
#dc#batman#dc comics#bruce wayne#tim drake#dc fanart#dick grayson#batfam#batfamily




seen from Finland

seen from United States

seen from Finland

seen from United States
seen from Russia

seen from United States
seen from United States
seen from Russia
seen from Russia

seen from United States
seen from Kazakhstan
seen from United States
seen from Italy
seen from China
seen from China
seen from United States

seen from China
seen from United States
seen from China
seen from United States
Yengem İlk ve Son Olsun Dedi 1
Herkese selam, Ben Ankaradan Özgür. Tesadüfen girdiğim bu sitede çok sıcak ve insanı etkileyci, tahrik edici seks hikayeleri okudum. Şunu itiraf edeyim ki, gerçekten de insan o anları yaşıyormuş gibi zevkle okuyor. Ben de yengemle ilgili olan bir hikayemi paylaşmak istedim. Ben, 1.75 boyunda, 70 kiloda, buğday tenli, seksi çok seven ve yakışıklı sayılacak bir erkeğim. 18 yıldır evliyim. Karım sekste sınırları olan bir kadın. Ben ise aksine sekste sınır sevmeyen biriyim. Karımdan kaç defa arkadan (anal seks) istediysem de beni red etti. Onun için oldum olası göt sikmeye çok özlem duydum.
Hikayenin asıl kahramanı yengem (abimin karısı) ise 45 yaşında, 1.65 boyunda, balık etli ve alımlı bir kadındır. Yengemin özellikle dudakları kalın ve etlidir. Hele o yürürken kalçalarını sallaması dikkatimi çekerdi, ama aklımdan da kötü birşey geçmezdi. Abim yengemden 5 yaş büyük vede şeker hastasıdır. Bundan 3 ay önce, sabah saat 9 gibi yengem beni telfonla arayarak, abimin şekerinin yükselerek komaya girdiğini ve acil hastaneye götürmemiz gerektiğini söyledi. Ben de aceleyle gittim, abimi ve yengemi alarak hastaneye götürdüm. Tahliller, muayane derken, abimi hastaneye yatırdık...
Yengemle hastaneden çıkıp eve giderken, yengem alış veriş yapması gerektiğini söyleyerek, “Hem de biraz çarşıda dolaşırız, kaç zamandır evden dışarı çıkmıyorum, ruhum açılır...” dedi. Arabayı otoparka bırakarak, yengemle gezmeye başladık. Biraz alış verişten sonra yengem iç çamaşırı satan bir mağazanın vitrinin önünde durdu ve ilgiyle vitrindeki iç çamaşırlarına bakmaya başladı. Biraz baktıktan sonra bana, Aslında kendime iç çamaşırı da almam gerekiyor... dedi. Girdik mağazaya, yengem çamaşır seçiyordu kendine. Birkaç tane aldıktan sonra bana, Özgür birtane de gece kıyafetiyle giymek için almak istiyorum, ama karar veremedim, baksana hangisi güzel? dedi. Ben de utandığımdan dolayı aceleyle siyah renkli olanı gösterdim. Yengem benim o gösterdiğim çamışırları da alarak çıktık. Eve gittik.
Evde yemek çay falan derken vakit geç olmuştu, “Ben artık eve gideyim yenge.” dedim. Yengem de, “Ya ben yalnız korkuyorum, karını da çağırsan da burada kalsanız?” dedi. Telefon açtım ve karıma söyledim. Fakat karım, “Yarın çocuğu okula nasıl gönderirim? Sen kal.” dedi. Karımla aramızda asla herhangi bir şüphe yok vede olamayacağı için, benim yengemle kalmama rahatlıkla izin vermişti.
Akşam TV seyrederken yengem aldığı iç çamaşırlarını getirip yanımda hem inceliyor, hem de bana gösteriyordu. En son alğımız siyah iç çamaşırını açtı, “Aaay bunun külotu tangaymış, südyeni de çok açık, ben bunu nasıl giyerim?” diyerek bana gösterdi ve “Bak senin yüzünden oldu, geri götürsem değişirler mi acaba?” diye hayıflandı. Ben kanepeye uzanmış, ilgisizce yengemin elindeki çamaşıra bakarak, “Ne diye götürüp değişeceksin yenge? Giyersin...” dedim. Yengem de, “Bilmem ki?” deyip, çamaşırları poşete koydu ve odasına götürdü. Tekrar salona gelip biraz oturduktan sonra, “Ben bir duş alayım...” deyip kalktı, banyoya girdi. Ben de kalktım neskafe hazırladım. Yengem duşunu alıp çıktı. Altına penye bir pijama, onun üzerine de yakası açık kolsuz tişört giymişti. “Yenge sana da neskafe hazırladım.” dedim, buna çok sevinmişti. Karşılıklı oturup neskafelerimizi içtik. Fincanlar boşalınca yengem kalktı, “Fincanları da ben götüreyim...” deyip eğilince gördüm ki, yeni aldığımız siyah südyeni giymiş, nerdeyse memelerinin uçları görünüyordu...
Acaba yengem tanga külotu da giydi mi diye merak ettim, fincanları mutfağa götürürken arkasından baktım. Penye pijamadan yengemin içi belli oluyordu. Evet, tahmin etttiğim gibi tangayı da giymişti. O an içim bir hoş olmuştu ve yengeme karşı başka gözle bakmıştım. Ama kendi kendime olmaz öyle birşey desem de, sikim ayaklanmaya başlamıştı. Yengem fincanları mutfağa bırakıp gelince, “İstersen sen de bir duş al, rahatlarsın, hava sıcak zaten.” dedi. Ben de, “Olur.” deyip banyoya girdim. Yengem az sonra banyonun kapısından bana seslenerek, “Özgür kapıya temiz şort ve atlet koydum, giyersin.” dedi. Banyoda yengemin o memelerini düşünüp 31 çekmedim dersem yalan olur. Duştan çıkınca şortu ve atledi giydim, salona gittim...
Salonda yengem çömelmiş halının üzerinden birşeyler topluyordu. Beli açılmış, belinin bitimi, götünün yanaklarının başlangıç yeri ve tangası görünüyordu. Birkaç saniye baktıktan sonra kanepeye oturdum. Yengem de işini bitirip karşıma kanepeye oturdu. Ama gördüğüm manzara aklımdan çıkmıyor, sikim yine ayaklanmaya ve şortumdan belli olmaya başlamıştı. Yengem görmesin sikimin kalktığını diye elimle düzeltiyordum. Yengemle günlük hayattan bahsediyor, sohbet ediyorduk, ama ben gördüğümü unutamıyor, heycanlanıyordum. Heycanlandıkça da sikim daha müthiş kalkıyordu. Kanepeye sırtüstü uzandım, elimi de sikimin kalktığı belli olmasın diye önüme koydum. Yengem, “Lambayı söndüreyim de boşuna elektrik harcamasın, nasılsa Televizyon çalışıyor.” diyerek kalktı, salonun ışığını södürdü. Televizyonun aydınlattığı kadar salonda loş ışık olmuştu. Bu beni daha da heycanlandırmıştı...
Ben bir ara farkında olmadan ellerimi kafamın altına koymuşum, yengemin gülerek, “Özgür...” demesiyle irkildim, “Efendim yenge?” dedim. Yengem önümü işaret ederek, “O ne hal?” dedi. Öyle utandım ki anlatamam. Hemen kendime gelerek yine elimi önüme kapattım ve yengemden özür diledim, farkında değilim gibi mazeretler saçmaladım. Yengem çok utandığımı anlamıştı, yine gülümseyerek, “Olur böyle şeyler, saklamana da gerek yok, sanki hiç mi görmediğim birşey, rahatına bak!” dedi. Biraz rahatladım, ama yinede önümü elimle kapamaya devam ettim. Yengem (güya bana farketirmeden) göz ucuyla önüme bakıyor, hem de havadan sudan sohbet ediyorduk. Gerçekten zor durumdaydım, sikim bir türlü inmeyerek durumu daha da zorlaştırıyordu. Yengem benden bir sigara istedi, oysa sigara içmezdi. Sigarayı verirken, “Yakıp da verirmisin?” dedi. Sigarayı yakmak için uğraştım ama çakmak bir türlü yanmadı. Yengem, “Ocaktan yakabilirsin.” dedi. Ben ayağa kalkınca artık sikimin kalktığını saklayamadım, çünkü sikim şortu öyle zorluyordu ki yırtacak gibiydi. Kelimenin tam anlamıyla sikim çadırı kurmuştu...
Yengem önüme bakıp gülümsüyordu. Aceleyle mutfağa gittim. Sikimi biraz düzeltip, ocaktan sigarayı yakıp geldim. Sikimi ne kadar düzelttiysem de faydası yoktu, yine belliydi. Sigarayı yengeme uzattığımda yengem önüme bakarak aldı. Yerime oturunca yengem, “Özgür, karın hasta falan mı?” dedi. “Yok hasta falan değil, neden sordun yenge?” dedim. “Baksana seninki aylardır birşey görmemiş gibi yerinde durmuyor, yoksa siz de bizim gibi uzun zamandır birşey yapmıyormusunuz? Öyle bir durum varsa saklama, açıkça konuşalım, bunda ayıp olacak birşey yok!” dedi. “Yok yapıyoruz yenge...” dedim. Yengem de, “İyi yaaa, valla biz 5 aydır yapmıyoruz, yapsakta öylesine yapıyoruz, çünkü abininki tam kalkmıyor...” diye baklayı ağzından çıkarmıştı. “Peki o zaman sen nasıl dayanıyorsun yenge?” diye sordum. Yengem derin bir iç çekti ve “Kendi kendimi tatmin ediyorum, ama gerçekle bir olur mu hiç?” dedi. “Haklısın...” dedim. Yengem önümü işaret ederek, “Karın çok şanslı valla! Aaahh ahh, aylardır öyle heybetle kalkmış yemedim biliyormusun? Abine nasıl kızıyorum, benim de canım var, benim de ihtiyaçlarım var...” diye sızlanmaya başladı. Birden, “Sızlanıp durma yenge, o kadar çok istiyorsan al ye, sana da yeterim!” deyivermiştim.
Bunu duyunca yengemin gözleri kocaman açıldı. Yengem bağıracak, beni kovacak herhalde düşüncesiyle korkmaya başlamıştım ki, yengem hiçbir şey demeden oturduğu yerden kalktı, yanıma gelip oturdu, elini yarağımın üstüne koyup, şortun üstünden yarağımı sıvazlamaya başladı. “Ne kadar sert yarağın var!” diyerek dudağıma öpücük kondurunca, yengemi ensesinden tutup kendime çektim. Dudaklarımız birleşmiş, dillerimizi sırayla birbirimizin ağzına sokuyor, emiyorduk. Biraz öpüştükten sonra yengem aniden ayağa kalkarak, “Dur sana birşey göstereyim!” dedi ve önce üstündeki tişörtü, sonra da pijamasının altını bir çırpıda çıkartıp attı ve “Bak, senin beğendiğin iççamaşırları giydim! Yakışmış mı?” diye soruyordu. Yutkunarak, “Çok yakışmış yenge!” dedim. Gözlerimi alamıyordum, yengemin amı külotundan yumruk gibi çıkmıştı...
Yengem bir manken edasıyla kendi etrafında bir iki dönerek, kendini önden arkadan bana sergiledikten sonra geldi kucağıma, tam yarağımın üstüne oturdu. Tekrar dudaklarımız birleşti. Kulağıma fısıldayarak, “Yatakodasına gidelim mi?” dedi. Ben, “Tamam!” deyince yengem kucağımdan inerek elimden tutup beni de ayağa kaldırdı. Ayaktayken atletimi çıkardı, şortumu külotumla bereber çıkararak, “Offf be, işte bu! Ne kadar güzel yarağın var, kurban olurum buna!” diyerek eğildi ve sikimin kafasına öpücük kondurdu. Ben de, “Daha ne güzelliğini gördün ki yenge?” dedim. Yengem de, “Hadi çabuk ol, biran önce görmek istiyorum!” dedi. Yengem yarağımı elinden bırakmadan, o önde, ben arkada, beni çekerek yatağına götürürken, tangalı götünü kıvırarak yürüyordu. Elimi yengemin götüne koydum, tombul götünün yanakları salıncak gibi bir oyana bir buyana sallanıyordu...
Yengem yatağa uzandı ve “Hadi hemen sik beni!” diyerek beni üzerine çekti. Yengemin üstünden kayarak yanına uzandım ve “Daha çoook zamanımız var yenge, acelen ne?” dedim. Dudaklarımız birleşti. Yengem dudaklarımı öyle bir emiyordu ki, koparacak gibiydi. Dudaklarımı yengemin dudaklarından kurtarıp, boynunun her tarafını öpüyor yalıyordum. Yengem gözlerini kapayıp hafiften inlemeye başlamıştı. “Memelerimi em!” diye talimat verdi. Südyenini çıkardım ve göğüslerini öpüp emmeye başladım. Yengem çok sabırsızlanıyordu, o arada külotunu çıkardı. Ben yengemin memelerini emerken, elimle de şişkin amını okşuyor, parmağımı amına sokup çıkarıyordum. Yengemin amı iyice sulanmıştı, kalçalarını yukarı kaldırıp indiriyordu...
“Hadi canım, sok yarağını amıma, sik beni, ilk ateşimi söndür, sonra uzun uzun sevişiriz, bak seninki de patlayacak gibi!” dedi ve bacaklarını ayırıp beni yine üzerine çekti. Benim yarrak sanki yolu biliyormuş gibi amın ağzında yerini aldı. Yarrağımın kafasını yavaşca amına soktuğumda yengem kalçasını sağa sola oynatıyordu. Dayanamadım birden hepsini kökledim. Köklememle birlikte yengem, “Ohhhhh, çooook güzel!” diye inledi. Ben, “Hoşuna gitti mi yenge?” diye sorunca, “Bana yenge deme! Karıcığım de, orospum, kahpem diyerek sik beni!” diye inliyordu. Yengem tiyoyu vermişti. “Orospu yarağım güzel mi?” diye sordum. Yengem, “Güzel, hem de çok güzellll, kurban olurum o yarrağına erkeğim, hızlı, daha hızlı sik beni, sikicim benim!” dedi. Yengemin bacaklarını omuzuma aldım, altımda top gibi olmuş, ben amına soktukça memeleri dalgalanıyordu. Arada bir durup yengemin memelerini öpüyor emiyordum, sonra tekrar amına köklüyordum...
Yengemin amını bacak omzuda epeyce siktikten sonra pozisyon değiştirdik. Ben alta geçtim, yengem ata biner gibi yarağımın üstüne oturdu, kalçalarını sağa sola kıvırıyor, oturup kalkıyordu. Her otururken de, “Ohhh bastır, geliyorum, iyice sok!” diye inliyordu. Herhalde zincirleme orgazm oluyordu ki, amından süzülen sular taşaklarıma kadar akıyordu. Yengem yarağımın üstünde kıvırırken ben de memelerini okşuyor, sıkıyor, emiyordum. Bir süre de o pozisyonda siktikten sonra, yengemi tekrar altıma aldım. Öyle sert sikiyordum ki, şakırtı sesleri yatakodasının duvarlarında yankılanıyordu. Yengem son hamlelerimden gelmek üzere olduğumu hissetmiş olacak ki, “Durma kocacığım, devam et, içime boşal, korkma korunuyorum!” diyerek zıplamasını hızlandırdı. “Al ozaman orospu!” diyerek, yengemi belinden tutup kendime çekerek öyle bir boşalmaya başladım ki, döllerimin ardı arkası gelmeyecek sandım...
Yarağım yengemin amında küçülünce üstümden indi ve yan yana uzanıp birer sigara yaktık. Sohbet ediyorduk. Ben yengemin vücudunda parmaklarımı gezdiriyordum, yengem de taşaklarımı okşuyordu. Sigaralar bitince tekrar öpüşmeye başladık. Yengem beni sırtüstü yatırıp dudaklarımı emmeye başladı. Ordan boynuma indi, ordan da meme uçlarımı emiyor, dişliyordu. Göbek deliğime dilini sokuyor emiyordu. Daha aşağı indiğinde sönük yarağımın kafasını ufak ufak öpüyor, dilini kafasının etrafında gezdirerek taşaklarıma iniyor, taşaklarımı ağzına alıp emiyordu. Benim yarak kalkmaya başlamıştı. Yengem yarağımla konuşuyordu, “Kalk benim güzel yarağım, kalk ta sana neler vereceğim!” diyordu. Ben de yengemin saçlarını okşayıp, “Neler vereceksin bakalım?” dedim. Yengem, “Ne istersen vereceğim, yeter ki beni doyur yarağa!” dedi. Benim yarrak tam kıvamına gelmişti. Yengem sakso çekiyor, boğazına kadar ağzına alıyor, çıkarıp dilini kafasının etrafında gezdirip yalayarak taşaklarıma iniyor, taşaklarımı ağzına alıp emip, tekrar yalayarak yarağımın kafasına çıkıyor, kafasını ağzına alıyordu. Bunu sayısını hatırlamadığım kadar çok yaptı...
