişti. El işi örneği almak istediğini söyleyerek içeri girdi ve oturdu. Hep birlikte kahve içtik. Kız sanki inadına yaparcasına akşama kadar oturdu, akşam karım gelince el işi örneğini alıp gitti. Bu kızı da çok beğeniyordum, ama baldızım kadar değil…
Yani anlayacağınız o gün de baldızı sikemedim. Ertesi gün işteydim, baldızımı aradım, “Nasılsın baldız, ne yapıyorsunuz?” gibilerinden. Baldız da, “Enişte bilgisayara bakıyorum, ama hiç Pornoresim ve film bulamıyorum!” dedi. Ben de, D diskinde saklı olan Pornofilmlerin yerini söyledim, “Ordaki filmleri izle, yarın uygularız!” dedim ve kapattım. Akşam oldu, karım çocuğu emzirirken, baldızı birkaç kez sıkıştırıp, amını ve memelerini elledim. Baldız, “Enişkom dayanamıyorum artık, sikişmek istiyorum!” dedi. “Sabret kız başkasına deldirme sakın!” dedim. Baldız da, “Deldirmek için seni bekliyorum, ama sabrım kalmadı!” dedi. O gece de baldızımı sikemeyişimin acısını karımdan çıkarırcasına, karımı deli gibi iki posta siktim. Karım, “Bu günlerde sürekli yapmaya başladın, noluyor lan?” dedi. “Azıyorum napıyım?” dedim. “Aman başkasına gitme, ben çileni çekerim erkeğim!” dedi ve uyuduk.
Sabah karımı işe bırakırken, akşama arkadaşlarımla gezeceğimi, eve geç geleceğimi söyledim vadalaşıp ayrıldık. Hemen baldızı aradım, “Hazırlan geliyorum!” dedim ve evin yolunu tuttum. Arabayı arka sokağa, evden uzak bir yere bıraktım ve eve gittim. Kapıda ayakkabıları çıkarıp elime aldım ve içeri girdim. Baldızım, “Enişte odamdayım!” diye seslendi. Odasına girdiğimde baldız yatakta çırıl çıplaktı. “Hadi baldız, o elbiseyi ve külodu giy, seni onun içinde sikeceğim!” dedim. Baldız da, “Üff Enişte, bir de onlarla vakit kaybetmeyelim, artık dayanamıyorum!” diyerek yataktan çıktı ve hemen beni soydu ve sikime yapışarak, “Filimlerden emmeyi öğrendim!” diyerek, sikimi emmeye başladı. Gerçekten güzel sakso çekiyordu, aynı filmlerdeki karılar gibi yapıyordu. 10 dakika kadar sakso çekti. Sikimi ağzının derinliklerine alıyor, çıkarken de sıvazlıyor, ağzının salyalarını silerek sikimi kurutuyor ve beni iyice tahrik ediyor, sikim sanki daracık amın içerisindeymiş gibi hissediyordum…
Artık sikim kıvamına gelmişti, “Yeter bu kadar!” dedim ve baldızı yatağa yatırdım, üzerine çıktım. Baldızın amı da sırılsıklam olmuştu. Amına yerleştirmek için sikimi sürtüp sürtüp çekiyordum. Baldız bir eliyle sikimi yakaladı ve “Şunu yerine sok artık Enişte!” diyerek, öteki eliyle amının dudaklarını iki yana çekti, sikimin başını amının ağzına dayadı. Yavaş yavaş amına girmek için yükleniyordum, fakat amı çok dar olduğundan sokmakta zorlanıyordum. Zar zor başını biraz sokmuştum. Amı çok sıkıydı girmiyordu, iyice zorlamaya başladım. Bastırdıkça giriyor, girdikçe baldız inliyor ve sızlanıyordu. Birazını daha sokmuştum ki, amının içi alev alev yanıyordu. Tam sikim kızlık zarına dayanınca, baldız birden eliyle beni itekledi ve “Dur Enişte, ileri gitme!” dedi. “Noldu amına koyum, vaz mı geçtin?” dedim.
“Evet Enişte korkuyorum, beni bozmadan vakit geçirsek olmaz mı Eniştem? Ne olur beni bozma!” dedi. Nasıl sinirlenmiştim ama! Hay amına koyayım! Sikermisin sabaha mı bırakırsın? Mecburen, “Tamam!” dedim ve bu şekilde yavaş yavaş girip çıkıyor ileri gitmiyordum. Tam da amı sikime alışmış, amı iyice sulanmış, açılmaya başlamış, sikilecek kıvama gelmişti! Yetmiyormuş gibi bir de aramıza yastık koydu, ileri gitmemem için. Anca belirli bir yere kadar girip çıkıyordum. Tamamını sokturmasa da, artık iyice hızlanmıştım. Baldız da iki eliyle göğsümden iterek beni kendinden uzaklaştırmak istiyordu, bu da beni daha da sinirlendiriyordu. Birden gözüm karardı, aramızdaki yastığı çekip attım, “Madem tam anlamıyla siktirmeyecektin, beni neden bu kadar uğraştırdın Orospu!” dedim ve var gücümle abandım! Abanmamla sikimin tamamının amına girmesi, kızlığının bozulması ve ciyaklayarak bağırması bir oldu! “Geçmiş olsun baldız!” diyerek kökledim. Artık deli gibi gidip geliyordum…
Sikim baldızın amının derinliklerine indikçe, baldızım kendini sıkıyor, hem ağlıyor hem de sarsıla sarsıla boşalıyordu. Baldızın amını 15-20 dakika siktikten sonra, tam boşalmak üzereyken sikimi dışarı çıkardım, baldızın göbeğine ve memelerine kadar attırarak boşaldım. Baldızımın amından halen hem kan geliyor, hemde amının sıvıları dışarı akıyordu. Hemen yatağın başucunda duran kağıt mendillerle önce sikimdeki kanları sildim, sonra da baldızımın amından akan kanları temizledim. Baldızım sitemkar bir şekilde, “Enişte neden hepsini soktun, ben öyle negüzel idare edecektim!” dedi ve tekrar ağlamaya başladı. Nedense ağlayan kadınlar beni daha çok sinirlendirir. Hiç bir şey söylemeden, duş almak için banyoya gittim. Duşumu aldım, aynanın karşısında kurulanırken baldızım geldi. Ağlaması bitmiş, arkamdan bana sarılıyor, şirinlik yapıyordu. “Üfff be baldız git başımdan, böyle maymun iştahlı olduğunu bilseydim valla sikmezdim!” dedim. “Kızma be Enişte, iyi ki siktin, sen sikmeseydin kim sikecekti?” dedi. Ben de, “Tamam tamam, hadi duşunu al!” dedim ve üzerime bornozu giyip banyodan çıktım.
Yarım saate yakın baldız banyodan çıkmayınca, gidip bakmaya karar verdim. Banyoya girdiğimde baldızım küvetin içerisine yatmış, amını sudan dışarı çıkartıp amına bakıyor, amının dudaklarıyla oynuyor, elleriyle amının dudaklarını açıp kapatıyor, şak şak amına vuruyordu. Baldızı öyle görünce sikim yeniden kalkmıştı. “Ne oldu kız, napıyorsun?” dedim. Baldız da, “Hiiç, amımla oynuyorum! Şimdi ben kadın mı oldum Enişte?” dedi. “Evet, geç kalmış bir şekilde!” dedim. “Enişte neolur sikiştiğimizden bacımın haberi olmasın, tamam mı!” diye tembihledikten sonra, “Hamile kalmam değil mi Enişte? Amıma boşalmadın değil mi? Amımdan akan sıvılar senin değildi değil mi?” dedi. “Hayır, korkmana gerek yok!” dedim ve ellerinden tutarak küvette ayağa kaldırdım. Ben de küvete girip, küvetin içine oturdum. Sikimi elimle tutarak, “Arkanı dön ve yavaş yavaş otur!” dedim. Baldız saf saf, “Ne olacak, ne yapacağız?” diyerek arkasını döndü. “Ne olacağı var mı, birdaha sikmek istiyorum!” dedim. Baldız, “Ama acıyor halen!” dedi. “Eee, olacak o kadar!” diyerek, kalçalarından tuttum kendime çektim, amının dudaklarını ayırıp, sikimin üstüne oturttum…
Ve küvetin içerisinde tekrar başladık baldızımla sikişmeye. Suyun içindeki sikişimiz yarım saat kadar sürdü. Baldızı iki kere Orgazm ettikten sonra, ben de boşalmaya yakın amından çıkararak ağzına verdim, “Şimdi de yala!” dedim. Baldız sikimi iştahlı iştahlı yalarken, yine haber vermeden ağzına boşaldım. Baldız tabi hemen kusmaya başladı…
Yine haber vermeden ağzına boşaldım diye, iki gün hiç konuşmadı benimle, taaki amı kaşınmaya başlayıncaya kadar. Kaşıntısı tutunca kendisi gelerek, “Enişkom sikişelim mi?” dedi. O günden beri baldızım artık bizle birlikite yaşıyor. Evlenmeyi de düşünmüyor. Bu arada baldızım ağzına boşalmama da alıştı, artık ne var ne yok kusmadan tükürmeden yalayıp yutuyor, hepsini midesine indiriyor. Ben de her iki bacıyı da aynı gün içinde sikmenin zevkini yaşıyorum. İki Evlilik bu olsa gerek!
16 YAŞIMDAYKEN 31 ÇEKTİRDİĞİM YARAK
Merhaba sevgili 31 Seks Hikayeleri okurları. Ben Merve, şuan 28 yaşında ve evli bir kadınım. Eşimle aramız gayet iyidir, cinsel yönden de bir sorunumuz yok. Bu ilk paylaşımımın konusu, 16 yaşımdayken cinsellikle ilk tanışmam ve ilk gördüğüm ve 31 çektirdiğim yarak. Güzel birisi olduğumu çocukluğumdan beri etrafımdaki herkesten duyarım. Daha ozamanlar etrafımdaki birçok kişiden, “Çok canlar yakacak bu kız!” dendiğini duyardım ve çok hoşuma giderdi. Ama erkeklerin benden daha bukadar erken hoşlanmaya başlayacağı aklıma gelmezdi.
Çok zengin olmayan bir ailem vardı. İzmir’de ‘Kenar mahalle’ tabir edilen bir muhitte yaşıyorduk. Ben 16 yaşıma yeni girdiğimde, sokağımızda yaşıtım sayılabilecek çok kimse yoktu. Genellikle benden birkaç yaş daha büyük çocuklar vardı. Zamanla onlarla oynamaya ve arkadaşlık etmeye başlamıştım. Annem babam çalıştığı için geç saatlerde eve dönerlerdi ve ben evde yalnız kalırdım. Evde oturmaktan çok sıkıldığım için de, geç saatlere kadar sokakta oyun oynardım. O saatlerde sokaktaki diğer çocuklar genelde evlerinde olurlar, daha büyük çocuklar, genelde de ‘Abi’ dediğim erkekler kalırdı sokakta. Yine böyle bir gün bu abilerle sokakta saklambaç oynarken, sokağımızdaki bir evin bahçesine saklandım ve beklemeye başladım. Farkında olmadığım şeyse Soner abinin de aynı bahçede saklanıyor olmasıydı. Ben onu farketmemiştim, ama o beni görmüş, sessizce bana seslendi, “Merve! Napıyorsun orda? Yakalanacağız şimdi, gel buraya!” diye. Ben de yanına gittim. Gerçekten de Soner abi iyi bir yerde saklanıyordu…
Yanına gittiğimde ikimizin anca sığabileceğı bir yer olduğunu farkettim ve yanına sıkıştım. Bana, “Napıyorsun sen burda? Başka yermi yok saklanacak?” dedi. Ben de, “Nerden bileyim senin burda olacağını Soner abi?” dedim ve ikimiz de sustuk. Yan yana öyle otururken, oyundaki ebenin yanımıza yaklaşıp bizi bulmaya çalıştığını gördük ve biraz daha birbirimize yaklaşarak gizlenmeye çalıştık. Fakat bu arada Soner abinin elinin üstüne oturmuştum, birden irkildim, ama yakalanmamak için ses çıkaramadım. Aynı şekilde Soner abi de şaşırmıştı, ama ses çıkarmıyordu. Ogün de altımda ince bir şort vardı ve eli tam amımın altındaydı. İçim bir tuhaf oldu birden ve kalkmaya çalıştım. Tam elinin üstünden kalkmıştım ki, ebe arkasını döndü bizim tarafa bakmaya başladı ve ben aynı hızla tekrar Soner abinin elinin üstüne oturdum. İstemeyerek olmuştu, ama mütiş de hoşuma gitmişti. Birbirimize baka kaldık. Çok heycanlanmıştım, sanırım o da öyleydi. Ebe uzaklaşınca, “Pardon Soner abi!” dedim elinden kalktım. “Önemli değil Merveciğim!” deyip elini çekti. O gün birdaha konuşmadık Soner abiyle ve annemlerin işten gelme saatinde ben oynamayı bırakıp eve gittim. Gece yatağıma girince o andaki aldığım zevk aklma gelmişti, o anları düşünürken, elim amımda uyumuşum.
Birkaç gün sonra yine aynı ekip saklambaç oynamaya karar verdik ve ben o günü anımsayıp yine aynı yere yöneldim. Aslında Soner abinin orda saklanacağını bildiğim için oraya gitmiştim. Tahminimde yanılmamışım, yine aynı yerdeydi. “Soner abi, sen yine mi burdasın?” dedim ve yanına yaklaştım. “Sus otur hemen yakalanmadan!” dedi. Ama heycanlı bir hali vardı. Oyundaki ebe yine bize yaklaşmıştı ve biz birbirimize sokulmaya başladık. İçim yine kıpır kıpır olmuştu, ama birşey yapmaya cesaretim yoktu. Soner abi birden, “Bu böyle olmayacak, yakalanacağız! Biraz daha yaklaş!” dedi. Biraz daha sokuldum ona. Teninin kokusu beni heycanlandırıyordu, ama geçen sefer eline oturmam daha heycanlıydı. “Soner abi, istersen kucağına oturayım, ozaman göremez bizi!” dedim ve kucağına oturdum. Bu hareketime çok şaşırmıştı, ama birşey demedi…
Soner abinin kucağında otururken popomun altında bir hareketlenme hissettim. Sanırım o da etkilenmiş ve siki sertleşmeye başlamış, popomu zorluyordu. Harika bir histi bu. Benden yaşça büyük bir erkeğin sikini popomda hissediyordum ve çok sertti. Sikini amımda da hissetmek istedim ve biraz öne eğilip popomu hafif kaldırarak kucağına iyice yerleştim. Başarmıştım, amım tamda sikinin üstündeydi. O da, “Kıpırdama Merve, yerimiz belli olacak!” falan deyip, beni kendine doğru çekiştiriyordu. Tabi bu bahaneydi, beni hareket ettirip, sikinin üstünde gidip gelmemi sağlıyordu. Ve bu da beni delirtiyordu. Bir süre böyle devam ettikten sonra amım karıncalanmaya ve gözlerim kaymaya başladı. Soner abinin sikine sürtünerek orgazm oluyordum. Kendime geldiğimde zorda olsa kalktım kucağından. Soner abi, “Dur kız, nereye? Yakalancağız!” dedi. Demek ki o halen sürtünmeye devam etmek istiyordu, ama nedense ben devam etmek istemedim ve “Soner abi, hadi gel başka yere saklanalım!” dedim. Soner abi ise (herhalde kalkan sikini göreceğimi düşündüğü için olsa gerek), “Yok, sen git, ben burdayım!” dedi. “Tamam!” deyip yanından ayrıldım. O gece amım hep ıslaktı ve yine yatağımda yatarken Soner abiyle yaptıklarımı düşünüp, amımla oynayarak uyudum.
Ertesi gün öğlen sıcağı olmasına rağmen sokağa çıktım. Sokakta kimsecikler yoktu. Öylesine boş boş dolanırken, Soner abinin, “Şşşşt, napıyorsun bu sıcakta kız?” demesiyle o yöne baktım. Evlerinin balkonundan sesleniyordu bana. “Soner abi sıkıldım, öylesine dolanıyorum!” dedim. O da, “Gel istersen oturalım, dışarısı çok sıcak!” dedi. Ben de, “Yok ya boşver!” dedim. Aslında gitmek istiyordum, ama annesi evdeyken gitmem yanlış olurdu. “Gel hadi gel, hem ben de sıkılıyorum, evde kimse de yok, sıkıntıdan patlıyorum!” dedi. Evde kimsenin olmadığını duyunca, “Peki geliyorum ozaman, aç kapıyı!” dedim ve kapıya doğru gittim. Kapıyı açtıgında altında ince bir şort, üstünde de bir tişört vardı. Bende ise penye bir etek ve üstümde body. Etek çok kısa değildi, sokakta oynarken açılmasın diye uzun etek giyerdim. İçeri girdim. “Birşey içermisin, soğuk kola var!” dedi. “Olur!” dedim. Kola getirip, oturup TV izlemeye başladık. TV karşısındaki 3’lü koltukta oturuyoduk, birimiz bir köşede, diğerimiz öbür köşede, aramızda bir kişilik boşluk vardı…
Bana, “İstersen uzat ayağını, rahat otur!” falan dedi. Uzattım ayağımı, ama o şekilde de sığmadık, ayaklarım uzun gelmişti. “Kucağıma uzat istersen!” dedi ve ayaklarımı alıp kucağına çekti. O anda ayağımın altında sikini hissettim. Ne çok sert, nede yumuşaktı. Hiç bozuntuya vermemiştim, TV izlemeye devam ediyorduk. O anda içimdeki ses ayaklarınla sikine dokun diyordu. Ayaklarımı hafif hafif oynatmaya başladım. Az önce yarı sert olan siki, yavaş yavaş sertleşmeye başlamıştı. Ne yapıyordum ben böyle? Soner abinin evinde, resmen onun sikini ayağımla okşuyordum. Bunu yaptığıma inanamıyordum. Birden ayaklarımı çekip, “Aay belim ağrıdı, oturayım biraz!” dedim. Kalktığımda yan yana oturur vaziyete gelmiştik. Göz ucuyla baktığımda sikinin kalkık olduğu belli oluyordu. İçimde iyiden iyiye kıpırtılar başlamıştı. Ara ara gözlerimi çaktırmadan sertleşen sikine kaçırıyodum ve dahada istekleniyordum. Soner abi ise ne yapacağını bilemiyordu, sadece TV’ye bakıp duruyordu. İyice sesizleşmiştik ve az önceki o heyecan kalmamıştı…
Ne yapayım diye düşünürken, ayağa kalkıp karşısına geçtim ve ayaklarına küçük bir tekme atıp, gülerek, “Ne bu sessizlik bee?” dedim. O da gülerek, “Yapma kız, kaldırma beni ayağa bak…” dedi. Ben de, “Kalk, napabilceksin ki!” dedim. Amacım onu ayağa kaldırmaktı, ayaktayken sikinin şortunda nasıl göründüğünü merak ediyordum. Ama o da göreceğimi düşünerek kalkmıyordu. Yanına yaklaştım, “Kalk hadi, erkeksen kalk!” dedim ve bir kere daha yavaşça vurup gülmeye başladım. O ise ısrarla, “Git kızım uğraşma, bak…” falan diyordu. Ben tekrar yanına yaklaşıp tekme atacakken, busefer benden hızlı davrandı ve ayağımı yakalayıp hafifçe çekti ve bıraktı. Koltuğun önüne, dizlerimin üstüne düştüm. Doğrulduğumda ise onun tam bacaklarının arasında dizüstünde oturur pozisyonda buldum kendimi. Bacakları aralıktı ve kısa şortunun önünden siki belli oluyordu…
Yine bir sessizlik oldu, öylece kala kaldık. Sadece birbirimize bakıyorduk ki, ilk hamle ondan geldi, bacaklarını biraz daha açıp, beni arasına aldı ve gülerek, “Yakaladım seni, artık kurtulamazsın!” dedi. Ben de, “Bırak beni!” falan deyip, hem yalandan kurtulmaya çalışıyor, hemde çaktırmadan sikine bakmaya devam ediyordum. O ise, “Hadi kurtul, hadi kurtul, kurutlamazsın ki!” falan diyordu. Böyle oynaşırken, bacaklarıyla beni biraz daha kendine çekti. Artık sikine çok yakın duruyordum ve yine birbirimize bakıyoduk. Ben iyice ateşlenmiştim artık, içim çok tuhaftı, çok erkeksi bakıyordu bana, kendimden geçmeye başladım. Ve birden olan oldu, elimi aniden sikine uzattım ve avuçlayarak, “Soner abiii, bu nekadar sert olmuş böyle!” dedim ve sıkmaya başladım. O ise gözlerime bakarak, “Hoşuna gitmedi mi? Hem geçen gün saklanırken nekadar sert olduğunu anlamamışmıydın?” dedi. “Evet farketmiştim!” dedim ve güldüm. Elim halen sikini avuçluyordu…
“Görmek istermisin? Hiç gördün mü?” dedi. Hayatımda hiç görmemiştim (ufak çocuklarınki hariç) ve bu soru beni iyice azdırmıştı. “Ne yani, bana şeyini mi göstermek istiyorsun?” dedim. “Neyimi?” diye sordu gülerek. Ben de gözlerinin içine bakarak, “Sikini!” dedim. “Sen de bana gösterceksen olur!” dedi. Gülerek, “Neyi?” dedim. O da aynı gülümsemeyle, “Amını!” diye cevap verdi. Birden ayağa kalktım, eteğimi yukarı kaldırdım ve külodumu yana sıyırıp, “Çok istiyorsan al bak!” dedim ve amımı net bir şekilde ona yaklaştırdım. Heyecandan gözleri parlıyordu. “Dokunabilir miyim?” diyerek elini amıma uzattı. Ben de, “Sadece dokunabilirsin, başka birşey yapmak yok!” dedim. Kabul edercesine başını salladı ve usul usul amıma dokunmaya başladı. Kendimden geçmiştim, bir erkeğin amıma dokunması beni delirtmişti. Parmakları klitorisimi okşarken, dayanamadım, “Ohhh Soner abi, çok güzel dokunuyorsun!!!” dedim. O da, “Harika bir amın varrr Merve! Süpersin!” diye karşılık verdi. Kalbim sanki amımda atıyordu, artık dayanamıyordum dokunuşlarına, ona belli etmemeye çalışarak orgazm oldum. Artık buna bir dur demem gerekiyordu, yoksa kötü şeyler olcaktı…
Birden kendimi çektim ve “Sıra sende, hadi aç bakalım sikini!” dedim. Yine dizlerimin üstüne çöktüm bacaklarının arasına ve onu izlemeye başladım. Yavaş yavaş sikini dışarı çıkardığında neredeyse aklım da çıkıyordu. Bir sikin bukadar kalın olacağını hiç düşünmemiştim. İlk kez görüyordum ve hayalimde canlandırdığım şeyler bundan daha kısa ve inceydi. Dilim tutulmuş şekilde sikine bakarken, “İstersen dokunabilirsin Merveciğim!” dedi. Ben de sankini bunu bekliyormuşum gibi, yavaşça elimi sikine götürdüm ve avuçlamaya başladım. Soner abi delirmişti sanki, “Off Merve, süpersin, ohhh!” falan gibisinden sesler çıkarıyordu ve bu beni dahada azdırıyordu. “Gel üstüme ters uzan da, aynı anda ben de senin amına dokunayım!” dediğinde, korkumdan olmaz deyiverdim. Aslında çok istiyordum, ama beni oracıkta sikmesinden korkuyordum. “Ozaman devam et nolursun, 31 çektir bana!” dedi. Hayatımda ilkkez duymuştum 31 çektirmeyi, “O ne Soner abi?” dedim. O da sikini sıkıca kavramamı sağlayarak, “İşte böyle aşağı yukarı elinle okşaycaksın!” dedi ve birazcık gösterip ellerini çekti. Ben devam ediyordum. “Harikasın Merveciğim, süpersin!” deyip duruyordu…
Seksle alakalı hiçbir deneyimi olmayan 16 yaşında bir kız olarak yaptığım şey hakkında hiç bir fikrim yoktu. O sırada sadece sikine ve altında sarkan taşaklarına bakıyordum. Öbür elimle de onları okşamaya başlamıştım ki, Soner abi birden, “Ohhhh Merve devam et, süpersin canım, daha hızlı yap!” demeye ve inlemeye başladı. Dediklerini aynen uyguluyordum. Hızlı hızlı okşamaya ve Soner abiyi inletmeye devam ederken, Soner abi benden, (Sik beni Soner!) dememi istedi. Ben de onun zevk aldığını görerek, “Sik beni Soner abiciğim, hadi sik beni!” demeye başladım ki, birden sikinden beyaz şampuana benzeyen bir sıvı fışkırmaya başladığında, hem korktum, hemde çok şaşırdım. Çünkü o ana kadar o fışkıran sıvının Sperm olduğundan haberim bile yoktu. Soner abi delirmiş gibi, “Oohhh canım, tatlım, amını yerim senin!” gibi şeyler söylerken, ben şaşkın şaşkın 31 çektirmeye devam ediyordum. Az sonra sikinden gelen sıvılar bitmiş, artık Soner abi de kendine gelmişti. Bana, “Harikaydın canım!” dediğinde, ben elime bulaşmış spermlere bakıyordum, “Bu ne?” dedim. “Onlar döl canım, erkekler boşaldığında siklerinden bu akar, kadının amına akarsa da çocuk olur!” dedi. Çok utanmıştım ve şaşkındım, hemen kalkıp lavaboya gittim, ellerimi yıkadım ve salonun kapısından Soner abiye, “Benim gitmem lazım!” deyip, evden çıkıp, koşa koşa evime gittim.
