Cadılık bizim bu topraklarda da eski zanaatlardan birisidir, hikayeden ve görsellerden de anlaşılacağı üzere cadılar erkek ya da kadın olabilirler bizim memlekette.
Haydin iyi okumalar, hepi helovin!
TIRNAVA CADILARI – Reşad Ekrem Koçu
Tarihimizde Garip Vakalar – 1. Baskı Mart 1952
Cadıya, gulyabaniye, hortlağa inananlar dünyanın her tarafında her zaman bulunur. Hüseyin Rahmi merhum bu korkunç mevzuu mizah edebiyatımıza mal etmişti. Zamanımızda da gazeteler perili, cinli evlerden, geceleyin taşlanan pencerelerden bahsederler, arası çok geçmez, bu cinlerle perilerin huysuz ve geçimsiz komşular ve bir takım külhani serseriler olduğunu öğreniriz. Tarihimizde garip vak’alarave pek tuhaf ve hatta tüyler ürpertici batıl itikatlara rastlanır. Bakınız, Bulgaristanın Türk idaresinde bulunduğu zamanlarda Tırnava kadısı Ahmet Şükrü Efendi hükumet merkezine gönderdiği resmi yazıda neler anlatıyor! Bu mektup Hicri 19 Rebiülahır 1249 (Miladi 1833) [5 Eylül 1833] tarihli olup devletin resmi gazetesi olan Takvim-i Vekayinin 69uncu nüshasında neşredilmiştir; bugünkü yazı dilimize çevirerek okuyalım:
«Tırnava’da cadı türedi. Gün battıktan sonra evlere musallat olmağa başladı. Zahireye dair un, yağ,bal gibi şeyleri birbirine katar ve kah içlerine toprak karıştırır… Yüklüklerde bulduğu yastık, yorgan şilte ve bohçaları didikler, açar ve dağıtır …İnsanların üzerine taş, toprak, çanak ve çömlek atar … Hiç kimse bir şey göremez … Birkaç erkek ve kadının da üzerine saldırmış … Bunlar çağınldı, soruldu: Üstümüze sanki bir manda çökmüş sandık, dediler … Bu yüzden iki mahalle halkı evlerini bırakıp başka tarafa kaçtılar … Kasaba halkı bunların cadı denilen habis ruhların eseri olduğunda ittifak etti. .. İslimye kasabasında cadıcılık ile tanınmış Nikola ismindeki adam Tırnava’ya getirildi ve sekiz yüz kuruşa pazarlık edildi. Bu adamın elinde resimli bir tahta vardı, mezarlığa gider, tahtayı parmağının üzerinde çevirir, resmi hangi mezara bakarsa cadı o mezardaki ruhu habis imiş … Büyük bir kalabalık ile mezarlığa gidildi… Resimli tahtayı parmağında çevirmeğe başlayınca resim, sağlıklarında yeniçeri ocağının kanlı zorbalarından olanTetikoğlu Ali Alemdar ile Apti Alemdar denilen iki şakinin mezarlarına karşı durdu … Mezarlar açıldı… Cesetleri yarım misli büyümüş, kılları ve tırnaklarıda üçer, dörder parmak uzamış bulundu… Gözlerini kan bürümüş, gayet korkunç idi. Mezarlıktaki bütün kalabalık bunu gördü.. Bu adamlar, sağlıklarında her türlü fesadı irtikap etmiş, ırza, namusa, mala tecavüz etmiş, adam öldürmüş, ocakları lağvedildiği zaman her nasılsa yaşlarına riayet olunarak cellada verilmemiş, ecelleriyle ölmüşlerdi… Sağlıklarında yaptıkları yetişmemiş gibi şimdi de halka ruhu habis olarak musallat olmuşlardı.. Cadıcı Nikola’nın tarifine göre bu gibi habis ruhları defetmek için cesetlerinin göbeğine birer ağaç kazık çakılır ve yürekleri kaynar su ile haşlanırimiş … Ali Alemdar’la Apti Alemdar’ın cesetleri mezarlarından çıkarıldı… Göbeklerine birer ağaç kazık çakıldı ve yürekleri bir kazan kaynar su ile haşlandı,fakat hiç tesir etmedi. Cadıcı bu cesetleri yakınak lazım, dedi. Bu hususta şer’an da izin verilebileceğinden ruhsat verildi … Ve iki yeniçerinin mezarlarından çıkarılan cesetleri mezarlıkta yakıldı ve çok şükür kasabamız da cadı şerrinden kurtuldu… »
Cadı – Karagöz Turkish Shadow Theatre – Metin And
“İki Cazu” – Karagöz Turkish Shadow Theatre – Metin And
Cadılar Bayramı – a la Turca Cadılık bizim bu topraklarda da eski zanaatlardan birisidir, hikayeden ve görsellerden de anlaşılacağı üzere cadılar erkek ya da kadın olabilirler bizim memlekette.