Sonra yine öpüp yalayarak yukarı çıktı, dudaklarıma kadar geldi. Biraz öpüştükten sonra busefer ben yengemi altıma alarak, yengemin kulak memelerini emiyor, kulağının içine dilimi sokuyordum. Yengem kulağına dilimi soktukça hem huylanıyor hem de azıyordu. Boynuna indim, yalıyor emiyordum. Yengem de boynunu bir sağa bir sola çevirerek her tarafını yalamam için beni yönlendiriyordu. Aynı anda da amını avuçlayıp okşuyordum. Boynundan memelerine indim, meme uçlarını yalıyor, ufak ufak ısırıyor, etrafında dilimi gezdiriyordum. Yalayarak göbeğine indim, göbek çukurunu yalıyor, dilimi sokuyordum. Yengem amına ineceğimi beklerken, ben yengemi yüzükoyun çevirdim, yukarı çıkıp ensesini, omuz başlarını emmeye, ısırmaya başladım. Ben emdikçe yengem inliyor, zevkten garip garip sesler çıkarıyordu. Elimi de götüne attım, götünün etli yanaklarını avuçluyor okşuyor, göt deliğinin etrafında parmağımı gezdirip, daireler çizerek uyarıp, ordan da amına inip am dudaklarını okşuyordum. Sırtını, omuriliğini yalayarak bel çukuruna indim. Götünün yanaklarını emiyor, ısırıyordum...
Yengem, “Aşkım çoook güzl yapıyorsun, çoooook güzeeeeel!” diye inleyerek götünü hafif kaldırınca, göt deliği ile amı daha da belirginleşti. Yengem sanki göt deliğini yalamamı istercesine götünü biraz daha kaldırınca, dilimle göt deliğinin etrafında daireler çizip, büzüğünü vakkum gibi emmeye başladım. Yengemin inlemeleri artmış, ‘Aaaahhh Ooooohhhh’ sesleri sıklaşmıştı. Yengem götünün deliğini yalamama fazla dayanamadı ve birden sırtüstü dönüp bacaklarını ayırdı, kafamı tam amının üstüne bastırdı. Şimdi de amını yalamamı istiyordu. Dilimi yengemin sulanmış amının etrafında gezdirip, amının dudaklarını tek tek emiyordum. Dilimi amının deliğine soktuğumda, kafamı öyle bastırıyordu ki, sanki beni tümden içine alacak gibiydi. Yengem kasılarak titremeye başladı ve çok geçmeden ağzıma boşaldı. Hepsini yaladım yuttum ve durmaksızın yalamaya devam ettim...
Yengem tekrar hareketlenmeye başlamış, “Aslan kocacığım, hadi artık, sik beni!” diye inliyordu. Artık benim de yarrağım zonklamaya başlamıştı. Yengemin bacaklarını ayırıp yarrağımı amına soktum. Yavaş yavaş git gel yapıyor, sikişin olabildiğince uzamasını istiyordum. “Yenge nasıl güzel mi böyle?” deyince, yengem kızdı, “Lan şerefsiz sikişirken bana yenge deme demedim mi! Karıcığım de, orospum de, ne dersen de, ama yenge deme!” diye çıkıştı. “Tamam orospu, senin amını götünü sabaha kadar sikeceğim!” dedim. “Hah işte böyle söyle ve sik, sabaha kadar sik, nereden istersen sik!” dedi. Yarağımı amından çıkardım ve memelerinin arasına soktum, “Bak oruspu memelerini de sikiyorum!” dedim. Yengem de, “Sik birtanem, memelerimi sik! Ağzımı da sik!” diyerek, memelerinin arasından çıkan yarağıma dil atıyor, ben de daha ileri sokarak yarrağımın kafasını kertiğine kadar ağzına almasını sağlıyordum...
Birden durdum ve yengeme, “Kalk orospu, arkanı dön domal, senin götünü de sikeceğim!” dedim. Yengem yataktan yere inerek önümde domaldı, götünün yanaklarını elleriyle ayırdı ve “Götümün deliğini biraz daha yala, çok hoşuma gitti!” dedi. Ben ikiletmeden hemen yalamaya başladım. Dilimi götüne sokuyor, büzüğünü yumuşatıyordum. Dilimi arada sırada da amına sokunca yengem kudurmuş gibi inliyordu. Yengem yerde rahat edemeyince tekrar yatağın üstüne çıktı, yatağın kenarına yan yatıp götü bana gelecek şekilde dizlerini karnına çekti. Yengem amını götünü bana öyle sunuyordu ki, görmediğim pozisyonlar alıyordu. Tabii benim de aklım başımdan gidiyordu. Yengemin amını götünü yalıyor ve parmaklıyordum, amından sular akıyordu...
Yengem sonunda yatağın ortasına gelip dörtayak domaldı, yine elleriyle göt yanaklarını ayırarak, sikmem için göt deliğini bana sunuyordu. Tam arkasında yerimi alarak yanaştım. Yengem götüne sokmamı beklerken, yarağımı elime alıp amına soktum. Çok rahatça girmişti. Kaygan olan amda rahatça gidip geliyordum. Orta parmağımı da göt deliğine soktum. Amını biraz siktikten sonra yarrağımı çıkardım, göt deliğinın etrafında gezdirdim ve yarrağımın kafasını büzüğüne bastırıp zorladım. Yengem kendini öne çekince, “Ne oldu orospu, alamıyormusun?” dedim. Yengem, “Alırım!” diyerek yüzünü yatağa iyice bastırıp götünü yukarı kaldırdı. Ben bu sefer yarağımın kafasını tükürükleyip tekrar göt deliğine dayadım. Biraz zorladım ve yarrağımın kafası göte girdi. Biraz bekledim. Hafif ileri geri yaparak götün alışmasını ve açılmasını sağladım. Her gidiş gelişimde biraz daha ileri sokuyordum götüne. Birkaç git gelden sonra sonuna kadar sokmuştum...
Yengemin büzüğü yarağımı öyle sıkı kavramıştı ki, sankı eline almış sıkıyordu. “Kız orospu, daha önce başkası götten sikti mi seni?” diye sordum. “Yok, ilk sen sikiyorsun, sen bozuyorsun!” dedi. Zafer kazanmış gibi hissettim kendimi, “Ooohhh!” deyip ileri geri yapmaya başladım. Yengem, “Ne oldu, sen bozuyorsun deyince çok mu hoşuna gitti?” dedi. “Evet!” dedim. “Ozaman sik canım, tadını çıkar bakire götümün, aaaahhh, iyice kökle, ohhh çok güzel oluyormuş götten vermek, sik kocacığım, geçir o kalın, uzun yarağını götüme!” diye inliyordu. Benim de gitgellerim daha hızlanmıştı. Yengem yarrağım götünün içindeyken dizlerinin üstüne doğruldu. Ben de arkadan sarılıp, memelerini okşuyor sıkıyor, boynunu emiyordum. Yengem tekrar domaldı. “Sik kocacığım, parçala yırt götümü!” diye inledikçe, ben daha da sert sikiyordum...
Yarağımla götünü sikerken, elimi de önüne atmıştım, üç parmağımı amına sokmuş parmaklarımla da amını sikiyordum. Yengemin amından sular akıyor, inliyor, bağırıyordu. İkimiz de ter içinde kalmıştık. Yengem boşalıyordu. “Ben bittim, hadi sen de boşal!” diye bağırmaları ve inlemelerine fazla dayanamadım ve hızla yüklenmemle götünün içine attırmam bir oldu. Öyle boşalıyordum ki, sanki hortumdan tazzikli su fışkırtıyordum. Yengem altta, ben üstünde, öylece yatağa yığıldık. Yarağım halen götündeydi, bir süre öyle kaldık. Yarağım küçülünce kendiliğinden çıktı. Döllerimin birazı çarşafa akmıştı. Banyo yapmaya ne halimiz kalmıştı, ne de canımız istiyordu. Birer sigara içip, birbirimize sarılarak uyuduk...
Sabah uyandığımızda birlikte banyo yaptık. Banyoda da bir posta yengemi amdan götten siktim. Sonra kahvaltı yaptık. Hiç konuşmuyorduk. Sessizliği yengem bozdu, “Ne olacak bundan sonra? Duysalar, görseler ne oluruz?” dedi. “Bilmem?” dedim, gerçekten bilmiyordum. Yengem, “En iyisi bu ilk ve son olsun!” dedi. Ben de tamam dedim. Kahvaltıdan sonra evden çıkıp gittim.
15 gün yengemle hiç konuşmadık, ama sonra beni aradı...
Kocamı Aldatıyorum
Kocamın arkadaşı Mehmet bundan 3 yıl kadar önce eşinden ayrıldı, Mehmet ve Sibel ile 20 yılı aşkın bir tanisikligimiz vardir, kocamla nişanlılık dönemimizde, tanismistim Mehmet ve Sibel ile. Bundan 10 yıl kadar önce sibel le aramizda geçen bir sohbette , sibel mehmetten sitem ediyordu , bezdirdi artik beni akşam ayri gece ayri sabah ayri , hep istiyor hep istiyor bir türlü doymak bilmiyor diyordu , zaman zaman bu konu hep gundeme giriyordu , ozamanlar bi içerlenmedim desem yalan olmaz. Biz haftada 1 bazen 2 anca yapiyorduk. Son donemlerinde hayatinda getirdigi farkli sebeplerle artık anlaşamaz olmuslardi , Ben sibel i teselli ederken kocamda mehmet i teselli ediyordu. Bu süreçte tabi ki arada mehmetlede konustugum olup onuda teselli ediyordum.
Derken artik bunlar ayrilma karari aldilar.
Mehmet bu süreçte firsatini buldukça bana teşekkür ederdi bu süreçte yanimda olman bana çok iyi geliyor derdi , Sibelin zamaninda bana sitem ettiği, benim icerledigim şeylerde hep aklima gelir olmuştu, Mehmet Bana yakinlastikca ben hafif uzaklaşmaya calissamda aklimdan kovmaya calistigim düşünceler aklima surekli gelmeye başlar olmuştu, Bu süreçte kocamla da yatak muhabbetlerimiz neredeyse ayda 1 e kadar düşmüştü. Mehmetin bu boşanma surecinde biz mehmetle seviyeli olsada flortlesmeye başlamış gibiydik , onunla konuşmak beni de çok mutlu ediyordu Ve mehmetle sevişmek istiyor olmam konusunda kendime yalan soylememeyi ve bunu kabullenip onu arzuladigimi kendime itiraf etmistim. Artik Akışına bırakmıştım. Beni aradi yarın duruşma var dedi bitse de artik rahatlasam dedi , biliyordum durusmanin yarin oldugunu , Bugün öğleden sonra izin alicam musaitsen seninle oturup biraz sohbet edelim mi yanimda olmana ihtiyacim var galiba dedi, Olur dedim , sonrasinda yazismalara basladik , biraz sakin bi yere mi gitsek dedim simdi senin morelinde bozuk sakin biryer de daha rahat konusuruz dedim. Ben artik niyeti bozmustum galiba , Öğlen gibi beni arabayla aldi nereye gecelim dedi , sizin bir köy evi vardı oraya mi gitsek acaba dedim , lafim tam bitmeden yok ya boşver ben öyle Bir şey demedim say dedim. Arabayı sağa doğru cekti ,ben ne oldu neden durdun demeye firsat kalmadan yapıştı dudaklarima , heyecandan kalbim güm güm atiyordu sustum kaldim yola devam etmeye basladi elimi tuttu, benim kadinim olmani okadar istiyorum ki dedi, ben yine sus pus kaldim , gidiyorum köy evine dedi sadece tamam diye bildim. Evin kapisindan içeri girdiğimiz gibi beni kucaklayip opmeye basladi yataga tasidi sevisirken soyunmaya basladik, hiç konusmadik sadece sevistik zevkten inledik, 1 saat uzerimden inmedi , sonra 10 dk bi ara verdik ve tekrar devam , o gun saat 2 den 7 ye kadar sikilmedik yerim kalmadi , son finalde artik ikimizde de derman kalmasa da mehmet e şunları soyledim , Ben senden önce hiç sevismemisim , gercekten de oyleydi hiç böyle orgazm yasadigimi hatirlamiyorum. Mehmetle ozamandan beri hala görüşüyoruz buldugumuz her firsati degerlendiriyoruz, Birakin sibel gibi bezmeyi öyle bir hal aldim ki sikildikçe daha da sikilmek ister oldum, Her gün firsat bulabilsek her gün mehmetin altina yatmak ister gibiyim.
Hadi sevmeyi beceremiyorsunuz, onu anladık.
Peki sevilmeyi nasıl beceremiyorsunuz?
(Meridyen)
HİKAYE 457
25 yaşında 5 yıllık evli bir kadınım. Kocamla aynı yaştayız. Mükemmel bir evliliğimiz var, mutluyum, anlayışlı, her isteğimi yerine getiren bir kocam var. Ama tek sorunumuz cinselliğe bakış açımız. Kocam tam anlamıyla azgın bir erkek. Bense, onun kadar sekse meraklı değilim. Yetiştiriliş tarzım, seksi umacı gibi gösteren ailem, kendimi bakire olarak kocama saklayıp her şeyden kendimi soyutlamam, her şey bir araya geldi, neredeyse Frijit bir kadın oldum çıktım.
Yıldırım aşkına tutulup birbirimizi sevdik, flört dönemini kısa tutup evlendik, birbirimizi yeteri kadar tanıyamadan. Sadece, ben ona ilk erkeğim olduğunu anlattım, o da buluğ çağından beri seks yaptığından bahsetti. Sayısız kız ve kadınla yatmış, ama tanıştıktan sonra sadece ben varmışım. Her şeyi bana o öğretecekmiş. Seviştiği hiçbir kadın benim kadar güzel, seksi, gösterişli değilmiş.
Gerdek gecesinden başlayarak öğretmeye başladı da. İlk defa bir erkeği çırılçıplak gördüm, kalkmış bir erkekliğe ilk kez yakından bakıp dokundum, bacaklarımın arasına ilk kez bir yabancı el, bir erkek organı değdi. Zifaf korkumu, anlayışlı, sevecen kocamın yardımıyla atlatabildim, tüm gece uğraştıktan sonra, sabaha karşı bekaretimi verdim.
Sonrası da hep böyle devam etti. Sürekli kocam istedi, ben verdim. Sadece içki içtiğim nadir günlerde bazen azıp ilk hareketi ben yaptım. Tek kadeh bile beni sarhoş etmeye yeter, rahatlar, gülmeye başlarım. İkinci kadehte hareketlerimi kontrol edemem, o Seks'i görev gibi gören kadın gider, kocama azgın bir fahişe olurum, sonra da sızar kalırım. Sabah başımın ağrısıyla, bacaklarımın arasında kocamın kurumuş dölleriyle, yanımda mutlu mesut yatan kocamla uyanırım.
Bundan bir ay önce Antalya'ya tatile gittik. Güzel bir tatil köyüydü. Geniş bir arazinin içinde yayılmış Bungalow tipi, içleri çok güzel dekore edilmiş müstakil evlerden oluşmuştu. Her şey harikaydı, gülüyor, eğleniyorduk. Gündüzleri ortadaki büyük yüzme havuzuna, geceleri köyün içindeki diskoya gidiyorduk. Günlerimiz harika geçiyordu. Üçüncü günün sonunda havuz başında eğlenceler düzenleyen animatör gençle samimi olduk. Adı Hakan’dı ve hep bizimle takılmaya başlamıştı. Kocamla kafaları uyuyor, ben de onlara katılıyordum.
Kısa sürede Hakan’ın asıl amacının bana asılmak olduğunu anladım. Hareketleri, bana bakışları değişikti. Tamam yakışıklı çocuktu, güçlü kuvvetli, gösterişli kasları, sportmen vücuduyla güzel bir erkekti. Ama kocam varken ona yüz veremezdim. Kocama birkaç kez ima ederek anlatmaya çalıştım. Gece yatağımızda sevişirken kocama, “Kadir... Şu Hakan... Gözü hep üzerimde... Yiyecek gibi bakıyor. Havuzda iki parça bez var üstümde, onları da gözleriyle soyuyor. Çekiniyorum...” falan dedim.
Aldırmadı bile. Güldü, “Sikecek gibi mi bakıyor? Aldırma aşkım... Yanında ben varım. Öyle güzelsin ki, hele o minik bikinilerini giydiğinde öyle seksi oluyorsun ki, zavallı Hakan da her erkek gibi sana bakmadan yapamıyor. Boş ver! Sana bakan diğer erkeklerin yanında, o da, benim güzel, seksi karıma biraz bakıversin! Bence sakıncası yok, biz tatilimizin tadını çıkaralım!” diyerek sevişmeye devam etti.
Ne geniş kocam vardı benim. Kendine o kadar güveniyordu ki, kıskanmak kelimesini bilmiyordu bile. Kocam her zamanki gibi misyoner pozisyonunda üstümde gidip gelirken, bu kadar rahatlığın iyi bir şey olup olmadığını sorgulayarak yattım altında. Bir parça kıskansa daha mı hoşuma gidecekti? Kısıtlasa, her şeyime karışsa, kızsa. Karar veremedim bir türlü. Boş verdim ben de. Dikkatimi içime girip çıkan kocamın sikine verdim, bir parça zevk duymaya çalıştım.
Ertesi gün tatilimiz yine aynı şekilde devam etti. Yine havuz başı. Yine her boş anında yanımızda biten Hakan. Kocamın olmadığı anlarda onun beni yer gibi bakışları. Bir yandan çekiniyordum, pek yüz vermiyordum, bir yandan da böylesine beğenilmekten, istenilmekten gizli gizli bir mutluluk duyuyor, içim bir hoş oluyordu. Bir yanımda kocam, diğer yanımda Hakan. Bana hayran iki erkeğin arasında kendimi prenses gibi hissediyordum.
Beşinci gün akşamı diskoya gittik. Harika bir ortam vardı. İnsanın kanını kaynatan canlı, gürültülü bir müzik, etrafta dünyaya aldırmaksızın dans edenler, öpüşenler, sevişenler... Sütyensiz, dik memelerimi ortaya seren kısacık, askılı bir tişört, altımda mini etek, ayaklarımda yüksek topuklu sandaletler vardı. Yanımda müziğe uygun kıpırdayıp duran kocamla ayakta dikilip etrafı seyrediyorduk.