İlerleyen günlerde bu olayları düşünürken içimde tahrik olma ve utanma duyguları herzaman birbirine karıştığı için, birdaha Soner abiye yaklaşamadım. Zaten birkaç ay sonrada o mahalleden taşındık ve onu birdaha hiç görmedim…
Ben evlenene kadar bundan başka hiç cinsel bir deneyimim olmadı, ama yıllarca masturbasyon malzemem hep Soner abiyle yaşadığım anlar oldu…
Kardesimle Ilk Iliskim
Merhaba ensest severler interneti yeni yeni kullanmaya başladığım zamanlarda nette gezinirken seks hikayeleri yazan bir yere tikladim ve hikayeleri okuyp 31 çekerken karsima ensest hikayeler yazan link gozume carpti 1 ve 2 derken baktimki sadece ben degil daha nice kisiler ayni dusunce ve ayni gunleri yasamis bende basimdan gecen bir olayi yazayim dedim ve sizlerle paylasmak istedim, yeni yeni seksi tanimimaya basladigim dönem arada kendi kendimi tatmin ediyordum teyzem o siralar kocasi ile kavga etmis dedemlere gidecegi yere bizim eve geldi cunki dedemin evine gitmis olsa muhakkak dedem geri gonderir eve koymazdi
Daha baharin yeni geldigi zaman ben okuldan yeni geldim baktimki teyzem bizde sevincle hos geldin diyerek yanina oturduk teyzemin cocugu olmadigindan bizleri cok severdi bizde onu sever sayardik tabiki biz daha o zamanlar ne oldugunu anlayamayiz teyzem bizde kaldi ve aksam olunca benimle yatmaya basladi o gune kadar sarilir yatardik aklima hic bir kotuluk gelmezdi neyse teyzem eve geri donmedi devamli bizde kaliyordu koy yeri oldugu icin capa zamani geldi herkes capaya gidiyor tarlalarda calisiyordu teyzem ev tarlaya yakin oldugundan ogle yemegi hazirlayip tarlaya gidecekti ben avluda kardeslerimle oyun oynuyordum teyzem hemen geldi avluya girer girmez picamasini inndirip basladi bizim yanimizda isemeye tam karsimda oldugu icin amini tamamen gordum ve donup kaldim bana karsi ne yapayim sikistim dedi ve isemesi bitince bana seslendi su getir de tahratlanayim dedi bende bahcedeki tulumbaya giderek bir kaba su doldurdum ve kendisine goturdum ama gozum ami ve gotunde idi suyu verdim bu sira gotunu yikamak icin sirtini bize karsi donnerek basladi amini ve gotunu yikamaya ben gozumu ayirmdan bakiyordum gotu bembeyaz yarigi hafif kahve rengi seklini almis cok guzel bir goruntu sagliyordu o an icin hic bitmesin kalkmasin istiyordum ama temizlenince kalti ve picamasini cekti dogru mutfaga giderek basladi yemek hazirlamaya benide yanina cagirdi ve yardim etmem icin sunu getir bunu getir diye benden bir seyler istiyordu ama ben arkasina gecip domaldikca gotunun seklini seyrediyordum bu arasikim kazik gibi oldu orada teyzeme arkadan sarilmak geliyordu ama yapamazdim cunki ev korkusu vardi neyse teyzem yemekleri hazirlayip tarlaya tekrar geri dondu ben yine kardeslerimin yanina dondum biz 5 kardesiz 4 kiz ben 1 oglan en buyukleri bendim baktim kardeslerim bahcedeler yanlarina gittim havuzda yikanmaya baslamislar, hepside ciblak havuza girmisler bende soyundum ve bende girdim
suda sakalasiyor ve yuzuyorduk ben aradabuyuk kardesimin arkasina gecip sikimi gotune surtmeye calisiyordum ama ters bir tepki verirde annem gile soyler diyede korkuyordum bazen onun kucugunede aynisini yapiyor caktirmamaya calisiyordum havuz fazla derin degil ama nerde ise benim gobegimi geciyor kardesiminde gogus hizasinda oldugu icin ben arkasina gectigimde kimse farkina varmiyordu ama sikim gotune degdigi zaman sanki baska bir dunyadayim gibi heyecan duyuyor devamli ileri giderek kalkmis sikimi gotunun yarigina sokup cikariyordum bu ara buyuk kardesim farkina vardi benim ne yapmak istedigimi ve bana iyice yaslanmaya basladi ben arkasina gectikce gotunu bana karsi egip sikimin dahadayariginin icine girmesini sagliyor bana karsi yaslaniyor sikimi cekmemi istemiyor gibi yapiyordu ve boylece devam etti kucuk kardesim usudum deyince havuzdan ciktik ve dogruca yukari kattaki odaya cikarak serili olan yataklara isinmak icin yattik benim kucugum kiz kardesim benle ayni yataga yattik en kucugumuzde diger kanepeye yatti diger 2 kiz kardesimde bir yataga yattilar kiz kardesim bana sirtini dondu kucuk kardesimi isitmak icin kucakladi bende kardesime karsi donerek sikimi gotune dayadim ve oyle kaldim hafifce bastirmaya basladim oda kendini hem geri veriyor hemde kucuk kardesimle konusuyordu baktim bana dogru yaslanmaya baslayinca cesaretlenip bende sikimi iyice kaldirdim ve got yarigina iyice yerlestirdim yavas yavas yukleniyor bazen geri cekilip tekrar yine dayaniyordum bu sefer iyice cesaretlenip kalcalarini ellemeye belinden sarilip kendime dogru bastirmaya basladim
ama daha bundan hic tepki gelmedi bende dahada cesaretlenip kardesimin picamasini yavas yavas asagi dogru her hareketimde indirmeye calisiyordum en sonunda basardimda picamasini yariya kadar indirdim sikimi cikarip yavas yavas gotunun yarigina surtmeye basladim ama biz hic konusmuyoruz kardesim sessiz bir sekilde yanimizda uyuyan kardesime dogru bakiyordu ben biraz daha indirdim picamasini gotu tamamen meydana cikmisti bende sikimi hem gotune surtuyor hemde bastirarak deligini aramaya basladim sessizce kendisine seslendim biraz arkani bana dogru ver dedim bana karsi hic donmeden kendini iyice arkaya verdi anladimki oda istiyordu once sikim tukruk surdum sonra birazda gotune tukruk surdum ve yavas yavas kaydiriyor oda hizli hizli soluyarak olacaklari bekliyordu ben yine seslendim biraz one egil goremedim dedim ve iyice egildi gotu tam manasi ile tabak giibi bana karsi acildi bende tekrar sikimi ve gotunun deligini tukrukledim ve sikimi ayarlayip gotune girdim hafifacidiiiiii diye seslendi ben durakladim ve oylece icinde kaldim hic hareket etmeden bosaldim ve oylece sikim icinde olunceye kadar bekledim ve sikimi cikarip dedim giyin ve dediklerimi aynen yapip sanki hic bir sey yokmus gibi yatti oylece kaldi ben kalkip avluya ciktim arkamdanda kardeslerim uyandi ve geldiler hep beraber oyun oynamaya basladik bizim yorede sobe dedigimiz oyunu oynamaya basladik bazen ikimiz saklanip ben onu kucakliyor arkasina surtunuyordum kardeslerime para verip hadi dukkandan seker alipgelin diye 3 kiz kardesimi bakkala gonderdik ben kardesimin elinden tuttarak ahira goturdum hayvanlar otlamaya gittiginden ahir bostu ahira girince yine arkasindan sarildim ve gotune surtmeye basladim buda bana ya abi anam gil bilirse bende dedim sen soyleme kimse bilmez oda ben soylememki cok iyi oluyor dedi bende hadi bir daha yapalim dedim ama acitma tamammi dedi ve picamsini siyirdi bende
pantolonumu indirdim ve onume domaldi sikimi ve gotunu tukrukledim ve sikimi ayarlayip deligine dayandim sikimin basi yavasca girdi seslenmedi biraz daha soktum yine ses yok biraz bekledim ve biraz daha yuklendim hepsini icine soktum aciyormu dedim yok acimadi dedi ve ileri geri yapmaya basladim arada gotunu oksuyor amina dogru elimi kaydirmaya basladim ve elim amina geldiginde parmagimi yavas yavas oynatmaya basladim bu ara belini iyice egdi ve sikime dogru yaslanmaya basladi ben amini kurcaladikca oda zevke geliyordu bana dogru ysalanmasindan bosaldiginin farkina vardim bende uzerine yigilip kaldim biraz durduktan sonra sikimi cikarip temizlendik ve avluya cikip kardeslerimize bakmak icin disari ciktik onalrda bakkaldan donmusler bizi gorunce kosarak geldiler ve aldiklarini gosterdiler ve aramizda paylasip neseli bir sekilde yedik aksam oldu ben kardesime sikica tembihledim sakin kimseye deme diye oda dermiyim hic bizi oldururler dedi ve anlastik o aksam teyzemi goturmek icin kocasi geldi ve gittiler ben ve kardeslerim hep beraber yatardik ben ayri yatar kardeslerimde ikiser yatarlardi aksam yatagimiza yattik yataklarimiz bir birine cok yakin oldugu icin buyuk kardesim benden tarafi yatardi kardeslerim uyudu ben yavasca kardesimin yanina sokuldum ve yavas yavas ellemeye basladim bu ara kardesim uyandi ve elimi bastirarak bana karsilik verdi bende elimi picamasindan iceri soktum ve amini parmaklamaya amina masaj yapmaya basladim annem gil is yorgunlugundan erkenden yatti ve uyudular ben biraz daha oksadim ve sikimi cikarip eline verdim oda yumusacik eli ile sikimi avucladi ve sikmaya basladi ben picamsini indirdim ve arkani don dedim hic bir sey demeden hemen dondu hemen sikimi tine tukrukledim gotune ayarliyarak dayandim ama bir turlu geciremedim dedim goremiyorum olmuyor biraz domal dedim ve domaldi yavasca sikimi soktum icinden cikmadan usulca yatirdim ve yavas yavas hareket ederek gidip gelmiye basladim 5dakika kadar gidip geldikten sonra gotunun icine bosaldim ve oylece ustune yigilipkaldim biraz oyle durdum ustunden kalkip geriye yerime yattim. Bu olay kız kardeşip evlenip gidene kadar aralıksız devam etti.
Baze günde 3-4 defa yaptığımız günler bile oluyordu. Sonraları sakso çekmeyide öğrettim zilli kardeşime. Şimdi evli olduğu için pek yapamıyoruz. Ama evlendikten amını da siktim. Arada kocası olmadan eve geldiğinde hala sikişiyoruz. Bol sikişli günler…
El Değmemiş Türbanlı 19’luk Komşu Kızı
Beleşçiler Selam Ben 28 yaşında atletik, fiziğine dikkat eden düzenli spor yapan bir erkegim istanbul anadolu yakasında yaşıyorum. Herneyse hemen hikayeme geçmek istiyorum ve hatırlatayım bu olay tamamen gerçektir.
Birgün evde tek başıma oturuyorken kapı çadı. Gelen üst komşumuzun kızı Öyküydü. Öykü 19 yaşında 1. 70 boylarında düzgün fizikli,güzel dışardan bakıldığından namuslu görünen temiz ve kapalı bir ev kızı. Arada bir gelip saçma sapan şeyler ister, sorular sorar giderdi. Ilk başlarda bu gelmelerini bir art niyete vurmuyodum. Ama son zamanlarda iyice sıklaştığı için artık acaba niye hep evde tek başımayken geliyor bu kız diye düşünüyordum. Ama tamda emin değildim. çünkü Öykü bize sık sık gelmesine rağmen niyetini belli etmemişti. Ta ki bu son gelişe kadar.
Hoşgeldin deyip buyur ettikten sonra biraz hoş beş muhabbet ettik. Ben sigara içiyodum oda istedi,isteyişinde bir gariplik vardı, heyecanlı olduğu her halinden belliydi. Bi şeyler söylemek istiyor ama söylemyemiyordu sanki. Söze girmek istiyor ama giremiyordu. Bi dal sigara uzatıp yaktım. Sen sigarada mı içerdin diye takıldım. Bana abi bende senşn bilmediğin daha neler var dedi, seksi bir bakışla. Sonra söze girdi sana garip gelebilir ama ben senden uzun süredir çok hoşlanıyorum. Senle bişeyler yaşamak istiyorum dedi. Ben resmen şok oldum. Biraz afalladım hatta. Ama sonrasında düşündüm acaba bu kız bana şıkmı diye. Ancak Aşk anlamında bir şey olması imkansızdı,işi aptallıga vurarak aşk olmaz ama başka şeyler olur dedim şakayla karışık ve elime bacağına dokundurup çektim. Ben terslemesini beklerken o hınzırca gülümseyim bacağıma atıp tamam ne istersen dedi. Bi kez daha şok oldum resmen ondan böle bişey hayatta beklemezdim. Çünkü çocukluğundan beri tanıdığım hanım hanımcık başı kapalı bir kızdı. Ama hoşumada gitti ve alet hareketlenmeye başladı bile. Öykünün üzerinde uzun bir kot etek üstündede geniş vucut hatlarını belli etmeyen bir sweet vardı ve tabiki başıda kapalıydı.
Ben hemen bunun dudaklarına yapıştım deli gibi emiyordum. Beklediğimden çok çok iyi öpüşüyordu. Dilimi bile emiyodu. Hemen elimi göğüslerine attım, yoğuruyodum göğüsleri küçük ama sertti. Bu arada oda elini benim sikime atmış okşuyordu. Üzerini çıkartıp beyaz sütyeninin üstünden memelerine öpücükler kondurmaya başladım. Süt gibi bembeyaz teni vardı.Vücudu tertemizdi hiçbir yerinde bir gram bile tüy yoktu. Bu gün için temizlendiği belliydi. Sütyeni çıkarttığımda memeleri okadar tatlı gözüküyorduki mest oldum uçları kıpkırmızıydı uzun süre yaladım o artık altımda uçuyodu. Kalkıp pantolonu çıkartıp sikimi eline verdim ve yala dedim itiraz etmeden yalamaya başladı muhteşem yalıyordu bana çok zevk veriyodu. İnanılmazdı türbanlı çıtırın ağzındaydı sikim. Daha sonra bunu yatırıp eteğini kaldırıp bacaklarını okşayıp öpmeye başladım. Amına yaklaşınca utanmıştı hayır dur istemiyorum falan dedi. biraz eteğin üstünden biraz amıyla oynayınca ses çıkartmadı eteğin altında beyaz sade bir külot vardı külotuda bir çırpıda tepki vermesine fırsat vermeden çıkarıverdim. Hemen yalamaya başladım tertemiz el değmemiş amı.Dilime değdirmemle beraber sarsılmaya başladı boşalırken yalamaya devam ettim ve ağzıma boşaldı.
Tadı çok güzeldi. Bunu çevirip altıma aldım ve amına sürtmeye başladım ve birden icine ittirdim benim aleti öyle bir cıglık attıki korktum tüm apartaman basımıza gelecek diye sonra hemen dudaklarına yumuldum hem icinde gidip geliyor hemde dudaklarını emiyordum aleti bir ara dısarı cıkardım aletin etrafı kandı. Çıtırımın bekaretini bozmuştum. Ve tekrar icine girip gel git yapmaya devam ediyordum artık dayanacak güzüm kalmamıs amı benim aleti tamamen sarmıstı tam bosalmak üzereyken cıkardım amının üstüne, göbeğine, göğüslerine boşaldım. Müthiş bir keyifti. Baş örtülü 19 yaşında bir kızın amını sikip bekaretini almıştım. Hemen birer sigara daha yaktık. Abi dedi ben hemen bi daha bana abi deme yalnızken dedim. Kocacım de bana dedim. O da kocacım kızlığım gitti ama çok zevk aldım dedi. Bende daha dur sana daha ne zevkler yaşatacağım dedim.ve o gün öyle bitti. daha yeni kızlığı bozulmuş bi kızı daha fazka zorlamak istemedim. Üstünü giyindi baş örtüsünü örttü ve tesekkür edip ayrıldı. Sonrasında defalarca birlikte olduk.Artık arkadanda alıştırdım. Götünü de sikiyorum. Onuda bir sonraki hikayemde anlatırım. Yazarken azdım resmen AMK. Ev boşken çağırıyım Öykü’yü:))
Bakire Değildim ve Abime Amdan Götten Verdim
Merhabalar, sizlerle kızlığımı erkek arkdaşaıma vermem sonrası abimle yaşadığımız olayları anlatıcam Kısaca kendimden bahsedeyim Ben Dilara 19 yaşında bir kızım, aslında kızdım ama daha iki hafta önce erkek arkadaşıma bekaretimi verdim. Artık farklı hissediyordum. Bir yerde özgürdüm aslında kadındım. Artık bakirelik derdim yoktu. Öte yandan sevgilim benimle çok güzel ilgilenmiş hiç canımı yakmamıştı ve her şeyi yapıp acayip zevk almıştım. Ve her şeyi tecrübeli bir erkek ten öğrendim. Daha arkadan falan derken bunu yaptığıma inanamıyordum.
Kızlığım gideli iyice azgın bi hal almıştım. 2 haftada 3-4 kez sevişmiştik sevgilimle ancak son 5 gündür görüşmüyorduk bende evde erotik film seyredip kendimi okşuyordum, bir anda kapının açıldığını duydum. İğrenç bir durumdu . Çırılçıplak duruyordum. Ve her şey ortadaydı. Eğer ailem geldiyse ağzıma sıçacakları kesindi. Napıcami bilemeden öyle kalakalmışım ve içeriye gelen ayak seslerini duydum. Sadece bir kişiydi. Ve kapı açıldı, beni o halde gören abim oldu. Öylece bakıyordu, şoka girmişti gözlerim yaşardı ne diyeceğimi bilemedim. Birden ağlamaya başladım. Ağlıyordum ve ne tepki vereceğinden korkuyordum onun ne işi vardı ki burada . Neden gitmedi sanki. Bir anda abim yanıma gelip bana sarıldı. Yanağıma bir öpücük kondurdu. Şok olmuştum . Hayır onunla bu konuları hep konuşurduk, kendisi ileri görüşlüdür ama bu kadarını beklemiyordum. Durdu ve bana ne oldu istemeden mi yaptın? diye sordu. hayır.diye bildim.o zaman neden ağlıyorsun? Rahatla biraz, boş ver. Yalnız bir daha evin kapısını kitle bari yaparken dedi şok olmuştum. Bana nasıl böyle bişey söylüyordu. Beni dövmesini beklerken. hadi git üstünü giyin yada bornoz falan al illa böyle kalmak istiyorsan bir çay yapalım içelim birlikte sende bana olanları anlatırsın” dedi ben hemen peki dedim kalktım. Abim bacaklarımın arasına bakıyordu. Hemen içerden bornoz aldım. Üstüme giyip çay kaynattım. İçeri gittiğimde abim koltuğu temizlemişti. Oturup cipsleri götürüyordu. cips kola film muhabbeti mi yapacaktınız evet eh film nasıldı bari deyince ikimizde güldük. Ben utansam mı sevinsem mi anlayamadım. Ee sen iğrenirdin böyle muhabbetlerden bile nasıl olduda karar verdin yapmaya en doğru zamanın bu olduğuna karar verdim nası yani bu soruyu sorunca ne anlatmam gerektiğini bilemedim. yani kısaca bazı şeyleri onunla paylaştık bende kendimi hazır hissetim yaptık e güzel hoşuna gitti mi bari yoksa acımı çektin. yok hoşuma gitti hiç böyle bişey olacağını tahmin etmiyordum.bana bakıp güldü. Bende utandım. Abimle bu tarz muhabbetler yapmaya alışkındım. Ama şimdi biraz durum tuhaftı tabi. Sonra kolunu sırtıma attı. ee artık sende ben özgürüm şarkısını söyler durursun ortamlarda dedi güldük. Sonra oturup filmi abimle birlikte seyrettik. Abim filmde güzelmiş tüh kaçırdınız deyince güldük.
Akşamleyin bak artık 19 yaşınada geldin istersen akşam bara gidelim senle dedi. Bende of be süper olur dedim. Akşam gidip dışarıda bişeyler yedik. Sonra gidip güzel bir disko da dans ettik. Kafamıza göre içtik. Bir ara abimle ikimiz bir İspanyol dansı yapalım dedik. Çıktık herkes kafasına göre dans ediyordu. Abim önce beni ileri doğru attı sonra geri çekince dönerek geri gelememi istedi. Dönerek geri geldiğimde bir anda önüne çarptım. Arkamda resmen bir kabarıklık hissettim. Oha dedim nasıl yani abim benimi istiyor. Sonra normal dans ediyorduk. Kulağına hayırdır dedim. ne hayırdır? dedi. önündeki kabarıklık ne iş, şeyin banamı kalkıyor dedim sinirle. ahahaha. Manyak mısın be sen. Ben senin vajinana dokunsam okşasam hoşuna gitmez mi. Erkek organı dışta durduğu için böyledir güzelim. Erkeklerden biri gelip dokunsa gene kalkar. Bunun senin veya bir başkasıyla alakası yok. Cinsellik abi kardeş sevgili diye ayrılmamıştır. Erkek ve kız arasında olur bu. Sen kızsın bende erkek dayarsan kalkar tabi.deyince gülmemem gerekiyordu belki ama koptum. Sonra tamam be bilmiyoruz işte napalım. Bir aletinize sahip olamıyorsunuz dedim. Koptuk zaten.sonra otobüse binip eve dönecektik.
Baktık çok kalabalık ama artık bundan başkada otobüs yoktu. binelim burcu başka çaresi yok dedi bende kafamı evet anlamında salladım. Önden bindim abim arkamdan bindi ve ortalara doğru yan yana ilerlemeye başladık. Sonra muhabbet ediyorduk ki bir anda gene durdu bir sürü insan bindi. sağlı sollu arkalara doğru ilerleyelim… denince. Abim arkama geçmek zorunda kaldı. Küfrede küfrede. Benim önümde ise koltuk vardı. Artık kulağıma eğildi konuşabiliyorduk ancak. nasıl eğlendin mi bari? dedi evet ya arada bir yapalım böyle iyi oluyormuş senle bara gitmek oda güldü. Bu arada arkamda abimin aleti gene sertleşmeye başladı. Kafamı çevirip yüzüne baktım. Napiyim der gibi baktı. Güldüm bende manyak ya dedim. Daha baya yolumuz vardı kimsede inmek bilmiyordu. Artık abimlede rahat muhabbet edemiyordum. Bir süre sonra arkamdaki kabarıklık, kalçalarımın arasındaydı resmen. Oynayamıyordum abimde oynayamıyordu. Kafamı çevirip suratına baktım .Yana veya başka bir yere gidecek yeri yoktu. Önüme döndüm ve artık eve gitmeyi beklemeye başladım. Bu arada arkamdaki sertlik iyice belirginleşmeye başladı. Ben abim olduğu için ses çıkartmıyordum.bir yerde de yalan söylemeyeceğim sonuçta bunu kendim için yazıyorum. Arkamdaki belirginlik hoşuma gitti. Bunu daha öncede duymuştum. Arkadan bastırılması , sırtın tamamen zevk verdiğini biliyordum. Ama arkadan yaptığında çok acı verdiğini söylemişlerdi.yinede yumuşak davranan biri olursa zevk alırsın demişlerdi. Şu anda gerçekten arkanda bişey hissetmek insana hafif bir zevk bir ürperti verdiğini anlıyordum. Bir anda viraja girince abim arkamdan üstüme doğru yığıldı. Artık resmen kalçalarımın arasındaydı. Öylece durduk çünkü acayip kalabalıktı. Abim arkamdan bastırmaya başladı. Ne oluyor diyemedim. Çünkü bu elimizde olan bişey değildi. Çekil desem çekilemiyordu. Hafifçe bastırdı. Benimde hoşuma gitti. Fakat istemeden yapıyor diye algılıyormuşum gibi sustum bişey demedim. Sanırım oda bundan cesaret alarak hafif hafif. Oynamaya başladı. Ben kızarmıştım. Etrafta kimse bişey anlamıyordu çünkü çok kalabalıktı. Sonra birden eliyle sağ bacağımı tutarak kendine biraz daha bastırdı beni. Kafamı çevirip baktığımda gözlerime baktı. Ve biraz daha bastırdı. Ben bisey diyemiyordum. Zevkte almıştım abimden zevk almıştım . Hem kendime hem abime kızıyordum bunu nası yaparız diye. Fakat sesimi çıkarmadım . Arkamda iyice hareketlendi. Sadece alt kısmı oynuyordu. O yüzden bişey fark edilmiyordu. Sağ bacağımı tutan elini birden vajinamın üstüne getirdi. Ve okşamaya başladı. Orda artık sinirlendim ve elini çektim. Zaten artık durağa da yaklaşmıştık. Arkamdaki sertlik iyice araya girmeye başladı ve artık sırtımda onun vücudunu hissediyordum. Nefesini de boynuma veriyordu. Bende çok heyecanlandım. Otobüs durdu ve indik. Eve doğru koştum.
Benim arkamdan geldi. İçeri girdiğimizde ” napıyosun abi ya , bak abi diyorum abi, abimsin sen benim napiyim özür dilerim dayanamadım işte bir anda hafifte içkiliyim seninde hoşuna gitti sandım gitmedi mi? gitmedi peki o zaman dedi. İçeri gitti televizyonu açıp oturdu. Yanına gittim. sen benimle yatmak mı istiyorsun ? dedim ne ? Hayır sadece orda benim elimde olmayan bir şey oldu .Seni tutunca sende bişey demedin demedim evet. Diyemedim tamam ya uzatmaya gerek yok. Kusura bakma . Oldu işte peki sonra içeriye gidip üstümü değiştirdim geldim. Abim konuşmuyordu. Ne oldu dedim. Yok bişey dedi. Ya ne var be dedim. Ya tamam sus bişey yok dedik . Deyince aldım kafasına yapıştırdım yastığı. Oda ne bana ha diyerek alıp yastıkları kafamda paraladı. Sonra gıdıklama operasyonu başladı. Beni belimden tuttu kucana yüz üstü yatırdı. Başladı kıçıma vurmaya ben bu sırada göbeğimde bir sertlik hissettim. Genemi dedim. Ama bu sefer bende suçluydum. Bişey demedim. Sonra göbeğine bir tane yumruk indirdim. Tabi hafiften oda beni kucağına alıp koltuğa fırlattı.Sonra gelip kafamın üstüne oturdu.Sonra dizleriyle de kollarıma bastırdı kıpırdayamıyordum.Göbeğimden gıdıklamaya başladı. Sonra bacaklarımı kaldırıp kafasını yakaladım bir anda çektim şimdi eşittik. İkimizde başlarımızı bacaklarımızın arasına kıstırmış kurtulmaya çalışıyorduk.suratımda onun şeyini hissediyordum. Sanırım oda benimkini. Elleriyle bacakları tuttu. Aralamaya kafasını çıkarmaya çalışıyordu ama ben kasıyorum. Sonra hafif aralayınca ben hafif sıcradım ve durdum . Bu sefer ağzı tamamen vajinama yapışmıştı. Yine kimseye hissettirmeden teşhircilik yapıyordum. Ben kendi zevkimi almaya bakıyordum oyun maksadıyla.
