
★
ojovivo

blake kathryn
Monterey Bay Aquarium
dirt enthusiast

Andulka
occasionally subtle
Sade Olutola
One Nice Bug Per Day
I'd rather be in outer space 🛸

@theartofmadeline
Lint Roller? I Barely Know Her
h

PR's Tumblrdome
will byers stan first human second
todays bird
Sweet Seals For You, Always

Origami Around
Show & Tell

JBB: An Artblog!
seen from Malaysia

seen from Germany

seen from United States
seen from United States
seen from Malaysia
seen from United States

seen from Türkiye

seen from Austria

seen from T1

seen from France

seen from United States

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from Germany
seen from United Kingdom

seen from Germany
seen from United States
seen from Germany
seen from United States
seen from Malaysia
@mithas
I miss the time when my only problem was finishing homework.
Wnna make friend on tumblr any advice???
Don’t worry. If you’re weird enough, they’ll find you.
Ağlayamıyordu insan. Bir gece ansızın ağlamak için çöktüğü yerde gözyaşlarının dahi ihanetine uğrayabiliyordu. Sahi insan kendi duyguları tarafından dahi terk edilir miydi? Edilirdi. Bir sabah duygusuzluğuna uyanabilir ve o sabahın akşamı o duygusuzluğa ağlamak da isteyebilirdi.
Çünkü çok kabul etmezdi insanoğlu ama ağlamak ruha gelen en iyi ilaçtı aslında. Ruhunda ne kadar pislik varsa süzülüp giderdi çehrenden. İçini temizleyen bir rahatlama haliydi ağlamak. Ama bazen ağlayamıyordu insan işte. Öyle mağlup ve öyle çaresiz geceler oluyordu işte. Herkesten saklanılan o yaşlar senden de saklanıyordu kimi zaman.
Bağırmak mesela, bağırmak da kardeşiydi ağlamanın. İçindekileri kusmanın sözlü yoluydu. Cümlesi olmayan bir iç döküş haliydi bağırmak. Ve bazen bağırmaya sesi, ağlamaya yaşı olmazdı insanın. Dökemedikleriyle kalır ve kendisini yalnızlığa iten şeylerin kalabalıklığını hissederdi içinde. Hissedebildiği tek şey o kalabalık olduğundan mıdır nedir isyan da edemezdi.
Cümleler döner dururdu kafanda. E ağlayamayan ve bağıramayan insan da ne yapsın? Canını yakan cümleleri noktası virgülüne kadar dinler sonra da silemediği kelimelerin üzerini hırsla karalardı kafasında. İçinden atamadığını hep içine atarmış insan. Kusamadığını yutar, söyleyemediklerini susarmış.