Hakan elinde kokteyl kadehleriyle yanımızda bitti. İçkiye dayanıksız olduğumu bildiğimden pek içmek istemiyordum. Ama hem Hakan’ın, hem kocamın ısrarlarını kıramadım, getirdiği kadehi aldım, içmeye başladık. İşte yine aynı şey oluyordu. Birkaç yudum sonra alkol damarlarımda dolaşmaya başladı. Benim de o evli, ağırbaşlı, ev kadını maskem bir anda çıt diye kırıldı, içimdeki kadın ortaya çıkıverdi.
Birinci kadehlerimiz bittiğinde Hakan hemen gidip ikincileri getirdi. Ben de onlara katılmaya, olduğum yerde kıpırdayıp dans etmeye başladım. İkinci kadehlerimizi fondip yapıp kocamla kendimizi dans pistine attık. Loş ışığın altında yanıp sönen, dönüp duran ışıklar, gümbür gümbür çalan hareketli müzikler...
Biraz sonra Hakan yanımıza geldi, yanımızda dans etmeye başladı. İki erkekle beraber dans ediyordum. Oryantal müzik başladı. En sevdiğim müzik. Kıvrılıyor, bükülüyor, uzun saçlarımı, mini eteğimi savurarak, müziğin ritmini içimde duyarak dans ediyordum. Hakan ve kocam da karşımda alkışlarıyla tempo tutuyorlardı. İkisinin de gözleri benim her yerimde dolaşıyor, bense onların arzulu bakışlarının altında bir profesyonel dansöz gibi kıvırıyordum.
Müzik bitti, masamıza döndük. Hakan tekrar içki getirdi. Ben artık kendimi iyice koyvermiştim. Bir dikişte onu da içtim. Olduğum yerde devam eden çılgın dans müziğinin etkisinde masada oturan erkeklerin önünde dans ediyordum. Öyle coşmuştum ki, oturduğum koltuğun üzerine bile çıktığımı hatırlıyorum. İkisi de, hatta etraftaki erkekler de aşağıdan beni izliyorlardı. Savrulan minicik eteğimin altına giydiğim tanga külodu bile görüyorlardı eminim...
Ve alkolün verdiği cesaretle buna aldırmıyordum bile. Hatta hoşuma gidiyordu bana öyle bakmaları... Kocam da beni durdurmak, aşağıya indirmek için hiçbir hareket yapmıyordu. Sanırım bana bakmaları kocamın da hoşuna gidiyordu. Bir süre sonra yoruldum. Hareketli dans, fazla kaçırdığım alkol iyice etkilemiş, ayakta duramıyordum. Başım dönüyordu. Gülüyor, saçma sapan konuşuyordum. Kocam koluma girdi, “Hadi gidelim hayatım, sen iyice zom oldun. Hakan bana yardım eder misin, karımı odamıza çıkaralım...” dedi.
İki yanıma geçip kollarımı boyunlarına attılar, beni kaldırıp diskodan çıkardılar. Aslında onların da benden farkları yoktu, onlar da iyi içmişlerdi. Kahkahalarla gülüyorlar, konuşuyorlar, dengelerini zor sağlıyorlardı. Ama ne de olsa erkek olduklarından içkiye daha dayanıklıydılar. Diskodan çıktık. Odamıza kadar olan yol boyunca kocamın eli sırtımda, Hakan’ın eli ise belimde, kalçalarımdaydı. Ben yürüdükçe elini kalçalarımda okşarcasına oynatıyordu. Öyle sarhoştum ki, tepki veremiyordum, o da okşamalarına devam ediyordu.
Odamıza geldik, kapıyı açtılar, içeri girdik hep birlikte. Beni yatağın yanına kadar getirdiler. Önce oturdum, sonra başım dönünce sırt üstü attım kendimi. Altımdaki mini etek sıyrılmış, küloduma kadar meydandaydı, biliyordum fakat aldırmıyordum. Bu kafayla, gecenin bu saatinde etek düzeltmekle uğraşacak halim yoktu hiç...
Hakan da ayakta, hemen önümde duruyor bana bakıyordu. Sanırım tanga külodumun manzarası hoşuna gitmiş olmalıydı, gözlerini ayıramıyordu benden. Kocam yandaki koltuğa oturmuş, mini buzdolabından içecek bir şeyler aranıyordu sarhoş sarhoş. Hakan bana bakmayı bırakıp, isteksizce iyi geceler diledi. Kapıya yönelmişti ki, kocam elinde içki şişesiyle seslendi, “Nereye Hakancım? Gel birer içki daha alalım dostum, cila olur!” diye davet etti.
Hakan da üstüne atladı, teklifi hemen kabul etti. Beni izlemeye doyamamıştı anlaşılan. Daha ilk içkilerini içerken kocam esnemeye başlamıştı. Bu arada Hakan’ın telefonu çaldı. Balkona çıkıp bir süre konuştu. Konuşurken bile gözleri benim üzerimden ayrılmıyordu, görüyordum. Hakan balkondayken kocam içkisini bitirmiş, koltukta kaykılıp horlamaya başlamıştı. Konuşmasını bitiren Hakan kocamın yanına geldi, “Kadir abi!” diye seslendi, horlayarak uyuklayan kocamı dürttü birkaç kez, uyandırmaya çalıştı.
Kocam halen uyumaya devam ediyordu. Onu bıraktı, benim yanıma geldi. Ben kolumu bile kaldıramıyordum, kısık gözlerimin arasından etrafımda fıldır fıldır dönen odada olup bitenleri izlemeye çalışmakla yetiniyordum sadece. Yanıma oturdu. Uzun uzun beni seyretti. Her zamankinden farklı, boğuk bir sesle, “Bukeett!” diye seslendi bana. Başımı hafif kaldırıp aynı tonda, peltek peltek yanıtladım, “Efendiimmm?” diye. Gülüyordum bir yandan da. “Sen niye bir içki daha içmiyorsun Buket?” dedi. Elimi tutmuş okşuyordu bunu sorarken.
“Çok sarhoş oldum Hakancım. İçki istemiyorum artık...” dedim. O da, “Canım, daha çok soda var bunun içinde. Bak, bu hapı da içine atıyorum. Bu ilaç baş dönmesine, sarhoşluğa birebirdir, etkilerini azaltır!” dedi. “Azaltır mı? Heyy, güzelmiş. Ver bari içeyim!” dedim, kolumu zorla kaldırıp kadehi aldım elinden, sırtımı yatağın başlığına dayayıp yudum yudum içtim.
O da benimle beraber kendi içkisini yudumlarken havadan sudan konuşup duruyordu. Bu arada benden taraftaki elini de dizime atmıştı. Sonra o konuşmaya devam ederken, dizimdeki eli çok yavaş hareketlerle bacağımı okşamaya, hafif hafif yukarılara doğru ilerlemeye başladı. Umursamadım. Zaten bir şey yapacak, karşı koyacak halim de, niyetim de yoktu.
Biraz sonra okşamaların dozu arttı, bacağımdaki el yine okşaya okşaya eteğimin altına girdi. Adeta bir yılanın süzülmesi gibi ilerliyordu bacaklarımda. Hoşuma da gidiyordu okşaması. Kedi gibi gerindim uzandığım yerde. İçimde bir şeyler akmaya, kaynamaya başladı. Bacaklarımın arasında okşayarak ilerleyen eli şimdi küloduma ulaşmış, amımı okşuyordu tanga külodumun üzerinden. Yarım ağızla itiraz ederek doğrulmaya çalıştım, “Aaa... Ne yapıyorsun Hakan?” dedim peltek peltek.
“Şşşş! Sakin ol canım. Seni sikmek istiyorum sadece!” diyerek omuzlarımdan tutup geriye bastırdı beni. Direkt olarak sikmekten bahsetmesi komiğime gitmişti. Kızacağım yerde gülerek, “Terbiyesiz!” dedim. Elimi eteğimin altında kıpırdayıp duran elinin üstüne koydum ve “Ahh Hakan... Çok terbiyesizsin, biliyor musun? Hem terbiyesiz, hem yakışıklısın! Sana, heykel gibi vücuduna, kaslarına, mayonu kabartan sikine baktıkça bakasım geliyor! Bitiyorum Hakan! Yağlarım eriyor! Islanıyorum!” dedim. Sarhoşluğun verdiği cesaretle kelimeler istemsizce ağzımdan dökülüyordu. İçimden geçirdiğim, kendime bile söylemediğim şeyleri dile getiriyor, duygularımı, hayranlığımı itiraf ediyordum ona...
Hakan, “Ben de sana hayranım aşkım! Bu güzel, biçimli vücuduna, gülüşüne, seksiliğine. Hastayım sana. Seni ilk gördüğüm anda da, her gördüğümde de sikim kalkıyor! Seni sevmek, okşamak, sikmek için deliriyorum! Ohhh! Çok güzelsin yavrum! O gün bu gün! Şimdi seni sikmek üzereyim! İsteğim oldu! Kocanın yanında sikecem seni! Onun gözlerinin önünde! Her yerini sikecem! Bu gece benimsin! Benim kadınımsın! Benim!” dedi ve elimi tutup kucağına koydu. Pantolonunun altında sertleşmiş, kazık gibi olmuş aletini tutturdu bana. “Şuna baksana! Nasıl istiyor seni! Amına girmek için sabırsızlanıyor yarağım! Ohhhh! Bebeğim benim! Canımmm!” dedi.
Cevap verecek halim bile kalmamıştı. Onun böyle kaba, müstehcen, amlı, sikli, yaraklı kelimeler kullanarak konuşması da ayrı delirtiyordu beni. Tahrik oluyordum. Kocamdan pek duymadığım, konuşmasına izin vermediğim, susturduğum sözcüklerdi bunlar. Kendimi bıraktım ben de. Beni seven, okşayan eline karşı koyacak gücüm yoktu. Tam tersine, karşı koymak şöyle dursun, daha da ilerlesin, okşasın, sevsin istiyordum. Kanım kaynıyordu. Amımı okşayan el iyice cüretini arttırmış, külodumu çekip çıkarıvermişti. Parmaklarını içime sokmuştu. Islanmaya başlayan amımın dudaklarını, klitorisimi okşuyordu parmaklarıyla...
Kocama bakmayı akıl edebildim o durumdayken. Halen koltuğun üzerinde kaykılmış horlayıp duruyordu. Top atılsa duyacak hali yoktu. Sonra, bir şeyin farkına vardım. Kasıklarımda bir yanma başlamıştı. Alev alev yanıyordu amım, etrafı, içleri kaşınıyordu. Sanki vücudumun bütün kanı oramda toplanmıştı. Adeta tüm kanımın damarlarımda oraya doğru ilerlediğini hissedebiliyordum. “Ne oluyor bana böyle?” diye sormaya çalıştım. Hakan cevap bile vermedi bana. Eteğimi belime kadar sıvamış, başını kasıklarıma eğmiş, tüm dikkatini amıma vermişti. Dirseklerimin üzerinde doğrulmuş, ne yaptığını anlamaya çalışıyordum sarhoş kafayla. Dudaklarını yapıştırdı amıma. Dilini çıkarmış, bir köpek yavrusu gibi yalıyor, dudaklarıyla somuruyordu amımı.
“Mmmmhhh!” diye inledim, “Ohhh, Hakan! Ne yapıyorsun sen?” dedim fısıltıyla. Yalamayı bırakıp bana baktı başını kaldırıp, “Amcığını yalıyorum canım! Güzel amcığını! İstemiyorsan bırakayım? Ne diyorsun? Bırakayım mı?” dedi. “Yoo! Hayır! Sakın bırakma! Çok güzel! Devam et!” diye atıldım hemen, “Yalaman hoşuma gidiyor, amımın ateşini alıyor sanki. Ne oluyor bana böyle Hakan? Amım yanıyor sanki. Ne yaptın bana sen? Yoksa... Koyduğun hap...” dediğimde, gülümsedi, “Sadece içkine azdırıcı koydum güzelim. Bu gece seni sikmem için yalvaracaksın bana! Sikimi sokmam için, amından götünden sikmem için, sikimi yalayabilmek için bana yalvaracaksın!” dedi.
“Yoo! Hayır! Asla yapmam, yapamam senin dediklerini! Ben evli bir kadınım, kocamın yanında nasıl yaparsın bunu bana Hakan?” diye itiraz ettim gücümün kalan son kırıntılarıyla. Beni bıraktı, ayağa kalkıp üzerindeki pantolon ve gömleği hızla çıkarıp atıverdi. Sadece slip küloduyla kaldı. Külodun önünde kocaman bir kabarıklık vardı. Sonra külodunu da indirip çıkardı. Havuzda mayosu ıslandığında kabarıklığını gördüğüm ve hep merak ettiğim yarağı fırlayıverdi dışarıya. Kocamınkiyle aynı boyutta, biraz kalınca bir yarağı vardı, taş gibi olmuş, yukarıya doğru kalkmış haldeydi.
Bana yaklaştı, yattığım yerden saçımı tutup canımı yakarak kendine çekti. Kasıklarına, yarağına yaklaştırdı dudaklarımı. Ne istediğini biliyordum. Çaresiz dilimi çıkarıp ucunu yaladım yavaşça. Bana, “Bu gece kocan benim tatlım! Yala onu!” dedi sert bir sesle. “Yala ve em!” dedi, sikinin başını ağzıma soktu haşince. Çaresizce dudaklarımı açıp içeriye kabul ettim. Saçımdan asılarak sikini sokup çıkarmaya başladı ağzıma. Diğer elini de uzatıp tişörtümün dekoltesinden soktu, sütyensiz göğüslerimin üzerinde dolaştırmaya, sıkıp avuçlamaya başladı. İnledim. Hoşuma gidiyordu onu yalamak. Kasıklarının erkek kokusu Afrodizyak gibi daha çok tahrik ediyor, delirtiyordu beni, sanki içkime koyduğu ilaç yetmezmiş gibi.
Elimi kasıklarıma, apış arama götürdüm. Orada yanan ateşi parmaklarımla okşayıp söndürmeye çalıştım. Ne mümkün! Yanıyordum alev alev. İnce parmaklarım yangını söndürmekte yetersiz kalıyordu. Bir de göğüslerimi avuçlayıp duran el daha da arttırıyordu ateşimi. Sonra ağzımdaki yarağını çıkarıverdi, onu tutan elimden kurtarıp geri çekildi. Yarağını emmekten yalamaktan ıslanmış dudaklarıma yumuldu. Hırsla karşılık verdim dudaklarına. Nefessiz bırakıncaya kadar öptü beni. Sonra dudaklarımı da bırakıp beni yatağa itti, kendisi doğrulup geri çekildi. Yatağın yanında ayakta beni izliyordu ıslak yarağını okşayarak...
Elinden oyuncağı alınmış çocuk gibi kalakaldım. Kasıklarımdaki o yanma, amımdaki şişkinlik, kaşıntı hissi halen devam ettiği gibi, sanki şiddeti daha da artıyordu. İki elimi de apış arama götürdüm, sıkıyor, okşuyor, yatağın içinde bacaklarım sımsıkı kapalı kıvranıyordum...
Başımı yana çevirdiğimde birden gözüm kocama ilişti! Korktuğum başıma gelmişti. Gözleri açıktı. Bana bakıyordu. Yanıbaşında çırılçıplak bir erkekle beraber yatakta yatan karısına. Dünya başıma yıkıldı sanki. Utandım, yerin dibine geçtim. “Kadir!” diyebildim.
Bu arada Hakan üzerime eğilmiş, üzerimde ne varsa bir bir çıkarıp atıyordu. Kısa sürede ben de çırılçıplak kaldım, yatakta kıvranır haldeydim. Duramıyor, içimde yükselen seks isteğini durduramıyordum. Kocamın ifadesiz bakışları parlamaya başladı sanki. Anlayamıyordum. Olan biteni kavrayamıyordum. Neler oluyordu bana böyle? Her zamanki alkol azgınlığı değildi bu. İçime bir şey girmesi, bir yarağın girip beni çılgınca becermesi için deliriyordum adeta. İçimdeki kaşıntıyı, yangını ancak böyle giderebilirdim. Öyle geliyordu bana...
Kocama yalvardım, elimi uzatıp çağırdım, “Kadir… Kocam… Yanıma gel… Yatağa… Seni istiyorum… Hemen…” dedim. Kocam ise sarhoş, kolunu kaldıramayacak vaziyette, koltukta beni, bizi izlemekle yetiniyordu. Peltek peltek, tipik sarhoş konuşmasıyla, dilini ağzının içinde zor döndürerek cevap verdi bana, “Karıjımm... Harika görünüyorsun... İkiniz de öyle... Sanki pornolardaki sikişen artistler gibisiniz... Hadi sevişin... Ben sizi seyredeyim...” dedi. Pantolonunu indirmiş, yarı sertleşen sikini eliyle sıvazlayarak bize bakıyordu bunu söylerken. Kulaklarıma inanamıyordum, neler söylüyordu bu adam?
Hakan atılıp söze karıştı, “Kadir abiden sana hayır yok. Benim seni sikmemi istiyor. Öyle değil mi Kadir abi? Karını becermemi ister misin? Şimdi, şurada, gözünün önünde sikeyim mi güzel karını? Seksi karını?” dedi. Kocam başını salladı onaylayarak, “Evet, karımı sik Hakan! Becer onu! Sik kaltağı! Amına koy karımın! Seksin ne olduğunu öğrensin! İsteyip de alamamak neymiş öğrensin! Yalvarmayı öğrensin!” dedi.
