Ulan hep cok seviyoruz diye mi bu cekip gitmeler ? Bu bırakışlar , acı cekmeler . Hep en sevdiklerimiz mi yakar canımızı ? Defalarca üst üste hic acımadan...
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
Not today Justin
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

Andulka

ellievsbear

祝日 / Permanent Vacation
we're not kids anymore.
will byers stan first human second

tannertan36
i don't do bad sauce passes
tumblr dot com
Alisa U Zemlji Chuda
dirt enthusiast
cherry valley forever
sheepfilms

Love Begins

★
Claire Keane

roma★
NASA
seen from United States
seen from United States

seen from Singapore

seen from Austria

seen from United Kingdom
seen from Australia
seen from United States
seen from Australia

seen from Singapore

seen from Germany
seen from Australia
seen from Belgium
seen from Germany
seen from Ukraine

seen from Ukraine
seen from Ukraine

seen from Ukraine
seen from Ukraine

seen from South Korea

seen from United States
@meriiriii
Ulan hep cok seviyoruz diye mi bu cekip gitmeler ? Bu bırakışlar , acı cekmeler . Hep en sevdiklerimiz mi yakar canımızı ? Defalarca üst üste hic acımadan...
düşünememiştim çocuktum daha herkes büyüdüğünde ne olcaksın dediğinde hep doktor olucam derdim mutlu olucam demek aklıma gelmemişti , çocuktum . Hiç hesapta yoktu yaşadıklarım hayallerim böyle değildi toz pembeydi hepsi nerden bilebilirdim ki birgün karanlığa hapis olucağımı , bilmiyodum .Oysaki hep annemin anlattığı gibi olucak sanardım anlatıldığı kadar kolay gelirdi hayat bana . Yanıldım, yanılmışım. Annemin söylediklerini yanlış algılamışım aslında anlamalıydım 'büyüdüğünde görücem ben seni' dediğinde anlamalıydım . Büyüdükçe gördüm yaşamayı , büyüdükçe anladım nefessiz kalmayı oysaki acıyı bile yemeklerde olur sanırdım . Büyüdükçe kendimi , çocukluğumu özler oldum . Sadece düştüğümde canım yanardı sadece ordan oraya koşarken nefessiz kalırdım oyuncaklarım kırılınca ağlardım birtek sadece okul çantamdı sırtımdaki yük büyüdükçe annemin o lafının anlamını anlar oldum insanlar sayesinde önce karanlığa hapis kaldım güneşimi kaybettim sonra o içten içe olan kahkahalarımı kaybettim insanlar canımı yakmaya başladı her seferinde yeniden yaram kanar oldu tam kalkıyorum derken yeniden düştüm gittikçe çocukluğumu kaybettim kendimi kaybettim boşluğa düştüm bi anda kimsenin olmadığı karanlıklar diyarındaydım sanki güneşimi geri istedim her seferinde doğmadı sanki herşey bitmişti benim için sonuna gelmiştim bu hayat denen illetin sanki sadece boş bi yer bekliyodum artık zamanî geldiğinde sevdiklerim elleriyle koyucaklardı beni o mezarın içine sadece o günü bekliyodum özlemlerim elimde yavaşça bende sonsuzluğa gidiyorum.
