"Konuşamazsın ki hissedemediğin şeyi."
Nedenini bilmiyorum, birden yapayalnız hissettim kendimi. Sanki bütün sevdiklerim, bu tanımadığım şehirde beni bir başıma bırakıp gitmişlerdi.
Ahmet Ümit, Bab-ı Esrar

Kiana Khansmith
🩵 avery cochrane 🩵
tumblr dot com

oozey mess
Monterey Bay Aquarium
untitled
art blog(derogatory)
Color Me Curious
★
Keni
Phantogram Three

#extradirty
Today's Document

@theartofmadeline
No title available

❣ Chile in a Photography ❣
I'd rather be in outer space 🛸
Lint Roller? I Barely Know Her
noise dept.
Fieri Frames
seen from Brazil
seen from United Kingdom

seen from United Kingdom
seen from Spain
seen from Dominican Republic

seen from Vietnam
seen from Colombia
seen from Canada

seen from United States
seen from Poland
seen from United States
seen from France

seen from United States
seen from Malaysia

seen from United States
seen from Canada
seen from Philippines
seen from Colombia

seen from Spain
seen from Netherlands
@matmazelnoraliya
"Konuşamazsın ki hissedemediğin şeyi."
Nedenini bilmiyorum, birden yapayalnız hissettim kendimi. Sanki bütün sevdiklerim, bu tanımadığım şehirde beni bir başıma bırakıp gitmişlerdi.
Ahmet Ümit, Bab-ı Esrar
"Vakti olmadı hesabını tutmaya aşkların, ayrılıkların ve acıların..."
İstese de kalamazdı vakti gelince Geyik sesleri yankılanınca yamaçlarda Yürek burkulması ve hüzün ve keder Aralıksız doldururdu acıların bohçasını Dudaklarında öpüşlerin gül esmerliği İçinde kıpırdanıp durur ufuk çizgisi Ay bile soğuktur o zaman Bir buz parçasıdır Çaresiz çıkılacaktır o yolculuklara Ki bir ömrün karşılığıdır serüvenler
Biraz da serüvendi yaşamak Belki yatkındı büyük yolculuklara Ki serüvenler daima büyük aşklar Ve büyük yolculuklarla başlar
Anıları aşkları ve bir kenti Bırakıp gidebilirdi apansız Apansız başlardı yolculuklar Hangi saatinde olursa günün Ve hep kar yağardı nedense Durmadan kar yağardı yol boyunca Ve nasılsa yok olup giderdi hüzün Kent görünmez olunca arkada Ne bir veda sözcüğü dökülürdü dudaklarından Ne de dönüp bakardı geriye bir kez olsun
Ahmet Telli, Su Çürüdü
Olgunlaşmamış sevgi, "Seni seviyorum çünkü sana ihtiyacım var" der. Olgunlaşmış sevginin söylediği ise "Sana ihtiyacım var çünkü seni seviyorum" dur.
Eğer birini seviyorsam herkesi seviyorumdur; dünyayı, yaşamayı seviyorumdur. Eğer birine "Seni seviyorum." diyebiliyorsam, "Sende herkesi seviyorum, seninle tüm dünyayı seviyorum, sende aynı zamanda kendimi de seviyorum."
Erich Fromm, Sevme Sanatı
gördüm ki bazı harflerin kimsesi yoktur bu bilerek incinmiş bir kelimenin ikinci bahçesi bu avlusuna kış döktüğüm ömürden bir cümledir
Veysi Erdoğan, Kendimden Biri Değilim
"Her insanın ömrü boyunca ezberinde tutacağı bir yağmur olmalı. Ansızın veya keskin bir gök gürültüsü sonrası şehre düşen bir yağmuru ezberinde tutmalı insan."