Hakan bana döndü bu kez, “Sen ne diyorsun aşkım? Sikilmek istiyorsun değil mi? Oh, yavrum benim! Nasıl da kıvranıyorsun seks için, sikilmek için. Amcığından sular akıyor. Deli gibi sikilmek istiyorsun, biliyorum. Şu anda kim gelse sikilmeye razı vaziyettesin. Defalarca denedim bu hapı, etkilerini çok iyi biliyorum. Sabaha kadar siksem doymayacaksın artık! Durmadan sevişmek istiyorsun şu anda. Ama hayır, yalvar bana! Sikmem için yalvar! Amına koymam için, yarağımı amına sokmam için yalvar! Yoksa düzmem seni, sikmem!” dedi.
Doğru söylüyordu. Öyle bir istekle kıvranıyordum, öyle bir çılgınca sevişme arzusu, sikilme isteği sarmıştı ki bedenimi. Bacaklarımı sımsıkı kapayıp amımı kıstırıyor, kollarımı kendime sarıp içimdeki kahredici isteği gidermek istiyordum. Ama nafile, dediğini yapmaktan başka çarem yoktu. Kısık sesle istediğini yaptım, “Lütfen Hakan...” diye kekeledim. Elini kulağına götürdü, gülerek, “Efendim? Duyamadım tatlım! Yüksek sesle söyle! Ben de, kocan da duyamıyoruz. Ne istiyorsun benden?” dedi. Artık sabrımın sonuna gelmiştim. Dayanamıyordum. Ne isterse yapmaya hazırdım, yeter ki siksin...
“Piç herif, seni istiyorum!” diye bağırdım, “Sik beni alçak! Ne istediğimi biliyorsun orospu çocuğu! O hapı atarken bu duruma düşeceğimi biliyordun. Becer beni artık! Sik! Ne istersen yaparım, gel artık!” deyip, bacaklarımı olabildiğince ikiye ayırdım. Elimle amımın dudaklarından tutup açtım. İçinden sular akan pembe çiçeğimi ona gösterdim. Umutsuzca yalvardım. Onun sözcükleriyle, “Lütfenn... Seni istiyorum... O şeyini sok içime... Sikini... Yarrağını sok... Yalvarıyorum!” dedim. Gözlerimden yaş gelmeye başlamıştı, bayağı ağlıyordum istemsizce...
“Peki aşkım, madem çok istiyorsun sikmemi, istediğini vereyim ben de! Öyle değil mi Kadir abi? Bak nasıl ağlıyor karıcığın! Sikmemi istiyor benden! Sikmem için yalvarıyor bana!” dedi. Elini uzatıp yanaklarımdan akan gözyaşlarımı sildi, “Canım benim, kıyamam sana! Nasıl da ağlıyor, şuna bak Kadir abi!” dedi. Kocam da, “Hadi artık Hakan! Sen de yalvartma artık. İstediğini ver karıma! Bak ben de bekliyorum, sik artık şunu!” dedi.
Hakan sonunda dediğini yaptırmış, sikilmek için yalvartmıştı beni. Gözyaşlarımdan ıslanan yanağımı okşayan elini tutup avuçlarını öptüm, kendime çektim umutsuzca. Gülümseyerek geldi, bacaklarımı aralayıp arasına girdi. Sertleşmiş sikini tutup amıma sürttü. “Ohhhh!” diye inledim kıvranarak. Gerisinin gelmesini bekledim. Gelmedi. Sikini su içinde kalmış, ıslak yarığım boyunca ileri geri sürtüyor, klitorisimi sikiyle okşuyor, delirtiyordu beni. Sikinin bu ilk teması bile yetmişti bana. İlk kasılmalarımı yaşadım. Daha içime girmeden orgazm oluyordum. Amımdan sular fışkırıyordu adeta...
Tişörtümü alıp bacak arama sürdü, amımın ıslaklığını aldı. Amımın sularıyla ıslanmış tişörtümü burnuna götürüp kokladı. Sonra yavaş hareketlerle sikini amımın girişine nişanladı, başını dayadı. Dışı kuruyan amıma zorla sokmaya başladı. Acıyla inledim. Aldırmadı bile. Amımın dudaklarını ikiye ayırıp sokmaya devam etti. İçimden gelen zevk suları tekrar akmaya, amımı kayganlaştırmaya başlamıştı hemen. Yarıya kadar soktu, geriye çıkardı. Tekrar soktu. Bu kez bir hamlede dibime kadar girmişti yarağı. Boynuna sarıldım sımsıkı. Kendime çektim. Öyle bir zevk alıyordum ki, “Ahhh! Çok güzel!” diye inledim. Öylece kaldı içimde. Hareket etmiyordu. “Hadii! Devam et! Sik beni Hakan!” dedim...
Başını ellerimle tutmuş, dudaklarına çılgınca öpücükler konduruyordum. Gidip gelmesini istiyordum içimde, ama o hareketsiz duruyordu. Bu kez ben kalçalarımı kaldırıp indirmeye, sert yarağının amımda gidip gelmesini sağlamaya başladım. Delirmiştim adeta. Deli kuvveti gelmişti bana. Bacaklarımı beline dolayıp yana devrildim, erkeğimi sırt üstü yatırıp üzerine çıktım bir anda. Şimdi üstünlük bendeydi. İstediğim gibi hareket edebilirdim. O içimi kavuran istekle, inip kalkmaya başladım. Dizlerimin üzerinde yükseliyor, başı dışarıya çıkana kadar durmuyordum. Sonra hızla oturuyor, içimi yaran yarağı dibime kadar dayanıyor, kasıklarımız birbirine yapışıyordu...
Bir makine gibi devamlı tekrarlıyordum bu hareketi. Kasıklarındaki kılların klitorisime sürtünmesi öldürüyordu zevkten. Tekrar boşaldım o zevkle. Hakan’da ise tık yoktu. Boşalmamıştı. Dimdik yarağı içimde, emrime hazır bir asker gibiydi. Boşalmam bitince beni yana devirdi. Kalktı, belimi tutup domalttı yatağın üzerinde. Arkamdan girdi bu kez amıma. Dakikalarca gidip geldi. Zevk sularım bacaklarımdan yatağa süzülüyordu. Elimi araya sokup parmağımı klitorisime götürdüm. Başım yastıkta, domalmış vaziyette, parmaklarımla klitorisimi okşayıp sıkarken, Hakan da piston gibi gidip geliyordu içimde...
İyice hızlandırdı hareketlerini. Ben yine yükselmeye, orgazma yaklaşmıştım ki, aniden çıkıverdi içimden. Böğürüyordu adeta. Belimde, sırtımda sıcak dölleri hissettim yağmur gibi. Boşalıyordu. Tam orgazma yaklaştığım anda aniden içimden çıkması delirtmişti beni. Yatağa attım kendimi. Parmaklarımla kendimi okşamaya, klitorisimi hırpalamaya devam ettim. Beni heyecanla izleyen iki erkeğin önünde, yatakta kıvrana kıvrana kendimi tatmin ediyordum. Bağıra bağıra boşalmaya başladım az sonra. Dakikalarca kasıldım, titredim, inledim...
Kasılmalarım bittiğinde çarmıha gerilmiş gibi kollarım, bacaklarım açık kala kaldım. Bitmiştim. Kollarım tutmuyordu. Nefes nefese, soluk almaya çalışıyordum. Göğsüm körük gibi inip kalkıyordu. Ter içindeydim. Sırtımda Hakan’ın dölleri vardı, yattığım yerde ıslaklığını hissediyordum. Hakan elimden tuttu, kaldırıp koluma girdi, banyoya götürdü beni. Duşun altına soktu, bir güzel yıkadı, çıkarıp kuruladı. Tekrar yatağa getirip yatırdı. Gidip kendisi duşun altına girdi. Benimse parmağımı kıpırdatacak halim yoktu. Sırt üstü serilip kalmıştım yatakta...
Birden bacaklarımın arasında bir temas hissettim. Zorla gözlerimi açıp baktım. Kocamdı. İnledim, “Yoo! Hayır!” dedim. Kocam bana aldırmıyordu bile. Teni ıslaktı, su damlacıkları süzülüyordu. O da duşa girmiş, sarhoşluğunu atmış gibiydi. Bu kez kocam bacaklarımı araladı, kalkmış sikini amımasoktu. O tanıdık zevk ateşi anında tüm vücudumu sardı yine. Kendime inanamıyordum. Az önce boşalmıştım. On dakika olmamıştı daha. Ama içime giren kocamın sikini iştahla, sevişmeye yeni başlamış gibi alıyordum amıma...
Bacaklarımı ayırıp içimde yükselen şehvetin kollarına bıraktım kendimi. Gözlerim kapalı, kocamın içimde gidip gelen sikini hissetmeye çalışıyordum. Dudaklarıma temas eden bir sıcaklıkla gözlerimi açtım. Duştan çıkan Hakan yanımıza gelmiş, belindeki havluyu eliyle tutup tekrar sertleşmiş sikini dudaklarıma sürüyordu. “Aç ağzını! Yarrağımı ağzına al! Yala canım!” dedi. Dediğini yaptım hemen. Ağzımı kocaman açtım, sikini dudaklarımın arasından kaydırıverdi. Dudaklarımı kapatıp ağzıma alabildiğim kadarını somurmaya başladım. Dilimle de ağzımın içindeki kısmını okşuyor, emiyordum. Kocam da içimde gidip gelirken gözlerini benden ayırmıyor, karısını paylaştığı adamın sikini nasıl yaladığıma bakıyordu. Zevk aldığı belliydi, bizi izledikçe içimde gidip gelen sikinin daha da büyüdüğünü hissediyordum...
Kendime, yaptıklarıma, yaşadıklarıma inanamıyordum. Bir rüyada, bir porno filmde gibi hissediyordum kendimi. Kocam bacaklarımın arasında, içimde gidip geliyor, ben elin adamının sikini ağzıma almış her tarafını yalayıp emiyordum. Bir elimle de alttan sarkan taşaklarını okşuyordum sürekli. Sikini bana emdiren Hakan’ın eli memelerimde dolaşıyor, okşuyor, uçlarını sıkıyordu. Kocamsa ayak bileklerimi tek eliyle tutup bacaklarımı havaya kaldırmış, iyice daralan amımda gidip gelirken, zevk sularımla ıslattığı parmağıyla götümün deliğini okşuyordu...
O seks yapmayı görev gibi gören kadın mazide kalmıştı. Onun yerine azgın bir fahişe gelmişti. Azgın. Doyumsuz. Her yerimden, her deliğimden ayrı zevk alıyordum. Sürekli. Durmaksızın. Zevkten delirmek üzereydim...
Önce Hakan’ın ağzımın içinde emerek, dilimle okşayarak emdiğim siki kasılmaya, ayı gibi homurdanmaya, boşalmaya başladı. Saçlarımdan tutup sikini dibine kadar ağzıma soktu. Midem bulanıyor, öğürmek, sikini çıkarmak istiyordum. Ama bırakmadı. Aksine bastırıyor, bademciklerime kadar sokuyordu sikini. Sıcak spermlerinin boğazımdan aşağıya kaydığını hissettim. Hiç bitmeyecek gibiydi boşalması. Sanki az önce boşalan o değildi...
Kocam da hiç durmadan içimde gidip geliyordu, hızlanmaya başlamıştı. Hakan’ın orgazm iniltileri onu da ateşlemiş, o da kasılmaya başlamıştı. Gerilen vücudunu, daha da büyüyen sikinin amımda gidip gelmelerini hissediyordum. Hakan’ın ağzımın içine boşalması bitmeden, kocam da amıma boşalmaya başladı. Aynı anda, iki erkek birden döllerini akıtıyordu içime. Biri ağzıma, biri amıma. Bu da beni ateşledi. Tekrar orgazm olmaya, kocamın sikini amımla sağmaya başladım. Üçümüz birden boşalıyorduk. Odanın içini inlemeler, zevk feryatları kaplamıştı. Müthiş bir koro halinde, devinip duran, kasılan, şehvet ateşiyle yanan çırılçıplak bedenlerimizle yatağın üzerinde birbirimize karıştık sonunda...
Ateşimize otel odasının kliması bile yetersiz kalmış, ter içindeydik hepimiz. Nefes nefeseydik. Hala yattığımız yerde kasılıp duruyor, kim, neremize denk gelirse birbirimizi okşuyorduk. Kollarımız, bacaklarımız birbirine dolanmıştı. Dakikalarca bu durumda yattık. Sonra kocam kalktı. İkimizin de elimizden tutup bizi kaldırdı, banyoya girdik hep beraber. İki erkek, bir kadın tepemizden akan ılık suyun altında birbirimize sarıldık. Ben ortalarında, kocamın dudaklarını öperken, Hakan arkamda boynumu, omuzlarımı öpüyordu. Suyun dinlendirici etkisiyle kendine gelen bedenlerimiz birbirine yapışmış gibiydi. Erkeklerimin tekrar kıpırdanmaya başlayan siklerinin temasını, vücudumda dolaştıklarını hissediyordum. Biri önden, diğeri arkamdan, bacaklarımın arasına girmişti.
Hakan banyo rafına uzanıp duş şampuanını aldı, avucuna bolca döktü, bedenimin her yerini köpükler içinde bıraktı. Kocam da ön tarafımda aynı şeyi yaptı. Gözlerimi kapattım. Kendimi onların vücutlarının kaygan temasının, köpüklü ellerinin tüm vücudumda dolaşmasının verdiği zevke bıraktım. Kedi gibi mırıldanıyor, zevkten inliyordum aralarında...
Döndüm, ikisine birden sarıldım. Ortada değildim şimdi, onlardan biriydim, birbirine sarılmış, köpükler içinde üç bedenden oluşmuş tek bir varlık gibiydik. Zevk içinde birbirimize sarılıyor, okşuyor, öpüşüyorduk. Dudaklarımız, dillerimiz birbirini okşuyordu. Erkeklerim bana sarılıp okşadıkları gibi birbirlerini de okşuyorlardı. Kocam kulaklarımı, dudaklarımı öpücük yağmuruna tutarken, eli Hakan’ın gelişmiş kaslarında dolaşıyor, göğsünü okşayarak aşağıya inip dimdik havaya dikilmiş yarağını sıvazlıyor, oradan bana geçiyor, okşayarak kasılan karnımdan yukarıya, memelerime kadar çıkıyor, memelerimi avuçlayıp beni zevkten inletiyordu. Ardından aynı şeyi Hakan da kocama ve bana uyguluyordu. Katıksız, saf bir şehvet duygusu kaplamıştı üçümüzü de...
Hakan okşamayı bırakıp, güçlü kollarıyla beni havaya kaldırdı. Kaygan sikini altımdan amıma sürtmeye başladı. Bacaklarımı beline, kollarımı boynuna sarıp işini kolaylaştırmaya çalıştım. Yavaş yavaş aşağıya indirdi, çengel gibi beni yarağına astı adeta. Sikinin hepsi içimdeydi. Boynuna sarıldım sımsıkı...
O arada kocam da arkamda ikimize birden sarılmış durumdaydı. Onun da kalkmış sikini götümün deliğinde hissettim. Hakan’ın kalçalarımı kavrayan elleri onları ikiye ayırmış, minik göt deliğimi kocamın girişine hazır hale getirmişti. Kocam duş şampuanının köpükleriyle kayganlaşan sikinin başını göt deliğime sürtüyor, beni delirtiyordu. Hiç yapmadığım bir şeydi bu. Kocama değil götümü siktirmek, sözünü bile ettirmemiştim. Şimdiyse, göt deliğimin kenarlarında dolaşıp duran, okşayan kocamın sikinin verdiği zevk, Hakan’ın amımdaki sertliğinin verdiği zevke karışmış durumdaydı. Merakla bekliyordum başıma gelecekleri...
Kocam yüklenip bastırdı, kaygan sikinin başını yine köpükle kayganlaşmış minik göt deliğime soktu. Dudaklarımı ısırıp inledim. Hakan’ın dudaklarına kapandım. Pek beklediğim gibi acımamıştı. Sanırım köpüklerin etkisiyle olmuştu bu. Başı giren sik artık pek zorlukla karşılaşmadan yavaş yavaş girdi, girdi, sonunda kocamın kasıklarını kaba etlerimde hissettim. İki deliğim de dolmuştu şimdi. İçimdeki sikler sanki birbirlerine sürtünüyorlardı. Dudaklarımı ısırdım. Biraz acı. Çokça zevk...
Önde Hakan belini oynattı, kalçalarımı indirip kaldırdı, içimde gidip geldi, durdu. Bu kez kocam arkamda, götümde gidip geldi birkaç kez, o da durdu. İnanamıyordum. Aldığım zevk bitirmişti beni. Hem amımdan, hem götümden sikilmek. Bayılmıştım buna. Hayatımda tatmadığım zevkleri tadıyordum...
Ardından kocalarım bir makine ritminde çalışmaya başladı. Biri giriyor, diğeri çıkıyor, arkamdaki boşaltırken, önümdeki dolduruyordu zevk bölgemi. Dayanamıyordum, öylesine bir zevk alıyordum ki, inlemeye, feryat etmeye başladım. Hakan hemen dudaklarıma yapıştı, sesimi boğdu. Şimdi onun ağzının içinde boğuk boğuk inliyordum...
Bir süre sonra yoruldular, dinlenmek için durdular. Bu kez Hakan’ın boynuna asıldım, kalçamı indirip kaldırmaya başladım. İçimde hareketsiz duran taş gibi sikler, içimde alçalıp yükseliyor, aynı anda deliklerime girip, aynı anda çıkıyorlardı. Bu da zorluyordu beni. Bacak aram patlayacak gibi geriliyor, zorlanıyordum...
