Dedim ya işte bocalıyorum.
Yeniden yaşamaya başlamak kolay mı?
Cahit Zarifoğlu
Sweet Seals For You, Always
art blog(derogatory)
Show & Tell
tumblr dot com

Product Placement
YOU ARE THE REASON
KIROKAZE
Interview Vampire Daily
RMH

PR's Tumblrdome
Phantogram Three
I'd rather be in outer space 🛸

roma★
Cookie Run:Kingdom Official!

izzy's playlists!
Doug Jones
🪼
Noah Kahan
Fai_Ryy
No title available
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Germany
seen from Uruguay
seen from Colombia
seen from United States

seen from Canada
seen from Netherlands

seen from Austria

seen from United States
seen from United Kingdom

seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States

seen from United States

seen from Indonesia
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia
@mesisol-blog
Dedim ya işte bocalıyorum.
Yeniden yaşamaya başlamak kolay mı?
Cahit Zarifoğlu
Saman alevi gibi parlayan ve o parlama esnasında sakinleşince pişman olacağı şeyler söyleyen biri olduğum için sinirlenince insansız bir alanda duvar yumruklamam gerekiyor başka yolu yok
“Beni anlamalısın… Çünkü ben kitap değilim; çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz. Yaşarken anlaşılmaya mecburum…”
— (via umutlarimparamparca)
Çok seviyorum abi,
Çok seviyorum.
Şimdi özlüyorum diye kalkıp dikilsem karşısına; iki saat içinde yüzü gözlerimin önünde, elleri kucağında bağlı, yüzündeki beni olduğu gibi durur. Ama aramızda gezegenler var.
Benim onun ellerine ulaşmam için, aşmam gereken koskoca bir düzen var. Şimdi ben böylesine büyük bir boşluktayken; sesimin onun sesinin çarptığı duvarlarda yankılanması için silinmesi gereken fizik yasaları var.
Onun ellerine dokunabilmem için, bileklerimden vazgeçme zorunluluğum var.
Karşısına çıkıp ben seni, ben sana diyebilmem için boğazıma dizilen kelimelerden arınmam var.
Ona gidebilmek için, onu bir daha görmekten vazgeçmek var.
Onu sevmekten vazgeçecek yürek yok ama abi,
Orasını ne yapacağız?
Benim dünyamın bütün renkleri, onun iki sıra dişine dizilmişken, ben gençliğimin çiçeklerini nasıl soldurdum? Güneşim onun iki göz kapağının arasındayken, ben nasıl böyle karanlıkta kaldım, ben nasıl yaşadım abi ? Soldukça onu solumda büyütürken, ben nasıl onsuz yaşarım?
Nasıl ağır geliyor düşünceleri insana.
Üç avuç toprağın içine batmaya nasıl başlıyoruz birden gün ortasında.
Bir gram su olmadan biz nasıl boğuluyoruz böyle derinlerde.
Çok mu zor; seni seviyorum demek.
Neden bu kadar zor ?
Neden bu kadar acı ?
İki çift ayak tabanına sığdıracak kadar büyük değil mi bu dünya ?
Beni onunla aynı karede yaşatacak kadar güzel değil mi fotoğraflar ?
O uzaklara bakarken benim ona bakıp uzaklara dalmam için yok mu yeterince iyi bir manzara ?
Onun kokusunu sarıp getiren bir rüzgar neden esmiyor bu şehirde ?
Geceler neden onun hayaliyle geçiyorda bir kez olsun onunla geçmiyor ?
Ben sabah neden onun gün yüzüne uyanamıyorum ?
Biz neden bunları çekiyoruz abi söylesene neden ?
arabada giderken radyodaki şarkıda şey diyordu “hem beni öldürdün, hem içimdeki seni. böyle olsun istemezdim.” beni özetledi, böyle olsun hiç istememiştim. üstelik aynı şarkıda “kapanmaz yarayım, gece gündüz kanarım” dedi. ne kadar kanadığım aklıma geldi, yutkunamadım.
“Biliyor musun… İnsan gün batımını çok seviyor, içi üzgünken.”
—
Küçük prens
(via icimizdekiyalnizlik)
“Kağıdı boşa harcama, gezegeni öldürme.”
“Yeterince dürüstsen, Fazlasıyla aşık ve gerçekten seviyorsan, Hazırsın demektir; Artık mutsuz olabilirsin.”
— sepetli vinç kiralama (via unlubiryazar)
That’s the thing about pain. It demands to be felt.
— John Green: The fault in our stars
“Tesadüfen gördüğün tek bir fotoğraf seni oturduğun yere öyle bir gömüyor ki kalktığında yürümeyi tekrar öğreniyorsun.”
— firma ekle (via unlubiryazar)
“Bakmayın insanların “Beni çok sevecek birini arıyorum” demesine. Büyük bir sevgiye maruz kalınca hepsi kaçacak delik arıyor.”
— (via icimizdekiyalnizlik)
Sen sevginin bile kurtaramayacağı kadar kötü bir insanmışsın, ben bunu farketmemek için çok uğraşmıştım.
neden şimdi bana bunu yaptın. sokağa çıkınca gidecek bir yerim yok. yolun ortasında duruyorum öylece. böyle hissettirmeyi nasıl beceriyorsun? dizimin üstüne çöktüm. yaralarıma bakıyorum. çok olmuş. olmamış mı yoksa? tüm sabahı bu şeritin üstünde geçireceğim. sen yine bilmeyeceksin.
“Sadece şefkat iyileştiricidir. Çünkü insanın içindeki tüm hastalıklar sevginin eksikliğinden kaynaklanır.”
— 70 metre sepetli vinç (via unlubiryazar)