"qanmadıq ki, illər uzunu qanımızı soran 'rəislər, ağalar" bizə rəis deyillər, bizim həqiqi rəisimiz özümüzük, cəmaətdən böyük qüvvə heç bir şey yoxdur."

Kiana Khansmith
NASA
Sade Olutola

No title available
art blog(derogatory)

roma★

oozey mess
noise dept.

shark vs the universe

Product Placement
🩵 avery cochrane 🩵

Andulka
Fai_Ryy
h
No title available
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
The Bowery Presents

Love Begins
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
Cosimo Galluzzi

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from T1

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from T1
seen from United States

seen from T1

seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Iceland

seen from Malaysia

seen from Malaysia

seen from Malaysia

seen from Finland
seen from United States
seen from Thailand
@muqeddime
"qanmadıq ki, illər uzunu qanımızı soran 'rəislər, ağalar" bizə rəis deyillər, bizim həqiqi rəisimiz özümüzük, cəmaətdən böyük qüvvə heç bir şey yoxdur."
insan ilişkileri bakımından hayatımın en kapalı dönemlerinden birindeyim, çünkü tecrübelerim bana annem dışında kimsenin kalıcı olmadığını ve kimseye güvenmemem gerektiğini gösterdi. biriyle tanışmak, arkadaşlarla vakit geçirmek, konuşmak gibi sıradan sosyal davranışlar mideme acayip bir yük bindiriyor açıkçası, o yüzden uzak durmaya başladım. nereye kadar böyle gider bilmiyorum ama uzun bir süre değişmeyecek gibi.
bazen insan hiç farkında olmadan dünyanın en alçak insanına en yüksek değeri verebilir.
"insanlardan ne kadar uzak olursam, o kadar iyi hissediyorum. insanlar hakkında yazıyorum, ama onlardan ne kadar uzak olursam, o kadar iyi. 2 inç uzaklık iyidir, 2 mil uzaklık iyidir, ama 2000 mil harikadır. beslenebildiğim sürece onlar beni besliyorlar, çünkü ben de onları besliyorum. lakin onların yakınında olmayı sevmiyorum. kalabalıkta birinin dirseği yanlışlıkla bana değince bile tepki gösteriyorum. insanları sevmiyorum. onların başlarını, yüzlerini, ayaklarını sevmiyorum. sohbetlerini sevmiyorum. saç stillerini sevmiyorum. arabalarını sevmiyorum. köpeklerini, kedilerini, güllerini sevmiyorum."
—charles bukowski.
"bir keresinde bir diş hekiminin ofisinde 'ıstakozlar nasıl büyür?' başlıklı bir yazı görmüştüm. ıstakoz, sert bir kabuğun içinde yaşayan yumuşak, etli bir canlıdır ve o sert kabuk asla genişlemez. peki, ıstakoz nasıl büyür? ıstakoz büyüdükçe kabuğu onu sıkıştırmaya başlar. ıstakoz kendisini stres altında hisseder. kendisini yırtıcı balıklardan korumak için bir kayanın altına gizlenir, eski kabuğunu atar ve yenisini üretir. büyümeye devam ettikçe o yeni kabuk da dar gelmeye başlar ve tekrar bir kayanın altına saklanır. ıstakoz bu süreci hayatı boyunca defalarca tekrarlar. ıstakozun büyümesini sağlayan temel tetikleyici, kendisini stres altında hissetmesidir. eğer ıstakozların doktorları olsaydı, asla büyüyemezlerdi. çünkü ıstakoz her rahatsız hissettiğinde doktora giderdi; doktor ona bir sakinleştirici verirdi, o da kendisini iyi hissederdi ve kabuğunu asla değiştirmezdi. bence bizim de anlamamız gereken şey bu. stresli anlar aslında büyümek için bir işarettir ve eğer zorlukları doğru kullanırsak, onlar sayesinde daha da büyüyebiliriz."