Sonra onlar harekete geçti, tekrar pompalamaya başladılar. Banyonun içinde vücutlarımızın çarpışmasıyla çıkan sesler, üçümüzün zevk inlemeleri yankılanıyor, bu sesler bizi daha çok baştan çıkarıyordu. Kocam bir süre sonra götümden çıktı, “Çocuklar, ben çok yoruldum!” dedi. Hakan amımdan çıkmadan, “Sen şurda yere yat Kadir abi! Biz sana gelelim!” dedi. Kocam duşun altından çıktı, sırt üstü banyonun fayanslarının üzerine sırtüstü uzandı. Siki dimdik havadaydı. Hakan beni kucakladı, kocamın yanına gittik. Arzudan titreyerek kocamın üzerine çıktım, sikini bir hamlede amıma aldım. Birkaç kez oturup kalktım...
Hakan arkamdan yanaştı, butlarımı ikiye ayırdı. Gçtümün deliğini iyice açıp sikini dayadı. Bu kez yer değiştirmiş oldular. Biraz daha kalın olan Hakan’ın sikini zorlanarak alabildim götüme. Yine dolmuştum. Yine harekete başladık. Zevk makineleri önümde, arkamda çalışmaya başladılar. Zevkten çıldırıyordum. Taş gibi siklerin içimde kayarak ilerlemeleri, girip çıkarken içerilerimi okşamaları, içimde çarpışmaları, iki deliğimin arasındaki etleri ezmeleri delirtiyordu beni...
Sonunda kaçınılmaz sonuç. Orgazm. Katıksız zevk. Küçük ölüm. Gözlerim kaydı, titremeler, kasılmalar başladı. Ben kasılırken içimdeki sikleri de ezmeye başladım. Girip çıkmakta zorlanıyorlardı. Kocam alttan bağırmaya başladı, “Ohhhh Aşkımmm! Amcığın delirtiyor beni! Geliyorum!” diye. Hakan da arkamda biteviye hareket halindeydi. Belimi tutan parmakları kasılıyor, kalçalarının hareketi artıyor, götümde gidip gelen siki daha çok girip çıkıyordu. Yine aynı anda boşalıyorduk, üçümüz birden. Kocam altımda amımın içine, Hakan arkamda götümün içine döllerini boşalttılar bağıra bağıra...
Boşalmamız bittiğinde halsiz kalmıştık. Her iki deliğime de boşalan erkeklerimin bıraktığı döller bacaklarımdan aşağıya süzülüyordu. Sırayla duşun altına girip çıktık, kurulanan gidip kendini yatağa attı. Pestilimiz çıkmıştı akşamdan beri. Sabahın ilk ışıkları perdelerden süzülmeye başlamıştı. İki erkeğim iki yanımda, birer bacaklarını üstüme atmışlar, ellerini memelerimin üzerine koymuşlardı. Defalarca boşalmanın verdiği tatlı yorgunluk, huzur içinde kendimizi uykunun kollarına bıraktık...
Öğleden sonraydı uyandığımda. İkisi de yoktu yanımda. Kalktım, duş aldım, bikinimi giyip dışarıya çıktım. Tahmin ettiğim gibi iki ortak havuz başında şezlonglara oturmuşlar sohbet ediyorlardı. Neşeleri yerindeydi ikisinin de. Gülüyor, kahkahalar atıyorlardı. Beni görünce kalktılar, ikisi de yanıma gelip yanaklarımdan, dudağımdan öptüler, sevgiyle sarıldılar...
Orada kaldığımız üç gün boyunca ayrılmadık birbirimizden. Geceleri aynı yatağı paylaştık. Sabahlara kadar seviştik. Tatil bittiğinde evimize döndük. Kocamla o tatilde yaşadıklarımızdan, Hakan’dan söz açmadık bir daha. Yaşadığımız her şey o tatil köyünde kaldı. Ama kocamla aramızdaki ilişki de mükemmel bir hale geldi. Kocamın tam istediği kıvamda, seksi seven, isteyen, hiçbir şeye hayır demeyen bir kadın olup çıktım. Sevişmek için birimizden birinin istemesi, bir bakışımız yetiyor, birbirimizin kollarına atılıveriyor, saatlerce sevişiyoruz. Ne alkolün rehavetine, ne azdırıcı ilaca gereksinimimiz var. Mutluyuz. Her ne kadar itiraf etmesek, konuşmasak da, ikimiz de biliyoruz ki, bu mutluluğumuzu Hakan’a borçluyuz!
Okul müdürünün karısı
Küçük bir ilçede ailem ile yaşıyorum. Anlatacağım olay üç sene öncesine aittir. Oturduğumuz ev üç katlı bir binanın giriş katıydı, bir üst katta Mehmet hocalar, en üstte ev sahibimiz oturuyordu. Ben 15 yaşında lise öğrencisiydim. Boyum uzun ama zayıf sayılabilecek bir fiziğim vardı. Aynı malım gibi, uzun ama kalın sayılmaz. Okulun üçüncü ayında müdürümüz değişmiş üst kat komşumuz Mehmet hoca yeni müdür olarak atanmıştı. Tam bir sertlik abidesi gören kaçacak yer arıyordu. Tabii komşuluk bağı olduğu için ben az da olsa torpilli sayılırdım. Mehmet hoca 32, eşi Nermin abla 27 yaşındaydı. 3 yıl önce evlenmişler çocukları henüz yoktu. Mehmet hoca ilçenin evladı, Nermin abla başka bir ilçedendi. Mehmet hoca uzun boylu kalıplı biri, Nermin abla tam tersi kısa zayıf tam bir lolita. İnce belli,iri götlü bir affetti. Aileler ara ara birbirlerini ziyaret ederlerdi, çok samimi olunmasa da iyi anlaşırlardı. Nermin abla bedenini çok belli etmeyen edepli giyinen biri olduğu için çok 31'lik malzeme çıkmazdı bana.
Bir gün okul çıkışı büyük kavga oldu. Küçük ilçede yaşayanlar bilir, okul kavgalarına akrabası köylüsü herkes gelir kavga etmeye. Çok suçum olmamasına rağmen kavga edenlerden oldum ve tutanak yedim. Önce toplu halde müdür odasına aldı bizi kavga günü. Olayı sordu tek tek hepimize. Anlatanlar da oldu, mertçe susanlarda. Savunmalar alınmadan hemen önce müdürün gazabına uğrayıp sert bir dayak yedik. Bana komşusu az vurur diyordum, insafsız acımadı. Disiplinden uyarı cezası çıktı, kapandı olayda. Mehmet hoca, bana vurduğu için, ara ara okula beraber yürürken ne sorunum olursa olsun gel diyordu. Kalbimi almaya çalışıyordu.
Aradan üç hafta geçmişti beni çağırdı odasına. Öğle arası eve giderken birkaç ilaç almamı ve Nermin ablaya bırakmamı istedi. İlaçları alıp kapıyı çaldım, uzun bir süre sonra Nermin abla açtı kapıyı baya halsizdi, iyi misin abla diye sordum. Üşüttüm baya ağır geçiyor dedi. İlaçları verip eve geçtim. Anneme anlattım olayı, yazık kıza çorba yapayım bari dedi. Okula gidip dersler bitince her zaman ki gibi oyalanmadan eve döndüm. Annem içeri girmeden elime tepsiyi tutuşturdu. Çorba, ekmek, kaşık. Çıktım üst kata çaldım yine kapıyı. Nermin abla açtı, abla annem yolladı dedim tepsiyi uzatıp. Hiç dermanım yok mutfağa bırakır mısın dedi. Mutfağa tepsiyi tam bırakıp çıkacakken, abla dedim çorba mutfakta durararak iyileşemezsin içmen lazım, istersen yardım edeyim dedim. Çocukluk işte o an neler hayal ettim. Sağ ol ablam dedi yolladı beni evime. İlk birebir muhabbetimiz bu olmuştu.
Nihayet ara tatil, iki hafta gezerim mis diyordum. Karnede üç kırık olunca, az kalsın benimde üç kırığım olacaktı. Evden çıkmayacaksın, ders çalışacaksın, telefonu bırakacaksın,ne biçim çocuksun cümleleriyle ilk iki gün geçti. Pazartesi olmuş babam işe gitmiştide anca rahatlamıştım. Artık gezme hayallerim suya düşmüş, babam evde olmadığında telefonla zaman geçirir olmuştum. İlk instagram hesabımı o ara açtım. Dört beş okul,mahalle arkadaşı ekledi onlarla ara ara yazışıyordum. Akşam yemek, sonra da ders çalışır gibi yaparak vakit geçiriyordum. Çarşamba akşamı Mehmet hoca ve Nermin abla bize çay içmeye geldiler. Sıradan sohbet muhabbet edilirken sıra bana geldi. Mehmet hoca instagram açmışsın hayırlı olsun dedi, beni babama şikayet eder gibi. Babamda bulunca fırsatı kaçırmadı başladı azara, kafamı bir kere kaldırabildim onda da Nermin ablanın acıyan bakışlarını gördüm. En kötüsü de bu olmuştu. Ertesi sabah babam gidince telefonu aldım elime, bildirim gelmiş isteksiz baktım. Nermin abla beni eklemiş. Kabul edip ben de karşılık verdim,uzun sürmeden o da kabul etti. Üzülme dün duyduğun laflara diye mesaj attı. Ben sadece teşekkür edebildim.
Nermin ablanın o mesajı bana enerji vermişti, yüzüm sebepsiz gülüyordu. Öğleye doğru annem Nermin ablalara gitti, ev sahibinin hanımıyla. Tekrar bir mesaj
Nermin: İstersen annenle konuşayım mı?
Ben: Sağ ol abla derdim annemle değil babamla
Nermin: Ah bu erkekler
diyip gülen emoji attı. Ne yazacağımı bilmediğim için yazamadım. Evde tek kalmışken telefondan +18 lere bakıp zaman geçirmeye daldım. Yarım saat sonra
Nermin: ?
mesajı geldi.
Ben:Noldu abla
Nermin: Sustun
Ben:Misafirin var onlarla ilgilenirsin diye yazmadım
Nermin: Yaz yaz onlar dedikoduya daldı
Kısa bir süre daha yazıştık. İkinci iletişimimizde böyle gerçekleşmişti.
Cumartesi çaya davet edildik. Ben malum evden çıkmadığım için gidemedim.
Nermin: Niye gelmedim
Ben: Abla babam yasakladı evden çıkmamı biliyorsun. O varken nasıl geleyim.
Nermin: O kadar kek, börek yaptım. Dur bari getireyim
dedi. O kadar heyecanlandım ki her yanımı ateş bastı. Saçımı düzeltip üstümü topladım. Önce ayak sesleri, sonra kapı sesi. Açtım kapıyı heyecanla. Ne o lan kıpkırmızı olmuş suratın,az çek az dedi Mehmet hoca.Nermin abla getirmemişti.Ben şok halinde bir şey diyemeden geri gitti Mehmet hoca. Kek ve börekleri yerken düştüğüm hale gülüyordum.
Tatilin ilk haftası böyle bitti. İkinci hafta pazartesi Nermin ablanın sesi kapıda, annemle konuşuyorlar. Kapı kapandı az sonra annem odama gelip yukarı az çıksana, bir kaç eşyanın yeri değişecekmiş dedi. Yalandan oflayarak çıktım yukarı. Nermin abla uzun etek, kalın bir kazak giymiş halde karşıladı beni. Abla dedim nelerin yeri değişecek. Otur otur yalan söyledim. Biliyorum evde çok bunalttılar seni. Az nefes al diye çağırdım. Kanepeye oturdum bir süre sohbet ettik, baya güldük konuştuk. Arada birkaç kere sandalyeyi yerde sürtüp ses çıkararak alt kata hala bitmedi eşya işi imajını vermeyi de unutmadı. Ayrılırken çok teşekkür ettim çok iyi geldi bu dedim. O da her zaman diyip uğurladı beni.
Artık daha rahat mesajlaşır olmuştuk. Rahat derken içerik olarak hala havadan sudan konuşuyorduk ama mesaj sıklığı artmıştı. Okulda Mehmet'in kaşı gözü oynuyor mu? Benim yaşımdayken hayatın nasıldı abla? Gibi mesajlardı anlayacağınız. Artık telefon numaraları alınmış wp dan daha kolay yazışır hale gelmiştik. Okullar açılınca akşamları da telefon bende kalabiliyordu. Bu daha çok mesajlaşma demekti. Her konuşmamızda beni anlıyor dertleşiyor rahatlatıyordu. Bol kahkahalı güzel sohbetlerimiz oluyordu. İnternetten vereceği siparişlerin resimlerini atıyordu arada. Küpe, penye gibi. Bir keresinde yine bir resim geldi, nasıl diyordu. Resimdeki manken kısa bir etek giymiş üstünde beyaz gömlek var. Abla çok kısa burda giyemezsin onu dediğimde, gömleğe bak ufak sapık cevabını almıştım.Muhabbet hafif hafif güzelleşiyordu. Bir akşam
Ben: Beni anlayan tek kişisin, sanki aklımı okuyorsun
Nermin: Kaçmaz benden, ne var o kafanda hemen anlarım
Ben: Umarım her şeyi anlamıyorsundur
Nermin: Ne gibi
Ben: Ohh anlamıyormuşsun
Gülme emojisi ve sohbete devam. Onun bilmediği diğer elimde sikimle oynuyor oluşumdu.
Okulda Mehmet hoca, evde babamın bağırışlarıyla günler geçiyordu. Tek beklediğim an eve gidip o telefonu elime almaktı. Mesaj var mı, gelmiş mi? Nermin abla sanki tünelde ışık gibi çekiyordu kendine beni. Bir gece
Nermin: Bir şey soracam,bu okulda nasıl?
Ben: Sinir küpü abla, millet yaka silkiyor.
Nermin: Onu sormuyorum. Başka kadınlara bakıyor mu, konuşuyor mu?
Ben: Abla vallahi hiç o durumda görmedim.
Nermin: Sen okulda ki gözüm kulağımsın. Bir şey görür, duyarsan haber et. Sinirliymiş hıhhh
Ben: Bu kadar sinirli adama nasıl katlanıyorsun
Nermin: Evde kuzu o
Ben: İnanmam
Nermin: Su getir dedim ona,dinle.
Yukarıdan ayak sesleri geldi bir süre.
Ben: Senin ayak sesindir
Nermin: Ben kuş gibiyim o ses benden gelmez
Ben: Vayy koca müdürün düştüğü hale bak
Nermin: Kocaymış!
O gece anladım aralarında bazı sorunlar olduğunu. Aslan Mehmet değil, sincap Mehmetmiş aslında. Çok yüzyüze sohbet edemesekte mesajlaşmalarla baya samimi olunmuştu artık.
Okuldan dönerden yolda denk geldim. Abla ver torbaları diyip eşlik ettim. Eve kadar torbaları taşıdım. Gel içeri dedi yordum seni. Annem duymuştur sesimi abla girmiyim dedim. Sen gir dedi aşağı inip annemle konuşup geri geldi. Perde astın unutma dedi gülerek. Üstündeki montu çıkardı ne içersin diye sordu. Kahve varsa içerim abla dedim. Mutfağa giderken ufak lolitanın kot pantolondan taşan güzel götüne bakakaldım. Kahveler geldi, içildi. Okulda Mehmet hoca soruldu yine. Abla dedim niye bu kadar soruyorsun adam iş harici bir şeyle uğraşmıyor. Sonra anlatırım dedi kapattı konuyu. Asıyor musun perdeleri dedi gülerek. Astım astım uzun boyluların derdi de bu dedim. O kadar uzun olmasaydın. Kapatta falına bakim dedi fincanı göstererek. Kahve falımda klasik üç vakte kadarlar söylendi kapatıldı. Bu mu abla dedim. Şans yokmuş bende. Hiç aşk, para çıkmadı falımda, ben gidiyorum dedim gülerek. Akşam yazacam dedi ve uğurladı beni. Mehmet hoca evde olduğu zamanlar ilk mesajı ben yazmadığım için Nermin abladan bekledim. Saat 9 gibi yazdı.
Nermin: Yalanı belli etmedin değil mi?
Ben : Ne yalanı
Nermin: Perde astın ya
Ben: Astım mı? Gülme emojisi ile Merak etme abla laf çıkmaz benden.
Bir süre rutin konuştuktan sonra bir cesaret sordum
Ben: Abla hoca başka biriyle diye mi şüpheleniyorsun.
Nermin: Yok ya dedi. Evde çok mutlu olmayınca dışarıda gözü açılmasın diye soruyorum
Ben: O mutsuz,sen mutsuz niye? Nermin: Mutluluk uzak bize gülme emojisi ile
Ben: Yani dışarıdan bakınca iyi anlaşıyorsunuz, hoca da evine sadık biri
Nermin: O kadarla bitmiyor
Ben: Başka ne olabilir ki
Nermin: Yatak odası da önemli
Aklıma gelen ilk şeyi söyledim patavatsızca
Ben: Kalkmıyor mu?
Nermin: Sorun o değil
Ben: Ne abla
Nermin : Boşver küçük sapık
Ben: Abla senin desteğini çok gördüm konuşmak anlatmak istersen dinlerim Bir daha mesaj gelmedi gece yatana kadar. Sabah uyandığımda saat 04.35 de atılan mesajı gördüm.