Tamam abinle yapamazsın belki ama bu tarz şeylerle kendini tatmin etmene de kimse karışamaz. O anda bende burnumu onunkine sürttüm. Bende kurtulmaya çalışıyorum sonuçta. O fark etmeden dilimi pantolonuna sürdüm. Sanki onunkini yalıyordum. Bunu bu gün ikinci kez yaşıyordum böylece. Bu seferki onun bile farkında olmadan oluyordu ama. O sırada abim hala kurtulmaya çalışıyor. of ölecem ulan az sık boğazımı dedi. Sonra hafif aralayınca birden kafasını biraz yukarı kaldırınca. Vajinama öyle bir sürttü ki direk zevk aldım. Sonra gene sıktım. Oda elleriyle kurtulmaya çalışırken bacaklarımın dibinden tutmaya başladı. Bu sefer iki parmağı vajinamın yanaklarına değiyordu. Artık ben iyice zıvanadan çıkmıştım resmen pantolonunu yalıyordum. O fark etmeden onunla sevişiyordum. Oda iyice sertleşmişti dayanamadım ve pantolonun üstüne ağzımı açık bişekilde yapıştırdım. Ve dilimle oynamaya başladım kot olduğu için hissetmesi çok zor oluyordu tabi. Abimse kurtulmaya çalışırken fark etmeden beni okşuyor. Burnuyla bana mastürbasyon yaptırıyordu. En sonunda inledim ve boşaldım. O sırada abimi rahat bıraktım. Abim kafasını çıkardı ama benim kafam hala ordaydı. Göbeğimi gıdıkladı. Sonra ben onu üstümden atamaya çalıştım elleri göğüslerime geldi. Sonra çekildi. Pantolonuna baktı bu ne be sümüklerimi sürdün buraya iğrenç dedi. Bende suratına güldüm. Oda hadi ağzına al deyince. Şok oldum. nasıl yani nerden çıktı şimdi bu dedim hadi ağzına al, ihtiyacım var buna. Yahu şimdi kalkıp sırf bunun için birini bulmak istemiyorum. Bunlar ihtiyaçtır. Bu ihtiyacımı karşılamak için neden biriyle çıkayım. Birini bul böyle bişey yap ayrıl. Sırf bunun için. Millete bunu yapacağıma neden senle karşılıklı ihtiyaçlarımızı karşılamayalım. Yani ben biriyle birlikte olduktan sonra kızın bu benimle yattı işte şöyle böyle oldu diye anlatması yada senin bir erkek arkadaşının seninle yatıp adını orospuya çıkarmasından daha iyi deilmi ikimiz arasında bu tarz bir ihtiyaç karşılamak. dedi. bilmiyorum sadece ağır geldi, yani çok zor bişey buna evet demek. Kimsenin kaldırabileceği bişey deil iyide illa seninle yaptığım şeyleri başkaları bilmesi gerekmiyor ki bende öyle bişey demedim zaten e ozaman aramızda kalacaksa istiyorsan sende ve bende neden olmasın istiyorum kafam karıştı yaa”” ağzına almak istiyomusun ? diye sordu.çok mu ihtiyacın var? hadi amaa”.
Bende yanına gidip pantolonunun önünü okşadım. Sonra düğmelerini tek tek açtıktan sonra bokserın arasındaki delikten çıkardım ve sıvazlamaya başladım. hayatımda bunu ikinci kez yapıyordum. Ve bu seferki abiminkiydi. Bu seferki sadece cinselliğim istediği arzuladığı bişeydi. Ve yalamaya başladım. Çok sıcaktı ve ağzımda gidip gidip geliyordu.o sırada koltuğa uzandığı için benim kalçalarımı kendine doğru gelmesini istedi ve altımdaki eteğin içinden külotumu araladı ve yalamaya başladı. O beni yaladıkça ben daha çok yalıyor ağzıma alıyordum.az önce şaka ile karışık yaptığımı şimdi gerçekten yapıyorum. Deliler gibi yalıyordum artık bakire olmadığımı oda bildiği için parmaklarını rahat rahat sokuyordu içime ve ben deliriyordum artık. Onu resmen emiyordum. O ise ahlıyor ama ağzımda gidip geliyordu. Sonra bir anda vajinamı yalarken vajinamda ıslanmış olan parmaklarını çıkartıp, kalçamın arasında sürttü. Noluyor anlamadım. Sonra tek parmağını hafifçe kalçamdan soktu acımıştı. Ama dur demek istemiyordum. Hafifçe sevgilimin benim içime girdiği gibi sokuyordu parmağını kalçama, acımıyordu çok hoşuma gidiyordu. Tek parmağını tamamen soktu ve git gel yapmaya başladı sonra çıkartığ 3 parmağını vajinama soktu. İyice git gel yaptıktan sonra kalçalarıma 2 parmağını sokmaya başladı o kadar değişik bir histiki deliriyordum ve abimi resmen emiyordum. Alt kısmını yumurtalarını yalıyor elimle de mastürbasyon yaptırıyordum oda deliriyordu. Sonra 3 parmağını soktu acıtmıyordu. Çok hoşuma gitmişti bu arada vajinamı yalamaya devam etti. Sonra kalktı. Boşalmadın dedim. ” daha dur” dedi. Ben artık ağzıma almaktan fazlasını yapacağımızı anlamıştım. Zaten bende razıydım artık. Beni yüzüstü koltuğa çevirdi. Bir yastık alıp vajinamın altına koydu.neden yaptığını anladım arkadan yapıcaktı. abi çok acıyabilir dediler yapma istersen” dedim ” Merak etme acımayacak dedi. bunu erkek arkadaşınla yapmadın mı hayır peki kendini hiç kasma ben çok yavaş olucam parmaklarımdan zevk aldıysan benden 2 mislini alacaksın ben bunu duyunca zaten kendimi rahat bıraktım. Penisini arkamda kalçalarımın arasında sürtüyordu. Birden yön değiştirdi ve vajinama girdi . Sıcacıktı içimi kaplıyordu. Gidip gelmeye başladı.O kadar zevk alıyordum ki. Abimle bunları hep konuşurduk da hiç ikimizin bunları yapacağı aklıma gelmemişti. sakın içime boşalma saçmalama dedi.Sonra çok hızlı gidip gelmeye başladı beni bacaklarımdan çekiyordu resmen içimde uzuyordu. O kadar zevkliydıki dudaklarımı ısırıyordum.bu sırada kalçalarımın arasına sürekli parmaklarını sokuyordu birden penisini çıkardı ve kalçamına arasına doğru hafif hafif bastırdı. Vajinamda o kadar kayganlaşmıştı ki başı hemen girdi biraz acıdı. Zaten penisin başı çok güzel. Ağzıma alırken de ençok onu sevmiştim.
Sonra yavaş yavaş götüme girmeye başladı abim. Artık acımıyor acayip zevk alıyordum. Çok hızlanmaya başladı. Kalçalarımın içindeyken beni kucağında havaya kaldırdı. Ve koltuğa oturdu artık tamamen içimdeydi ve kontrol bendeydi ben zıplıyordum. Oda bir eliyle göğüslerimi bir eliyle de vajinamı okşuyor arada birde parmaklarını sokuyordu. Artık çok feci olmuştum ve boşaldım oda iyice sertleşmiş ve arkamda titremeye başlamıştı ve bi anda boşaldı kalçalarımın arasından çıkmamıştı boşalmış bi şekilde içimde duruyordu. Sonra içimden çıkarmadan banyoya götürdü beni. İçimden çıktığında görüntü iğrençti bir tek bunun için bir daha bunu yapmam herhalde beni duşa soktu her tarafımı ve kendini temizledikten sonra. Beni yere diz çöktürüp bir kez daha ağzıma dayadı sikini bu sefer çilekli sabunla yıkadığı için acayip süper bir tadıda vardı. Ve son kez ağzıma patladı. Abim gidip yatmıştı ben iste başımdan geçenlere inanamıyordum.
Abimle sadece ihtiyaçlarımızı karşılamak için hala sikişiyoruz. Zaten sevgilim bikaç kez siktikten sonra sıkılıp beni terk etti.Sonuçta abimden bunun sadece bir ihtiyaç olduğunu öğrendim. Ve şimdi ilişkilerimde de süper mutluyum. Kafama göre takılıyorum. Abim o günden sonra benimle bir kaç kez daha yaptı. Tabi ailemiz geri gelince bişey yapamıyorduk. Şimdi o kendine ait bir ev tuttu. Artık istediğim zaman ona gidip hem dertleşiyor hem de deliler gibi sikişiyoruz.
Türbanlı Komşularımın Sikişirken İnlemeleri! (3)
Şerife'nin kocası Cevat'ın gelmesi en çok beni sevindirmişti. Bir hafta boyunca karısını sikecekti ve ben de buna kulak misafiri olacaktım. Ertesi gün akşam olsun deyip duruyordum sürekli.
Türbanlı Komşularımın Sikişirken İnlemeleri! (2)
Aynı hafta Cumartesi günü öğleden sonra Sabriye'nin kapısını çaldım. "Kim o?" diye seslendi Sabriye. "Ben Bayram!" dedim. Anahtar deliğinden bir gözün bana baktığını anladım. "Ah, tamam, biraz bekleteceğim..." dedikten sonra içerden yürüme, konuşma sesleri geldi. Galiba müsait bir zamanda gelmemiştim. Bir iki dakika kadar sonra kapı açıldı. Şeyma açtı kapıyı. Gövdesi kapının arkasında kalmış, başını uzatmıştı. Başını alelacele bir şalla örtmüştü. Şalın altından kestane rengi saçları görünüyordu az da olsa. Ona, "Ben bugün müsaitim. Eğer senin için de uygunsa, bugün çalışalım!" dedim. Şeyma ela gözlerini üzerime dikmişti ben bunları söylerken, sanki beni dinlemiyordu. Sözlerimi bir kere daha tekrarlamak zorunda kaldım. O zaman, "Şey, ha, tamam, ben bir anneme sorayım..." dedi ve içeriye annesine seslendi, "Annne, Bayram bize gelmek istiyorrrrr!" dedi. Bana 'Bayram abi' demediğini duymak tuhafıma gitmişti. Kız benden birkaç yaş küçüktü, ama hemen senli benli oluvermişti benimle. İçerden Sabriye'nin, "Kızım ne ayıp şey, çocuk sana ders verecek, sen bana soruyorsun!" dediğini duydum. Hemen ardından Sabriye kapıda göründü. Adeta kızını duvara iterek kapıyı açtı, "Kusura bakma, bizim kız da şaşırdı sen böyle söyleyince. Ne demek, istediğin zaman gel. Ama şimdi değil de, bir saat sonra gel sen!" dedi bana. Ben de, "Tamam, olur!" dedim. O anda Sabriye'yi görmek beni çok etkiledi. Uzun ve bol çiçekli bir etek giymişti. Ama asıl olay yukardaydı. Üzerine dar gelen boğazlı, koyu mavi, uzun kollu bir bluz giymişti. İri memeleri iyice belli olmuştu bu nedenle. Sutyeninin izi de belli oluyordu bluzun altında. Başını ise arkadan bağlamıştı. Kadının bu hali, kocasıyla yaptığı sikişmeler, inlemeleri... O anda karşımda konuşurken pantolonumun içindeki yarağım sertleşmeye başlamıştı bile. Ben daireme geçerken Sabriye kapıyı kapadı arkamdan. Eve girdim, banyoya geçtim direkt olarak. Soyundum ve Sabriye'yi düşünerek 31 çekmeye başladım. Gözlerim kapalı, kulaklarımda Sabriye'nin inlemeleri vardı. Hayalimde Bekir Sabriye'yi sikerken ben de onları izliyordum. Büyük bir zevk dalgası sardı her yanımı. Kelimeler boğazımdan zar zor çıkıyordu. "Ohh, Sabriye, ımmm, ohhh, Sabriye, Sabriye..." diye diye boşaldım. Döllerim büyük bir tazyikle banyonun fayans duvarına sıçramıştı. Bir süre kaldım öyle, yarağımda kalan dölleri akıttım banyonun zeminine. Ardından suyu açıp yıkandım güzelce, banyoyu da temizledim. Bir saat sonra Sabriye'nin evine gitmek için hazırdım. Kapılarını çaldım. Küçük kız açtı kapıyı, annesine seslendi. Sabriye çıktı içerden. Az önceki kıyafetleri yoktu üzerinde. Uzun, dar ve elastik bir etek giymişti. Etek kalçalarına yapışmış gibiydi. Üzerine de çiçekli uzun kollu bir gömlek giymiş, büyük bir türbanla bağlamıştı başını. Gömleğin düğmeleri zor kapanmıştı. "Buyur, hoş geldin!" diyerek beni içeri davet etti. Şeyma ve küçük oğlan salondaydı. Şeyma da annesi gibi hazırlanmıştı belli ki. Kırmızı uzun ve pileli bir etekle, dar, uzun kollu beyaz bir bluz giymişti. Başını da gene kırmızı bir şalla bağlamıştı. Beni görünce heyecanlandı birden. Sabriye, "Bayram sen şöyle geç..." diyerek koltuğu işaret etti, "Bir şeyler hazırladım, önce ye bakalım, ondan sonra ders çalışırsınız!" dedi. Sabriye çok iyi davranıyordu bana. Annem gibi yakınlık gösteriyordu. Sabriye ve Şeyma önümdeki sehpanın üzerine hamur kızartması, patates salatası, kısır koydu. Demli bir bardak çayı da koyan Sabriye, "Acıkmışsındır, hadi ye bakalım!" dedi. Elastik eteğin götünün yarığını belli ettiğinden haberi var mıydı acaba? Götüne bakmamaya çalışsam da, yapamıyordum bir türlü. İki kocaman ve yuvarlak göt yanağı, Sabriye yürüdüğünde, bıngıl bıngıl sallandığında bakmamak mümkün değildi. Ben yemeye başlarken Sabriye de konuşuyordu, "Sağ olsun bizim kız derslerini boşladı iyice. Feysbuk mudur nedir? Ona dadandı kaç zamandır. Bizim bey o kadar kızdı etti, ama nafile. İlk göz ağrımız olduğu için üzerine de gitmek istemiyor, babası çok düşkündür buna. Yoksa zeki kız, bu seneye kadar hep takdir, teşekkür getirirdi. Ama bu sene böyle oldu!" dedi. Şeyma atlayıp, "Ya anne ya, niye şikayet ediyorsun. Herkes var Facebook'ta. Sor Bayram'a, onun da vardır! Ya değişin artık, biraz değişin!" diye çıkıştı annesine. Anne-Kız karşımda karşılıklı takışıyordu. İkisi de benden Bayram diye bahsediyordu. Bu hoşuma gitmeye başlamıştı. Bekir'in dediği gibi beni de aileden sayıyorlardı anladığım kadarıyla. Sabriye'nin götünün yanakları oturduğu sandalyeden taşıyordu. Kızıyla hararetli şekilde tartışırken gömleğin altındaki ve düğmelerini zorlayan koca memeleri sallanıyordu. İstemeden de olsa yarağımın sertleşmeye başladığını hissettim. Anlamasınlar diye öne eğildim biraz. Sabriye hamarat bir kadındı, kısa sürede bunları hazırlamıştı. Aynı zamanda evi çiçek gibiydi. Çocuklarının üstü başı da tertemiz, ütülüydü. Ben yemeğimi bitirmek üzereyken kapı çaldı. Ben kocası gelmiştir herhalde diyerek gayrı ihtiyari ayağa kalktım. Sabriye, "Otur otur, komşudur, bizim bey geç gelir!" dedi. Gerçekten de gelen bir komşuydu. Sabriye kapının önünde, "Misafirim var!" dedi kadına. Kadın, "O zaman sonra geleyim!" dedi, ama Sabriye, "Yok, yok, geç geç, çekinme, yabancı mısın sanki!" dedi. 35-40 yaşlarında bir kadındı gelen. Sabriye kadını bana tanıttı, "Bu Şerife Hanım, senin üst kat komşun!" dedi. Sonra da Şerife hanıma dönüp, "Bu da bizim Gönül hanımın yeğeni, onun kaynının oğlu!" dedi. Kadın, "Merhaba!" derken, elimi uzatmadan ben de, "Memnun oldum!" dedim. Şerife de Sabriye gibi kapalıydı. Kırmızı siyah ekose bir etek giymişti ayak bileklerinin üzerine gelen. Üzerinde de siyah bir ceket vardı. Başını da kırmızı parlak bir türbanla bağlamıştı. Dudaklarında hafif bir kırmızı ruj vardı, gözlerini de boyadığı anlaşılıyordu. Sabriye, "Hayırdır anacığım, nerden böyle?" diye sorunca, Şerife, "Bizim bir akrabanın nikahı vardı, oraya gittik Zehra ile. Oradan geliyorum!" dedi. Sabriye, "Haa, onun için böyle süslenip püslenmişsin!" dediğinde, Şerife, "Kız ne süslenmesi, bizden geçti artık!" diyerek bir kahkaha koy verdi. İki kadın sanki beni unutmuş gibi kendi aralarında konuşuyordu. O ara Sabriye bana dönüp, "Şerife hanımın da iki kızı var. Beyi de Irak'ta çalışıyor..." dedi ve "Ne zaman geliyor seninki kız?" diye Şerife'ye döndü. Şerife, "Salı günü geliyormuş, öyle söyledi!" dedi. Demek ki üst katımdan sikiş seslerinin gelmemesinin nedeni buydu. Şerife'nin kocası burada yoktu. Ama geldiği vakit Şerife'yi çatır çatır sikecekti anlaşılan. O zaman Salı gecesine dikkat etmem gerekliydi. Şerife, "Benim beyim inşaatçı. Onların şirket orda iş almış, 3-4 aydır orda. Gelip 1 hafta kalıp gene dönecek!" dedi bana bakarak. O bunları söylerken (Seni de bir hafta hayvan gibi sikecek herhalde!) dedim kendi kendime. Sabriye, "Bayram doktorluk okuyor. Sağ olsun bizim kıza ders verecek!" dediğinde, Şerife atlayıp, "Ay ne iyi, bizim binada da artık okuyan birine rastladık çok şükür!" dedi. Sonra da, "Benim büyük kız da Açık Öğretimde okuyor!" dedi gülümseyerek. Ben de, "Çok güzel!" dedim. En sonunda Şeyma ile masaya oturduk. Sabriye ve Şerife fısır fısır konuşuyorlardı kendi aralarında. Bense Şeyma'ya konuları, nasıl çalışması gerektiğini anlatıyordum. Şeyma yanımda oturuyordu ve bacak bacak üstüne atmıştı. Masanın altında salladığı ayağı zaman zaman bacağıma değiyordu. Sanki beni dinlemiyor gibiydi. Biz çalışmaya devam ederken zil çaldı gene. Sonuçta burası bir aile apartmanıydı ve kadınlar sürekli birbirlerine gidip geliyorlardı. Bu sefer gelen aşağıdaki çarşaflı kadındı. Yani kocasının (Yatakta öküz gibi duruyorsun!) dediği kadın. Öküz gibi durmasına rağmen yine de inleme sesleri halen kulağımdaydı. Sabriye kadını içeriye aldı. Kadının üzerinde bu kez çarşaf yoktu. O nedenle benim olduğumu öğrenince önce içeri girmek istemedi, ama Sabriye, "Anam geç, uzatma!" diyerek onu aldı salona. Kadını geçen çarşafla görmüştüm, o nedenle nasıl biri olduğunu anlayamamıştım. Ama şimdi görüyordum kendisini. Kadın 1.75 boyunda vardı ve aşağı yukarı 100 kilo kadardı. Üzerinde oldukça geniş ve uzun bir etek vardı, eteğin üzerinde de desenli büyük bir gömlek. Buna rağmen koca götü ve memeleri belli oluyordu. Ten renkli çoraplı ayakları eteğin altından görünüyordu, kalın ve büyük ayakları vardı kadının. Başındaki büyük türbanı omuzlarını da örtüyordu. Kara kalın kaşlı bir kadındı. Dudaklarının üzerindeki siyah tüyleri epeydir almıyordu herhalde, çünkü kolayca anlaşılıyordu uzaktan da olsa. Kadın çekingen davranıyordu. 30-35 yaşlarında gösteriyordu. Sabriye, "Bu da bizim Remziye, senin altında oturuyor!" dediğinde, "Memnun oldum!" dedim. Kadın ise ses çıkartmadı, Sabriye'nin verdiği çayını içmeye başlamıştı. Karşımızda 3 kadın kendi aralarında konuşurken ben Şeyma ile ders çalışmaya çalışıyordum. Ayrıca iki küçük çocuk da kendi aralarında oyun oynayıp dikkatimizi dağıtıyordu. Bütün bunlar yetmiyor gibi kapı yine çaldı. Sabriye gene kalkıp açtı kapıyı. Bu kez gelen genç bir kızdı. Ama diğerleri gibi kapalı değildi. Diz üstüne gelen siyah bir etek giymişti. Siyah ince bir külotlu çorap vardı ayağında. Şerife atılıp, "Bu da benim büyük kız, dedim ya sana, Açık Öğretimde okuyan!" dediğinde, kıza, "Merhaba!" dedim. Kız da öylesine, "Merhaba!" dedi, sonra da Şeyma'yı öpmek için yanımıza geldi. Eğilip Şeyma'yı öperken üzerinden gelen parfüm kokusunu aldım. Kızın adı Ayşe idi. Annesi işaret etse de, o Şeyma'nın yanına oturdu, "Ne çalışıyorsunuz böyle?" diyerek lafa girdi. Kitabın sayfalarını çevirirken Şeyma, "Bayram benim yeni öğretmenim!" dedi. Ayşe, "Hmmm, nerde okuyor ki?" diye sordu. O zaman ben Tıp Fakültesinde okuduğumu söyledim. Bu sözüm Ayşe'yi etkilemişti. Karşısında doktor adayının olduğunu öğrenmek biraz canını sıkmıştı sanki. Ona, "Sen de okuyormuşsun?" diye sordum. Ayşe, "Evet, ama Tıp değil!" dedi. Açık Öğretimde okuduğunu bildiğimi bilmiyordu. Kendimi sanki, kadınlar gün yapıyormuş da, ben de katılmışım gibi hissettim. Verimli olamıyordu çalışmamız. Fazla da uzun sürmedi zaten. "Ben müsaadenizle kalkayım!" dedim bir saat bile olmamışken. Bütün kadınlar birden, "Bizden rahatsız oldu çocuk!" dedi. "Yok, olur mu öyle şey!" diyerek alttan almaya çalıştım. Üzerlerinde iyi bir intiba yarattığımı görmüştüm. Sabriye Şeyma ile, beni kapıda uğurlarken, "Kusura bakma, bunların da hep birden geleceği tuttu, başka bir zaman gene çağırırız seni!" dedi. "Olur!" diyerek eve geçtim. O gün Cumartesi'ydi. Cumartesi gecelerinin sikiş konusunda en yoğun ve hareketli gece olduğunu okumuştum bir keresinde. Gece Sabriye ve Bekir'i dinledim yine, ama onlarda bir hareket yoktu. Üst katımdaki Şerife'nin kocası da burada olmadığından, ondan da bir hayır yoktu. Geriye tek seçenek altımdaki kadın, yani Remziye kalmıştı. Saat 24:00'ü geçerken ben odamda yere boylu boyunca uzanmış, Stetoskobu da takmış, aşağıyı dinliyordum. Oda kapılarının açılıp kapanma sesleri geliyordu. Bir süre devam etti böyle. Bir taraftan da kalbim küt küt atıyordu. Acaba bu geceyi boş mu geçirecektim? Ama beklediğim sesler 00:30'a gelirken gelmeye başladı. Önce hafiften yatağın gıcırdamaları gelmeye başladı. Yatak ağır ağır yerinde gıcırdadı bir süre. Sonra ise yatağın yere vuruş sesleri gelmeye başladı 'Tak tuk, tak tuk!' diye. Sesler gittikçe daha kolay ve yüksek perdeden duyulur hale geliyordu. Remziye en alt katta oturuyordu ve yan tarafında da bir daire yoktu. O nedenle sikişirken çıkaracağı sesleri benden başka duyabilecek kimse yoktu. Beni de herhalde o anda akıllarına getirmemişlerdi. Çünkü az sonra şiddetli 'Şlop, şlop, şlop!' sesleriyle beraber gıcırdama ve 'Tak tuk!' sesleri birbirine karışmaya başladı. Onları görmesem bile nasıl sikiştiklerini hayal edebiliyordum. Remziye iri kıyım bir kadındı. Muhtemelen sırtüstü yatağa uzanmış, bacaklarını da iyice açmıştır, kocası da bacaklarının arasında yerini alıp, götünü kaldıra indire karısının amına sokuyordur yarağını diye düşündüm. Yatak yere o kadar sert vuruyordu ki, Stetoskop sesleri net şekilde yakalıyordu. Sanki Remziye ve kocası aşağıda değil de beynimin içinde sikişiyordu. Bu sesler böyle devam ederken, her ikisinden de inleme sesleri gelmeye başladı bu kez. Önce Remziye'den, "Ahhh, ayy, ımmm, evet, ahhh, çok güzel, sik, sik, kocam, ohhh, devam et, çok güzel..." sesleri geldi. Hemen ardından, "Ohhh Remziyem, ahhh, kurban olurum sana, ohhh, Remziye, iyi mi? Ha? Ohhh, iyi mi?" deyip duruyordu kocası. Sesler beynimin içinde yankılanırken, yarağım kazık gibi olmuştu bile. Gece saat bire yaklaşırken sikiş şiddetini artırmaya başlamıştı. Yatak deli gibi gıcırdıyor, yere vuruyordu. Remziye'nin terli olduğunu tahmin ettiğim kasıklarından şiddetli 'Şlop, şlop, şlop!' sesleri de arttıkça artıyordu bu arada. İnlemeler de buna ilave oluyor, aşağıda büyük bir fırtına kopuyordu. Derken sıra ile önce kocasından, sonra da Remziye'den boşalma sesleri, inlemeleri geldi. Yatağın gıcırdamaları, vuruşları bir süre daha devam etti. Ardından kesildi. Bu kez ise kendi aralarında konuşmaya başlamışlardı. Bazılarını duyamasam da aralarında güldüklerini duyuyordum. Remziye'nin, "Annenle çocuklar uyanmamıştır umarım!" sözüne kocasından, "Yok be, onlar çoktan yattılar, hem annem duysa ne olacak, ben oğluyum, sen de gelinisin!" dedi. Remziye, "Ne bileyim, utanıyorum, keşke daha büyük bir evimiz olsaydı!" dedi. Az sonra kocası, "Benim canım hiç istemiyor kalkıp yıkanmayı, sabah yıkanırız!" dediğinde, Remziye, "Günah ama, böyle cenabet halde yatmayalım!" dedi. Kocası ise, "Yat be kadın, sabah yıkanırız dedim ya, bunun günahından ne olacak?" dedi. Ama yatmamışlardı, konuşmaları devam ediyordu. Kocası Remziye'ye, "Bak işte böyle ol, kaç defadır diyorum sana öküz gibi durma, böyle işveli ol!" dedi. Remziye ise, "Ne bileyim, ben de istiyorum, ama utanıyorum, yanda annen var, çocuklar var. Sen kendini benim yerime koysana!" dediğinde, kocası, "Napalım hanım, artık böyle gidecek, ama biraz biraz açıl sen de! Rahat ol, sonuçta ayıp bir şey değil bizim yaptığımız!" dedi. Remziye'den ise ses gelmedi. Birkaç dakika sonra ise uyuduklarını anladım, artık konuşmuyorlardı çünkü. Bir Cumartesi gecesini bu şekilde geçirmiştim. Bekir ve Sabriye'nin sikişmeden geçirdikleri geceyi, Remziye ve kocası doldurmuştu. Remziye iri kıyım haliyle iyi sikişiyordu doğrusu. Acaba kocası nasıl biriydi? Kalkıp yatağa girdim, yarağım kazık gibi olmasına rağmen sikebileceğim bir kadınım yoktu. Bekir de, Remziye'nin kocası da şanslıydı, sonuçta evlilerdi. Ve her zaman karılarını sikebiliyorlardı. Oysa ben bekar olmanın dezavantajını yaşıyordum. Burası bir aile apartmanıydı. Kadınlar ve kocaları birbirlerini iyi tanıyordu. Çoğunlukla kadınlar bütün gün birlikte oluyordu, birbirlerine gidip geliyorlardı. Şöyle düşündüm: Eğer ben çıplak kulaklarımla bile bunların sikişmelerine şahit olmuşsam, acaba onlar hiç duymamış, şahit olmamış olabilirler miydi? Bu sorunun cevabının 'Hayır!' olduğunu biliyordum. Kaç yıldır aynı binada yaşıyorlardı. Altlı üstlü, ya da yan yana oturanların hepsi birbirlerinin sikişmelerine şahit olmuştu muhakkak. Ama bunu konuşamıyorlardı, ya da konuşuyorlardı, kim bilir? Pazar günümü evde geçirecektim, kendi halimle temizlik