Uzunca bir zaman, karşılaştığım ve karşılaşabileceğim her soru için bir cevabım olmasını önemsedim. Şimdi kendime ait soruların varlığıyla yetinmeyi öğreniyorum. Anlıyorum ki bu dünya, cevap verebileceğim türde açık ve anlaşılır sorular barındırmıyor. Vazgeçtim cevaplardan. Ellerimi cebime koyup, yerdeki çizgilere basmamaya gayret ederek yürüyorum. Cevaplar için sürekli başkalarının yardımına ihtiyaç duyuyordum, oysa kafamda o kadar çok soru var ki, artık etrafımda kimsecikler olmasa da olur. Kutsal bir yalnızlığa yürüyorum şimdi.
Tarık Tufan, Bir Adam Girdi Şehre Koşarak
"Zekilik kadar aptallık da gerekliydi, ama aptalca davranmak da zekice davranmak kadar zordu."
"Al bu elmayı Nezahat" diyebilirdim, "sende bu ad oldukça istersen sıfır numara kel, istersen at kuyruklu olurum. İnce bıyıklı tek dişi altın olurum. Meftun olurum, meczup olurum. Uzaklara bakarım, çıtımı çıkarmam. Nasıl söyleyeceğimi bilmem susarım. Susmak üzerine konuşmak gerekse, beni çağırırlar, oturur susarım. Dolmabahçe saat kulesiyle, Çırağan Sarayı ile konuşurum. Duvarlara yazılar yazarım gizli gizli: ‘Albayım beni Nezahat ile evlendir.’ Sülüs yazarım, kufi yazarım, latin yazarım. Gotik yazamam. Yağ satarım, bal satarım, ustamı öldürür ben satarım. Yemeden içmeden kesilir, alık olurum. Adımı sorsan duymaz olurum. Kötü olurum, iyi olmam Nezahat. Ya bu adı değiştir ya da al bu elmayı. Bende sevdiklerince terk edilme endişesi, kafayı yemeye meyyal haller var. Al bu elmayı Nezahat. Yüzünde göz izi var."
İlhami Algör, Albayım Beni Nezahat İle Evlendir
"Kıyametin çok gürültülü olacağını sanıyoruz ya, kimbilir belki de sessizdir."
Duygular andır, geçer. Duyguları yaşarken sanıyoruz budur işte her şey. Hayat, ölüm, varlık, anlam hepsi bu andır, bu anın içindedir. Ama geçiyor baba. Duygu dediğimiz şey, benliğimizin bir yerlerinde belirip kaybolan bir şeyler işte. Geliyor, geçiyor, ama çok ağrı yapıyor.
Ayfer Tunç, Yeşil Peri Gecesi
"... sevmektir güzel olan çünkü."
Kalbimin doğusu, Her resme güneş çizen bir çocuktu. Gam yükünün kervanları yürürdü dudaklarımda Kavruk ve çatlaktı dudaklarımın toprakları. Ölümün ötesinde bir köy vardı Orda, uzakta, kalbimin en doğusunda Şimdi bana yalnızca Dertli türkülere duyduğum karşılıksız aşk kaldı.
Didem Madak, Kalbimin En Doğusunda
Konfüçyüs der ki: “Pek çokları mutluluğu, insandan daha yüksekte ararlar, bazıları da daha da alçakta; ama mutluluk insanın boyu hizasındadır.”
Bazen kendimden çok fazla şey beklerken buluyorum kendimi. Sen de yapıyorsun bunu biliyorum. Oysa kendin dahil kimsenin senden ne beklediği değil mühim olan. Bence mühim olan ne kadar hissederek yaşadığın, yeryüzündeki bu sınırlı zamanının ne kadar tadını çıkarabildiğin. Hayatımız bir film şeridi gibi gözümüzün önünden geçerken, başarılarımızın peş peşe eklendiği bir slayt gösterisi izleyeceğimizi hiç sanmıyorum. Öldükten sonra kimse bizi işe almayacak sonuçta, yanlış mı düşünüyorum? Hayatımızı, gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini bilmediğimiz idealler peşinde tüketmeyi değil, yaşamayı savunuyorum. Büyük hayallerle çok zaman kaybettik, artık basit şeylerin zamanıdır Osman.
Aylin Balboa, Bu Hikâye Senden Uzun Osman