Nermin: Küçük
Küçük mesajını okuyarak uyandım. İki ihtimal vardı. Ya hocanın malı küçüktü ya da küçük sapık yazacaktı. Her iki ihtimalde de konu istediğim yere çıkıyordu. Sabah cevap yazmadım, hazırlanıp okula gittim. Öğleye kadar aklım fikrim hep mesajlardaydı. Öğle arası eve giderken abla yazdım. Son görülme hala 04.35 di. Mesaj iletildi ama görülmedi. Okula geri döndüm. Mehmet hocayı gördüm, yine millete estiriyordu, bu nasıl kıyafet adam olmazsınız siz diye. Merhaba hocam diyip biraz korku, biraz da küçük sincap düşünceleri ile geçtim yanından.
Okul bitişi hemen telefona sarıldım. Mesajım görülmüştü ama cevap yoktu. Eve geçip hafif atıştırdıktan sonra, bir gözüm telefonda bir gözüm derste düşüncelere dalmıştım. Eğer hocanın ki küçük ise ne yazmalıydım. Bu kadar ilerlemeyi berbat etmemek için acemi, çaylak rolü en iyisi diye karar verdim. Zaten çokta bilgim yoktu aslında. Birkaç film biraz da ergen muhabbetlerinden biliyordum konuyu. Olabilecekleri hayal ettiğimde sikimin kalkması ve küçük olmaması bana gurur veriyordu.
Birkaç gün önce 16 yaşına girmiştim, malımda iyiydi. Kendimi çok büyümüş gibi hissedip yürüyüşüm bile değişmişti. Çocukluk işte.
Akşam babam gelene kadar böyle geçmişti gün. Babam beni ders başında görünce şaşırmış hatta yarım ağız aferin bile demişti. Yemek, çay, tv muhabbeti derken saat 10 olmuş hala mesaj gelmemişti. Wp ye girdiğimde çevrimiçi olduğunu görüp bekledim. Kısa süre sonra
Nermin: Ne yapıyorsun. İyi misin
Ben: Aynı abla ev, okul. Sen iyi misin yazmadın gün boyu
Nermin: Ay çok geç uyandım. Kafam davul gibiydi. Yazamadım
Ben: Dün geceki mesajlaşmalardan sonra kızdın zannettim. Yanlış bir şey demedim umarım
Nermin: Yok yok demedin. Derdimi sordun ben de anlattım anlatabileceğim kadarıyla
Ben: Tamam abla seni asla üzmek istemem bana desteğini çok
Nermin: Seninde
Artık ders çalışmaya başladığımı, bazı şeyleri hafiften değiştirmeye çalıştığımı anlattım bir süre. Saat 11 i geçerken
Nermin: Geldi yatağa benim ki
Ben: İyi uykular abla
Nermin: Yatmam bu saatte o uyusun, başka bildiği yok
Ben: Kımle yazıştığını merak etmiyor mu. Kızmıyor mu?
Nermin: Genelde eski kızlarla konuşuyorum ara ara bakardı. Rahat o konuda bana güveni tam.
Ben: Uyusun o zaman müdür bey. Gülen emoji
Nermin: Tırtıl Bey. Gülen emoji
Konu tam da küçük mesajına gelecek kıvamdaydı. Çaylak rolüne başlamalıyım ( zaten çaylak sayılırdım)
Ben: Abla o küçük mesajını doğru mu anladım
Nermin: Ne anladıysan odur
Ben: Demek erkeklerinde böyle dertleri var
Nermin: O dert kadının derdi aslında
Ben: İyice soğudum evlilikten. Gülen emoji
Nermin: Bir tırtıl bey daha mı? Gülen emoji
Ben: Tırtıl bey mi bilmiyorum ki
O sırada kalkmış sikime de bakarak 31 çekiyordum.
Nermin: Kim bilecek sen bilecen tabii
Ben: Küçük, büyük ayrımını yapamam abla bilgim yok anlamında dedim
Nermin: Bakınca anlamıyor musun küçük sapık. Ayy kapatalım konuyu, hadi uyu yarın okul var. Gülen emoji
Ben: Son bir şey sorsam. Korkuttun beni abla, küçük mü nasıl anlarım
Görüldü ama cevap 10 dakika sonra geldi.
Nermin: Telefonun boyu kadar varsa orta sayılır. Avuçiçin kadarsa küçük
Ben: Teşekkürler abla. İyi uykular
Telefona göre hiç kıyaslamamıştım. Zaten kalkık olan malın yanına koydum telefonu. Başı dışarıda kalıyordu. Yani büyüktü onun ölçülerine göre. Konuşmaları tekrar tekrar okuyordum. Özellikle son bölümleri daha dayanamadım, döllerimi akıtıp yattım. Sabah banyo işi çıkmıştı bir de. Yüzümde anlamsız gülümsemeyle okula girdim. Mehmet hoca, ne gülüyorsun aptal aptal derse çabuk.
Tamam hocam ( tamam Tırtıl bey)
O gün sınıftaki kızlarla Nermin ablayı kıyasladım. Güzellik olarak değil tabii ki. Sınıftaki kızların çoğu ondan uzun, neredeyse tamamı da ondan kiloluydu. Okula gelip aramıza karışsa fizik olarak kimse anlamazdı. Yüzümde hala o aptal gülüş okuldan çıktım. Eve giderken, sürekli telefona bakarak, düşünüyordum. Bundan sonra nasıl yazacak, ne yazacak diye. İlk yazışmalarda benim ev,okul sorunlarım varken şimdi Nermin ablanın sorunu odak olmuştu. Sorun mu uydursam, onun sorununa daha çok ilgi mi göstersem muhabbet ilerlerdi bilemedim.
Eve gittiğimde telefonda mesaj bildirimi gördüm. Koşarak odama geçip açtım mesajı. Okuldan arkadaş. Edebiyat projesinin vakti azaldı, unutma yazıyordu. Haklıydı bir haftaya kadar fabl(hayvanları konuşturma hikayesi) yazmam gerekiyordu. Ben hikayeyi yazacak, bu arkadaşta resimleyecekti. Hikayeyi yazmaya çalışarak iki günü geçirdim. Nermin abla daha seyrek yazıyordu, mesaj içerikleri ise rutindi. Naber, nasılsın gibi. Ben son yazışmalarımızı tekrar tekrar okuyup hata yapıp yapmadığımı kontrol ediyordum. Yoksa bu kadar az yazmazdı diye düşünüyordum.
Hikayeyi yazmıştım ufak eksiklikler vardı. Anneme okudum iyi olmuş dedi geçti. Fikir istediğimde Mehmet hocaya sorsana o bilir, ben anlamam cevabını verdi. O an kafamın çalıştığı nadir anlardan biri yaşandı.
Ben: Abla, müsait misin?
Nermin: Tabii. Hayır mı?
Ben: Abla ödevim varda, Mehmet hocaya göndersem ya dalga geçecek ya da kızıp duracak
Nermin: Hayvan işte. Ne yapması lazım. Sen bana söyle ben ona iletirim
Ben: Gülme emojisi. Hayvanlarla alakalı. Abla hikaye yazmam lazım, aslında yazdım ama biraz eksikler var. Sen okusan fikir versen. Olur mu?
Nermin: At bakayım olduğu kadar yardım ederim
Yazdığım hikayeyi yolladım.
Ben: Ana fikir ummadık taş, baş yarar. Yazım hatası var mı, bir de hangi hayvanları kullanmam lazım seçemedim
Nermin: Hayvansa bizde var bir tane. Gülme emojisi. Okuyunca yazarım sana
Kızlarda durum nedir bilmem ama bu yaşlarda erkekler uçan sinek görse dişimi diye bakar, bazen onada bakmaz. Bu konuşmanın üzerine kalkan sikimi yine indirmem gerekiyordu. Nermin ablanın profil resmine bakarak boşalttım haylaz oğlanı. Sonra banyo mecburiyeti.
Saat 10 gibi odadayken mesaj geldi.
Nermin: Attığını okudum. Bence gayet güzel. Yazım hatalarından çok anlamadığım için tırtıl beye sordum düzeltti. Atıyorum son halini
Tırtıl bey yazması önceki konuşmalarda hatam olmadığı anlamına geliyordu. Oley diye bağırdım. Babam tv odasından noluyor diye sorunca, yazılı açıklanmış notum iyi ona sevindim dedim. Sesim yukarıdan da duyulmuş olacak ki
Nermin: Noldu bağırdın
Ben: Ödev bitti sayılır abla sayende ona sevindim
Nermin: Attım son halini
Ben : Tamam abla okuyorum
Yarım yamalak okudum attığını. Baya bir düzeltme yapılmış, sonunda güzel bir hikaye oluşmuştu.
Ben: Abla çok güzel olmuş eline sağlık. Tek eksik hayvanlar kaldı. Hangi hayvanları kullansam. Tırtıl ve. Gülme emojisi
Nermin: Gülme emojisi. Tırtıl ve ?
Ben: Tavşan ve kurt iyi değil mi?
Nermin: İyi iyi. Onları kullan. Tırtılla hangi hayvan olurdu. Gülme emojisi
Ben: Tırtıl ve piton. Gülme emojisi
Nermin: Gülme emojisi
Uzun süre yazmadı. Ekran açık bekliyordum oysaki. Nihayet yazıyor gözüktü.
Nermin: Sen baktın mı?
Ben: Neye abla
Nermin: Korkuyordun ya tırtıl mıyım diye
Ben: Baktım abla
Nermin : Eee
Ben: Ortadan iyi
Nermin: Hadi yırttın küçük sapık. Geç oldu yarın konuşuruz
Yat yata bilirsen. Yarın cumartesi okulda yok uyku tutmadı, tekrar tekrar ölçmüştüm ama yine telefonu dayadım sikime. Başı dışarıda kalıyordu iyi. Sabah ev hareketli geçti annem pazartesi yapacağı altın gününe hazırlanıyordu, evi temizleyecekti postaladı babamla beni evden. Arkadaşlarla buluşmak için çarşıya indim. Çay bahçesinde oturup laklak ederken,Nermin abla ve Mehmet hocayı yukarı mahalleye doğru yürürken gördüm. Hocanın anne babası o tarafta oturuyordu. Geceye kadar yazmaz diye düşünerek hafif kırgın muhabbete döndüm. Eve geldiğimde ev temizlenmişti, annem hiçbir şeye dokundurtmuyordu. Pazartesi gelme öğle arası diyordu bana, kantinde ye. Nermin ablalar gece saat 12 ye doğru eve geldiler. Mesaj alamadan gün bitti. Pazar sabahı ve o ekmek kızartma kokusuyla uyandım. Dün alamadığım mesaj hüznünü unutturan bir koku. Kahvaltı yapıldı. Dışarıda ayak sesleri ve Mehmet hocanın böğürtüsü. Ev sahibiyle konuşuyor dışarıda, bir yere gidiyor sanki. Yarım saat sonra Nermin abladan mesaj geldi.
Nermin: Napıyon piton bey. Gülme emojisi
Ben: Aynı abla ev halkı ve annemin gün telaşı ile uğraşıyorum.Sen de var mısın günde
Nermin: Yok ben katılmadım. Saat kaçta yarın
Ben: Bilmiyorum. Öğlen gelme dendi, çıkıştada geç gelmem emredildi. Gülme emojisi
Nermin: Ne yapacan o saatte dışarıda okuldan çıkıp, gel kahve içeriz, falıma bakarsın. Gülme emojisi
Ben: Tamam abla üç vakte kadar seni neler bekliyor anlatırım. Gülme emojisi
Nermin: Gelir az sonra tırtıl,annesine gidecez dünde gittik ne varsa orada.
Ben: Tamam abla konuşuruz sonra
Nermin: Yaz yaz o gelene kadar konuşalım bari
Ben: Ne yazım aklıma direk konu gelmiyor
Nermin: Telefonun boyu kadar demek. Gülme emojisi
Ben: Yok
Nermin: Yalan mı söyledin yoksa, bir de piton diyodum. Gülme emojisi
Ben: Yok abla ne yalanı telefon boyu kadar değil
Mehmet hocanın ayak sesleri kapıda
Nermin: Eee
Ben: Başı dışarıda kalıyordu
Nermin: Geldi bu
Dün geceki yazışmalarla boğuşarak öğleni zor getirmiştim. Sikimin uzunluğunu söylemem mi, yoksa onun merak edişimi daha etkiliydi bilmiyorum ama mal kalkık gezdim okulda. Okul kantininde kuru tost yerken mesaj geldi.
Nermin: Çıkışta gel, unutma.
Ben: Tamam abla
Biz okuldan 15.20 de çıkıyorduk, idare en erken 17.00, 17-30 arası çıkardı. Yani Mehmet hoca gelmeden baş başa yaklaşık iki saatimiz olabilirdi. Ders bitiminde koşar gibi çıktım, hızla eve doğru yürüdüm. Yolda bir bahçenin duvarından sarkan leylaklardan koparıp eve vardım. Bizim evin önünde en az 10 çift ayakkabı vardı. Gülerek üst kata çıktım. Zile bastım, Nermin abla telefonda konuşarak kapıyı açtı. Başıyla gir işareti yaparak davet etti içeriye. Oturma odasına girdim ben önde o arkada. Oturmadan sessizce çiçeği uzattım, gülerek aldı otur bekle işareti yaptı. Mutfağa doğru telefonla konuşarak gitti.
Mevsim artık kış değildi, havalar ısınmıştı. Nermin ablanın üzerinde kısa kollu bir penye, altında kumaş pantolon vardı. Belinin üst kısmını ilk kez bu kadar belirgin görüyordum. Ufacık memeleri vardı. Çok tatlı bir görsel şölen. Yalnız en çekici yeri Latin hanımlarına benzer götüydü. Memelerin tam tersi büyük bir göt, kumaş pantolonda daha belirgin sallanması. O mutfağa giderken göz kırpmadan izledim onu. Yaklaşık beş dakika sonra telefonu kapatıp mutfağa gel diye seslendi. Çiçekler için teşekkür ettikten sonra, telefonunu bırakıp sandalyeye oturdu. Ben de yanındaki sandalyeye oturdum. Telefonumu çıkarıp onunkinin yanına koydum. Onun iphone13 ü yanında benim Samsung baya büyük kalıyordu. Güldü. Siz hep böylesiniz dedi. Aç mısın? Yok abla, nasılmışız dedim. Kahve yapıyorum o zaman dedi ayağa kalktı. Hep abartırsınız bir yerinizi. Arkasını döndü kahve yapmaya başladı arada kafasını çevirip konuşuyordu. O göt tam önümde arada iki metre mesafe yokken heyecanlanmamak elde değil. Ne abartısı abla dedim, titrek sesle. Sesinden belli yalanın dedi gülerek.Heyecanımın sebebini anlatacak değildim, sessiz kaldım.
Kahveler, yanında marketten alınmış kekler masaya geldi. Telefonlar hala aynı yerinde duruyordu. Aldı telefonumu eline kısa bir süre bakıp modeli ne diye sordu. Telefonu kulağına götürüyor arada elinde ağırlığını tartıyordu. S25 dedim gülerek. Ne gülüyorsun yeni telefon alacam belki dedi. Abartı konusunu o açtı tekrardan. Sizi anlamak zor ya. Mehmette evlenmeden önce abartırtıda abarttı. Yok şöyle yok böyle, gördük sonunda malı. Tam hayal kırıklığı. Sen sen ol sakın evleneceğin kişiye yalan söyleme bu konuda. Ben durup dururken yalan söylemem abla dedim. Gülerek inanacam dediğine o zaman dedi. Açıp ispatlayamayacağıma göre uzatmadım bende, ama içerlemiştim duruma. Bakacan mı falıma dedi. Anlamam ki abla ne dersem asıl şimdi yalan olur dedim. Güldük.
Arada ayağa kalkması kahve tabaklarını toplaması hafif eğilmesi delirtmişti beni. Zaten tüm gün kalkık gezdiğim yetmezmiş gibi sandalyeden de kalkamaz olmuştum. Bu aralar biraz daha neşelisin abla, düzeldi mi durumlar dedim. Yok ya, çekip uzatılacak bir şey değil ki, aynı her şey. Sen kafamı dağıtıyorsun ondandır gülümsemem dedi. Yine elinde telefonun dalgın konuşuyordu. Arada, bu kadar olsa daha ne isterdim ki dedi telefonu göstererek. Çok mu küçük abla diyebildim biraz gururlu biraz da haline üzülerek. Evet dedi serçe parmağını göstererek. Ayy kapatalım konuyu daralıyorum dedi. Başka konulardan sohbete devam edildi. Saat beş olmadan ben kalktım. Uğurlarken sırtıma vurarak sağ ol piton bey, yalnız olmadığını bilmek güzel şey dedi.
Her şeyi berbat etmemek için suyuna gitmeliydim. Çaylak tavırlar işe yaramıştı. Eve geçip asıldıktan sonra, hızlı bir duş aldım. O memeler ve göt harikaydı. Telefonu eline alışını oynamasını, bu kadar olsa yeter diyişini hala unutamıyorum.
Saat 10 gibi odadayken mesaj attı.
Nermin: Ne yapıyorsunuz
Ben: Ben odamdayım abla, bizimkilerde tv izliyor
Nermin: Sizinkileri sormadım. Gülen emoji
Ben: Hee iyiyiz akıllı akıllı uyuyor. Gülen emoji
Nermin: Benim yanımdaki de uyudu. Sinir bozucu şey
Ben: Huzur bozmasında yatsın abla
Nermin: Ya nasıl kandırdı beni anlattım bugün. Bu kadar böyle şöyle diye, aklıma geldi sinirlendim
Ben: Abla sorayım mı
Nermin: Ben de sorarım o zaman. Gülen emoji
Ben: Gülen emoji. Daha ne kaldı öğreneceğin abla. Ne kadar boyu cidden
Nermin: 11 cm
Ben: Ciddi misin
Nermin: Üzgün surat
Nermin: Sen ciddi misin?
