zaman dediğin geçer. lakin içimde bıraktığın bu hisler; gülsem de bedenimi tüketen bir hastalık misali gibi, iyileşmezler.
hello vonnie
Cosmic Funnies
wallacepolsom
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Keni
noise dept.

JBB: An Artblog!

No title available
trying on a metaphor

Kaledo Art

blake kathryn
One Nice Bug Per Day
YOU ARE THE REASON
he wasn't even looking at me and he found me
we're not kids anymore.
Three Goblin Art
occasionally subtle
Sade Olutola
Monterey Bay Aquarium

Andulka

seen from Brazil
seen from Croatia

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Singapore

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States

seen from Saudi Arabia

seen from Russia

seen from Malaysia

seen from Singapore

seen from Sweden
seen from South Africa
@meyyus
zaman dediğin geçer. lakin içimde bıraktığın bu hisler; gülsem de bedenimi tüketen bir hastalık misali gibi, iyileşmezler.
şu pencereyi kapat, insanın atlayası geliyor fikret.
çok uzun zaman oldu, buraya kendi isteğimle geleli ve hatıralara takılalı. nice dostluklar ve kişilikler buralardan uçtu gitti. basit başlayan bir hikayenin ihtişamlı sonu ya da ihtişamlı başlayan bir hikayenin basit bir sonu değildi. seçimlerdi. seçimlerin getirdikleri, bıraktıkları ve götürdükleriydi. muğlak bakışlarım anlamaya çalışırken her şeyi, hilkat garibesi varlıklar beni yadırgamadı. her şey birden başladı ve birden bitti. herkes birbirinden habersiz hikayeler başlattı ve kendi içlerinde büyüttükten sonra ihmalkarlığın esareti altında bıraktı. loş ışığımı yaktım ve bekliyorum. bekliyorum ki gidenler dönsün diye değil, bekliyorum ki bu küçük parıltıya takılanlar asla böyle bir parıltıya mahkum kalmasın.
“gözlerime bak. gözlerime bak. gözlerimin içine bak. ne görüyorsun? bir şey görüyor musun? ne görüyorsun? hiçbir şey. çünkü hiçbir şey yok. hiçbir şey. bana artık huzur verin. beni artık rahat bırakın, theo. tamam mı?”
jagten, 2012
gözler kör.
tired of moving.
çocukluğumuz.
“iyi ki yaratılmışsın.”
“bir parçam sadece farklı bir günahkar olabilmeyi diliyor.”
günahsız olmak ayrıcalıktı, farklı günahlarda boğulmaksa günahsızlara ziyaden gerçekten yaşamış olmaktı.
bu hayatta ilk savaşını ailesiyle verenler, bütün savaşlardan hep mağlup ayrılırmış.
“pencereyi açmak, manzarayı içeri almazmış. birine kalbini açmak böyledir biraz.”
gülüşü saklanacak insanlar vardır. geçmişten geleceğe uzanan en güzel umutlar, onların avuçlarındadır.
saklanılmayacak biri
nasılsa buradan hiç gitmez denilen yerleri ansızın terk etmemle meşhurum
“sonra bakmadım bir daha. yüzünün uzaklığı yorucuydu.”
sen şarabın ta kendisisin, ben de seni taşıyan kadeh.
“bir parçam sadece farklı bir günahkar olabilmeyi diliyor.”
benim kurtuluşum yok, hep kendimi kandırıp durmuşum. bana da yazıklar olsun.
belki de ayakta uyutmak ister insan kendini. bize de yazıklar olsun