Bu kez umutlarım bana mahsus.
Sweet Seals For You, Always
No title available

Jar Jar Binks Fan Club
Today's Document
Keni
Doug Jones

No title available
d e v o n
tumblr dot com

Discoholic 🪩
No title available
Cosmic Funnies
official daine visual archive
noise dept.
Cosimo Galluzzi
🩵 avery cochrane 🩵
Interview Vampire Daily
Cookie Run:Kingdom Official!
ojovivo
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Belarus
seen from Nepal
seen from Ukraine

seen from Greece
seen from United States

seen from India
seen from United States

seen from India
seen from United States

seen from Canada
seen from United Kingdom

seen from Türkiye
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States
seen from India
@munferitbirvaka
Bu kez umutlarım bana mahsus.
“Sana mektubumu, ayağı kırık bir at getirecek. Beni unut. Atı da vurman gerekecek.”
“Mektubumu sana ayagi kırık bir at getirecek- ayagi kirilan atlarin bir daha eski haline dönmesi imkansiza yakindir. At burada aralarindaki bagi temsil ediyor. Bir daha eskisi gibi olmayacagiz manasi çikar. - beni unut - artik eskisi gibi olmayacagiz.-ati da vurman gerekecek- bize dair her seyi yok et.- manalarina gelir.”
içime dokundu bu alıntı.
ölmekten korkarken korkusuzca yaşamak.
Düğüm elimde kaldı. İçim kaynadı ve soğudu. İçim kaynadı ve soğudu. Bi’ tuhaf, sorma. Anlatamam. Yelkovan akrebi kovalıyor, saat başı bulup yine kaybediyor. Yaklaşıp uzaklaşmak, hikayedeki akrep o. O akrepse, o zehrini salarsa ben âlâsını yapabilirim. Yaparım, gördü. Gözünden tanırsın. Gördüğün kendi ‘iç’indir. Gözümle gördüm içerde beni.
Akrep kayboldu. Belki kendi zehrinde şifasını bulduğunu sanmıştır.
Düğüm elimde kaldı. İçim kaynadı ve soğudu. İçim kaynadı ve soğudu. Bi’ tuhaf, sorma. Anlatamam. Yelkovan akrebi kovalıyor, saat başı bulup yine kaybediyor. Yaklaşıp uzaklaşmak, hikayedeki akrep o. O akrepse, o zehrini salarsa ben âlâsını yapabilirim. Yaparım, gördü. Gözünden tanırsın. Gördüğün kendi ‘iç’indir. Gözümle gördüm içerde beni.
benim göğsümdeki peki ateş mi logos mu.
sanki dursan, yenileceksin gibi. kimse yok. gürültüye delirecekmişsin gibi. ses yok.
Anlam veremediğim bir hissin peşindeyim. Elimde tutsam zarar veriyor, uzak dursam aklıma geliyor. Kopamıyorum kopartamıyorum da kendimden. Başıma gelende, seçtiklerimde, seçemediklerimde ve özellikle gelip beni bulanlarda anlam aramak âdetimdir. Bu, gelip beni bulandı. Korkularımı hatırlattı. Kendimle inatlaştım. Öyle bir ben taşıyormuşum ki içimde, uyuyanı uyandırdığımı hissettim. Bunları anlatmakta zorlanıyorum, bu konuyla alakalı bir şey yazmadım hiç. İçimde bir şeyleri yerlerine koymaya, anlamaya çalışıyorum çünkü. Gelip beni bulan beni bana yaklaştırdı. Belki bu yüzden uzak dursam aklıma geliyor, belki ben içimden çıkandan çekindim o yüzden yaklaşınca korkuyorum ve o kaygı bana zarar veriyor. Anlam veremediğim bu işte. Ne olsun istiyorum ben. Doğruları ve yanlışları bir kenara koyuyorum basitleştirmek için. Sadece bir köprüden mi geçiyorum yoksa yürüyeceğim yolu mu takip ediyorum? Bir düşünce işte hepsi. Yaklaşmak ve uzaklaşmak. İki uç. Seçmek ve seçmemek. Belki mesele hem seçmek hem seçmemek. İçimden bir ses tüm meselenin bana dair olduğunu söylüyor. Uyuyanı uyandırmak için, görmediğimi görmem için, kendi değerimi kendime göstermek için. Bir şey daha var içimde. Ilık ılık akan bir şey gibi, cezbediyor. Aklımı çeliyor. Direnmeli mi, direnmemeli mi? Yaptıklarımla yapmak istediklerim muhteşem bir tezatlıkta. Yazdıklarım ve düşündüklerim karmakarışık geliyor. Çünkü kafam karışık. Neyse, ben bu düğümü çözerim. Çözemezsem de bir düğümüm olmuş olur. Her düğüm çözülmek zorunda değil.
Geçmişim bana hayran. Bu cümleyi içimden gelerek söyleyebildiğim için iyi hissediyorum. Yaşanan her şeyden sonra, girip çıktığım her hâlimden sonra; geçmişim bana hayran. Bu cümleyi eskiden bir yerde duymuş olsaydım birinin bana söylemiş olmasını dilerdim. Ama anladım. En güzel hissi ben söylersem hissedecekmişim. Bir başkasına gerek yokmuş. Koşup koşup mis kokulu bir yere varmışım gibi bir his. Biraz da buruk. Olsun. Geçmişim bana hayran.
Kalbini acıtana yol aldırma. Hayat saklar hayalleri yakma, vazgeçerek yarını cezalandırma. Bir avuç ömrün kalmış gibi gül. Gün olur solar gider bu gölgeler, sonra bahar dolar gözlerine. Çok güzel bir şarkısın sen, başından sonuna.
radyoyu açtığımda ilk duyduğum şarkının işaret olduğuna, gün batımlarının bitmesi gereken her şeyi yanında götürerek battığına, ve hiç bilmediğim o hissin beni şimdi teğet geçse de bir gün mutlaka dönmek üzere gittiğine inanıyorum. konuşmayı bırakmanın her şeyden daha fazla şey anlattığına, tutunmanın değil inanmanın yaşattığına ve güzelliğin durup bir kedinin okşamakla geldiğine inanıyorum. olduramadığım her şeyi bir kenara bıraktığım yerde omzumu sıvazlayan tereddütsüz bir sevginin her şeyi değiştireceğine inanıyorum.
İçten içe biliyorum, cevap benim. Soru benim. Yol da benim, yoldaki taş da benim.
“Kalabalık kuytularda boğulur çığlıklarım, kuru bir teselli bulurum ben kendi hâline. Vazgeçilmez tutkularda kaybolur yaşadıklarım, dağılıp giden bir sis halinde.”