yapıyordum. Saat 13:00 gibiydi. Kapımın önünde sesler duydum. Bekir'in konuşma sesleriydi. Anahtar deliğinden baktım. Bekir ve iki küçük çocuğu kapının önündeydi. Güzelce giyinmişti Bekir. Çocukları da öyleydi. Az sonra Sabriye göründü kapının önünde. Kırmızı, dün kızının giydiğine benzer bir etek giymişti. Dizlerinin bir karış altına geliyordu eteği. Altından da ince siyah çoraplı bacakları görünüyordu. Siyah bir ceket giymişti, ceketi bel hizasındaydı arkadan ve eteğin altındaki koca götü meydanda kalıyordu böylece. Siyah bir türbanla bağlamıştı başını. Yüzünde de makyaj vardı. Siyah yüksek topuklu bir ayakkabıyı eğilip giyerken arkadan iyice belli oluyordu koca götü. Bekir ve Sabriye çocukları ile birlikte bir yerlere gidiyordu. Şeyma ise onları kapıdan uğurladı, o gitmiyordu. Başı bağlı değildi, kestane renkli uzun saçları beline dökülüyordu. Sabriye kızına sürekli tembihte bulunuyordu. Karı koca çocuklarıyla birlikte merdivenlerden inerken Şeyma da içeri geçti. Saat 15:00'e gelirken benim temizliğim de bitmişti. Kendime bir kahve yapmış içiyordum. Üst katımdakilerin ayak seslerini, alt kattakilerin çocuklarının seslerini duyuyordum. Derken kapıya vurulduğunu duydum. Kalkıp anahtar deliğinden baktım. Şeyma kapının önündeydi! Kapıyı açtım. Bana, "Merhaba!" dediğinde, ben de, "Merhaba!" dedim. Bir şey söylemek ister gibiydi, önce sessiz kaldı ve sonra, "Şeyy, beni içeri davet etmeyecek misin?" diye sordu. Şaşırdım, "Aa, tabii, kusura bakma!" dedim ve kapıyı tamamen açıp, onu içeri aldım. Şeyma içeri geçerken ben de peşinden geçtim salona. İki saat önceki halinden uzaktı. Orada eşofmanlarıyla başı açık görmüştüm kendisini. Ama şimdi mavi ve dar bir kot pantolonla, beyaz bir bluz giymişti üzerine. Dünkü kırmızı şalı vardı başında. Dar bluzunun altında yaşına göre büyük duran memeleri belli oluyordu. Dar pantolonun altında da biçimli götü meydandaydı. Şeyma, "Şeyy, kusura bakma rahatsız ettim, bizimkiler evde yok da, benim de canım sıkıldı biraz!" dedi. Anlamamak için salak olmak gerekliydi. Şeyma bana yazılıyordu. Körün istediği bir göze karşılık Tanrı iki göz veriyordu. Kahvemi görünce, ona, "Sen de ister misin?" dedim, "Olur, ama benimki sütlü olsun!" dedi. "Süt yok, krema var?" dediğimde, "Fark etmez!" dedi. İçeri geçip kahvesini hazırladım. Döndüğümde Tıp kitaplarımı karıştırıyordu, boynunda da benim Stetoskobum vardı. Beni görünce tedirgin oldu. Ona, "Rahat ol!" dedim. Kahvesini uzatırken parmaklarımız değdi birbirine. Biraz utandığını anladım. "Şeyy, bunu almama kızmadın ya?" dedi boynundaki Stetoskobu tutarak. "Yok, ne kızması, rahat ol!" dedim. "Bizimkiler düğüne gitti, bizim düğünler de bitmiyor zaten!" dedi karşıma geçip bacak bacak üstüne attığında. Kısa pembe çoraplı ayaklarını sallıyordu durmadan. Biraz havadan sudan konuştuk. Stetoskop halen boynundaydı. Kahvesini bitirince kulaklıklarını taktı ve kendi kendini dinlemeye başladı. Stetoskobun diyaframını göğsüne koydu, o anda, "Hii, kalbim çarpıyor!" dedi gülerek. Sonra da, "Seninkini dinleyebilir miyim?" diye sordu. "Olur!" dedim ve yanına oturdum. Yüzlerimiz arasında bir karışlık bir mesafe vardı nerdeyse. Şeyma kazağımın üzerine diyaframı koydu. Sessizce dinliyordu kalbimin atışlarını. Yüzü de pembeleşiyordu gittikçe. Daha yeni tanıdığım bir kızla kendi evimde baş babaydım. Ne olduğunu bilmiyorum, bir anda yanaklarından tuttum sıkıca ve onu kendime çektim. Dudaklarına yumuldum. Şeyma neye uğradığını şaşırdı. Dudaklarını sanki mühürlemiş gibiydi, beni geriye doğru itti. Ben de karşı gelmedim. Eliyle dudaklarını silmeye çalışırken, bir diğeriyle de suratıma tokat attı. Eli ağırdı, tokadın sesi salonun içinde çınladı adeta. O bile bu kadarını beklemiyordu. "Hii, ayy, çok özür dilerim!" dedi ardından. Bense sessizce ayağa kalktım, eski yerime oturdum, "Ben özür dilerim!" dedim. Şeyma ise, "Şeyy, ben gitsem iyi olacak!" dedi. Ayağa kalkınca ben de peşinden kalktım. Bana kızmış gibi görünmüyordu. Benden hoşlandığını anlıyordum. Ona, "Bir daha ders çalışacak mıyız?" diye sordum. Bana dönüp, "Tabii ki!" dedi ve kapının deliğinden baktı. Dışarıda kimsenin olmadığını anlayınca da kapıyı açıp gitti. Benden kesinlikle hoşlanıyordu, aceleci davranmıştım, hepsi bu. Yoksa kendisini öpmeme kızmamıştı. Şeyma'yı düşünerek girdim yatağa. Yarağımı okşadım bir süre. Sonra da uykuya daldım... Salı akşamı okuldan döndüğümde çok heyecanlıydım. Acaba Şerife'nin kocası dönmüş müydü? Eve geldim, yukarıya kulak kabarttım. Evet, bir adamın kaba ve kalın sesini duyuyordum. Bu gece yukarıda sağlam bir sikiş olacaktı. Yemeğimi yeyip, televizyon izledim. Üst kattaki sesler çoğalmıştı. Komşular uzun zamandır görmedikleri Şerife'nin kocasını ziyarete gitmişti. Yukardan gelen sesler aşağı yukarı 23:00'e kadar sürdü. Sonra yukarı katın kapısının açıldığını ve kapının önünde birbirlerine, "İyi akşamlar, tekrar hoş geldin, bir akşam bize de bekleriz!" demelerini duydum. Üst kata Sabriye ve Bekir de gitmişti. Anahtar deliğinden onların eve girişlerini izledim. Saat 00:15'i geçiyordu, ama halen konuşma ve yürüme sesleri geliyordu yukardan. Bense kendime uygun bir pozisyon yaratmaya çalışıyordum. Büyük ihtimalle Şerife'nin yatak odası benim yatak odamın üstüydü. Yatağın üzerine çıktım, ayakta duruyordum. Stetoskobun kulaklıklarını taktım, diyaframı da tavana koydum. Bu şekilde rahatsız olsam da, üst katı dinlememin başka yolu yoktu. Derken sesler azalmaya başladı, en sonunda da yatak odasının kapısı kapandı. Çıplak ayakla zemin üzerinde yürüdüklerini anlıyordum. Birkaç sefer adam öksürdü şiddetle. Yataktan gıcırdama sesleri geliyordu, ama bunlar sikişten kaynaklanmıyordu. Bir süre daha dinledim. Belki de bu geceyi boş geçireceklerdi. Yine de içimde bir umut vardı. O ara adamın, "Aşağısı boş mu?" sözü geldi. Hemen ardından Şerife, "Yok, bir çocuk var. Doktorluk okuyormuş, Şükrü beyin yeğeniymiş!" dedi. Bunları kolayca duyuyordum. Adam birkaç sefer daha öksürdü. Sonrasında ise beklememe değen sözler geldi adamdan, "Kız, çok özledim seni, gel şöyle!" dedi adam. Hemen ardından yataktan gıcırdama sesleri gelmeye başladı. Ama hemen sikiş faslına geçmemişlerdi, yatakta sağa sola dönünce çıkan seslerdi bunlar. Şerife'den, "Ayy, yavaş, ıhhh..." sesleri gelince yarağım sertleşmeye başladı. Belli ki adam gurbette kadınsız kalmıştı ve içine birikenleri bu gece atacaktı. Az sonra yataktan gıcırdamalar gelmeye başladı. İşte bu sikişten kaynaklıydı. Yatak gacır gucur sallanıyordu, yatağın ayağının yere vurma sesleri de gelmeye başladı. Şerife'den, "Ayy, ahhh, ıhhh, ımmm, ayy, ohhh, ahhh..." sesleriyle beraber adamdan da homurtular geliyordu. Sesler bazen kesiliyor, hemen sonra yeniden geliyordu. Stetoskobun faydasını bir kez daha görüyordum. Şerife'nin inlemelerine kocasının homurtuları karışıyor, yatak daha fazla sesler çıkartarak yaylanıyordu. Geçen gece aşağıdan gelenlere benzer sesler geldi bu kez de yukardan, 'Şlop, şlop, şlop!' sesleri gelmeye başladı. Evet, kocası Şerife'nin üzerine çıkmış ve onu o şekilde sikiyordu. Kasıklarından da böyle şiddetli sesler geliyordu. Yatağın gıcırdama sesleri de arttıkça artıyordu. Alt katlarında birinin oturduğunu unutmuştu karı koca o anda. Kendilerini sikişe kaptırmışlardı. Benden başka yan odalarında yatan iki de kızları vardı. Ateşleri başlarına vurmuştu karı kocanın. Şerife'den her seferinde, "Ahhh, ayy, ıhhh, ohhh..." sesleri gelirken, duvardan da sesler gelmeye başladı. Galiba Şerife duvara ellerini koymuştu ve tırnakları duvara sürtüyordu. Başka bir anlamı olamazdı bunun. Hem Sabriye'nin evinde dikkatimi çekmişti, kırmızı ojeli ve türbanlı bir ev hanımına göre uzundu tırnakları. Evet, artık çıkan her sesin nerden kaynaklandığını biliyordum. Adamın homurtuları, inlemeleri de artıyordu. Uzun zamandır karısıyla sikişmeyen bir adama göre iyiydi doğrusu. Hemencecik boşalmamıştı çünkü. Az sonra sikiş seslerinin arasında, adamın, "Sen üste çık hadi!" lafını duydum. Demek Şerife üste çıkacaktı bu kez. Bir kez daha şaşkınlığa uğradım. Yatağın gıcırdaması arttı, adamla Şerife yer değiştiriyordu çünkü. Az sonra ise Şerife'den derin inlemeler gelmeye başladı. "Ohhh, ayy, ımmm, Cevat, oğhh, Cevatım, ayy..." sesleri eşliğinde, yatak az öncekinden daha az gıcırdıyordu şimdi. Ama belli ki Şerife bu şekilde daha çok zevk alıyordu. Kocasının adının Cevat olduğunu da öğrenmiştim böylece. Sikişin zevkiyle Şerife kocasının adını söyleyivermişti. Bu pozisyonda adamdan ses gelmez olmuş, ama Şerife kendini kaybetmişti. "Ahhh, ahhh, ayy, ohhh, ımmm..." sesler beynimin içinde yankılanıyordu. Yatağın gıcırdamaları da artıyordu. Şerife zevke gelerek kocasının yarağının üzerinde hoplayıp zıplıyordu anlaşılan. Tüm bunlar olurken yarağım kazık gibi olmuştu. Stetoskobun diyaframını ve kulaklıklarını iki elimle tutuyordum. Bazen yatağın üzerinde dengemi kaybedecek gibi olsam da, gene de sabit kalmayı başarıyordum. Sesler arttıkça artıyordu her saniye. Gözümün önünde canlandırmaya başlamıştım artık. Şerife kocasının göğsüne ellerini dayamış, öne doğru eğilmişti. Ver her seferinde götünü kaldırıp indirerek kocasının yarağını amının derinliklerine sokup çıkartıyordu. Birkaç dakika önce kaybolan 'Şlop, şlop, şlop!' sesleri yeniden gelmeye başladığında, aynı tahmin ettiğim gibi sikiştiklerini de anladım. Şerife ve Cevat'ın terli kasıklarından geliyordu bu sesler. Şerife bulutların üzerinde uçuyordu o anda. "Ahhh, ayy, ohhh, Cevat, ohhh, Cevat..." derken Şerife'nin boşaldığını anladım. Cevat ise sonrasında böğüre böğüre boşalıyordu. Karı koca iyi bir sikişin ardından sarsıla sarsıla boşalırken, ben de nerdeyse ayakta boşalacaktım. Yukarıdaki yatak aşağı yukarı yaylanmaya, gıcırdamaya bir süre daha devam etti. Ama sonunda sesler kesildi. Ben de artık dinlemeyi bıraktım. Yataktan indim ve doğruca banyoya geçtim. Ayakta 31 çekmeye başladım. Şerife'yi düşünüyordum bu kez. Sarsıla sarsıla boşalırken, üst katımda da birinin işediğini duydum, hemen ardından sifon çekildi. Odaya döndüğümde yukarıdaki sesler de kesilmişti. Uykuya dalmak istedim ama yapamıyordum. Yanımda, altımda ve üstümdeki dairelerde insanlar çatır çatır sikişiyorlar, ama ben 31 çekmekle yetiniyordum. Bu durum canımı sıkıyordu. Bir süre kaldım öyle, üst katımdakilerin yürüdüğünü duydum. Sikişin ardından belli ki onları da uyku tutmamıştı. Aradan ne kadar zaman geçtiğini bilmiyorum, yarı uykulu yarı uyanıktım. Üst katımdan gene gıcırdama sesleri gelince kalbim küt küt atmaya başladı. Hemen fırladım yataktan, az önceki pozisyonumu aldım ve Stetoskopla üst katı dinlemeye başladım. Yatak ağır ağır yaylanıp gıcırdıyordu. Kocasının, "Ohhh, Şerifem, kadınım!" demesini duyuyordum. Şerife'den ise belli belirsiz sesler geliyordu bu kez. Ama az sonra, "Ahhh, ayy, uhhh, çıkart, çok acıyor, ahhh!" seslerini duydum. Kalbim yerinden fırlayacakmış gibi oldu. Çünkü ne yaptıklarını anladım. Cevat Şerife'yi götünden sikiyordu. "Ahhhh, çıkart, ayy, yandım, ahhhh, çıkart şunu Cevat, uhhh!" sesleri geliyordu Şerife'den. Kocasından ise sadece, "Ohhhh, ohhh!" diye inlemeler. Az önce karısını amından siken Cevat, şimdi de götünden sikiyordu. Yatağın gıcırdamaları artmaya başlamışken, Şerife'nin sesleri de bir artıyor, bir azalıyordu. Bir ara Şerife'den şiddetli bir, "Ahhhh!" sesi geldi. Adeta feryat etmişti. Hemen ardından Cevat'ın, "Amını siktiğimin kaltağı rahat dur, çocuklar kalkacak!" dedi. Şerife ise, "Ahhh, ayy, uhhh!" demeye devam ediyordu. Bu şekilde bir süre devam ettiler. Ama Cevat'ın tiz sesler eşliğinde boşalmasıyla sikişmeleri son buldu. Kalbim deli gibi çarpıyordu. Şerife kocasına, "Çok acıdı, çıkart diyorum sana, çıkartmıyorsun, ağzına sıçayım senin!" dedi. Ama o anda bir tokat sesi geldi. Cevat karısının suratına bir tokat atmıştı. Hemen sonra Şerife'den, "Ahhh, bırak saçımı, bırak!" sözleri gelirken, Cevat'dan da, "Amını götünü sikerim, kes sesini! Eve geldiğime pişman etme beni, sikerim ecdadını!" sözleri geldi. Şerife'nin, "Belanı versin senin!" dediğini duydum. Cevat buna ses etmedi. Sesler birkaç dakika sonra kesilirken, benim yarak gene tavan yapmıştı. Bu binaya taşındığım için çok mutluydum...
Türbanlı Komşularımın Sikişirken İnlemeleri! (1)
Merhaba, adım Bayram. 24 yaşındayım, Tıp Fakültesi 5. sınıf öğrencisiyim. Başka bir şehirden gelip üniversite okumanın sıkıntısını yıllardır çekiyorum. Pek çok değişik yurtta, hatta özel yurtta kalmama rağmen sıkıntılarım bitmemişti. Bir ev ortamının özlemini çekiyordum. En sonunda amcam imdadıma yetişti. Okuluma yakın bir semtte dairesi vardı, kendisi daha büyük bir ev satın alınca, ben onun evine kiracı olarak yerleştim. Binada oldukça muhafazakar insanların yaşadığını söylemişti. Gerçi amcam da öyleydi. Bu yüzden bana evi kiralarken biraz gönülsüz davranmıştı. Ancak babamın isteğini de kıramamıştı. Bekar bir erkeğin bir aile apartmanında yaşamasına diğer insanların ne tepki vereceğinden çekiniyordu. Bu nedenle eve yerleşmeden evvel, "Evladım okulundan evine, evinden okuluna gidip gel. Kimseye karışma, selam ver, merhaba de yeter. Kimsenin karısına kızına bakma!" diye sıkı sıkıya tembihte bulundu. Benim yüzümden eski komşularıyla arasının bozulmasını istemiyordu çünkü. Ben de onun nasihatlerine uyacaktım. Memleketten eski birkaç eşya getirttim, bazılarını da ikinci el eşya satan bir mağazadan aldım. En azından artık yurtların kahrını çekmeyecektim. Bina 4 katlı, çift daire üzerineydi, ama alt katta sadece tek daire vardı. Diğer tarafı depo, kömürlük gibi kullanıyorlardı. Benim dairem ikinci kattaydı. Bina eski ve zayıf bir binaydı. O nedenle akşam olduğunda yanımdaki, altımdaki ve üstümdeki dairelerden bağrışmalar, çocuk sesleri, televizyon sesleri gelirdi. Anladığım kadarıyla her evde en az 2-3 çocuk birden vardı. Yaramazların sesleri bazen kulak tırmalıyordu çünkü. Bazen televizyonun sesini çok açtıkları zaman, sanki ben kendi odamda izliyormuşum gibi rahatça duyabiliyordum. Yada, yürüdüklerinde attıkları adımların seslerini duyabiliyordum. Kiracı olduğum ve amcamın tembihlerine uymam gerektiği için sesimi çıkartamıyordum. Kısmet diyerek bunlara katlanıyordum. Günlerim bu şekilde geçiyordu. Aradan 9-10 gün geçmesine rağmen binada kimlerin oturduğunu, komşularımın kimler olduğunu bilmiyordum. Okula gidiş, eve dönüş saatlerimde kimseyle karşılaşmamıştım. Sadece birkaç sefer çocuklara rastlamıştım bina girişinde, o kadar. Dairem iki oda bir salondu. Odalar arkada kalıyordu ve ben birini yatak odası yapmış, diğerini ise ders çalışma odası yapmıştım. Sınavlarım gittikçe yaklaşıyordu ve bu nedenle artık geceleri daha geç yatar olmuştum. Sürekli derslerime çalışıyordum. Bir gece, saat 01:00 gibiydi. Gözlerimden uyku akıyordu. Ama ben ders çalışmaya devam ediyordum. Ortalık sessizdi, sadece dışarda havlayan köpeklerin sesleri geliyordu. Susadığım için mutfağa geçtim, suyumu içerken bir takım sesler duymaya başladım. Hafif hafif sanki bir şeylere vuruluyordu. 'Tak tuk, tak tuk! diye ufaktan seslerdi bunlar. Ne olduğunu anlamaya çalıştım önce. Mutfağın ortasında bir süre sessiz kaldım. Sonra seslerin nerden geldiğini çözdüm. Kulağımı duvara dayadım. Arka taraftan geliyordu sesler. Aklımdan geçen düşünce beni bir anda heyecanlandırdı. Eğer tahminim doğruysa, gecenin bu saatinde duvarın öbür tarafında bir sikiş yaşanıyordu ve ben buna kulaklarımla şahit oluyordum. Kalbim hızlı hızlı çarpmaya başladı. O zamana kadar binanın eski ve zayıf olmasından yakınmıştım, ama şimdi bunun büyük bir avantaj olduğunu düşündüm. Ama tahminimde yanılıyor olabilir miydim? Tıp fakültesi öğrencisi olmanın da bir avantajı vardı ve o anda bunu kullanacaktım. Sessizce salona geçtim, çantamı açtım. İçinde babamın birinci sınıfa başlarken bana hediye olarak aldığı Stetoskopum vardı. Hemen aldım onu ve mutfağa geçtim. Stetoskopu duvara dayadım, kulaklıklarını taktım. Kullandığım Stetoskop çok kaliteliydi ve vücutta en ufak bir sesi bile kolayca duyabilmemi sağlıyordu. Ve şimdi duvarın arka tarafından gelen sesleri sanki beynimde davullar çalıyormuşçasına duyuyordum. Adamdan sürekli, "Ohh, ıhhh, ohhh..." sesleri, kadından ise, "Ayy, ahhh, ahhh, ımmm..." sesleri geliyordu. Yatağın zemine vuruşlarından kaynaklanan 'Tak tuk!' sesleri ile birlikte gıcırdama seslerini alabiliyordum ayrıca. Yarağım bir anda sertleşmeye başladı. Kalbim deli gibi atıyordu. Yatağın gıcırdamaları bazen azalıyor, bazen artıyordu, ama sürekli devam ediyordu. Adamın ve kadının inlemeleri de aynı şekilde bazen kesiliyor, bazense ani yükselişler gösteriyordu. Bir elimle Stetoskopun duvardaki ucunu tutarken diğeriyle yarağımı sıvazlıyordum. Bir süre sonra sesler çoğalmaya ve hızlanmaya başladı. Beynimin içinde yüksek perdeden gıcırdama, 'Tak, tuk!' sesleri birbirine karışırken, adamdan gelen, "Ohhh, ohhh, ımm..." sesleri de bunlara eşlik ediyordu. Belki 15-20 saniye boyunca sanki kafamın içinde bir tren hareket ediyormuş gibi şiddetli sesler çınlayıp durdu. Yatak deli gibi gıcırdıyor, 'Tak, tuk!' sesleri arttıkça artıyordu. Ama sonunda sesler azalmaya başladı ve birden bıçak gibi kesildi. Adam boşalmıştı anladığım kadarıyla. Ama kadından gelen bir ses yoktu o sırada. Bir süre sessiz kaldılar. O ara kadının, "Geldin mi?" diye sorduğunu duydum. Adam, "He, he..." dedi önce, sonra da birkaç sefer öksürdü. Ben de nerdeyse ayakta boşalacaktım. Yarağım kazık gibi olmuştu. İçerden gelen sesler kesildi. Sanırım sikişin ardından uykuya dalmışlardı. Dinleme işini bırakıp salona geçtim. O ara 31 çekmezsem rahatlayamayacağımı anlamıştım. Banyoya girdim. Işığı açıp soyundum, elimi ıslattım biraz, sonra da elimi sabunladım iyice. Yarağımı okşamaya başladım. Yan dairede sikişen kadını düşünerek 31 çekmeye başladım. Kadının nasıl biri olduğunu hayal etmeye başladım. Beynim uyuşmaya başlamıştı o anda. Derken sarsıla sarsıla banyonun duvarına, zeminine attırdım döllerimi. Büyük bir zevk almıştım. Yarağımda kalan son döllerimi banyonun zeminine akıtırken, yan dairenin banyosundan sesler gelmeye başladı bu kez. Kulak kabarttığımda su sesi geldiğini anladım, yıkanıyorlardı. Ses çıkartmamaya çalışarak klozetin üzerine çıktım. Yaklaşık 50x50 cm ebadında küçük bir havalandırma boşluğu vardı ve binanın bütün tuvalet, banyo pencereleri oraya açılıyordu. Benim banyonun küçük penceresi kapalıydı, ama camın üzerindeki menfezden sesleri duyabiliyordum. Karşı banyonun ışığını da görüyordum ayrıca. Şimdi camı açsam belki de beni duyabilirlerdi, o nedenle dinlemeye devam ettim. Adamın, "Şu sırtımı ovalasana!" deyişini duydum, kadın ise, "Tamam, ver lifi!" dedi. Adam bazen öksürüp, tıksırıyordu. Cenabet olmamak için sikişin hemen ardından yıkanıyordu ikisi de. Az sonra adamın banyodan gittiğini anladım, çünkü şimdi sadece suyun sesi geliyordu. Kadın kocasının ardından kendisi yıkanıyordu. Belki beş dakika kadar sürdü bu. Sonrasında kadın da yıkanmayı bitirdi. Suyun sesi kesilmişti artık. Banyonun fayans zemini üzerinde hafif yürüme seslerini duyabiliyordum. Sonunda banyonun ışığı söndü. Ben de sessizce indim klozetin üzerinden. Ayaklarım ağrımıştı. Hemencecik banyonun zeminini tuvalet fırçası ve suyla yıkayıp döllerimi temizledim. Duş başlığını açıp duvara sıçrayan döllerimi de yıkadım. O ara hazır soyunmuşum diyerek aynı yan dairedekiler gibi yıkandım iyice. Çıkıp kurulandım ve salona geçtim. Ortalık sessizdi. Bu gece ilk defa böyle bir şeye şahit olmuştum hayatımda. Yaşadığım binada tanımadığım komşularımın sikişmelerine kulak misafiri olmuştum. Çok şaşkındım. Daha bu insanların kim olduklarını bile bilmiyordum. Yatağa girip uykuya daldım. Sonraki birkaç gece boyunca Stetoskopla mutfakta durup duvarı dinlemeye devam ettim. Ama umutlarım boşa çıktı hep. Duvarın öbür yanından sadece adamın horlama sesleri ile yatakta sağa sola döndüklerinde yatağın çıkardığı gıcırdama seslerini duydum yalnızca. Bir akşamüzeri okuldan dönerken, tam binanın kapısının önünde, dört kadının oturup konuştuğunu gördüm. Hepsi kapalı, türbanlıydı. Hatta biri siyah bir çarşafın içindeydi. Sokakta da birkaç küçük çocuk oyun oynuyordu. Aynı binada yaşadığım insanları ilk defa görüyordum. Orta yaşlıydı hepsi. Beni görünce tedirgin oldular. Dördü birden ayağa kalkarak benim geçmem için yer açtılar. Yüzlerini diğer tarafa dönerek bana bakmamaya çalışıyorlardı. Ben de başımı önüme eğerek içeri girdim. Acaba içlerinden hangisi geçen akşam sikişmesine şahit olduğum diye düşündüm. İçim içimi yiyordu resmen. Ben geçtikten sonra onlar yine kapının önüne koydukları minderlerin üzerine oturarak konuşmaya başlamıştı. Yukarı çıkıp sessizce daireme girdim. Acaba benim hakkımda mı konuşuyorlardır diye de düşünmeden edemedim. Saat 18:00'e gelirken kapımın önünden geçtiklerini işittim. Anahtar deliğinden baktım, ama fark etmelerinden de çok korkuyordum. İçlerinden 40 yaşlarında bir tanesi yan daireye girdi. Giriş kapılarımız karşılıklıydı. Yaklaşık 1.65 boyunda vardı. Başını omuzlarını da kapatacak şekilde büyük desenli bir türbanla bağlamış, çiçekli basma bir etek giymişti. Bol, uzun kollu bir gömlek vardı üzerinde, ama koca memelerini gizlemeye yetmemişti gömleği. Demek geçen gece kocasıyla sikişen kadın buydu. Yarağım pantolonumun içinde sertleşmeye başladı. Kadın beyaz tenli, kara kalın kaşlıydı, tipik bir Türk kadını, ev hanımıydı. Onunla birlikte, biri 7-8 yaşlarında kızla, 5-6 yaşlarında bir erkek çocuğu da eve girmişti. Kadınların iki tanesi ise merdivenlerden üst kata çıktılar. İçlerinde çarşaflı olan yoktu. Demek ki o alt katta oturuyordu. En azından yan dairede oturan kadını biliyordum artık. Kadının öyle bir güzelliği, çekiciliği yoktu. Bütün günü evin içinde geçen, çocuklarıyla ilgilenen, temizlik ve yemek yapan tipik bir kadındı. Etli, butlu bir kadın olduğu ise, giydiği bol giysilere rağmen kendini belli ediyordu. Acaba yeniden sikişmelerine şahit olabilecek miyim diye düşünüyordum. Bir saat kadar sonraydı. Salonda televizyon izliyordum. Koridordan sesler geldiğini duydum. Işığı yakmadan sessizce kapının arkasına geçtim. Anahtar deliğinden baktım. Bir adam sırtı bana dönük, elinde poşetlerle kapının