"Tempus edax, homo edacior.
(Zaman silip süpürür, insan ondan da beterdir.)"
Sade Olutola
🪼

Kiana Khansmith
One Nice Bug Per Day

No title available

roma★
Cosmic Funnies
Show & Tell
Not today Justin
almost home
taylor price
d e v o n

tannertan36
we're not kids anymore.

Product Placement
he wasn't even looking at me and he found me
sheepfilms
Jules of Nature
TVSTRANGERTHINGS
Game of Thrones Daily
seen from Italy

seen from United Kingdom
seen from Germany

seen from United States
seen from Sweden
seen from United States

seen from Belgium
seen from Germany
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Türkiye

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
@mor-krizantem
"Tempus edax, homo edacior.
(Zaman silip süpürür, insan ondan da beterdir.)"
Kafanın içinde seni rahatsız eden her bir düşünceyi ayıklayıp çok uzaklara atmak ve huzuru ellerine usulca bırakabilmek istiyorum.
Bütün mutlulukları çiçek toplar gibi toplayıp sana getirmek, buketi gülüşünden olma bir vazoya koyup sonsuza dek yaşatmak istiyorum.
Kafanın içinde seni rahatsız eden her bir düşünceyi ayıklayıp çok uzaklara atmak ve huzuru ellerine usulca bırakabilmek istiyorum.
Olacağı yokmuş.
Yazdığım gündelik mesajları bile kısa tutmak istemezdim. Konu her ne olursa olsun kendi cümlelerimi kurmak güzeldi. Yazmak, anlaşılma kaygısı gütmeden sırf anlatmayı sevdiğim için anlatıp durmak güzeldi. Artık değil. Bir süredir değil.
Yazınca geçecek sandım. Yazarsam susacak, sönecek, dinecek, biraz olsun uykum gelecek... Ben seni kim bilir daha ne büyük, ne ağır yanılgıların altında bıraktım.
Sanki hiç yaşamamışsın gibi olacak diye ödüm kopuyor, izin silinmesin.
Seni özlemek, seni çok özleyip de görememek canımı yakıyor. İsmin dilimde her gün biraz daha ağır.
Bugün günlerden dilemma.
Göğsüm sıkıştığında, nefes almak zor geldiğinde, dizlerimin bağı çözülecek gibi olduğunda; etrafıma bakınırdım. Çareyi gözlerimle bulup ellerimle kendime çekebilecekmiş gibi etrafımda arardım. Fırtına içimde de olsa sığınacak yeri dışarıda bulmaya çalışırdım. Gözlerim boş duvarlara çarpardı, umursamaz yüzlere, durmak bilmeyen saate. Yutkunamazdım. Boğulurdum içimde. Kaçmayı bile becerememişim meğer.
Durup düşünmeye fırsat bırakmadan yaşamak,
Bir gün bir şeyi çok özlemenin o kırık tadı damağımı parçaladığında ben; özlemek de benden ya, benim içimden, aşamaz benim sınırlarımı diye avutmuştum kendimi.
Sonra özlemek aştı beni, taştı kabından. İç organlarım devleşip vücudumun dikenli çeperlerine dek dayanmış gibi hissettim. Benden olan sığmadı bana. Benim bir parçam, beni parçalamaya meyletti.
"Qui nous manque
Qui va brûler toutes nos peines
(Kimi özlüyoruz, bütün acılarımızı kim yakacak)"
Hep olduğun yerde yoksun, dert değil. Dünyanın bütün sokaklarını da dolaşsam yine de seninle karşılaşamayacağımı bilmek, dert.
Karanlık konmuş başımın üstüne, ayaklarımın altına, hemen arkama, bir adım önüme. Karanlık birikmiş birikmiş ve koca bir okyanus olmuş. Okyanus beni yutmuş. Genzimi yakmış, soluğumun yolunu doldurmuş, ciğerlerime kadar sızmış. Karanlık beni boğmuş. Sanki, böyle olmuş.
Acı. Çok acı. Kursağına değin, yok, kirpiğinin ucuna değin acı. Bu dünyadaki bütün ceviz ağaçları sensin. Parmak uçlarına kadar acı. Kelimelerini yutan acı. Sesini yutan, susturan, konuşturmayan, tırnaklarını etine batırtan, dişlerine damağını kanattıran. Bu dünyadaki bütün ceviz ağaçları sensin. Duvar ören, duvarlar ören, o duvarların arasında sıkıştırıp boğan; kanatan, hayır, kanatmayan, akacak kan bırakmayan acı. Saç tellerine kadar, atmosferin yedinci katmanını aşan, atmosferi delen acı. Bu dünyadaki bütün ceviz ağaçları sensin. Siyah demirli balkonlar sensin. Yürüdüğün sokaklar ama en çok da yürüyemediğin sokaklar sensin. O çok sevdiğin evinden ayrılırken bahçenden alıp yanında götürdüğün ceviz ağacının fidanı sensin. Benim için, bu dünyadaki bütün ceviz ağaçları sensin. Acı.
Hani zaman üstünü örterdi acının? Sen durdukça ağırlaştın.
Biliyor musunuz, insan ölür.
İnsan güler, insan ağlar. Bazen söyler, bazen de susar. Kiminin bakışları sıkça uzaklara dalar, kimininse gözleri uzakları göremeyecek kadar bozuktur. İnsan koşar, bekler, korkar. Olur ya kimisi şiir yazar, kimisi içinde şiir yazan kitapları yırtar. Her şey bi' ihtimaldir. Belki olur, belki olmaz ama insan kesinlikle ölür. İnsan ölür.
Biliyor musunuz, insan ölür.
Ve bir yıldızın gökte kayıp gidişi gibi yüzünden kayıp gidecek gülüşün. Her göz yaşı bir taş. Atılan her taş bir yara. Her yara biraz ölüm. Her ölüyü sindirir toprak, bunu unutma.