M:
vapurun boğucu kalabalığının icinden hızlıca sıyrıldı adam, aslında her zaman kalabalığın içinde farklı bir huzur bulur, sokakların, vapur yolculuklarının, kalabalığın, müzisyenlerin seslerini rastgele kaydederdi, gözlerini kapatıp varoluşun seslerini dinlerdi, kendinden bir şeyler bulurdu her sıradan sahnede… Farklı bir his vardı içinde bugün, vapurdan hızlıca indi ve köşedeki sokak lambasinin altında durdu, büyük cepli salaş paltosunun cebinden çıkardığı tütün poşetinden bir miktar aldı, ince kağıtlarından birine büyük bir ustalıkla sardı. Sigarasını yakmak için hafifçe boynunu aşağıya eğdiğinde sol tarafında kıyıda oturan beyaz sakallı adamı gördü, adamı uzaktan izledi, onu hissetti, hayatına dair tahminler geçti aklından, sessizce yanına yürüdü, yaşlı adamın onu görmesini bekledi, adam onu farkettiğinde ürkmüştü, sokak lambasının ışığı vuruyordu üzerlerine, gölgeleri denize yansıyordu. iki adam denizde gölgelerine bakarak derin düşüncelere dalmışlardı, konuşmuyorlardı…
A:
10 dakika olmuştu. Sahildeki sessizlik giderek derinleşti. İçilen sigara sönmüş, uzaklaşan vapurun motor sesi yerini dalgaların iskeleye vuran şarıltısına bırakmıştı. İki yabancı birbirlerinin varlığını unutmuş, öylece bekliyorlardı. Beyaz sakallı adam hayattan varlığını silmek istercesine etrafıyla ilgilenmiyordu. Sessizlik arkalarından yaklaşan bir yabancının gür sesi ile bozuldu. Yabancı Ahmet Abi diye seslenerek yaklaşıyordu. Her ikisi de merak içerisinde, kafalarını senkron bir şekilde sağ tarafa doğru çevirdiler. Gelen 23 yaşlarında, üzerinde beyaz gömlek, siyah pantolon ve Adidas ayakkabı olan bir gençti. Hava gömlekle dışarı çıkmak için çok soğuk diye düşündü adam. Belli ki arkadaki restoranların birinde çalışan garson diye çıkarım yaptı. Peki beyaz sakallı kimdi? Saçı, sakalı birbirine karışmış bu beyaz sakallı adanın delisi olabilir miydi? Bir garson ile adanın delisinin ne bağlantısı olabilirdi?
Adam beyaz sakallının genç delikanlıya selam verdiğini görünce orada işinin olmadığını düşündü. Ani bir karar ile sola doğru yürümeye başladı. Sokak lambasının sarı ışığı altında, gittikçe büyüyen gölgesi ile beyaz sakallının yanından sessizce uzaklaştı.
M:
Adam arkasına bakmadan yürüdü. Göğüs boşluğunda sallanan o garip his daha da belirginleşmişti. Geçmişinden sahneler miyidi aklına gelen? Yoksa geleceğin habercisi mi? Karanlık ve yorgunluk kafasını bulandırıyordu. Gökyüzü en kara çarşaflarına sarılmıştı, yıldızlar ampüller misali gecenin karanlığına savaş açmışlardı…
İleride boş bir bank kestirdi gözüne, oturdu. Derin bir nefes çekti, ciğerleri acıyla uyandı, hafif bir ürpertiyle sarsıldı bedeni. Son zamanlarda yoğunlaşan bir histi - uzaklaşmak. Bu şehri, kalabalık sokaklarını, karmaşık geçmişini geride bırakmak istiyordu. Gitmek, bilinmezliklere karışmak, aciz benliğinin zincirlerini kırmak, uzaklaşmak…
Varoluş ne büyük bir maceraydı. Özgür ruhların serenadı, hislerin yoğunluğunda sarhoş olmaktı adeta. Yeniden doğmalıyım diye düşündü genç adam, başka bir evrende, içimdeki çocuğu yeniden doğurmalıyım!
Hava ağarmaya başlamıştı, martıların aç çığlıkları dalgalara çarpıyor, günü ayıltıyordu.
Yaşlı adam genç adamın ayrıldığını farketmişti ancak onula sessizlik içinde kurduğu kuvvetli bağ adeta ses tellerini düğümlemişti…