Kağıda kustuğum acıyı, gözyaşlarımı sildiğim peçete ile birlikte buruşturup attım. İçine yazdıklarım seninle ilgiliydi ama bir baktım, değersizleşmeye başladı. Bunu sen istedin, bir dahası olmaz.
YOU ARE THE REASON
almost home

No title available
Xuebing Du
sheepfilms
🪼
Monterey Bay Aquarium
TVSTRANGERTHINGS

blake kathryn
Alisa U Zemlji Chuda
Stranger Things

@theartofmadeline
Jules of Nature

shark vs the universe
Sade Olutola

PR's Tumblrdome

★
One Nice Bug Per Day
No title available
Game of Thrones Daily
seen from T1

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Germany
seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Czechia

seen from United Kingdom
seen from Türkiye

seen from United Kingdom
seen from Singapore
seen from Singapore

seen from South Africa

seen from Malaysia
@mistikadiin
Kağıda kustuğum acıyı, gözyaşlarımı sildiğim peçete ile birlikte buruşturup attım. İçine yazdıklarım seninle ilgiliydi ama bir baktım, değersizleşmeye başladı. Bunu sen istedin, bir dahası olmaz.
Bu aralar kalbim çok kırık, çok unutkan, tekrar kırılmaya izin verecek kadar nankör; uslanmaz, derdini anlatmaz, üzgün. Kalbim ilk defa bu kadar çok ağlıyor...
İstikrarlı bir insan nasıl olunur ya? Sürekliliği bir insan nasıl sağlar? Günümüz hastalığı sosyal medyadan kurtulsam, zihnimi kemiren, erteleme hastalığıma neden olan sirk maymununu bir bağlasam; her şey çözülecek gibi. Bazen keşke 2000'lerin başında olsaydım; telefonlar sadece aramak için var olduğu zamanlarda, vaktin yavaş geçtiği, her şeye yetişebildiğin.
Herkes de bir tavır. Herkes de bir agresiflik. Bazıları hassas insanlar; bu tavırları çekemiyorken, çözümü uzaklaşmada buluyor. Uzatmadan, sakince, uzaklaşarak. Bu durumu "artık beni sevmiyor," olarak da anlayabilirsin ama ne demişler; sevmek zorunda değilsin ama saygı duymak zorundasın. Burada ki uzaklaşma ise saygının ortadan kalkmaması için verilen çaba, sevginin belki bir gün tekrardan filizlenir tohumu.
Youtuber olma kararı aldım. Şartlar el verebilir, videolar çekebilirim. Fakat canım isterse. Canım isterse ile yürütebildiğim tek yagene olaylar beni ilgilendiren olaylar zaten. Biri tarafından sorumluluk yüklendiğinde de keşke canım isterse diyebilsem. Oysa yine benimle olacak işler.
Anlayamadığım bir şey var; neden bir kez söylenilince anlamayıp, inanmamak ve de ikna olana kadar diretmek çabasına giriliyor? Güvenmeyip, şüpheci yaklaşıyorsan bir zaman sonra olan sana oluyor, sana güven sağlamayan bir insan senin en yakının olmamalı zaten. Yakın olmayan insanın sözleri de çok ciddiye alınmamalı. Sınırı bildirttiğin insandan zarar gelmeyeceğini bilerek, önemsememelisin. Yönetme çabası sende işe yaramıyorsa, etrafındaki insanları da yanında tutmayı yönetmeyle yapamazsın.
İç seslerin kurbanı olmuşum, sen ise burda bana nerelerdesin diyorsun?
Kendine değer vermediğin sürece beklentilerin bulmaz seni, üzer, değer görmediğin gibi kırılırsın, küçücük şeyler bile canını çok acıtmaya başlar. İlk önceliği kendine versene derler sana? Oysaki ödevini tam yapmaya odaklanır gibi başkalarına kendini yıprattırdığın için asıl ödevi anlamadığını işte öğretmenin hayat hatırlatır sana. Kendine gel. Kendini bul.
Bazı müziklerin ruhuma dokunabildiğini hissedebiliyorum. Sonra anlıyorum; geçmişte neden musiki ile iyileşilmeye yönelik yöntemler denendiğini. Dinlediğin her şey seni etkiliyor, dikkat edilmesi gereken bir konu; her şey seçtiğin insana ve de koyduğun sınıra bakıyor. Herkesin lafını alıp yürümenin ne kadar zarar verdiğini en çok ruhunun rahatsızlığından belli eder kendini. Ruhuna iyi geleni bulmaya bak.
Bir ilişkiyi devam ettirebilmek için çok fedakarlıklar gerekmiş, hayatımda miş kelimesini çok duydum ama miş'i yaşamak bambaşkaymış.
Doğduğumdan beri beraber olduğum aile fertlerinden başka birini özlemek ilk defa başımdan geçen bir şey. Ve bu kişi ile daha yeni iki kişilik bir aile olduk. Biz evlendik. Yakında tekrar beraberiz. "Evet!" dediğim kişi ile aynen yakında tekrardan beraberiz. Küçük mesafeler aramıza girse de; tek tesellimiz "Az kaldı." cümlesi oluyor. Az kalan şey niye bu kadar özletiyor? Mesafeler... girmesin aramıza.
Çok sıkıldım ya, öyle böyle değil. Yapmam gereken bir sürü iş var ama yetişemiyorum. Yapma eylemine bir türlü yetişemiyorum. Eyleme geçemiyorum. Çok istiyorum, hareket edemiyorum. Vücudum istemiyor. Zihnim bu yüzden çok yorgun.
Üç saat sonra sevgilimin doğum günü ama ben ne yapacağımı bilmiyorum🤦🏻♀️
Sevgilim her gün kahve içmeme hâlâ alışamadı... Şey ama sevgilim, senden önce o vardı.
Uzun zamandır sosyal medya da paylaşım yapmayınca cidden bir süre daha yapasın gelmiyor, bi' paylaşsam mı diye soruyorsun kendine sonra ertelemeye devam ediyorsun ama bir gün paylaş düğmesine zar zor basınca da uygulamadan hemen çıkıp sanki bir şeyden kaçarcasına acaba paylaşmasa mıydım ya diye tekrar tereddüt yaşıyorsun, en iyisi hesabı tümden kapat kurtul.
Dikkat dağınıklığı kadar iğrenç bir şey yok ya. Bir saatte halledilebilecek bir şeyi üç saatte bitiremiyorum, uzatma be kızım. Otur bitir, kalk.
Yeni insanlar tanıdığında ve samimiyet kurduğunda işte o zaman anlıyorsun buna ihtiyacın var olduğunu. İyi ki hayatıma girdin dedirtebiliyorsun bu güzel.