Gelmen değil beni üzen , ansızın çekip gitmen başkasıyla mutlu olabilmen . Otur üzül demiyorum sana ama geride bıraktıklarınada bir bak . Bir çift yaşlı göz ağlamaktan hebâ oldu . Her gece geri dönmen için dua eden bir kız var . Her ne yaparsan yap seni unutamayan birisi . Kaldıramıyorum belkide , bu çekip gidişi kaldıramıyorum be adam . Beni her gün yokluğunla öldürmeni kaldıramıyorum . Anlamıyorumki bir insan neden gider ? Hep cok sevenler mi terk edilir ? Üzülen taraf ben olmak zorundamıyım ? Karşılaşırsak eger bir gün bakma yüzüme , bakma gözlerime . Dayanamam buna . Beni sensizliğe alıştırdıkdan sonra aklıma gelme , yapma bunu . Yada ben hic bir zaman yokluğuna alışmıyorum kendimi kandırıyorum nerden bilebilirim ki ? Galiba , yani öyle . Gelmeyeceğini bile bile hala bekliyorum . Beklemek yorucu beklemek sıkıcı . Bu arada teşekkür ederim sana aşkların en güzelini yaşattığın icin bana . Sonrasında günlerce uykusuz kalmamı sağladığın içinde ayrı bir teşekkür ederim ve hala seni sevdigim için özür dilerim .
Beni neden sevmedin? Niye yetmedi seni bu kadar sevmem? Senle uyanıp senle uyuyakaldığım için mi? Hayallerim, hatıralarım, rüyalarım sen dolu olduğun için mi? Sen üzülsen en çok canı yanacak olan kişi ben olduğum için mi? Sensiz eksik hissettiğim için mi? En ihtiyacım olan kişi olduğun için mi? Senin en ihtiyaç duyduğun insan olmak istediğim için mi? Söylesene neden sevmedin beni?
O’nun için ağlamıyorsun ki, her seferinde aynı şeye kandığın için ağlıyorsun. Salak gibi her gel dediğinde gittiğin için, insanlara bu kadar kolay güvendiğin için ağlıyorsun. Akıllanman için daha kaç kere kırılman gerekecek. Aptalsın sen. Yeterince acı çektiğine inandığın gün bitecek hepsi. Ama o güne kadar yanlış kişilerde harcayacaksın sevgini. Sana çok kızgınım kalbim.
Yarın sesimi duyamacağın kadar uzak olabilirim mesela.Dokunamayağın, göremeyeceğin, soramayacağın, kızamayacağın, kırılamayacağın, inanamayacağın.Bir kez daha benimle gülemeceğin,Bir kez daha ellerimi avuçlarının içine alamacağın, gözlerini kaçıramayacağın. Tüm cümleleri söyleyip isteyip de susamayacağın. Sımsıkı sarılmayacağın. Aynı sokaktan geçemeceğimiz, aynı şarkıyı dinleyemeyeceğimiz, kavga bile edemeceğimiz,Kal diyemeyeceğin,Ayrılamayacağın, hatta gidemeyeceğin kadar yok olabilirim. Seviyorsan kal. Yarın ölebilme ihtimalim var.
Sonra dayanamıyorsun. Hayatındaki her şeyin kötüye gittiğini hissediyorsun. Her şeyi içine atmaktan yavaş yavaş tükendiğini hissediyorsun. Seni çok iyi anlıyorum diyen herkesin seni anlamadığını görüyorsun. En yakınındakinden uzaklaşıyorsun. Herkesten gizlesen de saklasan da tükeniyorsun. Dışarıya verdiğin ''ben iyiyim'' imajı içini yiyip bitiriyor. Biri gelse ve tam anlamıyla yanında olsa düzeleceksin gibi geliyor. Ama bu konuda o kadar yenilgiye uğradın ki, bir tarafın hep ''kimseye değer verme'' diyor. Çünkü biliyor; değer vermekte sorun yok ama aynı değeri göremeyince başlıyor asıl sorunlar. Asıl sorunlar gelince asıl acıları da tatmaya başlıyorsun. Ne giden geri geliyor, ne kalan değerini biliyor. Hayat devam ediyor.
Sen sadece günden güne hissizleşiyorsun.
Umrumda değilsin zerre kadarda pişmanlık duymadım duymamda sadece gülüşlerim umursamayışlarım sana koyucak azda olsa değer verdiysen onuda senin adamlığına bırakıyorum. Hani adamsın ya.
