Yıkık dökük bir evden çıktım,
Bir sabah içimden özlemi silip.
Yürüdüm düştüm umudum diri
Ki bu tepside sunulmuş değil.
occasionally subtle
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

Andulka

❣ Chile in a Photography ❣
sheepfilms
Three Goblin Art
$LAYYYTER
Game of Thrones Daily
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
untitled

JVL
h

ellievsbear

Kiana Khansmith
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

Love Begins
trying on a metaphor
Xuebing Du
Claire Keane
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

seen from United States

seen from Singapore
seen from Brazil
seen from United States

seen from Singapore

seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Canada

seen from Singapore
seen from Singapore

seen from Germany
seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States
seen from Netherlands

seen from United Kingdom

seen from Germany
seen from Vietnam
seen from Tunisia
@maviidenbiradam
Yıkık dökük bir evden çıktım,
Bir sabah içimden özlemi silip.
Yürüdüm düştüm umudum diri
Ki bu tepside sunulmuş değil.
Yarası derinmiş yalanın batsın o yaralarına ben çizik diyorum
Bu kalbi bir daha açmamak üzere kilitliyorum…
Herkes koşar gibi uzaklaşır sorularımdan.
2008 Ekim doğum günüme üç gün kala
Hemoglobinim on dokuz durmuştu hayat
Annemin gözyaşları gecenin bir yarısı
Bi ben bi o bir anda muhtaç kaldım kana
Ve 8 Nisan 2010 o günü saklamıyorlar
14 ünite kan değiştim 14 günü hesaplamıyorlar
Hâlâ sevmeyen var hayatımı bilmeden
Neden mi işte dostum bu yüzden anlamıyorlar.
Azrail tam zamanı dakiksin
Sabah ezanı öncesisin, en huzursuz vakitsin.
Bir yanın beni hep besledi, bir yanın ölmemi istedi.
Sakladım gözlerimi
Sustum hep sözlerimi
Yandım yâr közlerimi,
Savur savur bitmiyor.
Tanrı bilir, kaç kez yatağıma yatıp bir daha uyanmamayı dilemiş, sabahları gözlerimi açıp güneşi yeniden karşımda görünce de kederlenmişimdir...
Ve "8 Nisan 2010" o günü saklamıyorlar,
14 ünite kan değiştim 14 günü hesaplamıyorlar.
Kalp kırığı kötü oğlum aşmayı bil tekmele
Şiirlerimi yazıp durdum 17 yıl deftere.
Değişmeyecek mi bu düzen ? kırılacakmıyız gerçekten hep böyle, en sevdiğimiz yerimizden incinecekmiyiz sahiden? Bomboş kalacakmıyız böyle yani. Bir kitap gibi unutulup tozlu raflara mı kaldırılacağız yoksa ? Gecelerce harap olup yüreğimizin gözyaşlarını içimize mi akıtacağız ömrümüzce ? Alıştık mutsuzluğa, dönüştük düzene.. Ah be begonyam, ah be içine gömülüp kaldığım evimin 4 duvarı. Ah be Ertuğrul, Böyle olmamalıydı, böyle yok sayılmamalıydık, bir bahçenin en güzel çiçeği gibi koparıp atılmamalıydık..
Güzel tutkularım vardı, kendime bakmayı severdim hep, saçlarımı taramayı, dışarıya çıkmayı, deli gibi müzik dinlemeyi severdim hep. Küçük bir gonca bile mutlu ederdi beni. Güneşli bir gün bile. Sahi ne oldu bana birden ? Kimler kırdı hevesimi... Kimler yaktı canımı. Hiçbir şey hissetmeyecek kadar yorgunum, hiçbir şeyin hesabını kesemeyecek kadar kırgınım, karşıyım her şeye. Bana yapılan haksızlıklara, o kavgalara yüreğimin mahcup edilişine, rencide edilişime. Her şeye ..
Artık hiçbir şey hissetmeyecek kadar çok şey hissettim
Bir kadına yazmayacaktım eğer 8. Kez yenilmeseydim ,
Acıların da bir ömrü vardır,
Bir yerden sonra eskisi kadar acıtmaz bizi.
Çünkü hiçbir acı sonsuza dek sürmez.
Bir süre yaşanmayı talep eder, Bizde bir süre yaşarız ve sonra giderler.
Aşkın bir alevmiş, bir ateş parçası,
Bilmeden gönlümü ateşe verdim.
Şimdi sen, avuturken kendini gecenin yalnızlığında, ben sana kavuşmanın bir yolunu arıyorum.