sözler her şeyden net bir şekilde bahsedemezken ,yazdıklarımızda her şeyi böylesine anlatabilmek ne büyük nimet. dört gözle beklediğim bir şeyi birine anlatmak gözüme çok korkunç geldi ama bunu yazarak paylaşmaktan hiç kaçınmıyorum. duyulan her şey yok olur, yazılan her şey ise ebediyen kalır. tek sebebi bu. yeterince temkinli olursam canıma hiçbir şey olmaz zannediyordum. duvardaki çatlakların yerlerini ezbere biliyordum. dikişsiz ve nakışsız yaralar daha yakıcıdır, panzehrini biliyordum. gökyüzünden yağan damlaların kaç adet olacağını bile biliyordum. hayat bir kereliğine halı olsa ve önüme serilse yine korkusuz yürüyecek olacağımı biliyor olmam beni hep 2 adım geriye götürdü. ben biliyorum ki evrende tekim. benden bir tane daha yok. bana benzeyen bir canlı dahi yok. her şeyin nereden gelecek olduğunu biliyor, görüyor yine de olacak olana kadar bekliyorum çünkü evren akışını bozmak benim haddime değil. canımın küllerini önüme koydular. ben canıma hiçbir şey olmaz zannederken külleriyle bir masada karşılıklı oturmak hiçte tahmin edebildiğim bir şey değildi. her şeyi bilen zihnime bir tek öğretemedikleri şey vardı; fazla merhamet seni canına ait bir kül bile bulamayacak hâle getirir. yüzleşmek gerekirse; birini o kadar gönlümden seviyordum ki onun beni sevmemesi gözümün önüne bile gelmiyordu. bir gün anladım ki onun gözleri başkası için parlıyor, birini çok seviyor. evet. o kişi ben değilim. hiç olmadım. ona bunun için hiç kızmadım. evet, kızmakta haddime değil. yutkundum. bu benim haddime olmalı ona çok öfkelenmeliydim. şaka mı yapıyor bu? nasıl böyle düşünebilir? o iğrenç biri, sevmeye devam etmedin di mi? aaaah, hadi ama ya. siz birini sevmeyi ne zannediyordunuz ki. ben de size soruyorum, çizgi film karakteri miyiz? o öylesine güzel ki, artık fotoğraftan görebiliyor olmam bir şeyi değiştirmez. onun beni sevmemesi değil, onun benim sevgimi kullanması sevgimi bitirmeye yeterli bir sebeptir. bu arada evet, dört gözle beklediğim şey merhametimin zihnimin içinden alınması çünkü ben kalbimle merhamet etseydim bir işe yaramazdı. ben zihnimle hareket ederim, kalbimi dinlemek umrumda değil. annemin dediği gibi; neyi istediğim değil, neyin olmasını gerektiğini bilmem. motto. tekrar dönelim. sevgimi kullandı ve bitti. neden diye bir gün bile sormadım, sevgiyi kullanmanın gerekçesi ne olursa olsun kabul edilemez, sindirelemez. yutak borumuzdan asla geçmeyecek tek lokma budur. ah etmedim ama o yaşattığını yaşadı. kimsenin bilmediği bir gerçek vardır ki ona tutan ah benim bahçemde ki solan çiçeklerin ahıydı. seni seviyorum ama bu senin için çiçeklerimin hep solmasına izin vereceğim anlamına gelmezdi ki. gülümsedim. babamı da çok seviyorum ama bu onun ne kadar düşünürsem düşüneyim aklıma bile gelmeyen ses tınısıyla tüm taşları yerine oturtuyor. sevgisizliğe tahammülüm yok ve ömrüm sevilmediğim yerlerden kapıyı sessizce kapatıp gidişimi bile duyurmamakla geçti. girdiğim her kalpte bir izim var. çıktığım her evde bana ait bir bavul var. iz bırakmaktan, bana ait şeyleri geride bırakmaktan gocunmadım. bunlardan hiç gocunmadım çünkü bazı şeyler biz farkedemesekte eksildikçe çoğalır. eksilen şeyler için ağlamak yerine gelecek şeyler için gülümsemek. en büyük çağ yangını bu bahsettiğim şey. gidenin yasını tutamamak. bu benim en büyük gerçeğim. gelecek yıkımları öngörüyor, gardımı hazırlıyor, enkazın altında kalıyorum. enkazın altında can vermiyorum çünkü zırhım çoktan hazırdı. zamanını bekliyor ve o enkazdan hiç gözyaşı dökmeden çıkmaktan bahsediyorum. bu kimsenin ehli değil. benim bile. yapıyorum. kendime inanıyorum ama en çokta lale mahallesinde, cumhuriyet parkının oradaki ekmek bayisinin karşısında duran gül eczanesinin üstünde bulunan apartmanın içinde 2. katta bulunan 3 dairenin tam ortasındakinde oturan, kapıdan girince biraz ilerledikten sonra sağda kalan mutfaktaki balkonda annesi ağlarken masada bilgisayardan annesine intizardan o eski ben değilim şarkısını açıp öylece oturan annesinin ağlamasını değil nasıl güleceğini düşünen damla'ya güveniyorum. o her şeyi düşünürdü. gözlerim doldu.