Hüznü gerilerde bırakacağım yaş bir türlü gelmiyor...
Behçet Necatigil
Misplaced Lens Cap
Today's Document

#extradirty
No title available
$LAYYYTER

No title available
we're not kids anymore.
noise dept.
Cosimo Galluzzi

⁂

祝日 / Permanent Vacation

pixel skylines

Discoholic 🪩
wallacepolsom
Three Goblin Art
todays bird
Claire Keane
Cosmic Funnies

Kaledo Art

No title available

seen from Singapore

seen from United States

seen from Canada

seen from United Kingdom

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia

seen from India
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from Canada

seen from Canada

seen from United States
seen from Greece

seen from Germany
seen from Greece

seen from Germany
@merdoankara
Hüznü gerilerde bırakacağım yaş bir türlü gelmiyor...
Behçet Necatigil
Orgeneral Eşref Bitlis ABD uçaklarının PKK’ya yardım taşıdığını tespit etti.
Ve 10 gün sonra şehit oldu.
Cenk Koray ve Kız kardeşi
!
Sıkıntı çıkmasın diye alttan almalar, aman kırılmasın diye kendini hırpalamalar, kaybetmemek uğruna içine atmalar, nasıl olsa anlamaz diyerek susmalar...
Kaçtığımız her çatışma, yapamadığımız her konuşma, veremediğimiz her tepki bize hastalık olarak geri döner.
PENCERELER
Bir evin pencereleri, dış dünyaya açılan göz kapaklarıdır…
Sıcakta açılan, soğukta sıkı sıkıya kapatılan klimasız yılların havalandırmasıdır. El sallanıp, gözyaşı dökülen pencereler. Yağmurda, karda en güzel seyir yeridir.
Bazısı bayrak asar, vatan, millet sevgisini gösterir. Pencerede tuttuğu takımın flamasını görürseniz o evde gençler, fanatikler, çocuklar yaşıyorlardır, renklerini de böyle belli ederler. Bazısı sürekli bir şeyler silkeler, çamaşır, toz bezi, masa, sehpa, yatak örtüsü, kazak. Kilim, halı silkeleyenler, sonrada güneşlendirenler olur.
Zaman geçer, ömürler biter; perdelerin, pencerelerin biri açılır, biri kapanır… El emeği göz nuru dantel tüllerden sızar günün ilk ışıkları…
Ahşap pencerelere hayat verir çiçekler… Çoğu zaman pencere içine konan birkaç saksı veya bitmiş yoğurt kabı, salça konservesi ya da teneke peynir kutusu içinde gül, karanfil, ille de sardunya, belki de fesleğen, kadife, küpeli süsler.
Elden ayaktan düşünce takat azalınca yaşlıların mekânı olur.
Kim bilir nelere tanıktır, neler duymuş, görmüş, geçirmiş Çocuklar yağmur yağdığı zaman “Arap kızının camdan baktığını”, biraz daha minikler, “mini mini bir kuşun pencereye konduğunu” söyler neşe içinde... Yaş ilerleyince biri çıkar “Pencerenin perdesini aç bana göster yüzünü” der, bir diğeri “cama vuran her damla beni harap ediyor…” diyerek duygularını notalara, namelere döker.
Kimi zaman muhatabı görebilmek adına yarı bele kadar sarkılarak yapılan hanımlar arası pencere muhabbetleri, günün olmazsa olmazlarındandır.
Önünde boydan boya sabitlenmiş iplere çamaşır serilerek mandallanır…
Çamaşır asmanın da bir usulü, bir adabı vardır. İç çamaşırlar pencereye iç tarafına yakına, ikinci, üçüncü ipe gömlekler asılır, iç çamaşırlar bu yöntemle maskelenir.
Kurutmak için kolye gibi biberler asılır pencereye… Yalnız biber değil tabi; patlıcan, fasulye vb. kurutulur. Hep bir şeyler beklenir. Belki uzaklardan gelen bir yolcu, belki postacı, belki aile bireyleri, ne bileyim biri kapıyı çalacak, önce pencereden bakılacak, gerekirse sarkılarak, “kim o?” denecek, sonra açılacak.
Soğuk havalarda ev sıcaksa camda buğu yapar, buğulu camlara çocuklar yazılar yazar, kolay şekiller çizer, kuş, surat, kalp yapılır. Bazen soğuk olmasa da cama yaklaşıp hohlanır, yine kalp çizilir, üzerine ok saplanır, isimlerin baş harfleri yazılır!
Gazete mecmua okunur, bulmaca orada çözülür. Dışarıya mesaj pencereden verilir. Perdeler sıkı sıkıya özenle kapalıysa bu bir ölçüde “evde yokum” manası taşır. Bir karış bir taraftan açık bırakıldıysa belli ki halıya güneş gelmesin diye kapanmış, belki de “evdeyim ama uyuyorum” demek olabilir. Pencerede görme ümidiyle aynı sokaktan kaç kez geçilmiş, kaç zaman beklenmiş. Pencereden çıkacak ışık seyredilmiştir. Hafta sekiz ay on dokuz camlar silinir, parlatılır. Çok geçmez bir daha bir daha içten dıştan ayrı silinir. Yün örülür, oya işlenir, kanaviçe yapılır, sökük dikilir. Öteberi için inilmez kapı önüne, pencere gündelik kıyafetle sokağa, kapı önüne çıkmadan kapı görevini görür. Pencere TV, sinema gibidir, dışardan haber alınır, gelip geçene bakılır, arkasından dedikodu yapılır. Eş beklenir, çocuklar, varsa torunlar beklenir, misafir beklenir, beklenir de beklenir. İçimiz daralınca, afakan basınca “aç şu camı” denir veya ilk çıkılan yer pencere olur.
Bir liraya aldığı arabayı vatandaşına üç liraya satan devlet, "tavuğu pahalı satıyor..." diye tavukçulara kayyum atıyor ve vatandaş da bunu alkışlıyor.
Tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş.
Türk sesinin geldiği, Türk yüreğinin çarptığı her yer bizim toprağımızdır.
"Bizim Çocuklar" sözü, ‘Türk Milli Takımı’ dememek için uydurulmuş bir terimdir!
Hastane kantinlerinde her şey anormal pahalı! Bu vurguna, kim dur diyecek?
Siyasal İslam, bir abd/israil projesidir.
Kar koysam köz olur, aşkın külüne!
Çankırı Hükümet Konağı 1926
Balkan Dramı