Ben: Evet abla
Nermin:Off off
Ben: Ne diyeceğimi bilmiyom ki abla bu durumda nasıl teselli verilir.
Nermin: Senlik bir durum yok piton bey. Rahat ol
Uzun sessizlikten sonra
Nermin: Ne iyi girdin hayatıma, sen olmasaydın çıldırırdım. Evden gittikten sonra bile, konuşmalarımız çiçek getirmen aklımdaydı hep. Yüzümde gülümseme vardı
Ben: Benim de abla.
Nermin: Şimdi doğruyu söyle,bugünden aklında en çok ne kaldı?
Ben: Telefonumla oynaman abla
Çok zor yazmıştım bunu
Nermin: Küçük sapık. Gülme emojisi. Hadi uyu yoksa sabaha kadar konuşacam
Ben: Konuşalım
Nermin: Yat sen daha çok konuşuruz
Dün geceki yazışmalarla boğuşarak öğleni zor getirmiştim. Sikimin uzunluğunu söylemem mi, yoksa onun merak edişimi daha etkiliydi bilmiyorum ama mal kalkık gezdim okulda. Okul kantininde kuru tost yerken mesaj geldi.
Nermin: Çıkışta gel, unutma.
Ben: Tamam abla
Biz okuldan 15.20 de çıkıyorduk, idare en erken 17.00, 17-30 arası çıkardı. Yani Mehmet hoca gelmeden baş başa yaklaşık iki saatimiz olabilirdi. Ders bitiminde koşar gibi çıktım, hızla eve doğru yürüdüm. Yolda bir bahçenin duvarından sarkan leylaklardan koparıp eve vardım. Bizim evin önünde en az 10 çift ayakkabı vardı. Gülerek üst kata çıktım. Zile bastım, Nermin abla telefonda konuşarak kapıyı açtı. Başıyla gir işareti yaparak davet etti içeriye. Oturma odasına girdim ben önde o arkada. Oturmadan sessizce çiçeği uzattım, gülerek aldı otur bekle işareti yaptı. Mutfağa doğru telefonla konuşarak gitti.
Mevsim artık kış değildi, havalar ısınmıştı. Nermin ablanın üzerinde kısa kollu bir penye, altında kumaş pantolon vardı. Belinin üst kısmını ilk kez bu kadar belirgin görüyordum. Ufacık memeleri vardı. Çok tatlı bir görsel şölen. Yalnız en çekici yeri Latin hanımlarına benzer götüydü. Memelerin tam tersi büyük bir göt, kumaş pantolonda daha belirgin sallanması. O mutfağa giderken göz kırpmadan izledim onu. Yaklaşık beş dakika sonra telefonu kapatıp mutfağa gel diye seslendi. Çiçekler için teşekkür ettikten sonra, telefonunu bırakıp sandalyeye oturdu. Ben de yanındaki sandalyeye oturdum. Telefonumu çıkarıp onunkinin yanına koydum. Onun iphone13 ü yanında benim Samsung baya büyük kalıyordu. Güldü. Siz hep böylesiniz dedi. Aç mısın? Yok abla, nasılmışız dedim. Kahve yapıyorum o zaman dedi ayağa kalktı. Hep abartırsınız bir yerinizi. Arkasını döndü kahve yapmaya başladı arada kafasını çevirip konuşuyordu. O göt tam önümde arada iki metre mesafe yokken heyecanlanmamak elde değil. Ne abartısı abla dedim, titrek sesle. Sesinden belli yalanın dedi gülerek.Heyecanımın sebebini anlatacak değildim, sessiz kaldım.
Kahveler, yanında marketten alınmış kekler masaya geldi. Telefonlar hala aynı yerinde duruyordu. Aldı telefonumu eline kısa bir süre bakıp modeli ne diye sordu. Telefonu kulağına götürüyor arada elinde ağırlığını tartıyordu. S25 dedim gülerek. Ne gülüyorsun yeni telefon alacam belki dedi. Abartı konusunu o açtı tekrardan. Sizi anlamak zor ya. Mehmette evlenmeden önce abartırtıda abarttı. Yok şöyle yok böyle, gördük sonunda malı. Tam hayal kırıklığı. Sen sen ol sakın evleneceğin kişiye yalan söyleme bu konuda. Ben durup dururken yalan söylemem abla dedim. Gülerek inanacam dediğine o zaman dedi. Açıp ispatlayamayacağıma göre uzatmadım bende, ama içerlemiştim duruma. Bakacan mı falıma dedi. Anlamam ki abla ne dersem asıl şimdi yalan olur dedim. Güldük.
Arada ayağa kalkması kahve tabaklarını toplaması hafif eğilmesi delirtmişti beni. Zaten tüm gün kalkık gezdiğim yetmezmiş gibi sandalyeden de kalkamaz olmuştum. Bu aralar biraz daha neşelisin abla, düzeldi mi durumlar dedim. Yok ya, çekip uzatılacak bir şey değil ki, aynı her şey. Sen kafamı dağıtıyorsun ondandır gülümsemem dedi. Yine elinde telefonun dalgın konuşuyordu. Arada, bu kadar olsa daha ne isterdim ki dedi telefonu göstererek. Çok mu küçük abla diyebildim biraz gururlu biraz da haline üzülerek. Evet dedi serçe parmağını göstererek. Ayy kapatalım konuyu daralıyorum dedi. Başka konulardan sohbete devam edildi. Saat beş olmadan ben kalktım. Uğurlarken sırtıma vurarak sağ ol piton bey, yalnız olmadığını bilmek güzel şey dedi.
Her şeyi berbat etmemek için suyuna gitmeliydim. Çaylak tavırlar işe yaramıştı. Eve geçip asıldıktan sonra, hızlı bir duş aldım. O memeler ve göt harikaydı. Telefonu eline alışını oynamasını, bu kadar olsa yeter diyişini hala unutamıyorum.
Saat 10 gibi odadayken mesaj attı.
Nermin: Ne yapıyorsunuz
Ben: Ben odamdayım abla, bizimkilerde tv izliyor
Nermin: Sizinkileri sormadım. Gülen emoji
Ben: Hee iyiyiz akıllı akıllı uyuyor. Gülen emoji
Nermin: Benim yanımdaki de uyudu. Sinir bozucu şey
Ben: Huzur bozmasında yatsın abla
Nermin: Ya nasıl kandırdı beni anlattım bugün. Bu kadar böyle şöyle diye, aklıma geldi sinirlendim
Ben: Abla sorayım mı
Nermin: Ben de sorarım o zaman. Gülen emoji
Ben: Gülen emoji. Daha ne kaldı öğreneceğin abla. Ne kadar boyu cidden
Nermin: 11 cm
Ben: Ciddi misin
Nermin: Üzgün surat
Nermin: Sen ciddi misin?
Ben: Evet abla
Nermin:Off off
Ben: Ne diyeceğimi bilmiyom ki abla bu durumda nasıl teselli verilir.
Nermin: Senlik bir durum yok piton bey. Rahat ol
Uzun sessizlikten sonra
Nermin: Ne iyi girdin hayatıma, sen olmasaydın çıldırırdım. Evden gittikten sonra bile, konuşmalarımız çiçek getirmen aklımdaydı hep. Yüzümde gülümseme vardı
Ben: Benim de abla.
Nermin: Şimdi doğruyu söyle,bugünden aklında en çok ne kaldı?
Ben: Telefonumla oynaman abla
Çok zor yazmıştım bunu
Nermin: Küçük sapık. Gülme emojisi. Hadi uyu yoksa sabaha kadar konuşacam
Ben: Konuşalım
Nermin: Yat sen daha çok konuşuruz
Ben, Mehmet hocanın, Nermin abla da benim her şeyimi artık biliyordu. Her gece asılır olmuştum sikime.
Cumartesi bizim çarşıya pazar kurtulurdu. Pazara ya annem ya da babam giderdi genelde. Bu hafta beni yolladılar alınacak az diye. Sipariş domates, limon ve yeşillikti. Babam sen git dediği için itirazsız gittim pazara. Alışverişi yaparken telefonum çaldı, arayan annem iki kiloda kabak al diyordu. Anne ben ne anlarım kabaktan ya diye az da olsa yüksek sesle konuşurken omzuma bir el dokundu. Gördüğüm Nermin ablaydı, ses Mehmet hocanındı. Ne bağırıyon pazarda zevzek diyordu. Onlarda pazara gelmişler. Hocam dedim kabak alacakmışım da anlamam kabaktan onu anlatıyordum anneme, burda ses çok olunca biraz yüksek sesle konuştum. Nermin abla gel gel ben anlarım kabaktan merak etme dedi. Tezgahın önünde durduk, anlamayacak bir şey yok. Bu küçük iyi değil, bu büyük iyi diyordu gülerek. Ben de en büyüğünü seçip en iyisi bu o zaman dedim. Eline alıp biraz dokunduktan sonra, bırak bırak ondan yemeklik çıkmaz, tüm aile doyar onla dedi, gülerek. Benim alışverişim bitmişti onlar devam ettiği için evin yolunu tuttum. Annem aferin ne güzel seçmişsin diye övüyordu beni.
Okulun son ayıydı artık pazartesi sınavlar başlıyordu. Ben de alışverişten sonra oturup çalışmaya başladım odamda. Gözüm telefona takıldı bir ara, mesaj gelmişti.
Nermin: Gördün mü nasılda havalı pazarda, sesi yüksek çıkıyor tırtılın. Sana da bağırdı kusura bakma.
Ben: Sorun yok abla. Seni görünce mutlu oldum
Nermin: Neden. Gülme emojisi
Ben: Kabaktan anlayan birini bulmak zor. Gülme emojisi
Nermin: Evet iyiyimdir. Neymiş büyük iyi, küçük kötü
Ben: Piton iyi, tırtıl kötü. Gülme emojisi
Nermin: Aferin küçük sapık
Ben: Aldırmadığın kabak ne o zaman
Nermin: O efsane, tam yemeklik
Nermin: Şiştt o kadar var mı senin ki
Afallamıştım. Ama hemen yazmayarak akıllılık ettim.
Ben: Ne o kadar var mı
Nermin: Piton bey
Ben: O ne, gülen emoji
Nermin: Bizim evde olmayan, var mı de hadi
Ben: Adını dersen derim
Nermin: Zaten abartıyor olacaksın onun için söylemeyecem. Ders çalışıyorsan engellemiyeyim.
Ben: Ne engeli abla daha motivasyon oluyor
Nermin: Sen çalış hadi
Üç dakika sonra
Nermin: Var mı o kadar?
Ben: İnanmayacağın şeyi sorma abla cevaplamam
Nermin: ?
Ben: O kadar var uzunluğu, daha ince ama.
Nermin: Abarttın iyice. Omzuna alda selfie çek. Gülme emojisi
Ben: Dersim bitsin söylerim kendisine
Akşam yemeğine kadar çalıştım. Yemek çay derken yine derse yollandım. Saat 23.00 civarı yatmaya hazırlanırken
Nermin: Rekor denemesi yaptı bu, çıldırtacak beni
Ben: Anlamadım abla
Nermin : Süre tuttu 4 dakikayı geçince mutlu oldu erkek, yatıyor yanımda delirecek
Ben: Şey mi 4 dakika
Nermin: He o
Ben: Konuşalım abla sinirin geçer belki
Nermin: Konuşalım. Bırakalım gerçekleri hayal kuralım. Olur mu?
Hayalde yurtdışına tatile gitmişiz. İkimizde de yabancı dil olmadığı için komik durumlara düşüyoruz. Yazarken baya eğleniyoruz. Hayalde gece oluyor. Otele gidiyoruz, derdimizi anlatamadığımız için iki kişilik yatağı olan bir odaya yönlendiriliyoruz. Çaresiz giriyoruz odaya.Hayalin devam yazışmaları
Ben: Sen yat abla ben uyumam
Nermin: Gel gel yemem seni. Gülme emojisi
Ben: Beni yemezsin biliyorum. Gülme emojisi
Nermin: O piton varken seni niye yiyim
Ben: Dikkat et ısırmasın
Nermin: Keşkeee
Çok azdığını anlamıştım,devam etmeye cesaret ettim.
Ben: Abla ilk napardın
Nermin: Bamya çorbası. Gülme emojisi
Ben: Kabak dolması
Nermin: Hee hee atamadın resmini
Ben: Bekle
Boxerdan zaten kalkmış sikimi avuçlayarak fotoğrafını çektim. Mal tamamen belli ama boxer içindeydi. Attım fotoyu
Nermin: Aaa attı utanmaz.
Uzun süre ses çıkmadı. Sonra,
Nermin: Yalan değilmiş. Kabak varmış yemekte
Ben: Demiştim sana abla, uzun baktın fotoya. Gülme emojisi
Nermin: Yok yok bakmadım say. Gülme emojisi
Nermin: Hazır kalkık mıydı sikin. Çabuk attın resmi
İlk defa sik kelimesini kullanıyordu.
Ben: Neyim neyim
Nermin: Uff uzatma işte cevap ver. Büyük sapık. Gülme emojisi
Ben: Konuşmalar etkiliyor abla arada kalkıyor çocuk uykudan
Nermin: Bizimkinin de arada kalkıyor ama faydası yok
Ben: AMa faydası olmayacaksa olmasın daha iyi. Gülme emojisi
Nermin: Pislik. Çalış dersini. Onada söyle başı dik dolanmasın ortalıkta
Ben: Yatmadan tokatlarım abla 4 dakika
Nermin: Hatırlatma şunu. Gülme emojisi
Ders çalışayım diye bitirmişti konuşmayı. Ben ders çalışacak halde değildim. Tekrar tekrar yazılanları okuyordum. O da çevrimiçi halde duruyordu. 31 çekip zehiri akıttıktan sonra duşa girmek için çıktım wptan. Hiç yazmadı ben çıkana kadar. Banyoya girip geri geldiğimde çevrimdışıydı.
Pazar günü ne bir mesaj ne de ses geldi. Derse çalışmaya çalıştım. İki hafta boyunca dişe dokunur bir olay yaşanmadı. Yazılılar bitmiş, ilk dönemki zayıfları düzeltmiştim. Okulun bitmesine iki hafta vardı.Devamsızlık hakkımı sonuna kadar kullanmaya kararlıydım.
Pazartesi öğle arası eve geldiğimde öğleden sonra okula gitmeyeceğimi söyledim anneme. Sen bilirsin beni zaten ev sahibinin karısı çağırdı ona gidecem dedi. Nermin ablada çağrılmış mıdır acaba diye aklımdan geçiriyordum. Annem üst kata çıkarken Nermin ablanında kapısını çaldı beraber çıktılar en üstte kata. İki saat sonra ayak sesleri, ordu iniyor sanki. Annem kapıyı çaldı. Uzaktan bir akrabanın çeyizi varmış ona gidiyoruz dedi içeri girmeden. Beş dakika sonra
Nermin: Evdesin niye yazmıyorsun
Ben: Senin üst kata gidip gitmeyeceğini bilemedim
Nermin: Gel konuşuruz biraz annenler gitti.
Yine heyacanla yukarı çıkıyordum. Üstümde tişört, altta eşofmanla. Kapı açıktı bu sefer, kapıdan baktığımda gel gel dedi. Üstünde aynı tarz penye, altında eşofman vardı. Bir önceki buluşmadan farkı o da benim kadar heyecanlıydı, arada sesi titriyordu. Bitirdin sayılır bu yılıda, zayıf kaldı mı? Yok abla temiz hepsi. Yazın napacaksın belli mi? Bu yaz konuşulmadı daha abla, belki bizimkiler amcamlara gider. Sen de gitsene. Yok abla çekilir dert değil esir kampı gibi. Git git senin gibi büyük sapıkların gözetimde olması iyidir,gülerek. Almayı planladığı bir kaç elbiseyi gösterdi telefondan ekran resmi almış. Bu nasıl, bu nasıl diye geçiyor elbiseler Ben de yorumumu söylüyordum. Bu nasıl, bu derken kaçırdı telefonu uzağa. Ekranda attığım fotoğraf duruyordu. Silmedin mi abla. Yok ya silim şimdi. Sil yakalanırsan kötü olur. Tamam dedi bana göstererek sildi resmi. Ne içersin. Fark etmez abla derken telefonu çaldı. Mehmet hoca bir şey lazım mı diye soruyor. Geliyor bu. Tamam abla kaçayım bende. Kapıya yürürken önden Nermin abla yürüyordu. O göte kalkmayacak sik yoktur. Benim oğlanda uyandı tabii. Fark edip etmediğini anlamadım. İyi bakın kendinize dedi gülerek.
O gece saat 12 de yazdı benim çevrimiçi olduğumu görüp.
Nermin: Cidden niye silmedim o resmi riskli iş yapıyorum uyar beni bundan sonra
Ben: Kullanışlıysa silmemişsindir abla. Bundan sonra derken, gülen emoji
Nermiş: Donunun resmini atmış kullanışlıysa diyo. Olurda yine atarsan hani uyar ki sileyim. Gülme emojisi
Ben: Kalkmadan atamam zaten, aslında o bile tırtıldan büyüktür
Nermin: Kalksa atacan yani
Ben: Kalkınca düşünürüz
Nermin: Kalkınca düşünün ben burdayım
Ben: Destek atarsan az beklersin abla. Gülme emojisi
Nermin: Ben atamam resim
Ben: Yazarsın o zaman
Nermin: Bilemedim
Ben: Bilince yaz ben burdayım
Nermin: Tamam ya ne yazım
Ben: O fotoya bakıp hiç oynadın mı
Nermin: Yok daha neler. Ne gördüm ki oynayayım
Ben : O odada olsam yanında devam ettir abla kalkınca atayım resmi
Aslında çoktan kalkmıştı
Nermin: Ağzıma alıp uzun uzun yalardım sikini.
