"I'm Dorothy Gale from Kansas"
Show & Tell

@theartofmadeline

PR's Tumblrdome
Fai_Ryy
cherry valley forever
occasionally subtle
wallacepolsom
Xuebing Du

izzy's playlists!

Origami Around
Sade Olutola

oozey mess
No title available
official daine visual archive

⁂
Keni

Love Begins
Three Goblin Art
Today's Document

seen from United States
seen from Colombia

seen from Colombia

seen from India

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Hungary
seen from Germany

seen from Türkiye
seen from United States

seen from Brazil
seen from Canada

seen from India
seen from United States

seen from France
@mortal-sisyphos
DAĞLARIN UYSAL’INA
Diyarbakır'a çamur yağıyor...
Dêrsimin dağlarında menekşe açmış, duyduk!
Ters laleler ağlayacak yakın zamanda.
Hangi sümbüle değdi gözün?
Hangi koyakta yankılandı son sözün? Neydi?
Bir ah mı döküldü son dudaklarında?
Dişlerini kenetleyip son kez sordun mu Ahura Mazda'ya:
Nerede iyilik? Kötülük nereye düşer?
Mart Nisan'a bağlanırken, yağmur boşaltmış Tanrının kadehinden
ve biz böyle baharı karşılarken, yağ, daha çok yağ;
yağ ki ölülerimizin kanı toprağa karışsın demişiz.
Toprak çiçeklensin; kan kırmızı gelincikler,
papatyalar boy versin de, yapraklarını tek tek sayalım,
Tanrı bizi seviyor, sevmiyor, seviyor, sevmiyor...
Son yaprak elimizde, dudağımızdan dökülecek sözcükten korkarak,
koparmışız farkına bile varmadan: Sevmiyor!
Biz böyle ürke korka sayarken yaprakları, yağmur dinmiş,
dağların başındaki sis dağılmış da,
gökkuşağı gibi bir film şeridi belirmiş Tanrının tahtında.
O kuşağın/film şeridinin altından geçmek istemiş Halil...
Uysalca, usulca...
Toprakta gelincikler açmış kan kızıl...
Kim demiş gelincikleri görüp de ağlamak olmaz?
Biri çıkıp da söylesin bakalım, Dağ çocuklarını dağlar alır,
ağlamak olmaz diye! Yok yok, ağlanır hem de nasıl!
Tanrının kadehinden boşalan sudan daha beter ağlanır.
Dağlar dağları yiyorsa hele, bir illegal televizyonun karşısına oturup,
gerilla çayı demleyenlerin dilinden dökülen
'yan mirin yan Diyarbekire' nasıl gülümsüyorsak,
işte öyle ağlayacağız.
Ağlamak gülmenin kardeşidir derler.
Biz bu toprakların üvey evlatları, bilelim gülmek,
biraz da üveydir bize.
Bu büyük hanedan, payına ne düşüyorsa üvey evladın
ama ötelemeden, başını okşayarak güleceğiz elbet.
Bize yakışan, yapılan, acıyı üstümüzden koparıp,
kardeşlerimiz öldükçe, kahkaha atacağız!
Tanrım duy, kadehin yetmiyor kanı temizlemeye...
Sularının kapaklarını daha da aç!
Bak, kardeşlerimiz öldükçe, çıldırıyoruz,
çıldırdıkça daha çok gülüyoruz!
Duyduğun, acının sesidir! Gülüp geçme bize!
...
Bunu sorarım, Ahura bana gerçeği şöyle!
Kimin gücü taşır dünyaya ve gökyüzünü ayrı ayrı?
Kim bakar sulara ve bitkilere ayrı ayrı?
Kim önderlik eder rüzgâra, akışlarında?
Kim yağmur yüklü karanlık bulutları
Ağır ağır taşır havada?
İşte Halîl böyle sormuş Ahura Tanrıya,
gözü yollarda Çevre adlı portatifi yazarken.
İyiliğin tanrısı Ahura Mazdaya...
İnsanlar iyilik yapınca kötülüğün kaybedeceğini
öğreten büyük savaşın tanrısı Ahura,
tek başına iyiliğin kazanıp kazanamayacağını da soralım sana!
Yağmur yüklü karanlık bulutları ağır ağır taşıyorsan havada,
sendeyse bu kudret, sahte gökkuşakları çizme aynana...
Altından geçmesin kardeşlerim.
Tahtını dolduracaksan genç ruhlarla, yak gitsin!
Ateş sunalım sana;
bil ki suyun yetmiyor yerdeki ateşi söndürmeye.
Evet evet, ateş sunalım sana...
EVRİM ALATAŞ
Attention please ‼
This is Zara Mohammadi, a Kurdish language teacher, living in Iran, recently she has been sentenced to 10 years of prison, merely for teaching Kirdish Language to kids.
I repeat, she has been sentenced to 10 years of jail for teaching a vernacular, her vernacular to Kurdish kids by the government of iran!! 10 years!!
Help us save her ‼
Raise awareness ‼
Ask any human rights activists you know to help, our voice must be heard before this government successfully perish us all. ‼
Walter Rosenblum Smiling Child in Window, Pitt Street, New York City 1938
Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun! 💪🏻
Nepal; a woman goes to the market to sell her flowers. Olivier Föllmi
Portrait of a young Native American member of Buffalo Bill's Wild West Show during the first European tour in Paris in 1889.
Buffalo Bill turned Indigenous people and their cultures into a mas entertainment spectacle for profit. Performers were recruited to satisfy audience appetites for "authentic" "Indian" displays, often performing staged battles, dances, and tableaux that were shaped to sell the show rather than to represent Indigenous realities. It promoted racism through its stereotypical portrayal of Indigenous people as "savage".
If you give us our girls back we will marry them off to doves. This time we will hide them within the pages of a poetry book. We will leave them to dry by the hearth. We will take them with us wherever we go. We will return to them their dolls, their black and white games. We will not smash their mirrors. We will not break their necklaces. We will frame them in dew!
Poem by Dilawar Karadaghi, written in honor of the thousands of Ezidi women enslaved and torturted by Daesh (ISIS). Translated by Choman Hardi.
insan yaşamadığı bir zamanı özler mi?
Koca bir yıl boyunca ektiğimiz sevgi ve umut tohumları yine bir NEWROZ da kabuğunu delip hasretini çektiği güneşe kavuşuyor.
Onlar anlamasa bile anlatmaya devam edeceğiz;
Ne biz güneşten vazgeçeriz, ne de güneş bizi terk eder.