önünde durup ayakkabılarını çıkarıyordu. Kadın kapıyı yarı aralamış ve arkasında kalmıştı. Adamın geçmesi için kapıyı iyice açınca, o kısa zamanda yüzünü daha net görebildim. Başındaki türbanını çözmüş, omuzlarına sarkıtmıştı uçlarını. Koyu renkli uzun saçları da yüzünün iki yanından memelerine kadar dökülüyordu. Gömleğinin üst düğmesi açıktı ve ışığın da vurması ile bembeyaz koynu görünüyordu. Adam içeri geçtikten sonra kadın ayakkabılarını almak için eğildiğinde, o minicik aralıktan memelerinin çatalını da görme fırsatım oldu böylece. Evet, kadının bir alımlılığı, çekiciliği belki yoktu, yüzünün de bir güzelliği yoktu, ama bir erkek için rahatlıkla sikebileceği türden bir kadındı. Kocasının onun üzerinde gidip gelirken koca memelerinin deli gibi sallandığını hayal edebiliyordum. Televizyon izlerken aklım kadında kalmıştı. Erkenden yatağa girdim ama uyku tutmuyordu bir türlü. Sağa sola dönüp duruyordum. Derken saat 00:30 gibi, geçen gecekine benzer sesler gelmeye başladı. Acaba yeniden mi sikişiyorlardı? Hemen Stetoskopu kapıp mutfağa koştum, dinlemeye başladım. Ama bir ses gelmiyordu. Peki, ama sesler nereden geliyordu? Yatak odama girdim yine, sessiz kaldım bir süre. O zaman anladım. Sesler ya alt kattan, ya da üst kattan geliyordu. Yerdeki halının üzerine boylu boyunca uzanıp Stetoskopu yere, odanın tabanına koydum. Evet, işte sonunda bulmuştum. Alt kattan, çarşaflı kadının dairesinden gelen seslerdi bunlar. Ve seslere bakılırsa sağlam bir sikiş yaşanıyordu aşağıda. Yatağın şiddetli gıcırdamalarını, yatağın yere vurduğunda çıkan 'Tak, tuk!' seslerini duyuyordum. "Ayy, ahhh, ımmm, ayy!" seslerine bazen adamın öksürük ve inleme sesleri karışıyordu. Yatağın gıcırdaması bazen artıyor, bazen azalıyordu, ama sürekli devam ediyordu. Yarağım kazık gibi olmuş, sanki eşofmanımı delecekti. Ara ara gıcırdama ve tak tuk sesleri artıyor, bununla birlikte kadının da, "Ahhh, ayy, ıhhh, ayy, ımmm!" sesleri de artıyordu. O anlarda adamın karısının amına daha şiddetle pompaladığını anlıyordum. Alt kattakiler karı koca sikişmeyi biliyorlardı anlaşılan. Bu şekilde belki beş dakika boyunca dinledim. Sesler gittikçe hızlanmaya, çoğalmaya başladı. Sanki bir koltuk yada sandalyeyi kaldırıp yere vuruyormuşçasına çıkıyordu yatağın yere vurma sesleri. En sonunda adamdan böğürme sesleri geldiğinde boşaldığını anladım. Kadının ise anlayamamıştım boşalıp boşalmadığını. Az sonra kadın, "Boşaldın mı?" diye sorduğunda, adamdan, "Boşaldım, boşaldım!" cevabı geldi. Her iki kadın da kocalarının boşalıp boşalmadıklarını merak ediyordu anlaşılan. Ama kadınlar boşalmış mıydı bilmiyorum? Az sonra sesler tamamen kesildi ve parke zemin üzerinde yürüme sesleri duydum. Yavaşça kalktım yerden ve banyoya geçtim. Alt katımdan duş ve sifon çekme sesleri geliyordu şimdi. Alt kat komşularım da sikişmelerinin ardından hemen duşun altına girmişlerdi. Tekrar Stetoskopu aldım ve banyonun zeminine koydum. Konuşuyorlardı. Kadının, "Çok vahşisin, hep kendini düşünüyorsun!" demesine, adam, "Ben ne yapayım, sana kaç kere diyorum öküz gibi durma, biraz işveli ol diye!" şeklinde cevap verdi. Belli ki kadın sadece kocası istiyor diye sikişiyordu. Burada da önce adam yıkanıp içeri geçti, ardından kadın yıkandı. Alt kattan artık ses gelmez olunca, ben de toparlanıp yatağıma girdim. Aklım karmakarışıktı. Aradan birkaç gün daha geçmişti. Şimdi artık her gece elimde Stetoskopla yan daireyi, alt katı dinliyordum. Üst katımdan gelen bir sikişme sesine henüz şahit olmamıştım. Onlardan ne zaman böyle bir şey gelecek diye merak ediyordum. Binadakilerle henüz tanışmamıştım, ama en azından sikişmelerine şahit olmuştum. Bir akşam televizyon izlerken kapım çalındı. Anahtar deliğinden baktığımda kapının önünde, 45 yaşlarında, kırlaşmış saçı ve sakalı olan bir adamın durduğunu gördüm. Bu yan dairedeki adamdı. Geçen akşam sırtı bana dönük olduğundan yüzünü görememiştim, ama aynı ceketi giymişti yine. Kapıyı açtım. Adam bana selam verdi önce, ardından, "Komşum rahatsız ettim kusura bakma, senden bir ricamız olacak kabul edersen?" dedi. "Buyurun, ne demek..." dediğimde, adam, "Bizim büyük kız bu sene üniversite sınavlarına girecek, ama dersleri biraz zayıf. Şükrü bey senin doktor çıkacağını söylemişti bize. Senden bizim çocuğa biraz derslerinde yardımcı olmanı istiyorum!" dedi. Şükrü dediği amcamdı ve beni onlara o anlatmıştı anlaşılan. Komşumun bu isteğini geri çeviremezdim. Hem onlarla tanışma fırsatım da olacaktı böylece. "Tamam, seve seve!" dediğimde adam çok sevindi. Adının Bekir olduğunu ve bir akşam kendilerine yemeğe davetli olduğumu söyledi. Ben de mecburen kabul ettim. Ben kapımı kapayıp içeri geçerken, o da kendi dairesine girdi. Kapıyı, kapının önünde oynarken gördüğüm kızı açmıştı kendisine. Demek ki Bekir'in lise son sınıfta okuyan bir de kızı vardı. Ama ben hiç görmemiştim kendisini. Neyse diyerek salona geri döndüm. Bir iki akşam sonraydı. Okuldan eve yeni dönmüştüm ki kapım vuruldu. Baktım Bekir'in kızıydı. Açtım, bana, "Annemler bu akşam seni yemeğe çağırıyor!" dedi gülerek. Ben de, "Teşekkür ederim!" dedim kendisine. Çok şeker bir kızdı. Kız evine girerken, "Saat sekizde gel bize, olur mu?" dedi bu kez. Ben de, "Tamam!" diyerek kapımı kapadım. Nerdeyse iki saat vardı. Gitmeden önce traş olayım diyerek banyoya girdim, duş aldım. Eve elim boş gitmeyeyim diyerek aşağı inip markete girdim önce. Biraz meyve aldım. Saat tam sekizde zillerine bastım. Kapıyı küçük kız açtı, içerden Bekir ve küçük oğlu göründü. Bekir, "Buyur, buyur geç içeri, yahu ne zahmet ettin böyle!" derken, ben de içeri geçmiştim. Evde bir kadının varlığı hemen kendini belli ediyordu. Her yer tertemizdi. Bekir beni salona geçirirken, küçük kızı poşetleri mutfağa götürdü. Mutfaktan karısının ve büyük kızının sesleri geliyordu. Salondaki masada çok güzel bir sofra hazırlanmıştı. Sarma, köfte, pilav vardı. Uzun zamandır böyle yemeklere hasrettim. Öğrenci evimde, ekmek arası, menemen, makarna yemekten imanım gevremişti. Az sonra karısı ve kızı geldi. Kadın geçen günkü gibi giyinmemişti. Biraz daha özen göstermişti giyimine. Uzun siyah bir etekle uzun kollu, siyah bol bir gömlek giymiş, beyaz bir eşarpla bağlamıştı başını. Kızı ise mavi bir kot pantolonla uzun bir tunik giymişti. O da kırmızı bir şalla bağlamıştı başını. Uzun boylu, pek de zayıf olmayan, annesinin kopyası bir kızdı. Bekir, "Bunlar da bizim hanımla, sana bahsettiğim kızım..." diyerek onları tanıştırdı. Karısının adı Sabriye, kızının ise Şeyma idi. Şeyma annesine benzese de, ona nazaran daha güzeldi. Bekir beni masaya davet etti ve birlikte yemeğe oturduk. Yemekler çok güzeldi. Bekir hoş sohbet bir adamdı. Kızına Matematik ve Fen derslerinde yardımcı olacaktım. Yemekten sonra Şeyma bize elleriyle birer kahve yapıp ikram etti. Utangaç bir kız da olsa, ara sıra bana baktığını görüyordum. Güzel ela gözleri vardı. Bekir, "Sen de artık bizden sayılırsın. Sonuçta Şükrü'nün yeğeni bizim de yeğenimiz sayılır!" dedi. Ve ben müsait olduğum zamanlarda, onların evinde kızına ders vermek üzere anlaştık. Akşam geç bir saate kadar onlarda kaldım. Eve döndüğüm zaman elime Stetoskopu alıp, gene duvarları dinlemeye başladım. Artık ders çalışmak istemiyor, komşularımın sikişmelerine şahit olmak istiyordum. Saat 24:00'ü geçiyordu. Bir sandalyeye oturmuş halde, elimde Stetoskopla Bekir ve Sabriye'nin konuşmalarını dinliyordum. Benden bahsediyorlardı. Sabriye, "İyi çocukmuş, bizim kıza bir faydası olur umarım!" dediğinde, Bekir, "Bizim kız biraz salak, çalışmıyor ki bir türlü derslerine!" diye karşılık verdi. Ardından Bekir benim heyecanımı katlayan sözlerini söyledi. "Sabriye, çocuklar yattı artık. Gel hadi şöyle, özledim seni!" dediğinde, Sabriye, "Şeyma yattı mı bir bakayım!" dedi. Az sonra odanın kapısı açıldı ve ardından kapandı yeniden. Sabriye, "Yatmış!" dediğinde, Bekir, "Kapa şu ışığı da işimize bakalım!" dedi. Bir süre sessizlik oldu, bir şeyin devrilme sesi geldi. Sanırım karanlıkta biri bir şeye takılmıştı. Sessizlik bir süre daha devam etti. Bir zaman sonraysa beklediğim sesler gelmeye başladı yeniden. Ama bu sefer yatakta yapmadıklarını anladım. Ne gıcırdama, ne de 'Tak, tuk!' sesleri geliyordu çünkü. Tahminimce Bekir Sabriye'yi ayakta sikiyordu ve kasıkları karısının götüne, kalçalarına çarptığında çıkan sesler geliyordu kulağıma. Bekir'den, "Ohhh, ımmm!" sesleri gelirken, Sabriye'den de inleme sesleri gelmeye başlamıştı, "Ayy, ıhhh, ahhh, ımmm, ımmm!" diye. İkisinin sesleri birbirine karışıyordu. 'Şlap, şlap, şlap!' şeklinde şiddetli sesler kulağıma sanki onlar yan dairede değil de gözümün önünde sikişiyorlarmışçasına net geliyordu. Yarağımı okşuyordum bir taraftan da. Bekir bazen duruyor, bazen hızlanıyordu. Çıkan seslerden bunu rahatça anlayabiliyordum. Bütün bunlar iki dakika kadar sürmüştü. Bekir'den derin inlemeler gelirken, Sabriye'dense ses çıkmıyordu. Ama az sonra gene kocasına, "Geldin mi?" diye sordu. O anda gülmemek için kendimi zor tuttum aslında. Bekir, "Geldim, geldim!" dediğinde, Sabriye, "Ben banyo yapacağım!" dedi. Bekir, "Ben yorgunum, sabah yıkanırım!" dediğinde, Sabriye kocasına çıkıştı, "Niye yıkanmıyorsun? Cenabet cenabet mi yatacaksın?" diyerek. Ama Bekir o ara karısına, "Siktir git lan!" diye çıkıştığında Sabriye sesini kesti. O sıra hemen kalkıp banyoya koştum, ışığı açmadan banyo penceresini açtım. Elimi uzatsam onların camına dokunabilirdim. Gerçi onların camı kapalıydı ama menfezden içeride ne olup bittiğini sezebiliyordum. Az sonra Sabriye gelip ışığı açtı, soyunduğunu duyuyordum göremesem de. Hemen pencerenin altında kalan duşa girdiğini anladım, su akmaya başlamıştı. Suyun altında beş dakika kadar kalıp yıkandıktan sonra kurulandı ve ışığı kapatıp yatak odasına döndü. Ben tekrar içeri odaya geçip dinlemeye başladım. Ama Bekir çoktan uyumuş, horlamaya başlamıştı. Sabriye yatağa girdiğinden yataktan gıcırdama sesleri geldi. Ardından derin bir sessizlik oluştu. Yan komşularımın sikiş faslı bu gecelik bu kadardı...
Dolar Çok Yükselince Annem Yaraklara Geldi! (4)
Bundan 5 yıl önce, 22 yaşındaydım, askerlik yeni bitmişti. İş bulana kadar bakkalda annemle babama yardım ediyordum. Milli olmamış, bir amın tadına bakmamıştım henüz. Elim sikimde geziyordum resmen. Bakkala gelen komşu kadınlara ve kızlara farklı gözle bakar olmuştum. Utangaç ve içine kapanık biri olduğum için arkadaşlarım milli olurken ben gece gündüz 31 çekiyordum. Bu da benim daha çok içime kapanmama sebep oluyor ve ruh sağlığımı olumsuz etkiliyordu. Bunun üzerine annem fal, büyü işlerinde isim yapmış yaşlı bir kadının evine götürdü. Kadın beni okuyup üfledi, kurşun döktü. Sonrasında kadın bir şey demeden beni odadan çıkardı. Ama içerde annemle birkaç dakika kaldılar. Annem odadan çıktığında yüzü kızarmış gibiydi. "Anne kadın ne dedi?" diye sordum birkaç sefer, ama annem bana cevap vermek yerine sorularımı geçiştirdi. O günden sonra annemle babamın aralarında fısıldaşmalarına çokça şahit oldum. Beni fark ettikleri anda konuşmalarını kesiyorlar yada konuyu değiştiriyorlardı. Bu halleri bendeki merakı büsbütün artırıyordu. Bir gün bakkalda annemin olmadığı bir zamanda babam dükkanın kapısını aralayıp, "Gel oğlum, seninle konuşacaklarım var!" deyince meraklandım. "Ne oldu baba, hayırdır?" dedim. "Oğlum artık büyüdün, askerliğini de yaptın. Bir sıkıntın derdin varsa bana anlat, ben senin babanım!" deyince, "Yok baba, ne sıkıntısı?" dedim karşılık olarak. Babam başımı okşayarak, "Oğlum, bana anlatabilirsin, benden çekinme. Burada erkek erkeğe konuşuyoruz. Bir ihtiyacın varsa söyle!" dedi bu sefer. Babamın bu 'Erkek erkeğe konuşuyoruz' lafı konunun ne olduğunu az çok açığa çıkarmıştı. O nedenle utandım. Babam konuyu hiç evirip çevirmeden, "Sen milli oldun mu?" diye sorduğundaysa yüzüm kıpkırmızı oldu. Başımı 'Yok' anlamında salladığımda gülümsedi. "Geçen kadının dediği doğruymuş demek ki. Bu halin kaç zamandır benim de dikkatimi çekiyordu ama seni üzmemek için ses etmedim. Oğlum daha önce deseydin ya bunu, bulurduk bir çaresini!" dediğinde utancımdan yerin dibine girecektim. Babamın daha fazla konuşmasına izin vermemek için dışarı çıktım ve o gün bakkala dönmedim bir daha. Sonraki birkaç gün boyunca annemle babamın fısıldaşmaları devam etti. Ben ikisinin de yüzüne bakmaya utanıyordum, ama onlar bana içtenlikle yaklaşmaya çalışıyordu. Utandığım için yemekleri bile odamda tek başıma yiyordum. Ancak bir akşam geç bir saatte babam beni çağırdı salona. Annem yoktu. Yanına oturmamı istedi. Bana bir erkeğin ihtiyaçları olduğunu, bunların giderilmesi gerektiğini yoksa içten içe zarar vereceğini dini örnekler de vererek anlattı. Babam, "Bu işin asıl çaresi senin evlenmendir, ama bizim halimiz buna izin vermiyor yavrum. Bu halde, bu parasızlıkla seni evlendiremeyiz. Bir iş bulup çalışsan para biriktirsen, ama o da ne zamana olur belli değil. Ama bu işi evlilik öncesinde halletmek gerek... Biz bu meseleyi annenle konuştuk uzun uzun. Seni geneleve göndermek istediğimi söyledim, ama annen yanaşmadı buna. Ben oğlumun öyle pis, ahlaksız yerlere gitmesini istemem dedi..." "Bizim bakkala devamlı gelen Çingene bi kadın var hani, kocası hapiste. Ona söylemiş annen, meseleyi anlatmış. Kadın, Tamam, yaparım ama karşılığında veresiye alışveriş ederim demiş. Bunlar Çingene, ne yapacakları belli olmaz, yarın öbür gün başımız bunlarla derde girer, kurtulamayız dedim annene, o da, Haklısın dedi. En sonunda kendi göbeğimizi kendimiz kesmeye karar verdik. Bu işi annen halledecek yavrum. Bu fedakarlığı gösterecek..." dedi. Babamın sözleri bittiğinde ne demek istediğini anladığım için, "Ya baba git işine, deli misin nesin!" dedim tepkiyle ve odama girdim. Ancak babamın ciddi olduğu peşimden odama geldiğinde belli olmuştu. "Kadın halledecek oğlum, çekinmene gerek yok. Neticede öz anan değildir, üveydir. Kendisi kabul ediyor, ben kabul ediyorum, niye itiraz ediyorsun?" deyince, "Ya baba sen hasta mısın, kadın benim üvey de olsa annem, böyle saçmalık olur mu?" dedim. Ama babam aynı sözleri tekrarladı. "Biz ikimiz bu işin tüm vebalini üstümüze aldık oğlum, bunun günahını öte tarafta biz vereceğiz. Senlik bir şey yok!" dediğinde, "Ya baba senin kafan iyi mi, böyle şey olur mu ya, delirdiniz mi siz?" dedim öfkeyle ve zorla çıkardım odadan, kapıyı da kilitledim. O gece gözüme uyku girmedi. Nasıl olur da böyle bir şeyi akıllarına getirebildiklerini anlayamıyordum. Birkaç gün bakkala gitmedim, odamdan dışarı çıkmadım. Öfkem geçtiğinde yeniden bakkala gittim, ama özellikle annemin yüzüne bakmamaya çalışıyordum. O da aynı şekilde davranıyordu bana. Babam da konudan bahsetmedi bir daha. Ancak bu mesele yıllar yılı içimi kemirip durmuştu, ta ki şimdiye kadar... Vakkas sırıtarak bana baktıktan sonra, "Soyun lan göt!" dedi öfkeyle. Abuzer ve Vakkas'ın bakışları önünde utana sıkıla soyunmaya başladım. Annem başını öne eğmişti, beni görmek istemiyordu. Baksırım döl içinde kalmıştı. Boşalmıştım ama hiç hissetmemiştim bunu. Yarağım Abuzer'inki kadar büyük olmasa da Vakkas'ınki kadar vardı. İyice şişmiş, sertleşmişti. Tamamen çıplak kaldığımda, Vakkas, "Lan tüysüz, daha önce hiç karı siktin mi?" diye sordu. Yaşadığım heyecanı hemen anlamıştı. Bu soru karşısında yüzüm daha da kızardı, çünkü bu benim için ilk olacaktı. Hayatımda sikeceğim ilk kadın üvey annem olacaktı. Annem de cevabımı bekliyor gibi başını kaldırıp gözlerini bana dikmişti. Başımı 'Yok' anlamında yukarı kaldırdığımda Abuzer ve Vakkas kahkahalara boğulurken, annemin kızaran yüzünün şekli değişti. Birazdan üvey oğlunu milli yapacaktı. Abuzer iğrenç kahkahalarının arasında, "Koca karı oğlunu milli edecen, gurur duy!" dediğinde, Vakkas, "Bu yaşa kadar niye beklettin bu oğlanı, verseydin ya daha önce!" dedi sırıta sırıta. Babamın dediğini yapsaydım annem beni yıllar önce milli etmiş olurdu. Şimdi de milli edecekti, ama aradan 5 yıl geçmişti. Vakkas, "Ulan göt, bak bu akşam buraya gelmesen bunlar olmayacaktı, milli olamayacaktın. Demek ki olacağı varmış, hayırlı olmuş!" dediğinde, Abuzer, "Şükret lan bize pezevenk, sayemizde erkek olacaksın!" dedi. Sonra da annemi bana doğru iterek, "Hadi koca karı, senetleri imzaladın, şimdi de yapman gerekeni yap!" dedi gülerek. Vakkas da, "Dur bakalım, nasıl olacak bu iş ben de çok merak ediyorum!" diyerek sırıttı. Annem bana doğru bir iki adım attı. Ben olduğum yerde duruyordum. Kalbim heyecanla atıyordu. Yıllar önce babamın yapmamızı istediği şey şimdi gerçek olacaktı, ama yanımızda iki yabancı adam varken. Yaşadığım heyecan anneminkinden çok daha fazlaydı. Annem altına yastık koyduğu dizlerinin üzerine çöktü. Başını hiç kaldırmadan sol elini çekinerek halen üzeri döllerimle kaplı yarağıma attı. 10 yaşında sünnet olduğum günden sonra ilk defa eli sikime değiyordu. O an içimden bir elektrik akımı geçti sanki. Başını kaldırmadan sertliğini koruyan yarağımı tutup sıvazladı parmaklarının ucu ile. Sonra da ağzına aldı. O an bayılacak gibi oldum. Döllerle kaplı yarağım üvey annemin ağzındaydı. Az önce Abuzer ve Vakkas'ın oluk oluk döllerini yutmuştu, benimkinden de iğrenmiyordu. Yarağımın kafasını dudaklarının arasında bir süre emdi meme emen bir bebek gibi. O anda elimi saçlarına attım. Her zaman arap sabunuyla yıkadığı saçlarını okşarken annem de gittikçe kalkan yarağımı ağzına daha çok almaya başladı. Dili yarağımın kafasına değiyordu, daha doğrusu ağzının içindeki yarağımın kafasını dilliyordu. Annem böyle sakso çekmeyi nereden öğrenmişti? İbadetini aksatmayan, tesettürlü bir kadın için sıra dışı bir durum gibi görünüyordu bu hali. Annemin saksosu gittikçe hızlanıp yoğunlaşmaya başlamıştı. Ben de saçlarını çekiyordum. İki adam da pis pis sırıtıp bize bakıyor, alay ediyor, küfrediyordu. Annem başını ileri geri oynatmaya başlamıştı artık, aynı zamanda sağa sola çeviriyordu. Yarağım son noktasına gelmiş, şişmiş, demir gibi sertleşmişti. Abuzer, "Koca karı, tamam hadi!" dediğinde annem yarağımı çıkardı ağzından. Ayağa kalkarken gözlerimiz kesişti. Yüzü kıpkırmızıydı yine. Yaşadığı utanç çok barizdi, ama ikimizin de başka şansı kalmamıştı. Abuzer annemin sulu dışkısı ile kaplanan yarağını çantasından çıkardığı ıslak mendillerle silmişti. Kalkık yarağını göstererek, "Yala bakalım, daha da sertleştir şunu!" deyince annem eğildi, bu kez dizlerinin üzerine çökmeden ayakta domalarak ağzına aldı yarağını. İştahlı bir saksoya başlamıştı, öne arkaya ağır hareketlerle yaylanarak Abuzer'in yarağını ağzına sokup çıkarıyordu. Sağ eli ile Abuzer'in elini tutmuş, sol elini de kaslı ve kalın kalçasına dayamış destek alıyordu, tam önünde değil, hafif çaprazında kalmıştı Abuzer'in. "Immm, ommm, ummm!" sesleri çıkara çıkara saksoya devam ederken, Vakkas, "Hadi lan, ne duruyon, sen de katıl öyle öküz gibi durma!" dedi pis pis gülerek. Sonra da, "Sen de ananın amını em!" diye adeta emir verir gibi konuştu. Annem bu konuşmayı duymamış gibi saksoya devam ederken, Abuzer, "Hadi geç!" dedi başıyla işaret ederek. O zaman annemin arkasına geçtim. Ellerim ilk anda kalçalarına değdiğinde boşalacak gibi sarsıldım. Sonra da dolgun ve yağlı göt yanaklarını kavradım. Annem arkasında olduğumu biliyordu, ama hiç tepki göstermiyordu. Yavaşça dizlerimin üzerinde çöktüm. Şimdi annemin kıllı ve ayrık duran amı ile genişlemiş ve sulu dışkısı ile kaplanmış göt deliği karşımdaydı. Yatağın üzerinde duran el havlusuna uzandım ve bununla göt deliğinin ağzını sildim. Bu sırada annem sanki benim daha rahat etmemi istiyormuş gibi yana doğru birkaç adım atarak Abuzer'in önüne geldi. Ben de dizlerimin üzerinde sola kaydığımda amı ve götü tam karşımdaydı yine. Kalçalarını tutup okşarken annem başını hızlı hızlı kaldırıp indirerek Abuzer'in yarağını boğazına kadar sokup çıkartmaya başlamıştı. Belden yukarısı aşağı yukarı kalkıp iniyordu. Göt yanaklarını kavradım. Annem bacaklarını iki yana açtı biraz daha. Benim ne yapacağımı biliyordu, daha rahat ve zevk alabilecek pozisyonu yaratmıştı hem kendine hem de bana. Yavaşça başımı yaklaştırdım. Ayrık duran kıllı amına dilimi değdirdiğimde iğrendim ilk başta. Abuzer annemin amını adeta yerken ben iğrenmiştim. Dilime ve ağzıma garip, kekremsi bir tat gelmişti. Ancak annemin ağzımın ve dilimin amına değmesinden büyük bir keyif aldığını koca gövdesi titrediğinde anladım. O zaman yeniden dilimi uzattım ve amını bir dondurma yalar gibi yaladım. Annem o anda ağzı yarakla dolu olduğu halde inlediğinde doğru yolda olduğum belliydi. Dilimi amına bastırarak yaladım bu sefer. Amının etli, kızgın ve sarkmış büyük dudaklarının titrediğini gördüm, içinin yakıcı sıcaklığını hissettim. İki elimi kalçalarına attım. Siyah tüylerle kaplı dolgun kalçalarını kavradım sıkıca. Yeniden daha da bastırarak amını dillediğimde annem götünü oynattı sağa sola. Bu sırada Vakkas annemin sağ elini alıp yarağına attı. Annem de yarağını sıvazlamaya başladı hemen ardından. Yüzümü daha da yaklaştırdım ve koku almamaya çalışıp amını emmeye başladım. Acayip bir şeydi bu. Annemin geniş, derin amı ağzımla bütünleşmişti. Dilimle, dudaklarımla amını emiyor, yalıyordum. Amının ve kasıklarının siyah sert kılları yüzüme, dudaklarıma batıyordu, ama aldığım keyfin yanında hiçbir şeydi bu. Benden hariç annem de büyük bir zevk alıyordu. Götünü oynatmasından ve yarakla dolu ağzına rağmen çıkardığı iniltilerden anlaşılıyordu. Yarağım sertliğinin son noktasındaydı artık. Biraz önce boşalmıştım ama hiç hissetmemiştim. Oysa şimdi tüm bedenimle, ruhumla hissediyordum bunu. Yarağımın içi bir an önce annemin amına girip akmak isteyen döllerimle doluydu. Kendimi tutmak için çabalıyordum. Abuzer ve Vakkas gibi deneyimli olmadığım için bunu ne kadar başarabileceğimi bilmesem de elimden geleni yapmaya çalışıyordum. Annemin amını iştahla emerken, annem de daha yoğun ve iştahla somuruyordu Abuzer'in yarağını. Aynı şekilde sağ eliyle de Vakkas'ın yarağını koparacakmış gibi sıkıyor, yoğuruyordu. Vakkas birkaç kez kafama vurup, "Anan yanıyor lan!" deyip durdu. İlk duyduğumda iğrenmeme neden olan bu sözün maalesef doğru olduğu ortadaydı. Annem gerçekten de yanıyordu...