Nermin: Her santiminin tadına bakardım.
Nermin: Ellerimi hiç kullanmadan. Gırtlağa kadar alırdım.
Nermin: Boşalmana fırsat vermeden çıkarırdım ağzımdan, üstüne çıkar
O kadar azmıştım ki boşalırken zor çektim fotoyu, döller havada yakalanmıştı. Attım fotoyu
Ben bitik halde ekrana bakıyordum. Elim bacağım döllerimle dolu. Üstte akan mesajları görüyordum ama yazamıyordum, sağlam boşalmıştım.
Nermin: Offf
Nermin: Offff offf
Nermin: Neye şaşıracağıma şaşırdım. Bu ne
Nermin: İnce diyor bir de
Nermin: Cevap versene bayıldın mı. Gülme emojisi
Zar zor doğruldum yatakta
Ben: Bence sen bayıldın. Gülme emojisi
Nermin: Bayıldım cidden. Uzunluğuna mı şaşırayım, havada ki şeylerine mi. Ne kadar çok boşalmışsın.
Ben: İyi mi puanın abla
Nermin: Benden tam puan. Hadi temizlen o sikini iyi yıka. Gülme emojisi
Ben: Gülme emojisi. Bu fotoyu kesin sil
Nermin: Kıyamam silmeye bunu, sabah silim bari
Ben: Sen sil bende var zaten atarım istersen abla
Nermin: Tamam
O saatte banyo yapacaktım hal kalmamıştı bende. İkinci postayı atmayı düşündüm önce, sonra vazgeçip banyoya girdim. Wpye baktığımda 5 dakika önce çevrimiçi olduğunu gördüm. Biraz bekledim ama girmedi. O halde uyuyakalmışım.
Sabah kalkıp kahvaltı yaparken baba bugün okula gitmesem olur mu dedim. Anneme baktı, annem bir şey demeyince iyi gitme bugün cevabını verdi. Uzun süredir ilk kez bu kadar olumlu konuşmuştu benimle. Mehmet hocanla konuştum zayıfları düzeltmişsin onun izni bu haaa dedi. Kahvaltı bitti, babam gitti, annem ev işlerine bakarken ben de odama geçip telefona sarıldım. Wp durum açıp "Böön baaa okul tatill" yazdım. İlk gören tabii Mehmet hoca, bir şey yazmadı. Saat 10 civarı.
Nermin: Ooo uyanmış okulu da asmış birileri
Ben: Bu saate kadar yatan tembel biri hiç olmadım abla
Nermin: Gece uyunmuyor ki
Ben: Doğru diyorsun abla, yılanı çiyanı bitmiyor. Gülme emojisi
Nermin: O neydi şaşırttın beni. Uyuyamadım tabii normal olarak
Ben: Kalın yazmışsın ya abla, kalın mı bu
Nermin:Sen ince deyince öyle zannetmiştim, normalin biraz kalını
Ben: Oley. Şapşal surat
Nermin: Üç satır yazdım boşaldın. Dört dakikayla dalga geçiyordun
Ben: 25 dakika artık 4 dakika abla. Zaten kalkıktı, oynuyordum. Sen yaz diye yaptım. Gülen emoji
Nermin: Vay tilki
Ben: Durumu gördün mü
Nermin: Evet ona bakıpta yazdım.
Bir süre sessizlikten sonra
Nermin: Yazdıklarımı beğendin mi
Ben: Abla a yazsan ben boşalacaktım zaten, iyi başlamıştın yazmaya
Nermin: Evet. Sen boşaldın rahatladın
Ben: Evet çok iyi geldi
Nermin: Yine kuruyan ben oldum. Gülen emoji
Ben: Ne istersin abla ne yapabilirim
Nermin: O fotoyu atsana tekrar, gerisini ben hallederim
Resmi attım
Evde zaman geçmiyor. Yatsam yatamam, kalksam ne yapacam, arkadaşlar okulda. Nermin abla malum. Saçma sapan videolarla zaman geçirmeye başlamıştım. Yarım saat sonra
Nermin: Yenisini at
Ben: Zaman lazım
Nermin: Video at o zaman oynayarak kaldır, çabuk
Kapıyı kilitleyip, telefonu bir elime alıp video kaydetmeye başladım. Diğer elim sikimi okşuyor kaldırmaya çalışıyordum. Üstte mesajlar hadi, hadi, çabuk, hadi. Nihayet iki dakika sonra o baskıdan kurtulup kalkık halde iyi bir çekim yaptım.
Ben: Ödülüm ne olacak
Nermin: Hayatta kalmak. Gülen emoji
Ben: Kabul. Gülen emoji. Videoyu attım.
Ses soluk çıkmıyordu. Benim evde kalmak istememim sebebi Nermin abla yazar ya da bir yolunu bulursa görüşürüz diyeydi. Saat 16 ya kadar başka yazışma olmadı. Ev beni boğmaya başlamıştı, arkadaşlar okuldan çıkmıştır onlara yazayım buluşalım diye düşünüyordum.
Nermin : Uyumuşum, niye kaldırmadın kim yemek yapacak nasıl yetişecek bu saatten sonra
Ben: Ne uykusu abla en son yazdığında video istiyordun
Nermin: Ondan uyuyakaldım ya şapşik
Ben: Ahaa rahatladın mı sen de sonunda
Nermin: Vakit yok yemek yapmam lazım yazarım sonra
O kadar az yazışmıştık ki canım sıkılmıştı duruma. Arkadaşları aradım çarşıda buluşup oturduk biraz. Tipik ergen muhabbetlerinden yapıp kendimizi gaza getirip evlere dağıldık. Babam bu akşam hocaları çaya çağıralım dedi. Annem evde bir şey yok yarına artık dedi. O halde biz gidelim diye tutturdu babam. Mustafa hocayı aradı, o da buyurun tabii diyince üst kata gittik. İçeri girildi hoş beş sohbetler yapılmaya başlandı. Benim okul durumum soruldu. Ben Nermin ablanın gözüne bakıyordum, o hiç bana doğru dönmedi ama yüzü gülüyordu. Çay servisi için mutfağa gitti, bana seslendi. Tatlıları götürür müsün diye. Mutfağa gittiğimde karşıma dikilip bakma öyle milletin içinde küçük sapık dedi, gülerek. Ben tatlıları tepsiyle alınca da hafif yanaşıp seni düşünerek oynadım dedi. Elim zangır zangır titreyerek tatlıları dağıttım. Dağılan bendim aslında. Kalkana kadar bir daha bakamadım Nermin ablaya. Saat 11 gibi eve geri döndük.
Odama geçtiğimde Nermin abla yazmıştı.
Nermin: Böyle titretirim adamı, gülen emoji
Ben: Fena yakaladın abla, fırsat bana gelirse sen de titresin, gülen emoji
Nermin: Sana fırsat bırakmadım, kendim titrettim kendimi de
Ben: Ne düşündün abla oynarken, nasıldı anlatsana
Nermin: Cıkss. Yarın okula gidecek misin.
Ben: Ev beni boğdu bugün giderim galiba
Nermin: Sen kaybedersin, gülen muzip emoji. İyi uykular
Ben: İyi uykular
Olay tatlı bir üstünlük rekabetine dönüşüyordu. Sabah okula gittim. Öğlen telefonuma baktığımda neredesin yazmış Nermin abla. Okuldaydım eve geçiyorum abla yazdım. Akşama kadar başka mesaj gelmedi. Saat 21 civarı
Nermin: Okul iyi miydi bari, değdi mi gitmene. Gülen emoji
Ben: Ehh ders işleyen yok fazla, bol şamata ile geçti yazdım.
Nermin: Yarın gidecek misin?
Ben : Gidebilirim
1 dakika sonra ilk kez resim geldi. Tek kullanımlık. Açtığımda omuzları açık, ufak gögüslerini çok az belli eden bir kıyafetle lolitayı gördüm.
Nermin: Sen bilirsin. Muzip gülüş
Ben: Kesin evdeyim. Gülen emoji
Nermin: Bana fark etmez
Resim atmasının gazıyla kalkan sikimin resmini çekip, tek kullanımlık fotoyu attım.
Ben: Benim içinde fark etmez
Nermin: Offf buna dayanamıyorum hiç, atma bir daha. Gülen emoji
Ben: Gidim mi okula abla, muzip gülen emoji
Nermin: Evde kal
Sabah uyandığımda evde hareketlilik vardı. Çıktım odadan, annem kahvaltı hazırlıyor babam 10-15 güne gideriz diyordu. Ben mutfağa girince sen de ona göre hazırlan amcanlara bu yıl erken gidecez, iş yerinden izni anca alabildim. Benim surat düşmüştü. Anneme onlara ne götüreceksen tedarik etmeye başla diyordu. Kahvaltı yapıldı, okula gidecen mi diye sormadı babam bana bırakmıştı anlaşılan. Anneme ben gelmek istemiyorum amcamlara dedim. Konuş babanla kabul etmez bence dedi. Saat 9 gibi amcamın eşini aradı annem. Ne lazım ne isteniyor öğrendi, ben bugün bakarım var mı yok mu diyerek kapattı telefonu. Günlük temizliğe başladı, ben çarşıyı gezeyim şu iş bitince dedi bana. Yaklaşık bir saat sonra da çıktı. Telefon elimdeydi sürekli. Nermin abla en son gece çevrimiçi olmuş, uyuyor bu diye düşündüm yazmadım ben de.
Yarım saat sonra kapı çaldı, altımda şort, erken geldi annem diyerek açtım kapıyı. Nermin abla kapıda, elinde market poşetleriyle gülüyordu. Afallamış halde bakıyordum, çekil kenara da girim dedi fısıltıyla ayakkabılarını evin içine alarak. Anneni gördüm, alışveriş yapacakmış, dedim bizim piton evde tek, bir hal hatır sorayım. İlk kez bizim evde baş başa kalıyorduk. Buyur içeri,otur, ne içersin gibi sözler aklıma bile gelmiyordu heyecandan. O da oturmadı zaten poşetleri ayakkabılarının yanına koyarak odama doğru yürüdü. Kot pantolon giymişti yine, o göt artık el uzatma mesefesindeydi. Sallaya sallaya odama girdi, ben de arkasından. Demek odan burası. Bu nevresimler yıkamakla temizlenmez yakın bence dedi gülerek. Çocuklarımı kimse yakamaz dedim bende gülerek. Ne zaman gelir annen. Bilmiyorum ki abla. Aferin söz dinle okula gitme diyince gitme diyerek kapıya yöneldi. Nereye abla oturalım diyebildim anca. Kapı önünde ayakkabılarını giymeye hazırlanırken ayak sesleri duyuldu. Ev sahibi aşağı iniyor. Kısa boyuyla kapı deliğine gözünü dayayıp baktı, korkudan titriyordu. Arkadan yaklaşarak sanki bende bakacakmış gibi dayadım sikimi. Göte dayamak isterdim ama boyu kısa olduğu için beline denk geliyordu. Kapıyla aramda kalmış hareketsiz, sessiz gözetleme deliğine bakıyordu lolitam. Elimi götüne dayadım,avucuma sığmadı sert götü. Belki 30 saniye sürdü ama o zevki unutamam. Apartman kapısının sesi geldi, çıktı dedi. Delikten bakmaya devam ederken elini geriye attı, tutup sikimi iyi bak kendine yakalanmadan kaçayım dedi gülerek. Kalkmış sikimle ortada kalmıştım yine. Elinin teması ilk bedensel dokunuşuydu bana. Ufak eli kavrayamamıştı bile sikimi. 31 çekmenin vakti değil, kurşunu boşa harcama gün uzun diyerek uzandım yatağa.
Nermin: Az daha yakalanıyordum
Ben: Ucuz yırttık abla
Ben: Aşağı inmesi de fena sonuçlanmadı ama, gülen emoji
Nermin: Sapık dayadın sırtıma, iki kapı arasında ezildim sanki nefes alamadım
Ben: Heyecanlandın abla orda
Nermin: Baya sürtündün, zaten kimin ayak sesleri belli değil. Bir yandan korku bir yanda koca sikin
Ben: İyi tuttun abla, gülen emoji
Nermin: Kaç santim o avucuma sığmadı
Ben: Kavrayamadın bile parmakların kavuşmadı, muzip gülen emoji
30 saniyelik olayı ballandıra ballandıra 10 dakika konuştuk. Kaç santim olduğunu bilerek söylememiştim.
Ben: Abla ne diyecem asıl
Ben: Sabah konuşuldu 10-15 güne amcamlara gidiyormuşuz
Nermin: Sende mi!
O ara kapı çaldı. Annem gelmişti, söylene söylene içeri girdi. Her şey ateş pahası.
Ben : Annem geldi yazamadım abla, babamı ikna edemem hatta teklif etmem bile büyük patırtı koparır, biliyorsun. Üzgün surat
Nermin: Hadi ya, konuşuruz üzülme
Annem çağırdığı için sonra yazışırıza bağladık muhabbeti. Babamla konuşulmuş onay alınmış. Çarşıya gidip, siparişlerin parasını ödemem gerekiyormuş.
Çok uzun sürmedi işim eve geri geldim. Saat 14 civarı
Nermin: Napıyorsun
Ben: Çözüm arıyorum amcamlara gitmemek için
Nermin: Ben de düşündüm. Bir yol var sanki
Ben: Gerçekten mi, anlat abla
Nermin: Babanın sana takıntısı ne, derslerin değil mi?
Ben: Evet. Zayıfım yok diye buna ikna olmaz
Nermin: Biliyorum onu. Aklıma gelen şu. Benimkiyle konuşayım, Halk Eğitimdeki yaz kursuna yazdırması için babanı ikna etsin.
Nermin: Seneye üniversite sınavı var yazın ders çalışsa iyi olur derse babana, olay biter bence.
Ben: Bence de biter harika fikir. Babamı ikna etmesi için hocayı nasıl ikna offf anla işte abla. Gülen emoji
Nermin: En kolayı o
Ben: Cidden mi hoca bana kızıp rezil etmesin babamın yanında
Nermin: Güzel gecelik giymeme bakar yatmadan önce. Muzip gülen emoji
Ben: Bana görsel şölen yok mu atsana resmini abla
Nermin: Gece giyersem belki atarım
Ben: Çok kötüsün. Üzgün surat
Ses kaydı attı. Ben kulaklığı bulmak için dağıttım ortalığı
Nermin'in sesi : "Ahh çok iyisin, canımı acıttın yavaş,pitonum" diye ikide rol yaparım. Biter bu iş.
Sesi o kadar cilveliydi ki bitirdi beni. Bir yanda benim için bunları yapmasının kıvancı, bir yanda tırtılın koynuna girmesinin kıskançlığı vardı.
Ben: Pitonum mu? Gülme emojisi
Sonrasında cevap gelmedi. Babam kabul eder mi. Mehmet hoca ikna olur mu. Nermin abla onun koynunda. Sabah sikimi dayadım, eliyle kavradı derken gözler kapanmaya başladı. Tam dalacaktım annemin telefon konuşması, sonra da kapımı çalıp üst kata çık bi, tabaklar vardı onu verecekmiş Nermin. Kim giyecek şimdi pantolonu dedim anneme, şortunla git gel hemen bir şey olmaz. Kapıyı çaldım, Nermin abla kapıyı araladı kafasını uzattı beni görünce kapıyı tamamen açtı. O bahsedilen gecelik üzerindeydi, memeleri kalıplarını dolduramamıştı üstten baktığım için çatalı rahat görünüyor, çok seksi duruyordu. Geceliğin boyu uzun değildi ama Nermin ablada uzun olmadığı için mini etekten biraz uzun gibi duruyordu. İnce şekilli bacaklarına yukarıdan aşağıya baktım. Bunlar 10 saniye sürmemiştir. O sadece gülerek bakıyordu. Yaklaştı, sikime dokunarak canlı gör resim yetmez diye düşündüm dedi sessizce. Ben eğilip boynunu öptüm, götünü avuçlayıp kendime doğru çektim. Zayıf bedenini kolaylıkla bedenime yapıştırdım. Eli hala sikimde avuçlamış oynuyordu şort üzerinden. Dudağıma uzandı öptü,bekle dedi. Önce bedenini sonra da sikimdeki elini çekti. Mutfağa doğru yürüdü, sağ eliyle geceliğin etek kısmını hafifçe kaldırıp bakış attı. Tabakları getirip tekrar kısa bir öpücük attı dudağıma, yüksek sesle annene selam söyle dedi ve kapıyı ağır ağır kapadı. Ben kapalı kapıya bakarken eminim o da kapıya sırtını dayamış kalbini tutuyordu.
Eve girip tabakları mutfağa bıraktım. Yatağıma uzanıp telefona baktım. Nermin abla çevrimdışı. Okulda ki erkek arkadaş grubuna gelen mesajlara baktım o ara. Bülent yazmış, sevgilisi Tuğçeyi evire çevire götten siktiğini anlatıyor. Hatta kızın yüzü gözükmeyen bir resmini de atmış. Gruptaki abazalar yazmışta yazmış o kızı sikmeyen kaldımı diye. Daha fazla okumadım, yorumda yapmadım. Nermin ablayla ilgili hayaller kurarak akşama kadar uyudum.
Devamı gelecek…