seen from France
seen from Albania
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia
seen from South Korea
seen from United Kingdom

seen from United States

seen from United Kingdom

seen from United States
seen from China

seen from Germany

seen from Switzerland
seen from United States

seen from Vietnam

seen from France
seen from United States

seen from Switzerland
Anacığımı kasım ayında yanımıza getiriyoruz. Mayıs ayının sonuna kadar bizimle kalıyor. Biz Bursa'da yaşıyoruz, o ise Kilis'in Musabeyli ilçesinde yaşıyor. Ne kadar "Bizimle kal." desek de kalmak istemiyor. Mayıs ayı gelir gelmez, "Beni köyüme götürün." diyor. Biz de götürüyoruz. Yürüyemiyor.
Köyde bir bacım var. Onun da %90 engelli, 15 yaşında bir evladı var. Şu an bacımın tansiyonu 20'ye 10 çıkmış. O hâliyle bile anamla ilgilenmeye çalışıyor. "Sen önce kendi derdine bak, bacım." dedim.
Anamla ilgilenecek birilerini bulacağım dedim. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yetkililerini aradım, durumu anlattım.
Dün, yani yaklaşık 16 saat önce anam aradı. İki kız gelmiş eve. Anama, "Bundan sonra sen bize emanetsin." demişler. Anacığımı güzelce yıkamışlar, evini temizlemişler, bir de bamya yemeği yapıp yedirmişler.
"Gülbeyaz teyze, bu bizim numaramız. Saat kaç olursa olsun, önce bizi ara." demişler.
Kimse yanlış anlamasın. Başta ben olmak üzere anamın bütün evlatları ona bakar, onu kimseye muhtaç etmeyiz. Ama bütün evlatları gurbette. O da illa "Köyüm." dediği için meselenin aslı bu.
Gelelim gecenin saat 03.33'ü gösterirken ben bu yazıyı neden yazdığıma...
Yedi evladı olan bir anaya iki tane hemşire gönderip o anayı banyoda yıkayan, ona yemek yapan, evini temizleyen ve "Bundan sonra ilk bizi ara." diyen sistemin baş mimarı Recep Tayyip Erdoğan'a nankörlük edenleri Yüce Rabbime havale ediyorum.
24 senedir zerre miskal menfaat peşinde olmadan ölümüne savunduğum bu adam, dün anama bakıcı yolladı.
Sadece bana mı yolladı? Asla.
Bu hizmet, ihtiyaç duyan herkese sunuluyor. En koyu Erdoğan karşıtları bile başvurup bu hizmetten faydalanabilir.
Sizlerden tek bir ricam var: Erdoğan'ı eleştirmeden önce ülkenin son 30 yılını araştırın.
Kumandan
@KumandanRte
Alıntıdır
·
Devlet 19 oldu
Devlet nedir ? Hükümet ne ?
Ezildikçe ...
İbn Haldun (1332–1406) “Tarihi anlamak, insanı anlamaktır.”
• Kalbe: “Toplum, insanın aynasıdır.” İbn Haldun, bireyin ruhunu toplumun yapısında aradı. Onun kalbi, insanın doğasına dair derin bir sezgiyle doluydu.
• Gönülle: “Devlet, adaletle yaşar; zulümle yıkılır.” Mukaddime’sinde devletlerin doğuşunu, yükselişini ve çöküşünü analiz etti. Gönül gözüyle bakıldığında, onun ilmi bir uyarı ve rehberdir.
• Akla: “İnsan, medeniyetle gelişir; yalnızlıkla çözülür.” Sosyolojiyi kurdu, tarih yazımına bilimsel yöntem getirdi. Bedevi ve Hadari toplum ayrımıyla sosyal değişimi açıkladı.
• Bilime: Mukaddime adlı eseri, tarih, sosyoloji, ekonomi, siyaset bilimi ve psikoloji alanlarında çığır açtı. Tarihsel olayları neden-sonuç ilişkisiyle ele aldı; gözlem, deneyim ve akıl yürütmeyi birleştirdi. Toynbee onun için şöyle dedi: “Herhangi bir zamanda, herhangi bir ülkede, herhangi bir zihin tarafından yaratılmış en büyük tarih felsefesinin sahibi.”
• Bilgiye: İbn Haldun’un mirası bize şunu öğretir: Gerçek bilgi, insanı ve toplumu birlikte anlamaktır. Onun kalemi, sadece yazmadı; çağları birbirine bağladı.
🎯 İktidar Olmak Devlet Oldum Demek Değildir 🎯