Dolar Çok Yükselince Annem Yaraklara Geldi! (3)
Abuzer hızlı hızlı sikmeye başladı annemi. Yarağı boydan boya girip çıkıyordu amına. Annem yarak darbeleri ile sarsılıyor ve öne arkaya gidip geliyordu sürekli. Vakkas'ın ağzını doldurduğu yarağı bu gidip gelmelerle boğazına kadar girip çıkıyordu. Top güllesi gibi memeleri sarkık halde sallanıp duruyordu aralıksız. Götünün yanakları, kalçaları ve belinin etleri titriyordu. 3 karısı ve 14 çocuğu olan Abuzer sikiş konusunda deneyimli bir erkekti ve bunu konuşturuyordu gözlerimin önünde. Yarağını bir hızlı bir yavaş sokup çıkarıyor, annemin amında bir süre beklerken götünü oynatarak yarağı amının içinde çalkalıyordu. Bu anlarda götünün kıllı ve kaslı yanakları kasılıyordu. Sonra çıkarıp kafasını göt yarığına sürtüyor, ondan sonra da yeniden amına girip sikmeye devam ediyordu. İçerinin nemli ve sıcak havası bunaltıcı bir hal almıştı. Abuzer'in iri yarı vücudu ter içinde kalmıştı. Annemin güneş yüzü görmeyen beyaz vücudu ise tepeden vuran floresan lambanın altında yağlanmış gibi parlıyordu. Vakkas da Abuzer gibi terlemişti. Bense üzerimde keten pantolon ve tişörtle su içinde kalmıştım. Abuzer'in pompalamaları gittikçe hızlanırken Vakkas belini yılan gibi oynatarak yarağını sokup çıkarıyordu annemin ağzına. Pis gülüşlerinin arasında küfürler savuruyordu anneme. Saçlarını sıkı sıkı tutmuş başını oynatmasına izin vermiyordu. Annemin gözlerinden akan yaşlar salyası ile birleşip yatağın üstüne damlıyordu. Ancak bir süre sonra Vakkas yarağını çıkardı annemin ağzından. O anda annem tıkanır gibi oldu ama bu hali uzun sürmedi. Abuzer bu sırada var gücüyle pompalıyordu. Şişkin taşakları ve kasıkları annemin göt yanaklarına ve kalçalarına çarptıkça çıkan 'Şap şap şap şap!' sesleri odanın duvarlarında gidip geliyor, yankılanıyordu. Vakkas yatağın üzerinden inerken Abuzer de annemin amından çıktı. Yarağının kafası morarmış, şişmişti, ıslak ve yapış yapış görünüyordu. Annemin amı da epey genişlemişti ve amının dudaklarının arasından içinin kızıllığı görünüyordu. Abuzer bir süre sıvazladı yarağını, annemin götünün yarığına sürtüp göt yanaklarına yarağıyla tokatlar attı. Vakkas ise, "Burası çok sıcak oldu!" diyerek kapıyı açtı, "Halim şu vantilatörü getirin!" diye bağırdı. Az sonra Halim elinde ayaklı bir vantilatör ile aralık kapıdan içeri girip yaşanan sikişi izledi bir süre. Halim hem gülüyor hem de olayın içine dahil olmadığı için Vakkas'a veryansın ediyordu. Halim ve Vakkas ayaküstü konuşurken Abuzer'in yarağını annemin götüne soktuğunu gördüğümde yerimde sarsıldım. Annem dizlerinden büktüğü bacaklarını iki yana açarak belini eğmişti. Abuzer sol eliyle beline bastırırken sağ eliyle yarağını tutuyordu. Annemin kıllı göt deliği yavaş yavaş açılıp genişliyor, Abuzer'in kalın yarağı da içine giriyordu. Kalbim daha şiddetle atmaya başladı. Annem, "Ahhhh, yapmaaaa, çıkaarrrr, ayyyy, ahhhh, çıkarrrr, uhhhh, ıyyyyy!" sesleri ile çektiği acıyı gösterse de Abuzer'in buna aldırış edeceği yoktu. Yarağını bastırdıkça göt deliğine daha çok giriyordu. Sonunda daha derine gidemeyeceğini anlayan Abuzer annemin götünde ileri geri çalışmaya başladı. Abuzer'in yarağı amında olduğundan daha yavaş şekilde gidip gelmeye başladı annemin götünde. Annem dudaklarını emiyor, ısırıyordu. Acı içinde kıvranıyordu. Abuzer, "Bu karının götü çok sıkı amına koyim, yarağımı kesecek!" dedi, bir süre sonra da çıkardı yarağını annemin götünden. Annemin kıllı göt deliği epey genişlemişti, şimdi içinin karalığı görünürken deliğin ağzı kendi kendine daralıp genişliyordu. Abuzer eline bolca tükürdükten sonra yarağını sıvazladı ve sonra yeniden göt deliğine bastırdı. Annem yeniden debelenmeye çalıştı ama Abuzer sıkı sıkı tutuyordu onu belinden. Bu olanların arasında, Halim, "Biz ne zaman yapacağız abi?" deyince, Vakkas, "Tamam ulan bizden sonra sıra sizde, bekleyin biraz!" dedi ve sonra kapıyı kapadı. Ayaklı vantilatörün kablosunu fişe takıp çalıştırdı. Abuzer annemin göt deliğini bir sondaj makinesi gibi deliyor ve genişletiyordu. Ayı gibi sesler çıkartmaya başlamıştı yine. Annem yatağın üzerindeki ellerini sağa sola atıyor, yatağı sıkıyor, çekiyordu. Az önceki acı feryatları azalmıştı. Annemin azalan feryatları ile birlikte Abuzer'in yarağı yarısından fazla girip çıkar olmuştu götüne. Abuzer şimdi daha hızlı şekilde hareket ediyor, gidip geliyordu. Zevkle inliyor, anneme küfürler ediyordu. Annemin kıllı göt deliğinin ağzı yarak içine girerken dibe çöküyor, çıkarken ise dışa doğru açılıyordu. Bunların arasında Abuzer'in yarağının üzerinin sulu ve kahverengi bir sıvı ile kaplandığını gördüm. Yarak annemin götüne girip çıktıkça bu sulu kahverengilik çoğalıyor, göt deliğinin ağzına yayılıyordu. Abuzer'in yarağı annemin bağırsaklarına etki etmeye başlamıştı anlaşılan. Abuzer'in böğürmeleri çoğalmıştı. Yarağı annemin götüne son hız girip çıkıyordu. Annemin bağırsaklarından çıkan sıvı Abuzer'in götünde daha hızlı gidip gelmesine sebep olmuştu. Abuzer kendini kaybetmiş gibiydi. Pompalamıyor resmen zımbalıyordu annemin götüne. Annemden bu anlarda, "Ihhh, ıhhhh, ayyyy, uhhhh, ımmmm, uffff, offff!" sesleri çıkmaya başlamıştı. Uzun yıllardır sikişmeyen, yarak yemeyen annem bu seslerle aldığı keyfi dışa vuruyordu. Amından değil götünden sikilmek de ona zevk veriyordu. Abuzer iki eliyle annemin saçlarını çekmeye başladı biraz sonra. Annem başını acı ile yukarı kaldırmak zorunda kalmıştı. Bacaklarını sağlı sollu oynatıp biraz daha açmaya çalışıyordu. Sol elini yatağın üzerinde tutarken sağ elini biraz daha üstte duran karyolanın demirine attı. Annem hırıltılı ve boğuk sesler çıkarıyordu şimdi. Gözlerini karşısındaki duvara sabitlemişti. Abuzer saçlarını bir jokeyin atın dizginini tutması gibi tutuyor, çekiyor ve var gücüyle sikiyor, sokup çıkarıyordu yarağını. Götünün en derinlerine girip çıkan yarak annemi yerinde zıplatıyordu. Yere sağlamca bastığı 40 numara ayaklarıyla bile dengede durmakta zorlanıyordu. Bu ara olanlara dışardan bakan Vakkas annemin sallanan memelerini tutup sıktı bir süre. O anda annemin bu şekilde iki yabancı erkek tarafından sikilmekten zevk aldığını gösteren hareketi geldi. Sol eli yatağın üzerinde kalmaya devam ederken karyola demirindeki sağ elini Vakkas'ın halen sert ve dik duran yarağına attı. Yarağı sıvazlamaya başladığında, Vakkas, "Uf bu orospu yanıyor aga, yanıyor!" dedi kahkahayla. Abuzer kan ter içinde kalmış ama halen boşalmamıştı. Dakikalardır tüm gücüyle götünden sikiyordu annemi. Annem ise artık benim orada olduğumu unutmuş gibiydi, Vakkas'ın yarağını sıvazlıyor, zaman zaman da elini onun omzuna atarak destek alıyordu. Derken Abuzer annemin götünden çıktı. O an şiddetli bir osuruk odaya yayıldı. Annemin göt deliğinde birikenler bomba gibi patlamıştı. Abuzer sulu kahverengiye dönen yarağını sıvazlayıp salladı bir süre. Annemin götünün yanakları ve kıllı kasıkları kızarmıştı. Göt deliğinin ağzı 1 liralık para kadar açık duruyordu. Deliğin kıllı ağzı ve etrafında da aynı sulu kahverengilikten bol miktarda vardı. Abuzer annemi belinden kavradı, annem sağ elini Vakkas'ın yarağından çekti. "Geç şöyle, gel!" diyerek hemen önümde annemi ayakta domalttı. Annemin yeniden götüne girerken Vakkas da yarağını ağzına alması için uzattı. Annem yarağı aç bir kurt gibi kavradı sağ eliyle ve ağzına aldı. Az sonra Abuzer yeniden annemi götünden sikmeye başlamıştı. Şimdi daha hızlı ve sert şekilde sikerken, annem de Vakkas'ın yarağını deli gibi somuruyordu. Vakkas annemin saçlarını çekiyor, sırtını ve belini okşuyordu. Abuzer'in abanmaları ile öne doğru atılan annemi Vakkas yarağı ile bir duvar gibi durduruyordu. "Ommm, ımmmm, ammmm!" sesleri çıkıyordu annemin ağzından. Koca yarak ağzına boydan boya girmişti. Yarağın annemin ağzının içindeki hareketleri yanaklarından görebiliyordum. Abuzer var gücüyle pompalıyordu annemin götüne. İnsanüstü bir güçle sikiyordu annemi. Annemin koca memeleri bir ineğinkiler gibi şişmiş ve sallanıyordu durmadan. Abuzer artık kendini kontrol edemez şekilde hızlanmıştı. Annemin vücudunun her gram eti ve yağı sarsıla sarsıla oynuyor, löpürdüyordu. Annemin o yarağı götüne boydan boya aldığını görmek beni acayip etkilemişti. Kalp atışlarım son raddeye gelmişti. Boyun damarlarım şişmiş, sandalyeden düşecek kadar sarsılır haldeydim. Kısa süre sonunda Abuzer'in suratının şekli değişti. Televizyonda izlediğim yüksek G kuvveti yiyen pilotlar gibi gerilmiş, gözleri içe göçmüştü. Goril gibi sesler eşliğinde annemin götüne boşalıyordu. Tamamen boşalana kadar annemin götüne abandı, yarağını içinde tuttu. Biraz sonra çıkardığında ise annemin açık duran göt deliğinden sulu kahverengi sıvının haricinde bir miktar da kirli beyaz sıvı akıyordu. Bu arada götünden az önceki kadar şiddetli olmasa da birkaç sefer daha osuruk sesi geldi. Abuzer oyun dışı kalsa da, annem Vakkas'ın yarağını iştahla emip somurmaya devam ediyordu. Ancak Vakkas daha fazla bu şekilde kalmak istemeyince yarağını çekip çıkardı annemin ağzından. Sonra da arkasına geçip Abuzer'in boşluğunu doldurdu hemen, ama götüne değil amına girdi. Ama o sırada Abuzer, "Bu piçin siki kalkmış!" dediğinde amından çıktı hızlıca. Baktıkları yer pantolonumun önüydü. Krem renkli keten pantolonumun önü ıslanmıştı. Çişe benzemiyordu bu. Öyle olsa anlardım, hem bacaklarımdan da akardı. Bu başka bir şeydi. Üstelik pantolonumun önü kabarmış, şişmişti. Abuzer'in söylediği buydu. Annem doğruldu. Yüzü ve saçları ter içindeydi, adeta suya batıp çıkmıştı. Dudaklarının üzerindeki, yanaklarındaki siyah tüylerinin ve hiç alınmamış gibi duran siyah kalın kaşlarının üzerinde çiy damlaları gibi ter damlacıkları vardı. Yüzü pancar gibi kızarmıştı ayrıca, bir elini ağzına götürmüş bakıyordu bana. İki yabancı erkek tarafından sikiliyor olmaktan çok, oğlunun sikinin kalkıp boşalmış olması onu daha çok utandırmış ve üzmüş gibiydi. Vakkas yarağını tutarken iğrenç bir şey söyledi. "Şöyle geç, oğlunun sikini ağzına al!" dediğinde, annem, "Abi sen ne diyorsun?" dedi öfkeyle. "Dediğimi yap ulan sürtük!" dedi Vakkas daha da sert bir sesle. Abuzer Vakkas'ın bu teklifini beğenmişti, annem yeniden itiraz edecek gibi olduğunda öfkeli bir tokat patlattı suratında. Annem daha fazla direnemeyeceğini anlamıştı. Şimdi Vakkas onu sikerken oğlunun daha doğrusu üvey oğlunun yarağını ağzına alacaktı. Ancak isteklerinin bununla sınırlı olmayacağı Abuzer'in devamında gelen sözleri ile belli oldu. "Bana bak koca karı, sana teklifim var. Bu akşam bizim gibi oğlunu da memnun edersen dediklerini yaparım. Borcunu Dolar'dan Türk Lirası'na çevirir, yeni ve uzun vadeli senetler yaparım. Anladın mı? Kabul edersen hemen şimdi hazırlarım senetleri. Yok, etmezsen ananızı sikerim, sike sike ödetirim o parayı size. Duydun mu beni?" dediğinde annemin yüzü renkten renge, şekilden şekle girdi. "Sen ne diyorsun be, kulağın duyuyor mu?" dedi annem öfkeyle. Vakkas elinin ayası ile annemin kulağının dibine bir tokat atarak, "Asıl sen duyuyor musun, adam sana ne söylüyor dinlesene. Eğer oğlun da seni sikerse borcunu yeniden düzenleyecek!" diye bağırdı. Annem sessiz kaldı, başını öne eğerek yere bakarken Abuzer kapıyı açıp içeriye seslendi, "Oğlum o çekmecede benim çanta var, getirin onu!" diyerek. Az sonra aralık kapıdan bir el uzanıp çantayı Abuzer'e verdi. Abuzer çantayı açtı. Bir tomar imzalı senet arasından benimkileri aldı ve annemle benim bakışlarımız arasında yırtıp yere attı. Sonra da hesap makinesini çıkarıp onunla birkaç işlem yaptı. Makinenin ekranındaki sayıyı bana ve anneme göstererek, "Türk Lirası ile borcunuz bu oluyor. Bin lirasını da ben sildim ayrıca. Bunu 12 aylık senede bölüyorum!" dedi. Sonra da masanın üzerinde hızlıca 12 senedi yazıp hazırladı. Anneme uzatıp, "Koca karı gel buraya, imzala şunları!" dediğinde annem bana baktı. Gözleri ile bana (Ne yapayım?) der gibi soruyordu. Hızlı hızlı aşağı yukarı salladım başımı imzalasın diye. Annem bu cevabım karşısında şaşırmış gibi baktı önce, ama sonra da kalemi alıp senetleri tek tek imzaladı. Neye evet dediğimi biliyordum, ama yapacak başka bir şeyim yoktu maalesef. Annemin imzaları ile borcumuz Dolar'dan Türk Lirası'na dönmüştü. Abuzer ve Vakkas önemli bir iş başarmış olmanın keyfiyle sırıtırlarken, Vakkas çıkardığı pantolonunun cebinden sustalı bir bıçak çıkardı ve bununla plastik kelepçeleri kesti. Ellerim serbest kalır kalmaz ağzımdaki bandı söküp kalktım ayağa. Sonunda özgürlüğüme kavuşmuştum. Ancak üvey annemin bakışlarından bundan hiç memnun olmadığı belli oluyordu. Çünkü kendisinin de çok iyi bildiği, yıllar önce babamın bizden yapmamızı istediği ve ne kadar çabalasak da unutamadığımız bir şey şimdi gerçek olacaktı...