Özleyipte vardığım her yerden, hemen kaçsam diyorum, ne aradığımı biliyorum, ne bulduğumu. Bilmem neresinde yanıldım ben bu hayatın? Yüreğimi kabartan bu sevinç, şimdi sonsuz bir acı oldu.
Ahmet Erhan, Burada Gömülüdür 1. Cilt
"Karanlığa konuşurum bazen, o beni dinler, ben ona susarım."
Sonra durdum öyle biraz. Kırmızı koltuk eskiyene kadar oturdum. Ademoğlu ahir ömründe en çok oturuyor galiba. İnsanların hafızamdaki fotoğrafları genelde otururken çekilmiş. “Oturmaya da kalsaydı,” dediklerim de var “Keşke biraz daha öyle otursaydı,” dediklerim de… En çok da bunlar oturmuş içime. Oturmak da ne acayip kelime.
Aylin Balboa, Belki Bir Gün Uçarız
"Şarkıyı değil, o şarkıyı ilk dinlediğin zamanki kendini özlüyorsun. O zamana dokunamadığını anlayınca da şarkıyı bir daha dinliyorsun.."
Acaba, yarım bıraktığım kitapların kaçıncı sayfasında kaldığımı hatırlayabilecek miydim? Acaba, bir zamanlar şu ay meselesi yüzünden sevmediğimi düşündüğüm tabiatı, sever gibi olmuş muydum hiç? Acaba ağaçtan, ottan ya da uçamayan böceklerden filan bir yerden sevmeye başlamış mıydım? Bir yerden sevmeye devam edebilir miydim? Çünkü sevmek, yarıda kalan bir kitaba devam etmek gibi kolay bir iş değildi. Ya hiç sevmemişsem bugüne kadar?
Oğuz Atay, Korkuyu Beklerken
"...hem hayata aitsin, hem kendi fanusundasın."
Yaşanan her şey zamanla soluyordu. Öyle bir soluyordu ki belli belirsiz bir iz bırakıyordu arkasında. İnsan bu ize bakıyor ama yaşandığından emin olamıyordu.
Ayfer Tunç, Kuru Kız
"İyimser bir gökyüzü altında, dünyanın bizimle ağlamasıdır keder."
Ne zaman yağmur yağsa ben hep böyle oluyorum. Bir küskünlük, bir bezginlik sarıyor içimi. Yağmur damlalarının toprakta kayboluşu bana insanoğlunun çaresizliğini hatırlatıyor durmadan. Hepimiz bir yağmur tanesinden başka neyiz ki? Önce bir buğu halinde topraktan yükseliyor, sonra bir küçük damla olarak yine toprağa dönüyoruz.
Ümit Yaşar Oğuzcan, Yağmur Altında
"Onardım kendimi geri çekilmelerle.."
Çiçek aldım kendime, eski yabancıydım Sümbüllerle durulandım nice yıldan sonra Sormadan, kimseler söylemeden Sevindim, soluklandım
Çiçek alsam onarsam kendimi kokularla Ölüm elimizden tutup götürüyor kaç fil kaldık şurda Gülemem, çiçek alamam, utanırım kendimi onarmaya Dünyası zından zından zından Zındanlar boşalmadıkça
Gülten Akın, Uzak Bir Kıyıda
"Kendini yapayalnız hissettiğinde, hiç kimse seni duymuyormuş gibi geldiğinde ne yapıyorsun?" “Oturup geçmesini bekliyorum."
Vonnegut'un, her zaman kulak arkası ettiğim bir başka öğüdünde söylediği gibi: "İşler yolunda gittiğinde bir durun ve yüksek sesle, 'Daha ne olsun?' demeyi unutmayın." Hiç unutmuyorum. Dünya her şeye rağmen çok güzel, daha ne olsun Osman.
Aylin Balboa, Bu Hikâye Senden Uzun Osman
"Duyguları çok fazla başıboş bırakırsan çekip giderler."
Seninle aramızda olup bitenleri büyük ölçüde unuttum. Anılar sanki başka bir hayata aitmiş gibi görünüyor gözüme. Ama bu, beraberinde düşündüğün gibi bir yok oluş getirmiyor. Ben seni kalbimin hafızasıyla hatırlıyorum Osman.
Aylin Balboa, Bu Hikâye Senden Uzun Osman