martin eden
hiç bir halt olamayacağımı düşündüğüm günlerde bana şevk veren sonra da üzen eşsiz okunması en güzel eserlerden.. Google’dan kolayca öğrenebileceğimiz bir bilgi: Jack London tarafından 1909 yılında bir nevi otobiyografi olarak yazılmıştır. kendi hayatından izleri barındırır imiş. jack London’ın hayatını henüz araştırmadım. Martin bir denizcidir. küçüklüğünden beri çalıştığı için kaslı iri yarı bir çocuktur. çocuk diyorum çünkü henüz 20 li yaşlarındadır. denizci olmasından dolayı birçok yer gezmiş bir çok şey görmüştür. bu yönüyle bile beni kendisine bağlıyor. ben de küçüklüğümden beri çalışırım fakat bana kattığı tek şey insanların ne kadar iğrenç varlıklar olduğunu gösterdi. tabi bir meslek edinmişte oldum neyse konu bu değil. martin bir gün birini kavgadan kurtararak bambaşka bir dünyayla tanışır. kendi sınıfından üstün insanlarla; bana göre beş para etmez burjuvalar tabi. martin orada sevgili ruth’u görür ve onun eşsiz biri olduğunu düşünerekten ona aşık olur ve onun yanında kendini başka bir statü de konumlandırma gereksinimi duyar. Martin artık ona, Ruth'a uyuşan bir insan olmalıdır. Çok çalışır çabalar. Günlerce en zor şartlarda okumaya kendimi geliştirmeye devam eder. Keşke Martin gibi olsam. Bu kadar tutkulu olabilsem ama sonucunda bana ne verecekler? Uğrunda savaşabileceğim Ruth yok. Sadece yüksek lisans tezini kabul ettirmek için yemek hazırlayabileceğim akademisyen üyeleri var. Ve ben onlar için bir şey yapmak istemiyorum...