Dolar Çok Yükselince Annem Yaraklara Geldi! (2)
Vakkas 40-45 yaşlarında, ince, uzun bir adamdı. Siyah kıvırcık saçları yer yer beyazlamıştı. Cezaevine defalarca girip çıktığını, en son 2 ay önce tahliye olduğunu söylemişti. Çıplak vücudunda birkaç bıçak yarası vardı. Karanlık bakışları ile insana korku veriyordu. Sert bir sesle, "Hadi bakalım orospu ne duruyon!" deyince annem sağ elini uzattı. Sertleşip kalkmış yarağı tuttu ve bu sefer gözlerini kapatmadan ağzına aldı. Abuzer'e yaptığı gibi Vakkas'a da sakso çekmeye başladı. Abuzer bu sırada bir sigara yakmış hemen yanımda içiyor ve benim gibi olanları izliyordu. Annem başını ileri geri oynatıyor, Vakkas'ın gittikçe irileşip kalkan yarağını ağzına daha çok alıyordu. Ağzına alıp emerken bir taraftan da eliyle sıvazlıyordu. Vakkas sol eliyle annemin yanağını okşarken sağ eliyle de başını tutuyordu. Annem dizlerinin altına koyduğu yastık nedeniyle şimdi daha rahattı. O nedenle yarağı ağzında uzun süreler tutuyor, yalıyor ve emiyordu. Oysa az önce Abuzer'e sakso çekerken kısa aralıklarla yapıp ara sıra dizlerini kaldırıp indirmişti. Vakkas aldığı keyifle inliyor, dudaklarını emiyor ve bana bakıp duruyordu. "Anan harikaymış lan!" dedi sırıtarak. Bense nefretle izliyordum bu sahneyi. Bu arada Abuzer sigarasını söndürmüş ve yarağını okşamaya başlamıştı. Az önce annemin ağzına boşalmıştı ama yarağı yeniden sertleşmişti. 31 çeker gibi okşuyordu yarağını. Vakkas, "Hakkaten yanıyor bu kadın, yanıyor resmen!" dediğinde kan beynime sıçradı. Annem Vakkas'ın yarağını iştahla emmeye başlamıştı çünkü. Sağ eli yarağın üzerinde gidip geliyor, kalın dudaklarının arasından ağzına girip çıkan yarağı somuruyordu. Gözleri açıktı, ara sıra Vakkas'a bakıyordu. Vakkas Abuzer gibi başını tutup bana çevirtmemişti yüzünü. Gözünü kapatıp adamın suratına bakmamak dururken annemin böyle yapması karşısında öfkeden kudurdum. Yerimde hareketlenince Abuzer suratıma bir tokat attı, "Rahat dur ulan piç!" dedi sinirle. Annem Vakkas'ın yarağını ağzından çıkarıp, "Vurma oğluma!" diye bağırdı, ama karşılığında Vakkas'ın suratına attığı sağlam bir tokatla yere düşecek gibi oldu. Ancak uzun boylu, güçlü kuvvetli bir kadındı. Normalde bir kadını yere serecek tokat annemi sersemletti sadece. Annem kendine geldikten sonra ayağa kalkmak istedi, ama bu kez de Abuzer'den sert bir tokat yedi. Abuzer yarağını bana doğru uzatarak, "Bana bak orospu, ya bizim dediğimizi yaparsın yada oğlunu siker kadın yaparız. Biz bu zamana kadar çok erkeği kadın yaptık, seninkini de yaparız görürsün!" dediğinde annem gözlerini açtı kocaman ve "Yapmayın, Allah aşkına yapmayın, siz nasıl adamlarsınız?" dedi yalvararak. Sonra da, "Tamam, Allah aşkına bırakın oğlumu, ben yapıcam, ne isterseniz yapıcam!" dedi ağlayarak. Vakkas söze karışıp, "Al şunu ağzına, adam gibi yala, orospu gibi yapacaksın anladın mı, kırk yıllık orospu gibi yalayacaksın!" dedi sırıtarak. Annem bu sözlere, "Tamam, tamam, bırakın oğlumu, yapıcam, rahat bırakın onu!" diyerek karşılık verdikten sonra yarağı tuttu ve iştahla emmeye başladı. Şimdi iki eliyle kavramıştı yarağı ve başını hızlı hızlı oynatarak ağzına alıyordu. Vakkas'ın dediği gibi kırk yıllık orospu gibi yapmaya başlamıştı. Adamın yarağını yeniden ama daha kuvvetli şekilde somuruyordu. Islak ve yoğun saksonun yanında "Ommm, ımmmm, ummmm!" sesleri çıkıyordu annemden. Vakkas büyük keyif alıyordu, annemin başını üstten tutmuştu, ancak bastırmasına gerek kalmadan annem kendisi yapıyordu her şeyi. Annem Vakkas'ın yarağını boydan boya alıyordu ağzına. Acelesi varmış gibi hareketlerle sokup çıkartıyordu durmadan. Ara sıra da iyice şişmiş kararmış, kıllı taşaklarını emiyor, onları ağzına sokup çıkarıyor, yalıyordu. Kıllı kasıklarını öpüyordu. Yarağı dondurma gibi yalıyor, dilini kafasında gezdiriyordu. Yarağın annemin yanaklarında yaptığı hareketli şişkinlikleri gördükçe iğreniyordum. Annem sanki bu işten zevk alır gibi yapıyordu. Abuzer'in, "Yanıyor bu kadın!" derken haklı olduğunu görüyordum. Anneme karşı tiksinti ve nefret duymaya başladım. Vakkas da annemin bu hareketlerinden çok keyif almıştı, bana bakıp sırıtıyor, küfürler ediyor, annemin gerçek bir orospu olduğunu söylüyordu. Annem dizlerinin üzerinde ileri geri adeta zikir çeker gibi gidip geliyordu. O kadar iştahla yapıyordu ki Vakkas'ın zevk sıvıları ağzını doldurup çenesinden akarken bundan hiç rahatsız olmamıştı. Vakkas annemin bu iştahlı saksosuna bir süre sonra boşalarak karşılık verdi. Boşalırken inliyor, anlamsız sesler çıkartıyordu. Yüzünün şekli garip bir hal almıştı. Boşalırken bile annemin ağzına sokup çıkartmaya devam etti yarağını. Dölleri annemin ağzından çenesine, üstüne akıyordu ama annem sanki sütlü kahve içer gibi hepsini içmiş, hiç sıkıntı yapmamıştı. Vakkas tamamen boşaldıktan sonra kendini geri çekip yarağını çıkardı annemin ağzından. Annem ise az önceki havlu ile ağzını ve çenesindeki dölleri sildi. Birkaç kez öğürdü ama kusmadı. Abuzer'den sonra Vakkas'ın döllerini de yutmuştu. Birkaç sefer öksürdü. Sonra da, "Su var mı?" diye sordu. Abuzer kapıyı açıp, "Halim, ordan su getirin çabuk!" diye seslendi. Az sonra adam kapının aralığından küçük bir pet şişe suyu uzatıp Abuzer'e verdi. Abuzer yeniden kapıyı kapatıp suyu anneme uzattı. Annem suyu alıp birkaç yudum içtikten sonra öksürdü. Kendine geldiğinde ayağa kalktı. Vakkas da Abuzer gibi boşaldıktan sonra bir sigara yakmış içiyordu. Annem dizlerini tutup, "Dizlerim ağrıdı böyle!" dedi ve yatağa oturdu. Elindeki şişeden bir iki yudum daha aldı. Bana hiç bakmamaya çalışıyordu. Vakkas elindeki sigarayı gösterip, "İçer misin?" diye sordu anneme, ama o başını sağa sola sallayarak, "Hayır!" dedi. İçki ve sigaradan nefret ederdi. Abuzer, "Ablacım üstündekileri çıkartsana, daha çok işimiz var seninle!" diyerek iğrenç bir kahkaha attı. Annem, "Oğlumu çıkarın dışarı!" deyince, Vakkas annemin ağzını sertçe sıktı ve "Bana bak yaşlı orospu, oğlun burada kalacak, her şeyi görecek. Bize yamuk yapmak neymiş görecek!" dedi öfkeyle. Abuzer de, "Eğer bir daha oğlumu çıkarın dersen, seni değil oğlunu sikeriz, sen de izlersin!" dedi sinirle. Ardında da bana dönüp, "İyi ki ananla gelmişsin, yoksa şimdi onun yerinde sen olurdun, onun yerine senin götünü sikerdik!" dedi gülerek. Vakkas annemin ağzını tutuyordu halen. Onu sertçe geriye itince annem yatağın arkasındaki duvara küt diye vurdu başını. İki eliyle başını tutarken, "Allah belanızı versin hayvan herifler, köpek soyları, yezidler!" diye bağırıp durdu. Ancak Abuzer ve Vakkas hiç cevap vermeden öfkeyle bize baktı sadece. Abuzer, "Çıkar üstündekileri yoksa ben zorla çıkartırım, eve kadar anadan doğma gidersin!" deyince annem ayağa kalktı. Titreyen elleriyle başındaki puantiyeli türbanının iğnelerini çıkardı tek tek ve açtı. Altındaki siyah, bereye benzeyen bonesini çekince siyah ve yer yer beyazlamış uzun saçları sırtına döküldü. Ardından lacivert pardesüsünün fermuarını tuttu ama indirmeden ince bir süre bekledi. Abuzer yeniden, "Çıkart lan şunu orospu, oyun mu oynuyoruz burada?" deyince fermuarı indirdi. Annemin soyunmamak için bu kadar direnmesinin sebebi fermuar indikçe ortaya çıkmıştı. Annem pardesünün altına hiçbir şey giymemişti. Tamamen çıplaktı. Vakkas, "Vay orospu vay, sen hazırlıklı gelmişsin buraya!" dediğinde, Abuzer, "Aslanım ben dedim sana bu karı yanıyor!" diyerek güldü. Annem kalın kumaşlı pardesüsüne boydan boya fermuar ve kol ağızlarına lastik diktirmişti. Temmuz ayındaydık ve Mersin'in kavurucu sıcağının yanında insanı mahveden nemine karşı kalın pardesünün altında pişmemek için içine külot bile giymemişti. Uzun zamandır sürekli bu pardesüyü giymesinin sebebi bunu giydiğinde içine bir şey giymesine gerek kalmamasıydı demek ki. Oysa ona aldığım yazlık ve ince pardesüsü vardı, ama son zamanlarda hep bunu giyiyordu. Pardesünün önünü açmış, ama çıkartmamıştı. Sol eliyle memelerini kapatmaya çalışıp sağ eliyle de amını örtüyordu. Ancak Vakkas'ın elini kaldırıp vuracak gibi yapması sonrası ellerini çekti. Ağlamaya başlamıştı yine. Başını öne eğmiş sessizce ağlıyordu. Un gibi beyaz, güneş görmeyen bir vücudu vardı annemin. Karnında ve bacaklarında uzamış ve alınmamış siyah tüyler bulunuyordu. Bir kavun kadar büyük ve yaşından dolayı sarkık memelerinin uçları içe göçmüş gibiydi. Pardesünün altında çıplak haldeyken meme uçlarının belli olmaması belki de bu yüzdendi. Hiç çocuk doğurmayıp bebek emzirmediği için meme uçları da büyümemişti. Koyu kahverengi ve büyük meme başlarında da siyah kıllar vardı. Asıl olay ise alttaydı. Amının üzerinde ve kasıklarında kısa, kalın ve sık kıllardan üçgen şeklinde küçük bir orman vardı. Siyah kılların arasında da aynı saçları gibi yer yer beyazlıklar vardı. Bembeyaz vücudu ile tezat oluşturuyordu bu görüntü. Kılların arasında amının etli ve kahverengi dudakları görünüyordu. Bol pardesünün altına külot bile giymemişti ama bu hiç belli olmuyordu. Belki külot giyse izi belli olurdu ama annem giymeyerek bunu da engellemişti. Birkaç gün önce evde tartılmıştı, 75 kiloydu. Hafif bir göbek dışında bir şeyi yoktu. Abuzer, "Çıkart şunu, hadi!" deyince annem başı öne eğik, bana bakmamaya çalışarak çıkardı pardesüyü ve masanın üzerine koydu. Şimdi üstünde sadece 40 numara ayakkabıları kalmıştı, çorap da giymemişti. Elleri iki yana sarkık yatağın önünde duruyordu. Abuzer ve Vakkas annemin bu görüntüsü karşısında yaraklarını sıvazlamaya başlarken ben nefret ve öfkeyle delirmiş gibiydim. Hiçbir şey yapamamış olmak kahrediyordu beni. Ayağa kalkmaya çalışsam da nafileydi, plastik Cırt kelepçelerle bağlanmıştım. Gözlerimden yaşlar akıyordu ama hiçbirinin faydası olmuyordu. "Öff, yanıyor ulan bu karı, yanıyor resmen. 3 karım var ama üçünü toplasan bunun yarısı etmez!" dedi Abuzer kalın yarağını okşarken. Kısa süre önce boşalmıştı ama yarak şimdi eskisinden de güçlü şekilde dikleşmişti. Anneme, "Domal bakalım!" deyince, annem başını kaldırıp baktı, ağlaması kesilmişti ama yanakları ıslaktı. Bu kez Vakkas, "Domalsana lan!" diye bağırdı, ama annem onu duymamış gibi yapınca, "Abi bu karı domalmayı unutmuş sikilmeye sikilmeye!" diyerek güldü. Abuzer, "Bilir bilir bu orospu, her şeyi bilir, bir şey unutmaz o!" dedi. Sonra da, "Domal lan!" diye suratına vuracak gibi oldu. Annem korkuyla geri çekildi önce, sonra da ellerini yatağa dayayarak domaldı. Bu sırada Vakkas beni sandalye ile birlikte yatağın önüne sürükleyip çekti. Annemin vücudu ile aramda yarım metre ya var ya yoktu. Bembeyaz ama siyah tüylerle kaplı kalçaları ve dolgun götü tam karşımdaydı. Bel çukurunda da yoğun siyah tüyler ve kıllar vardı. Abuzer koca elleriyle annemin götünün yanaklarını ayırdığında, "Bak ulan piç, iyice bak!" dedi ve sonra da suratıma tükürdü. Annemin göt yarığını ve kara bir çukura benzeyen kıllı göt deliğini bana gösteriyordu. Göt yarığı da kıl ve tüylerden nasibini almıştı. Süt gibi beyaz kalçaları ve bacaklarındaki mavi damarları belli oluyordu. Amının dudakları şimdi kahverengi değil de karaymış gibi görünüyordu. Kasıklarında da ne zamandır alınmayan siyah kılları vardı. Annem temizliğini ihmal etmişti uzun zamandır. Abuzer sağ elini uzatıp kıllı amının dudaklarını araladığındaysa annemin irkildiğini, koca vücudunun titrediğini gördüm. Sadece ben değil onlar da görmüştü. "Aha karı oynadı, hoşuna gitti!" dedi Vakkas gülerek. "Gider orospunun, gider!" dedi Abuzer ve sağ eliyle annemin götüne öyle sert bir tokat attı ki, annem yatağın üzerine abandı. Götünün yağlı, dolgun yanakları sütlaç gibi titremiş, çıkan 'Şaapp!' sesi odayı çınlatmıştı. Annem acıyla inledi bu tokadın ardından. "Bu orospunun her şey hoşuna gider!" dedi Abuzer daha sonra. Annemi belinden tutup yeniden eski haline döndürdü. Annemin götü kızarmıştı, Abuzer'in beş parmağının izi götünün üzerinde çıkmıştı. Abuzer bir süre göt yanaklarını sıkıp yoğurdu hamur gibi, ufak birkaç tokat daha attı. Ama sonra dizlerinin üzerine çökerek annemin tam arkasında yer alarak birden ağzını annemin kasıklarının arasına soktu. Siyah ve uzun pos bıyıklı ağzı annemin kıllı amı ile buluşmuştu. İştahla annemin amını emiyor, amına paspas çekiyordu. Annemse bu durum karşısında hiç tepki vermemeye çalışıyordu ama nafile. Hemen yarım metre ötemdeki annemin vücudunun titremelerini, kasılmalarını görmemem mümkün değildi. Abuzer kalın ağzını annemin amına dayamış ve bir kuzunun annesinin memesine saldırması gibi saldırmıştı, annemin amından süt içmeye çalışıyordu sanki. Kalın parmaklı, iri elleri annemin kalçalarında, göt yanaklarında geziniyordu. Birden bana döndü ve kaba sesiyle, "Yanıyor ulan senin anan, amı fırın gibi!" dedi. Başımı tuttu ve beni çekip öne doğru eğerek annemin amına yaklaştırdı yüzümü. Annemin amının dudakları şişmişti, belki Abuzer'in yalamaları belki de annemin aldığı keyif sonucu kasıklarında hafif bir ıslaklık vardı. Amının içi oldukça genişti. Am dudaklarının karalığına karşın amının içi kızıldı. Bu arada göt deliği de hemen amının üzerinde kara, kör bir kuyu gibi duruyordu. "Bak ulan orospu çocuğu, bak!" diyerek başımı daha çok eğmeye başladı. Ben dirensem de yapamıyordum. Burnumun ucu annemin kasıklarının arasına girdi önce, sonra da amının içine. Kendimi kurtarmaya çalışıyordum ama nafile. Burnum ve bantlı ağzım annemin amındaydı. Oldukça sıcak, ter ve sidik kokulu amının sert siyah kılları burnumun ucuna ve çeneme batıyordu. Bu arada Vakkas da annemi tutmuş, onun kendini çekmesine, kalkmasına engel olmaya çalışıyordu. Annemin ağlamalarını duyuyordum. "Bırakın bizi, bırakın!" diyordu sürekli ama hiçbir faydası yoktu. Sonunda Abuzer beni geriye çekti. Burnumun ucu ıslanmıştı, annem sarsılarak ağlıyor, Vakkas onu omuz başlarından tutuyordu. Derin derin birkaç nefes aldım. Kendime gelmeye çalışırken, Abuzer, "Gördün mü orospu çocuğu, ananın amı yanıyor resmen, pezevenk, anasını satan pezevenk!" diyerek kahkaha attı. Sonra da yeniden eğildi ve kaldığı yerden devam etti. Annemin kasıklarını, amının dudaklarını emiyor, yalıyordu bir köpek gibi. Vakkas geriye çekildi az sonra ve kalkık duran yarağını okşadı bir süre. Hemen ardından da çevik bir hareketle yatağın üzerine çıktı. Sırtını duvara dayayarak yarağını annemin ağzına gelecek şekilde tuttu ve "Yala ulan orospu!" dedi bağırarak. Annem tepki verecek gibi olduğunda uzun saçlarını çekti kökünden. Annem acıyla kıvranırken Vakkas'ın kalkık yarağını aldı ağzına. Şimdi Abuzer annemin amını yalarken, annem de Vakkas'ın yarağını yalıyordu. Vakkas annemin saçlarından kavramıştı, dizlerinden büktüğü bacaklarını iki yana açmıştı iyice. Annemin ağzına sokup çıkarıyordu yarağını. Annem boğulur gibi oluyordu, yarağın yanaklarındaki şişkinlikleri belli oluyordu önceki gibi. Vakkas bana bakarak, "Senin annen tam bir orospuymuş oğlum, tam bir orospu!" dedi gülerek. Abuzer bu sırada annemin amını yiyordu resmen. Sidik kokulu, terli ve kıllı olmasına aldırmadan annemin amını yiyordu. Ancak amı ile birlikte kıllı göt deliğine de dil darbeleri atmaya başlamıştı. Göt deliğine dilinin ucunu değdirdikçe annemin koca vücudunun titrediğini, sarsıldığını görüyordum. Annem ağzında Vakkas'ın yarağı, amında ve göt deliğinde Abuzer'in ağzı, ikisinin ortasında kalmıştı. Sarkan iri memeleri sallanıyordu durmadan. Bacaklarını sağa sola oynatmaya çalıştığını gördüm birkaç kez ama Abuzer o kadar iştahla amını emiyordu ki buna engel oluyordu. Ama sonra zorla da olsa bacaklarını iki yana ayırdı. Abuzer'in ağzı daha da gömüldü amına bu halde. Annemin ayaklarının ucuna basarak kendini kaldırmaya çalıştığını fark ettim. Bacaklarını sağa sola oynatıyordu, kalçaları ve götünün yağlı etleri kasılıyordu. Artık keyif aldığı çok belliydi. Ağzında ise başka bir durum vardı. Vakkas götünü ve belini ileri geri oynattıkça yarağını annemin ağzına sokup çıkartıyordu. Annem gözleri açık ve hiç kırpmadan yarağı ağzına alıyordu. Ellerini pis yatağın üzerine dayamış güç almaya çalışıyordu, zaman zaman başını geri atmaya çalışıyor ama Vakkas'ın saçlarındaki elleri nedeniyle bunu yapamıyordu. Bu iğrenç manzara bir süre sonra Abuzer'in kendini geri çekmesi ile sona erdi. Ağzı ve bıyıkları epey ıslanmıştı. Aynı şekilde annemin kıllı amı ve kasıkları da öyleydi. "Ben daha fazla duramayacam!" dedi Vakkas'a. Ama Vakkas, "Tut kendini, derdin ne, böyle hazine bulmuşuz hemen sikip gönderecek değiliz!" dedi yarağı annemin ağzında olduğu halde. Ancak Abuzer Vakkas'ın bu sözlerine, "Ben duramayacam gardaş!" diyerek karşılık verdi. Yarağı kocaman bir patlıcan gibi olmuştu yine. Kafasından zevk sıvıları akıyordu. Yarağının kafasını annemin göt yarığına ve kasıklarına sürttü bir süre ve ardından da bastırmaya başladı. Annem yerinde kıpırdanmaya çalışınca Abuzer belinden sıkıca kavradı. "Kıpraşma ulan orospu, senin de hoşuna gidecek!" diye bağırdı sinirle ve beline şiddetli bir yumruk indirdi. Annem ağzı Vakkas'ın yarağı ile dolu olduğundan ses edemedi ama çok canı yanmıştı. Kıvranmayı, debelenmeyi bıraktığında Abuzer'in kalın ve uzun yarağı amına girmeye başlamıştı. Az sonra taşaklarına kadar girmişti Abuzer'in yarağı. Yarağı ağzına almakta zorlanan annem amına hepsini almıştı...
Dolar Çok Yükselince Annem Yaraklara Geldi! (1)
Merhaba, adım Necmi. 27 yaşındayım. Mersin'de üvey annemle birlikte yaşıyorum. Babam ölünce oturduğumuz evle küçük bir bakkal dükkanı miras olarak kaldı. Ancak dükkan uzun zamandır kapalıydı. Babam son senelerinde yatalak olduğu için kapatmıştı bakkalı. Annem sürekli bakkalı yeniden açıp işletmeye devam etmemi, onun babamın emaneti olduğunu söyleyip durdu. Babamın çalıştırdığı zamanlarda bile doğru düzgün iş yapmayan dükkan için, "O bakkal bize ata baba yadigarıdır, nasıl kapatırız oğlum?" diyerek beni ikna etmeye çalıştı uzun zaman. Özel sektörde iyi kötü maaşlı bir işim ve sigortam olduğu halde annemin ısrarlarına dayanamayıp işimi bıraktım ve bakkalı yeniden açtım. Uzun zaman kapalı kaldığı için dükkan bakımsız kalmıştı. Hem içeriyi yenilemek hem de yeni mallar koymak gerekiyordu. Ama bunun için de para gerekliydi. Elimdekilerden hariç annemin iki bileziğini bozdurdum. Üzerine de bankadan kredi çekmek istedim, ama alamadım. O zaman bir arkadaşım vasıtası ile tanıştığım, Abuzer adında bir tefeciden borç para istedim. Abuzer'in gerçek işi araba galericiliğiydi. Parayı Türk Lirası istediğim halde Abuzer bana Dolar ile borç vereceğini söyledi. "Ben sadece Dolar'la para veririm, işine gelirse!" demişti. Anneme konuyu açtığımda, "Olsun oğlum, Lira olsun Dolar olsun önemli değil, yeter ki biz açalım orayı, Allah büyük, beraber çalışır öderiz!" deyince, ben de Abuzer'e gidip senet karşılığında parayı aldım. Dükkanın içini yeniledim, yeni mallar koydum. Annem de babamın zamanında olduğu gibi bana yardım ediyor, çalışıyordu. Satışlar ilk zamanlar idare ediyorsa da sonradan iyi gitmemeye başladı. Satışların çoğu veresiyeydi. Veresiye defteri iyice şişmişti ama tahsilat çok azdı. Aynı zamanda etrafımız ucuzluk marketleri ile dolmuştu ve insanlar oralardan parası yoksa bile kredi kartı ile alışveriş yapıyordu. Benim küçük bakkalıma uğrayan kalmamıştı. Abuzer'in ilk birkaç taksitini ödeyebilmiştim sadece. Satışların iyi gitmemesinin üzerine Dolar da çok yükselince iflahım kesilmişti. Eski Doğan marka arabamı sattım, ama o bile kurtarmadı beni. Annem de elinden geldiği kadar bana destek olmaya çalışıyordu, ama hiçbiri işe yaramıyordu. Borçları ödeyemez hale gelince Abuzer'in tehditleri başladı. Beni devamlı arayıp parasını istiyor, küfür ediyordu. Annem de bu durumdan korkuyordu doğal olarak. Annem onunla konuşarak anlaşmamı istiyordu. Ben de ona adamın anlaşmaya yanaşmadığını, parasını istediğini söylüyordum. Annem, "Beraber gidelim oğlum. Ben konuşur anlatırım derdimizi. Kadın olduğum için bana bir şey diyemez. Hem tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır. Ucunda ölüm yok ya!" diyordu sürekli. Ben de sonunda, "Tamam!" dedim ve bir akşamüstü beraber tefecinin yolunu tuttuk... Abuzer beni görünce, "Parayı mı getirdin?" dedi sert bir sesle. Benden önce annem atılıp, "Yok Abuzer Bey, konuşmaya geldik!" dedi. Bunun Abuzer için bir anlam ifade edeceğini sanmıştı annem, ama yanılıyordu. "Ne konuşacaksınız?" dedi masasından hiç kalkmadan. Annem gene benden önce davranıp, "Sen ayağına gelen misafire böyle mi davranıyon?" dediğinde ayağa kalktı. Parlak kumaşlı pantolonunu çekip kirli, sarı dişlerini göstererek güldü ve "Kim bu, anan mı?" diye sordu. "Evet!" dediğimde, annem, "Anasıyım, senle konuşmaya geldik!" dedi yine. "İyi iyi, şöyle geçin, konuşalım bakalım, ne konuşacaksak?" dedi ve eliyle arka taraftaki bir yeri gösterdi. Biz oraya geçerken galerinin cam kapısını kilitlediğini gördüm. Anneme uyup gelmekle hata ettiğimi o zaman anladım. "Anne gidelim, bu herifle konuşulmaz!" diye fısıldadım kulağına. Ama annem, "Ne diye gidelim oğlum, daha yeni geldik, dur hele!" dedi karşılık olarak. Annem konuşarak işi çözebileceğimizi sanıyordu halen. Abuzer'i yeterince tanımıyordu. Geçtiğimiz yer önden paravanla ayrılan oda gibi bir yerdi. Dışardan görünmüyordu burası. İçerde bizden başka Abuzer'in üç adamı daha vardı. Kalın bir sigarayı ortalarında dolaştırıyorlardı, içtiklerinin esrar olduğunu anladım. Üçü de tekin tipler değildi. Borç almaya geldiğim zaman da görmüştüm onları. Vakkas ve Halim'in hapisten yeni çıktığını, Remzi adındaki diğerinin de bir sürü suçtan sabıkalı olduğunu duymuştum. İçlerinde en büyük görüneni Vakkas'dı. Vakkas bana, "Hoş geldin gardaş!" derken diğer ikisinin gözü annemin üzerindeydi. Anneme yine, "Gidelim, başımıza iş açacaklar!" diye fısıldadım, ama annem, "Dur hele oğlum Allah Allah, konuşalım önce!" diyerek beni tersledi. Adamlardan o da çok rahatsız olmuştu, ama bir şey diyecek hali yoktu. Benden çok o gelmek istemişti. Abuzer yanımıza gelince annem hemen konuyu açtı. Abuzer alaycı bakışlarla bir bana bir anneme bakıp duruyor ama annemin konuşmasını hiç dinlemiyordu. Ancak annem konuşmasını bitirince, "Hanım bırak şimdi bu süslü lafları, ben paramı istiyorum!" diye sert bir karşılık verdi. Annem, "Yeniden düzenle borcumuzu, ödemeyecek değiliz, kaçmıyoruz. Ama Dolar çok yükseldi, belimizi büktü. Ödeyemiyoruz bu şekilde. Borçlarımızı Türk Lirasına çevir, öyle senet yap ödeyelim!" deyince, Abuzer, "Ben oğluna en başında sadece Dolar veririm dedim, sen de tamam demişsin, ben de verdim. Şimdi kalkmış benden Türk Lirasıyla senet istiyorsun, benim alnımda enayi mi yazıyor koca karı. Ben sadece Dolar'la para veririm, bunu bana gelen herkes de bilir. Hem ben banka mıyım yeniden düzenleme yapayım. Ben yeni senet falan yapmam, ya borçlarınızı getirirsiniz yada senetleri işleme koyarım, neyiniz var neyiniz yok elinizden alırım!" dedi karşılık olarak. İçerdeki ortam gittikçe elektriklenmeye başlamıştı. Abuzer bana, "Sen adam değil misin lan ananı da alıp gelmişsin buraya pezevenk!" deyince, "Düzgün konuş!" dedim öfkeyle. Ancak Abuzer düzgün konuşacak bir tip değildi. Annem de, "Abuzer Bey sen nasıl konuşuyorsun?" deyince, Abuzer, "Senden mi öğrenecem ben nasıl konuşacağımı?" dedi yanıt olarak. Sonra da, "Bu parayı sike sike ödeyeceksiniz!" deyince, annem, "Sen nasıl konuşuyon?" dedi bağırarak. Abuzer karşısında kadın olmuş, erkek olmuş fark etmeksizin