Gitmesin diye, bitmesin diye ne hata yaparsa yapsın, çekersin sineye. Hani binlerce kez yalan söylese de, doğru gelir onun cümleleri herkesten önce. Sevgin hep onu haklı çıkarır. Körü körüne sevmek ne demek işte o zaman yaşarsın. Dünyanın merkezi olmuştur biri, ve sen ne yaparsan yap, dinletemezsin dilinden gönlünden dökülen hiç bir kelimeyi. Gitmeyi kafasına koyan biri, ne seni dinler nede başka birini. Gözünün üstünde kaşın var diye, sabahları sesinle uyanmaya alışmaya başlıyorum diye, geceleri sesimi duymadan uyumayan sen yoruyorsun artık beni diye diye çeker gider. Çoktur bahanesi ne desen nafile gideni döndürmeye kimin yettiki bugüne kadar nefesi...
Teşekkür ederim sana, bunca şey yaşattığın için bana. Günlerce uykusuz kalmamı sağladığın için, nerdeyse tüm ömrümü karşılayacak kadar gözyaşını 1 gecede döktürdüğün için bana. Ama tekrardan çok teşekkür ederim sana, bir daha böyle birini sevemeyeceğimden bu duyguyu tattırdığın için bana, birlikteyken kendimi güvende hissetmemi sağladığın için, sarılmanın ne kadar önemli olduğunu iliklerime kadar hissettirdiğin için, ilk kez sevildiğimi hissettirdiğin için. Çok teşekkür ederim. Ben seni çok sevmiştim.
Hiçbir insana güven olmuyor bu hayatta. Yeri geliyor o en güvendiklerimiz bile çıkarları uğruna ezip geçiyor aramızdaki dostluğu. İnsanlar birbirinin yüzüne gülüp arkasından konuşuyor. Bazen bunu en yakının bile yapabiliyor evet. Belki düşmanın yapsa bu kadar üzülmezsin. Ama bir dostunun yapması farklı oluyor. Demem odur ki sırlarınızı paylaşmayın hiçkimseyle. "Hayır o asla yapmaz!" dedikleriniz bile yapıyor emin olun. Bir dostun attığı kazık düşmanınkinden daha çok acıtıyor. Kendinizden başka kimseye güvenmeyin. Sizi sadece siz bilin. Üzüntülerinizi, mutluluklarınızı, sırlarınızı kendinizle paylaşın. Çünkü bazen yalnızlık gerçekten iyi geliyor. Bazen yalnız olmak gerekiyor.
Sana da oluyo mu böyle; hiçbişey yapasın gelmiyo, bütün gün boş boş oturuyosun. Üzülüyosun, canın çok fazla yanıyo ama kimseye anlatamıyosun. Anlattıkların da seni anlamıyo, sıkılıyolar bi müddet sonra. Nefes almakta güçlük çekiyosun. Çok acıyo çünkü için. Yüzün çöküyo, ama nası göründüğün umrunda bile olmuyo. Oluyor dimi?
-Anlıyorum.
İyiyim ben… Biraz üzüldüm sadece, ağlarsam hepsi geçecek. Kalbim kırıldı, buruk bir sevinç öldü içimde ama ben iyiyim. Dokunamadığım, göremediğim, nasıl dindireceğimi bilmediğim bir acı taşıyorum bu sıralar yüreğimde. Biraz yalnızlık, biraz hüzün, biraz terkedilmiş bir ağırlık var üzerimde. Kahretsin ki iyiyim ben, hala nefes alıyorum…
Buraya bir şeyler yazma gereksinimi duyduğum için yazıyorum, yoksa seninle cidden bir alakası yok. Biliyormusun bazı katiller artık sadece dudaklarından çıkan 2 kelime ile öldürebiliyorlar insanları. Bundan banane? dediğini duyar gibiyim. Hayatımda gördüğüm en soğukkanlı seri katilsin. Öldürüyorsun, ama haberin bile olmuyor öldürdüğünden. Tozlu raflarımdan çıkardığım, bi kaç ayıklanmış sigara yardım ediyor daha iyi çalan bu ayrılık senfonisine. Sen en damardan çalınan bir klarnet gibi, yüreğime en sert notalarını vururken, ben o parçayı ağlayarak dinliyorum. Buna ister edebiyat de, ister felsefe. Ama matematik deme. Çünkü, matematikle