1889'da torino sokaklarında bir faytoncu atını vahşice kırbaçlıyordu. sokaktaki insanlar bunu sadece izliyor, hatta bazıları eğleniyordu, bir kişi hariç; nietzsche. nietzsche hemen atın yanına koştu ve ona sarılarak ağlamaya, kulağına kimsenin bilmediği bir şeyler fısıldamaya başladı. felsefe hayatı boyunca merhameti köle ahlakı olarak gören, yıkıcı gücü destekleyen filozof bu olaydan sonra ömrünün geri kalan 11 yılını delilik ve sessizlik içinde, annesi ve kız kardeşinin himayesinde geçirdi.
insan psikolojisinin en acımasız yanı yakınların seni sevmediğinde veya aşağıladığında onlara hak verip sevilmeyi hak etmediğine inanmak.
Ne demek Tural?
hep var olan, ölümsüz, ebedi gibi anlamları var.
kapının önünde şöyle bir güzellik buldum, sanki yardım için gelmiş. sol kanadında kötü bir yara var. çok ürkek ama sevdikçe korkusunu aştığını hissettim. yakındaki veteriner "biz kuşlara bakmıyoruz" dedi, ben de bir hayvan kliniğine götürdüm ve orada röntgen çekildi, ama bir bakışları var, bir de vicdansız gibi "kuş işin mi geldiniz?" diyorlar, sanki ayıp bir iş yapıyormuşsun gibi. 2-3 dakikada bir insanın röntgen parası kadar para aldılar bir de surat yapıyorlar. neyse, kuşun kanadı parçalanmış. uzaktaki bir barınağa götürmem gerekiyor. umarım iyi olur.
güzellik sınırlarını yitirir sözlerinde.
en dip nokta; artık seni neyin mutlu edebileceğini bile bilmemek.
Ff?
normalde ff vermem ama bu sefer bir istisna olsun.
@kullervekelimeler @intiharizleri @sizofreniseltepkilerl @denizova88 @ayaniskis @nilufercicegi @the-nalan @izana-17 @gizliyaralar @mahpareyim @narinsel
Çox döyülməli insansan
niyə
Kaçlısın?
bu soru aynı kişiden mi geldi bilmiyorum ama bir saat arayla iki kez sorulmuş, yaşım neye lazım bu kadar?
Kaç yaşındasın ?
çeyrek asrı geçtik diyelim.
Sadece senin yaptığını sandığın ama aslında başkalarının da yaptığını umduğun o garip alışkanlığın ne?"
~☆
hayvanları sevmek/beslemek, kitap okumak gibi başkalarının da yapmasını umduğum şeyler var ama muhtemelen hiçbiri garip değil ve hiçbirini sadece ben yapmıyorum. belki "tüm varlığın tek bir saniyede yok olmasını düşünmek" buna en yakın cevap olabilir, ama bunu başkalarının yapmasını ummuyorum.
İyi geceler sana bir tane daha sevdiğim bir şiir bırakmak istedim.
Seni düşünmek güzel şey,ümitli şey,dünyanın en güzel sesindenen güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,ben artık şarkı dinlemek değil,şarkı söylemek istiyorum...
iyi geceler, madem ki şiir nazım hikmet'ten geldi, nazım hikmet ile cevap verelim. bu şiir de tıpkı attığın şiir gibi bir "sen" şiiri, ama buradaki "sen" tamamen farklı, çünkü bu parmakla işaret etmek gibi bir vurgu. bu şiiri haftada bir kere bile olsa kendi kendime mırıldanırım. bu vesileyle yine yazmak istedim...
sana gelince,
yazıyorsun,
okuyorum.
kanlı bıçaklı düşmanım bile olsa,
insanın
bu rütbe alçalabilmesinden korkuyorum.
ne yazık,
ne kadar
beraber geçmiş günlerimiz var,
senin
ve benim
en güzel günlerimiz.
kalbimin kanıyla götüreceğim
ebediyete
ben o günleri.
sana gelince, sen o günleri;
kendi oğluyla yatan,
kızlarının körpe etini satan,
bir ana gibi satıyorsun.
günde on kağıt,
bir çift rugan pabuç,
sıcak bir döşek
ve üç yüz papellik bir rahat için.
ne ben sezarım, ne de sen brütüssün.
ne ben sana kızarım,
ne de zatın zahmet edip bana küssün.
artık seninle biz,
düşman bile değiliz.
ayrıca tam şu an dinlediğim "bir fırtına tuttu bizi" türküsünü de bırakıyorum buraya...