konuşan biriydi. Annemin bağırmasına karşılık, "Bana bak koca karı, ya parayı ödersiniz yada ben başka türlü almasını bilirim!" dedi sertçe. Abuzer'in bu sözleri üzerine annem, "Sen tefecilik yapıyorsun, seni polise söyliycem!" dediğinde kıyamet koptu. Abuzer anneme küfretmeye başladı. Bunun üzerine Abuzer'in üzerine yürüdüm ama araya adamları girdi. O kadar öfkelenmiştim ki orada bizden hariç üç kişi olduğunu unutmuştum. Abuzer'in adamları beni tutarak vurmaya başladılar. Üç kişi oldukları için gücüm yetmiyordu. Abuzer de annemi kolundan ve ağzından tutmuş bağırmasını hareket etmesini önlüyordu. Annem elinde kuş gibi çırpınıyordu. Beni epey hırpaladılar. Ağzım yüzüm kan içinde kalmıştı. Abuzer, "Sen laftan anlamıyorsun, sana bir ders verelim de aklın başına gelsin!" dedi anneme. Arkasında kalan bir kapıyı açarak annemi içeri sürüklerken adamları da beni tutup oraya götürdüler. Burası penceresi olmayan dikdörtgen şeklinde bir odaydı. Uzun duvarlardan birinin önünde metal bir karyola vardı. Odanın duvarlarına arabesk şarkıcıları ile pørnø dergilerden kesilmiş sayfalar yapıştırılmıştı bir sürü. Üzerine gazete kağıdı serilmiş küçük bir masa ile önündeki sandalyeden hariç başka da eşya yoktu. İçerinin bu görüntüsü başımıza gelecekler konusunda beni fena korkuttu. Annem duvardaki pørnø resimlere bakmamak için gözlerini kaçırarak, "Allah belanı versin hayvan herif, bırak beni, bırak kolumu, bırakın bizi, oğlumu bırakın!" diye feryat etmeye başladı. Ama kolunu sıkıca tutmuştu Abuzer ve annemin gücü ona yetmiyordu. Ancak boştaki sol eliyle Abuzer'in suratına tokat atmaya muvaffak oldu. Ama bunun karşılığı suratına yediği tokatla yumruk arası bir darbe oldu. Annem sarsılmıştı, Abuzer iri yarı güçlü bir adamdı ve kodumu oturtan tipteydi. Adamlarına, "Bağlayın şunu!" dedi sandalyeyi göstererek. Adamları masanın önündeki metal kahvehane sandalyesine oturttular zorla ve nerden bulduklarını bilmediğim bir (plastik kablo bağlayıcı) Cırt kelepçe ile ellerimi arkadan bağladılar. Ayaklarımı da aynı şekilde Cırt kelepçelerle sandalyenin ayaklarına bağladıktan sonra ağzımı da koli bandı ile bantladılar. Abuzer bunlar olurken annemi tutmaya devam ediyordu. Annem sürekli kurtulmak için çırpınıyor, ağlıyordu. Bense olacakları tahmin ediyordum. Öfke ve utançla başımı eğdim. Abuzer'in gözümün önünde annemi sikeceğini anlamıştım. Abuzer başıyla işaret yapınca Vakkas belinden bir silah çıkarıp başıma dayadı. Silahı gören annem kireç gibi oldu. Abuzer'in elinden kurtulup bana sarıldı sıkıca ve "Yapmayın, vurmayın oğlumu!" diye bağırdı. Abuzer, "Bak hanım, oğlunun ölmesini istemiyorsan dediğimi yapacaksın!" dedi öfkeyle ve yeniden annemi kolundan tutup kendine çekti. Annem korkudan hıçkırarak ağlıyordu. Abuzer sözlerini tekrarlayınca, annem, "Tamam yapıcam, ne olur yapıcam, bırakın oğlumu, bırakın!" dedi gözyaşları arasında. Abuzer bunun üzerine Vakkas'a tekrar işaret yaptı ve o da silahı başımdan çekti. Abuzer anneme, "Bu akşam bizi memnun edeceksin, yoksa oğlunu öldürürüz!" dediğinde, annem, "Ne demek istiyorsun?" dedi titreyen sesiyle. Abuzer, "Bu akşam seni sikeceez, itiraz edersen oğlun ölür!" dediğindeyse annem önce şoka uğradı, sonra da suratına vurmaya çalıştı, ama Halim ve Remzi engel olup annemin kollarını tuttular. Abuzer, "Karar senin!" dedi sakin bir sesle. Bu arada ben de sandalyede kıpırdanıp kurtulmaya çalışınca Vakkas tekrar başıma silah dayadı. Annem silahı görünce, "Tamam, yapıcam, bırakın oğlumu, yapıcam!" dedi korkuyla. Salya sümük ağlamaya devam ediyordu. Dudakları istemsizce titriyordu. Şimdi annem dört adamın ortasında çaresiz kalmıştı. Ben elim kolum ve hatta ağzım bağlı halde karşısında hiçbir şey yapamadan oturuyordum sandalyede. Abuzer sırıtıp, "Ha şöyle yola gel!" dedi, kirli ve sarı dişlerini göstere göstere gülerken. Ardından Halim ve Remzi'ye, "Siz çıkın!" dedi, ikisi de sırıta sırıta çıkarken başıma silah dayayan Vakkas kaldı içerde. Adamlar çıkıp kapıyı kapatınca Abuzer soyunmaya başladı. Az sonra üzerinde sadece siyah çorapları ile kalmıştı. Yarağı inik halde bile kasıklarından aşağı sarkıyordu. Annem başını öte tarafa çevirmişti, ağlamasına devam ediyordu. Abuzer yarağını bana doğru sallayıp, "Bununla sikecem ananı, amına koduğumun çocuğu, benim paramı vermemek neymiş görürsün!" dedi. Sonra da anneme, "Hadi yala!" diye bağırdı. Annem hareketsiz kalınca, "Yala ulan orospu!" diye daha yüksek sesle bağırdı bu sefer. Elinde silah olan Vakkas da annemi omuzlarından tutup zorla diz çöktürdü Abuzer'in önünde. Abuzer'in elinde tespih gibi salladığı yarağı şimdi tam karşısındaydı. Annem, Remziye adında, 50 yaşında, kapalı, tesettürlü ve namazında niyazında bir kadındır. Beni kendisinin doğurmadığını, çocuğu olmadığı için babamın yeniden evlendiğini, öz annemin babamın ikinci karısı olduğunu, beni doğururken de öldüğünü biliyordum. Yani gerçekte üvey annemdi, beni doğurmamıştı, sütünü emmemiştim. Ama buna rağmen aramızda özlük üveylik gibi bir durum çok nadir olmuştu. Geçmişte birkaç defa beni çok sinirlendirdiği zamanlarda öz değil üvey annem olduğunu söylemiştim yüzüne. O zaman da, "Doğru söylüyorsun, seni ben doğurmadım!" diyerek başını eğmişti. Onu değil başı açık, üstelik Mersin gibi bir yerde kısa kollu giyerken bile görmemiştim. Beyaz tenli, uzun yüzlü, hafif kilolu bir kadındı. Boyu 1.72 idi. Dışarı çıkarken her zaman üzerinde manto veya pardesü olurdu. Başı hep bağlıydı. Bugün de öyleydi. Üzerinde kolları lastikli ve ayaklarına kadar inen, fermuarlı lacivert renkli bol bir pardesü, başında da omuzlarını ve göğsünü örten siyah beyaz puantiyeli türbanı vardı. Ayakları 40 numaraydı ve eskimiş siyah kolej ayakkabılarını giymişti yine. Karşısındaki Abuzer ise 45 yaşında, esmer, uzun boylu ve iri yarı, oldukça kıllı pos bıyıklı bir adamdı. 3 karısı ve 14 çocuğu olduğunu ondan para almaya geldiğimde söylemişti, övünerek anlatmıştı bunu. Annem şimdi Abuzer'in önünde diz çökmüş durumdaydı, başı eğik halde ağlıyordu. Buraya gelmekle büyük hata etmiştik. Annem sözlerimi dinlememişti hiç. Şimdi içinde olduğumuz durumdan benim kadar o da suçluydu. Üstelik beni bakkalı açmaya ikna eden, Abuzer'den Dolarla borç almama sebep olan da oydu. Annemin suçları belki benimkinden de fazlaydı. Abuzer yarağını sallamaya devam ediyordu. Bu haliyle uzun ve kalın bir sosise benzeyen yarağını annemin tam ağzının önünde sallarken, "Yalasana lan amcık!" dedi sırıtarak. Bu sırada bana da bakıp gülüyordu. Annem başı öne eğik halde, "Oğlumu çıkarın dışarı, onun önünde yapmayın bari kitapsız herifler!" dedi ağlamalarının arasında. Ancak Abuzer annemin çenesini kavrayıp başını kaldırdı ve zorla bana baktırdı. Annemin gözleri ağlamaktan şişmişti, "Oğlun da görecek, benim paramı vermemek neymiş görsün!" dedi öfkeyle. Annem utançla gözlerini kaçırıyordu bu sırada. Bana bakmamak için direniyordu. Abuzer tekrar, "Yala!" diye bağırdı. Bir müddet tedirgin duran annem daha sonra Abuzer'in yarağını ağzına aldı. Önce ne yapacağını bilmiyormuş gibi durdu ama sonra sağ eliyle yarağını tutup kafasını da pipetten su içiyormuş gibi çekmeye, emmeye başladı. Abuzer annemin başını türbanı üzerinden okşayıp, "Ohhh, çok güzel, yala benim orospum, yala sürtük!" demeye başladı bu anda. Çaresiz bir halde karşımda yaşananları görmemek için başımı eğip gözümü kapadım, ama kafama silahın kabzası ile sert bir darbe yedim. O ana kadar sessiz duran Vakkas, "Bak da gör orospu çocuğu, anan nasıl sakso çekiyor izle!" dedi kahkahayla. Ardından da, "Eğer izlemezsen anan gibi seni de sikeriz, sana etek giydirir kadın yaparız, orospu yaparız, anladın mı orospu çocuğu?" dedi. "Biz adamı madam yaparız ulan!" diye adeta kükredi Abuzer bana bakarak. Bu anda annem de ağzındaki yarağı çıkarttı, korku ve utançla kısa bir süre baktı bana. Annemin yarağını ağzından çıkartması Abuzer'in hoşuna gitmedi. Çenesini sıkıp, "Sen devam sürtük!" dedi öfkeyle. Annem ses çıkartmadan kaldığı yerden devam ederken Abuzer de başını iki eliyle üstten sıkıca tutmuştu. İlk başta inik olan yarağı annemin emmeleri ile kalkmaya başlamıştı. Annem şimdi başını ileri geri oynatarak yarağını emerken sağ eliyle de sıvazlıyordu. Gözleri kapalı halde dizlerinin üzerinde ileri geri sallanıyordu ara sıra. Abuzer'in yarağı kısa süre içinde bir roket gibi havaya dikilmiş ve annemin ağzını doldurmaya başlamıştı. Yarağının kafasının annemin ince beyaz yanaklarında yaptığı şişkinliği görüyordum. Annem yine gözleri kapalı, bazen sağ bazen de sol eliyle yarağını sıvazlıyor ileri geri oynattığı başı ile ağzına almaya devam ediyordu. Ara sıra gözlerini açıp ağzına gelen sıvıları parmağının ucu ile temizliyordu. Sonra da kaldığı yerden devam ediyordu. Abuzer'in yarağından akan zevk sıvılarıydı bunlar. Yüreğim çaresizce güm güm diye atıyor, karşımda yaşananları bir sinema filmi izler gibi izliyordum. Abuzer annemin başını sıkıca tutmuş şimdi kendisi yarağını ağzında ileri geri oynatıyordu. Annemin gözlerinden akan yaşlara dudaklarından ve çenesinden akan salyalar, tükürükler karışıyordu. Öğürür gibi sesler çıkartıyordu. Bu ara annem başını öbür tarafa çevirmek istediğinde Abuzer yarağı ağzında olduğu halde annemin başını tutup bana çevirdi. O an annemle göz göze geldik. Annemin yaşadığı utancı hiçbir kelime anlatamazdı. Benim de ondan aşağı kalır yanım yoktu. Abuzer hem bana hem anneme ağır küfürler edip durdu bu anlarda. Abuzer dizlerini biraz öne kırmış ve eğilmişti. Annemin başını benden yana çevirmiş sıkı sıkı tutuyor, onun hareket etmesine engel oluyordu. Annem boştaki ellerini havada sallıyor, zaman zaman Abuzer'in kalçalarını tutuyor ama çoğunlukla kendini kaybetmiş şekilde oraya buraya oynatıyordu. Abuzer annemi ağzından sikiyordu. Ona sakso çektirmiyor, ağzından sikiyordu resmen. Yarağı artık kocaman kalın bir patlıcana dönüşmüştü ve annemin boğazına kadar girip çıkıyordu. Annem gözlerini benden kaçırmaya çalışsa da içinde olduğu durumda bunu yapamıyordu. Ben de Vakkas'ın kafama dayadığı silah nedeniyle ne başımı eğebiliyordum ne de gözümü kapatabiliyordum. Karşıma, anneme bakmaktan başka çarem yoktu. Vakkas da benim gibi olan biteni izlerken fermuarını açıp dışarı çıkardığı yarağını okşamaya başlamıştı. Sağ eliyle silahı tutarken sol eli> yarağındaydı. Kara kuru, ince uzun bir adam olan Vakkas'ın yarağı da uzun kara bir patlıcan gibiydi. Bir bana bir anneme bakıyor ve pis pis sırıtıyordu. Zaman ilerledikçe Abuzer'in yarağı annemin ağzına ancak yarısına kadar girer olmuştu. Annemin ağzı daha fazla açılmıyordu. Gözyaşları, tükürükler, salya ve sümük hepsi birbirine karışmıştı. Abuzer adeta bir kadını domaltmış sikiyormuş gibi sikiyordu annemin ağzını. Kasıkları annemin ağzına şiddetle vuruyordu. Şişmiş ve küçük birer topa dönüşmüş taşakları sallanıyor, annemin çenesine çarpıyordu ara ara. Abuzer'den böğürtüler, homurtular ve inlemeler gelmeye başladığında hareketleri de çoğalmış, hızlanmıştı. Annem artık nefes almakta bile zorluk çekiyordu. Abuzer'in zorla benden yana çevirdiği uzun beyaz yüzü kıpkırmızı olmuştu. Derken odanın içi Abuzer'in ayı gibi çıkardığı seslerle çınlamaya başladı. Annemin ağzındaki yarağından akan koyu beyaz dölleri gördüm. Annemin ağzından çenesine, türbanına ve pardesüsüne akıyordu döller. Abuzer annemin ağzına boşalmıştı. Boşalırken de ileri geri hareketlerle yarağını annemin ağzına sokup çıkartmaya devam etti. Sonunda durduğunda çıkardı yarağı ağzından. Annem başını öbür tarafa çevirdi, ellerini ağzına götürüp öğürmeye başladı. Vücudu sarsılıyordu. Bu sırada Vakkas kirli bir el havlusunu anneme uzattı. Annem havada kaptığı havlu ile ağzını kapattı. Uzun uzun öğürmeye devam ederken kusacağını sandım ama aksine kusmadı. Abuzer'in ağzına akıttığı döllerini yutmuştu. Kendine geldiğinde havlu ile yüzünü gözünü de sildi. Ağlaması kesilmişti. Dizlerinin üzerindeydi halen. Bana hiç bakmıyordu. Abuzer Vakkas'a, "Hadi aslanım, geç bakalım sıra sende!" dedi sırıta sırıta. Sonra da, "Bu karı yanıyor ha, manyak yanıyor hem de. Karı milletinden iyi anlarım ben, acayip yanıyor. Görüntüsüne bakma. Yanmayan karı döl yutmaz Vakkas, yanmayan karı döl yutmaz, bu orospu hepsini yuttu!" dedi gülerek. Sonra da suratıma bir tokat atıp, "Senin anan yanıyor lan orospu çocuğu, baban hiç sikmemiş mi bu garibi?" dedi kahkaha atarak. Babam öldüğünde 70 yaşındaydı, annemle aralarında 20 yaş fark vardı, son birkaç senesinde de yatalaktı. Doğal olarak annem uzun yıllardır cinsel ilişkiye girmemişti. Bir kadın olarak onun da cinsel ihtiyaçları vardı elbette, ama bunun Abuzer tarafından böyle dile getirilmesi kanıma dokundu. Annem için, "Yanıyor bu kadın!" demesi beni çok sinirlendirdi. Hatta annemi sikecek olmasından bile çok. Ama sinirlensem de yapabileceğim hiçbir şey yoktu. Derken Vakkas elindeki silahı Abuzer'e uzattı ve soyunup annemin önüne geçti. Çoktan kalkıp sertleşen yarağını tutarak, "Hadi bakalım, sıra bende!" dedi sırıtarak. Annem fısıltılı bir sesle, "Çocuğu çıkarın dışarı, Allah aşkına çıkarın!" dediğinde, Abuzer, "Çıkmayacak ulan!" dedi sinirle. Sonra da annemin kafasına tokat attı. Annem sesini çıkartmadı bu tokattan sonra. Gözlerinden akan birkaç damla yaşı sildi. Başını kaldırıp, "Dizlerim ağrıdı, şu yastığı verin bari!" dedi Vakkas'a. Vakkas yatağın üzerindeki kirli yastığı alıp uzattı anneme. Annem bunu dizlerinin altına koydu. Şimdi Vakkas'ın yarağını ağzına alacaktı...
Hem Laptopa Hemde Yengeme Format Attım!
Selam arkadaşlar. Ben 27 yaşında, atletik yapıda, seks düşkünü bir gencim. Yengemle hikayem bundan altı ay önce başladı. Küçük yaşlardan bu yana tek başıma yaşıyorum. Akrabalarımla fazla diyaloğum olmaz, fakat dayımı çok severdim. Dayım sakin kendi halinde birisi. Dayımın bir de karısı var ki, sormayın! Kapalı, ama taş gibi bir hatun, çok ateşli birisi, çook! Küçüklükten beri yengeme hastaydım açıkcası. Yengemin argo konuşmaları ve giydiği taytlar beni delirtiyordu. Yusyvularlak kalçası ve dipdiri göğüsleri ile seks tanrıçası gibi bir kadındı yengem. Ama aynı semtte oturmamıza rağmen yengemi senelerdir görmüyordum. Dayım vardiyalı çalışıyor. O gün de işe öğleden sonra gidecekmiş, öğleye doğru beni çağırdı, internetle ilgili bir konu için, Laptopunda sorun varmış. Bu işlerden anladığımı bildiği için benim ilgilenmemi rica etti. Gittiğimde evde dayım ve yengem vardı. Yengem, üzerinde uzun bir etek ve dar badisiyle adeta çıldırtmıştı beni. Yengem çay yapmak için mutfağa gittiğinde, dayıma sorunun ne olduğunu sordum. Dayım da, "Virus var galiba, ağzımın tadıyla bir internete giremiyorum, birsürü Pop-Up çıkıyor, acayip siteler açılıyor!" dedi. Laptopu açtım, bir göz attım, yüzlerce pørnø sitesine girilmiş, haliyle bilgisayara tecavüz etmiş virus doluydu. Format atılması gerektiğini ve birkaç saat süreceğini söyledim. Dayım da birazdan işe gideceğini ve benim kalıp bu işi halletmemi istedi. Dayım çayını içtikten sonra evden çıktı. Evde yengemle başbaşaydık. Ben bilgisayarı formatlarken yengem tatlı ve kola getirmişti. Bana, uzun süredir görüşmediğimizi, nasıl olduğumu, nişanlımla aramın nasıl olduğunu falan sordu. Havadan sudan şeylerden konuşuyorduk, sohbete dalmıştık anlayacağınız. Yengim karşımda oturmuş bacak bacak uzerine atmış sigara içiyordu. Eteği dizine kadar sıyrılmıştı. Ben göz ucuyla yengemin bacaklarını seyrediyordum. Uzun zamandır seks hayatım da sıfırdı, onun da etkisiyle çadırı kurmuştum. Yengem de kaçamak bakışlarla önüme bakmaya başladı. Gülümsüyordu. Bilgisayarın neyi olduğunu sordu bana. Ben de, "Sitelerden virus kapmış yenge!" dedim. Yengem hınzır bir gülüşle, "Nasıl sitelerden kapmış Hakan?" dedi. Ben ilk başta söylemek istemedim, ama yengem ısrar edince, "Pørnø sitelerinden yenge!" demek zorunda kaldım. Yengem suratını ekşiterek, "Yaaa? Dayın demek bütün gününü pørnø sitelerde geçiriyor! Ben yetmiyorum sanki!" dedi. Ben de, "Olur mu yenge, yetiyorsundur, ama erkekler bazen değişik fanteziler isterler, dayım da pørnø izlemeyi seviyor herhalde?" dedim :) Yengem hiç beklemediğim bir soru sordu bana, "Peki sen de pørnø izliyor musun? Senin de fantazilerin var mı?" dedi. Ben utana sıkıla, "Evet, ben de çok izlerim yenge!" dedim. Bu arada sohbet iyice erotikleşiyordu. Makinanın kurulumu da bitmişti. "Format tamamlandı yenge, herşeyi ayarladım. Ben artık gideyim!" dedim ve izin istedim. Fakat yengem, "Dur Hakancığım, şu sitelere girmeyi bana da öğret, belki ben de arada sırada pørnø izlerim!" dedi. Ben heycanlanmaya başlamıştım. Yengem yerinden kalktı ve yanıma oturdu. Nefesini hissedebiliyordum. Ben hemen bir pørnø paylaşım sitesi açtım ve nasıl kullanması gerektiğini göstermeye başladım. Yengemi azdırmak için de, "İstersen birini açayım, izleyelim yenge?" dedim. Yengem bana şöyle bir manalı manalı baktıktan sonra, "Aççç!" dedi. Laptopu halının üzerine koydum ve biz de halının üzerine oturduk. Yengemi önüme aldım ve bende hemen arkasına geçtim, bacaklarımı açtım, yengem de hafiften göğüslerime yaslanmıştı. Hemen bir tane Türk amatör seks filmi buldum. Türbanlı bir kadınla adam sikişiyorlardı. Yengem görünce, "Vaay, süpermiş! Demek dayın bunları izleyip, gece beni öyle sikiyor!" demez mi! Ben iyice azmıştım, filmi izlerken elimi yengemin bacaklarına koydum ve hafiften yoklama çekerek okşamaya başladım. Yengem de kendini iyice bana bastırmaya başladı. Filmde Türbanlı kadın adamın önünde domalmış, adam da arkasından amına geçirmişti. İzlerken yengemim nefes alış verişleri de artmaya başlamıştı. Ben yengemin bacaklarını okşamaya devam ediyordum. Yengemin eteğini yukarı kaldırdım, baldırları müthişti. Külotluçorabının üzerinden baldırlarını okşamaya başladım. Yengem gözlerini kapamış, filmi bile izlemiyordu. Kulağına eğildim ve "Aslında sana da bir format atmak lazım yenge!" dedim. Ve bunu söylerken kulak memelerini yalamaya başlamıştım bile çoktan. Yengemin boynunu yalayıp öpmeye başladığımda ise, artık yengem kendisini tamamen bana bırakmış, sexy bir ses tonuyla, "Beni bu filmdeki gibi sik Hakan!" diye bana kendini sunmuştu... Yengemin göğüslerini buluzunun üzerinden ellemeye başlamıştım. Uçları fındık büyüklüğüne gelmişti ve inanılmaz dikti. Sonra yengemi omuzlarından tutup yavaşça halının üzerine yatırdım. Yengem gözlerini kapamış, "Hadi erkeğim, sik yengeni!" diye inliyordu. "Sikecem yenge, fakat önce sevişelim!" dedim ve dudaklarına yapıştım hemen. Yengem dudaklarımı inanılmaz sömürüyordu, sanki yıllarca yarrak yememiş gibiydi. Dudaklarını bıraktım ve okşayarak en alta ayaklarına kadar geldim. Ayak parmaklarını yalamaya başladım. Bu yengemin ilk kez başına geliyordu galiba, şaşırmıştı, ama hoşuna da gitmişti. Ayak başparmağını ağzıma aldım ve somuruyordum adeta. Yengem resmen inliyordu ve "Hadi, heryerimi yala Hakan!" diyordu. Biraz sonra yalayarak bacaklarına ve oradan da şeftalisine gelmiştim. Tanga vardı altında. Tangasının kenarından kasıklarını yalamaya başladım. Yengem adeta çıldırmıştı, "Dilini sok içime erkeğim, yala orospu yengenin amını!" diye inlemeye başladı. Bu inlemeler beni iyice ateşlemişti, hemen tangasını yana sıyırdım ve amına dilimi sokmaya başladım. Dilim yengemin amına değdikce yarrağım taş gibi olmuştu ve yengem de kendinden geçmişti adeta. Ben ani bir hareketle alta geçtim ve yengemi de üstüme ters çekip 69 pozisyonuna geçtik. Şimdi birbirimizi yalıyorduk. Yengem sikimin ucuna öpücükler konduruyor ve sikimin başını büyük bir iştahla somuruyordu. Okadar karıya kıza sakso çektirmişimdir, ama bu kadar zevk aldığımı hiç hatırlamam. Karşılıklı emmelerimiz ikimizi de adeta uçurmaya başlamıştı. Ben artık fazla dayanamıyordum, yengeme boşalmak üzere olduğumu söyledim. Yengem ise ise kendinden geçmiş bir şekilde, "Ağzıma boşal aşkımmm, dölle yengeni!" diye beni iyice azdırıyordu. Ben çok geçmeden yengemin ağzına boşalmaya başladım. İnanılmaz bir zevkti bu, hayallerimin kadınına sakso çektirmiş ve ağzına boşalmıştım. Yengemin de çok hoşuna gitmişti, hepsini yuttu. Yengem kendinden geçmiş, adeta azgın bir fahişe gibi davranıyordu. Yengem inmiş sikimi ağzından çıkarmadan emmeye ve taşaklarımı avuçlamaya devam etti ve sikimi tekrar kaldırana kadar da bırakmadı. Artık yengemin amını sikmeliydim. Yengeme, "Şimdi amına format atmaya başlayalım yenge!" dedim. Yengem de onay verip, "Hadi formatla aşkım, dayını seninle boynuzlayacağım, her gün siktirecem kendimi sana aşkım!" diyordu. Bu sırada yarrağım kemik gibi olmuştu. Yengemi köpek pozisyonuna getirip yarrağımın kafasını amına dayamıştım bile çoktan. İlk önce başını geçirdim amına. Yengem derin bir, "Ohhhh!" çektikten sonra başını sokup çıkarmaya başladım. Yengem adeta yalvarıyordu, "Hepsini sok erkeğim, sik dayının karısını, kökle hepsini!" gibi sözlerle beni iyice azdırıyordu. Ve birden hepsini kökledim. Ben ileri geri yengemin amına vurdukça taşaklarım çarparak 'şılak şılak' sesler çıkarıyordu. Bu sesler beni iyice bitirmişti. Kan ter içinde kalmıştım. Uzun gir çıkların ardından yengemin amcığına volkan gibi boşaldım ve üzerine uzanıp bir müddet öyle kaldım... Birer sigara yakıp, dinlenmeye başladık. Ben yengemin memeleriyle ilgilenirken, yengem de sikimi sıvazlayıp iyice forma soktu gene. Bu sefer yengemi götünden sikmeliydim. Parmaklarımı arka deliğine sokmaya başlayınca, yengem, "Olmaz, ordan dayına bile siktirmiyorum!" dedi. Benim moralim bozulmuştu. Bunu anlamış olacak ki, götünü bana döndü ve "Al aşkım, götümün bekaretini ilk sen al!" dedi. Ben mutluluktan havalara uçmuştum. "Alacacağım aşkım, unutamıyacaksın, hep götünü siktirceksin bana!" diye iyice havaya soktum yengemi. Yengem de, "Sik aşkım, senin orospunum ben, sik beni, inlet, içime bosalt döllerini erkeğim!" dedi ve önümde domaldı. Hemen işe koyuldum ve sikimin kafasını tükürükledikten sonra yengemin götüne ilk hamleyi yaptım. Kafası girmişti, ama fazla zorlamıyordum, yavaş yavaş sokmam gerekti, yengemi ürkütmeden. Kafası girince biraz acımıştı ve "Yandım!" dedi. "Alışacak yenge, sabret!" dedim ve sikimin kafasıyla yavaş yavaş gidip gelmeye başladım. Henüz kafasını sokabilmiştim. Sonra biraz daha bastırdım, yengem altımda inliyordu, "Çok acıyor, çıkar lütfen, dayanamıyacam!" diyordu. "Sabret yenge, az kaldı!" diye teselli veriyordum. Biraz gitgelden sonra ani bir hareketle hepsini kökledim. Yengem inanılmaz bir çığlık atmıştı. Ağzını elimle kapattım ve götünü sikmeye devam ettim. Yengemin gözlerinden yaşlar geliyordu. Fakat tempom arttıkça, acı yerini zevke bırakmış olmalı ki, "Oohh sik aşkım, parçala götümü!" demeye başladı. Ben iyice kendimden geçmiştim, deli gibi yengemin götünü sikiyordum. Artık patlamak üzereydim, "Yenge boşalmak üzereyim!" dedim. "Boşal aşkım, götümü dölle, içime akıt hepsini!" der demez, ben müthiş bir patlamayla üzerine yıkıldım. Uzun süre götünden çıkmadım. Yengemin müthiş bir götü vardı, alev gibi yanıyordu, tenini ateş basmıştı adeta. Böyle bir kadın hayatımda görmedim, tam bir seks manyağıydı. Uzun süre yerde yattıktan sonra, birer sigara daha içip, hemen üzerlerimizi giydik. Yengemin dudaklarından öpüp teşekkür ettikten sonra evden ayrıldım. Tabi yengemle sikişmelerimiz halen devam ediyor. Artık yengemin ikinci kocası benim. Yengem sık sık bilgisayarı bozuyor artık ve ben de yengeme format atmaya gidiyorum! :)