aram iyi değil, sayamadım gidişinin üstünden kaç gün geçti. Tek saydığım o fotoğraflarını beğenen abaza sayısı 3 katına nasıl çıktı? Hala öyle güzel gülerek nasıl fotoğraf çektiriyorsun? Hiçbir şey olmamış gibi nasıl devam ediyorsun yaşantına. Uyuyorsun, uyanıyorsun. Merakımdan soruyorum, cidden bunun da seninle bir alakası yok. Vicdanın diyorum, sızlamıyor mu hiç? Giderken arkamdan el sallamıştın. O elini al, korkma korkma, küfür etmeyeceğim. Küfürü hak eden insanlar vardır, sen onu bile hak etmiyorsun. Küfür, iltifat gibi gelir sana. Ne diyordum? Evet, o elini al, sol göğsünün üzerine koy. Oralarda bi yerlerde ben varmıyım? Yokmuyum. Şşş aloo. Konuşsana. Nasıl böyle fotoğraf çekilirken gülebiliyorsun diyorum. Yoksa fotoğrafı çekerken, gülümse çekiyorum mu diyorlar?
Madem öyle, gülümse..
Fotoğraf değil, acı çekiyorum..
Kıskan ya. Biriyle konuştuğumu görünce trip at bana. Bi benimle konuş de. Gecenin bir yarısında uyandır, sesini özledim de. Hep senin sesinle uyuyup senin sesinle uyanayım. Olmuyor başka türlü, rahat uyuyamıyorum de. Benden 1 saat haber alamadığında ortalığı ayağa kaldır. Yap yani. Sahiplen. Kıskan. Sev. En çokta özle. Yüzünü görmek istiyorum. Görüşelim olmuyor sensiz de. Haberim olmadığında kapıma kadar gel, çık dışarıya de. Tek başıma evin önüne bile çıkarma beni. Hep benden bekleme, biraz da sen özle. İhtiyacım var sahiplenilmeye. Tek taraflı olunca olmuyor, hep bir şeyler eksik oluyor.
Onsuz mutluluğu öğrenmiştim ben. Gülmeyi öğrendim, eskisi gibi saçmalamayı öğrendim, insanlara güler yüzle bakmayı öğrendim. O olmadan eskiden yaptığım şeyleri tekrardan yaptım. Onunlayken ağlıyordum, sırf onu kaybedicem diye. Sırf başkalarına seni seviyorum der diye ağladım. Gitmesinden korktum. Eğer giderse ben daha da içime kapanırdım biliyordum. Onunlayken onunla konuşan tüm insanlardan nefret ederdim. Sonra insanlar onu görüyor diye herkesten nefret ettim, unuttum. Evet zaman hiç bir şeyin ilacı değil. Ama işte. Ben onun kalbinden tamamen çıktığımı anladığımda, gideceğini biliyordum ama gitmesin diye her gece dua ediyordum. Benim başka sorunlarım da vardı, ama o daha önemliydi sanki. Onu herşeysen, herkesten üstün tutmuştum. Değmezmiş. Çünkü o beni hiç bir zaman herkesten üstün tutmadı. Onun için istediği zaman gelebilen, istediği zaman hayatından çıkartabilen bi salaktım. Şimdi kalbimde onu taşımıyorum. Evet. Çok güzel. Ama, anlıyorum şimdi onu severken ne kadar salakmışım diyorum. Onu pişman etmek istiyorum, yalvarsın istiyorum onunda geceleri uykusu gelmesin düşünmekten istiyorum. O da beni yada başka kızın hayatından gitmesinden korktuğu için ağlasın istiyorum. Şimdi döndü ya özledim dedi ya, özlemedi. Çünkü onu tanıyorum, özleyen kişi değil o. Özlediğinde daha farklı şeyler yapardı. Hayatımda değil ya şimdi, iyi ki de değil. Dediğim gibi gülmeyi öğrendim ben. Küçük bi çocuk dizlerinin üzerinde düşer ya, bende düştüm. O küçük çocuk 'anne' diye ağlıyordu. Ben ise onun adını sayıklıyordum. O çocuğun annesi geldi ama o hiç gelmedi. Hiç gelmicekte. Çünkü o beni hiç sevmedi.