Devlet toplumun tümünün ortak aklıdır. İktidar ise bir siyasi ideolojinin çoğunluğu ele geçirerek yürütme görevi elde etmesidir.
Bu ayrım üzerinde daha detaylı irdeleyecek olursak devlet ve hükümet veya iktidar arasında ki farkı daha iyi anlayabiliriz.
Bir toprak parçası üzerinde egemenlik kuran bir ulus yararına sosyal, hukuki, ekonomik ve siyasi bir yapıyla teşkilat kurmuş yapıya devlet denir.
Yasama, yürütme ve yargı gibi temel güçleri toplum yararına bünyesinde barındıran sürekliliği olan bir yapıdır devlet.
Siyasi niyetlere göre ilkelerinden vazgeçmeyen bir yapıdır devlet.
Dil, kültür birliği içinde ayrım yapmadan ulus birliğini ve bütünlüğünü koruyan yapıya devlet denir.
Devlet Anayasal düzen ile toplum yararına yönetilen hukuk düzenidir.
Devlet üstünlüğü reddeden, sınıf ayrımcılığı yapmayan ve buna izin vermeyen bir yapıya denir.
Bütün bu tanımlar devletin olmazsa olmaz tanımlarıdır.
Hükümet veya iktidar ise yürütme organını oluşturan belli bir süre için toplum iradesi ile geçici yetkilendirilmiş sınırları Anayasa ile belirlenmiş görev yapan kadrolara denir.
Hükümet ve iktidar sadece yürütme organı görevi olduğu için devletin içinde bir görev ifa eden hesap veren gerektiğinde verilen görevin geri alınması mümkün yapıdır.
Yasama ve yargı erki hükümet veya iktidarın görevi değildir.
Yasama görevi ortak akıl mevlisin görevidir.
Yargı erki hepsinin üstünde toplumun geneli yararına denetim yapan gerektiğinde toplum adına yargılayan ceza veren görevden almanın önünü bağımsız yapan güce denir.
Yasama, yürütme ve yargı erki hükümet, iktidar veya tek bir kişide olursa o zihniyet kendini devlet zanneder ve devlete topluma büyük zarar verir.
Devlet bu sayede çıkarcı güçlerin hizmetine giren bir organizasyona dönüşür.
Çok tanıdık geldi değildi mi?
2018 tarihinde Türk ulusu yasama yürütme ve yargı erklerini bir kişiye vererek adeta intihar etti.
Bugün tek bir kişi kendisini devlet zannederek yönetmeye çalışıyor ve her gün iş iyice çıkmaza giriyor.
Ortak akıl olmadığı zaman devlet aklı yok olur.
Zorbalık veya dayatma devlet aklı gibi dayatılır.
Toplum verdiği yetkiyi geri almakta dirençle karşı karşıya gelir.
Bu tür yetkiler verildiği gibi kolay kolay geri alınamaz.
Bu yetkileri birileri çıkarına alan istese bile o arka niyet gücün emrinde topluma karşı bir sopaya toplumun verdiği güç ile dönüşür.
Anayasal haklarını bile kullanmaya tahammül etmez.
Yetki, etki ve tepki süreci ülkeyi çıkmaza bu yolla sürükler.
Toplum ikiye bölünür.
Şer güçler hemen toplum hazır ikiye bölünmüş iken desteği oyuncu değişikliği yapmaktan yana medya aracılığıyla destek vererek toplumu aldatarak bu düzeni sürdürülebilir hale getirmek isterler.
Bugün yaşanan bundan ibarettir.
Kullanılan kullanılıp atılmak istemiyor sahaya sürülen yeni rakip ise beni kullanın diye kolları sıvıyor.
Sömürge toplumların yönetim rejimi ükkemize bir elbise gibi giydiriliyor.
Toplumun ne kadarı bundan haberdar diye soruyorsanız?
Düşüncesini aptal kutusu kitle imha silahı ikiye bölünmüş medya ile oluşturuyor ise tuzağın birinden kurulmadan diğer tuzağın içine gönüllü düşüyor.
Önder Karaçay
Tarihe dikkat ediniz. Bu daha buzdağının görünen kısmı.
Kaynak:
MİLLET MECLİSİ TUTANAK DERGİSİ, 50 nci Birleşim, 20.2.1977 Pazar
Kınından çıkmış kılıç gibiyiz. Güçlü devlet, üreten millet için göreve hazırız. Büyük Devrimci Önderimiz Atatürk gibi yapacağız. Önümüzdeki zorlukları 19 Mayıs'ın kararlılık ve cesaretiyle aşacağız. Devletin temel kurumlarını İstiklâl Savaşımızın değerleri üzerinde yeniden inşa edeceğiz!