Bir atın umudu yoktur. Onu sırtında şakıyan kamçının umutsuzluğu yürütür. Bizim hikayemizde biraz böyle.
- Bahman Ghobadi
taylor price
YOU ARE THE REASON

izzy's playlists!

Kaledo Art

Kiana Khansmith
will byers stan first human second
hello vonnie
art blog(derogatory)
🪼

Origami Around
$LAYYYTER

titsay

if i look back, i am lost
Alisa U Zemlji Chuda
noise dept.

@theartofmadeline
One Nice Bug Per Day
wallacepolsom

★
Sweet Seals For You, Always
seen from Sweden

seen from United States

seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Türkiye
seen from Malaysia
seen from United States

seen from Türkiye
seen from United States

seen from United States

seen from Ukraine
seen from Ecuador
@muzonunyeri
Bir atın umudu yoktur. Onu sırtında şakıyan kamçının umutsuzluğu yürütür. Bizim hikayemizde biraz böyle.
- Bahman Ghobadi
Sonra sana bir masal anlattım
Ve seni ölüm uykusuna yatırdım
5.3.17, 16.45
Amedli (diyarbakırlı) çocukların kalbinden..
Amed (Diyarbakırlı) sokak çocuklarının kendi el yazılarından hayallerine bakalım hep birlikte. “Muz yemek istiyorum” diyen var, “Selpak satmaktan yoruldum evde uyumak istiyorum” diyen, Ve sadece “Babamı özledim” diyen..
“Brezilya'da kendisini kemana başlatarak Şiddet ve Sokaklardan kurtaran, müzik öğretmeninin cenazesinde Kemanını Çalarken göz yaşlarını tutamayan, 12 yaşındaki Diego Frazo …! Fotoğraf 2000 yılında dünyanın en etkileyici 20 fotosu arasına girmiş.. Bazen bir kare fotoğraf bin kelimeye bedeldir..”
Hayata İz Bırakın (izbirakin takip et )
“bu fotoğraf benim kanıtım. böyle bir öğleden sonra yaşanmıştı; hâlâ iyiydi her şey aramızda ve o bana sarılmıştı, ve biz çok mutluyduk. bu oldu gerçekten, o beni sevdi. bakın, kendiniz görün.” / duane michals
*kuşçu*
- Raconda sığınanları teslim etmek gibi bir şey var mıdır? Duydun mu hiç? Bak Devran efendi. Sen beni tanımazsın. Ben arkamda çok ceset bıraktım. Çok aileyi ağlattım. Bir sürü bela herifin ciğerini gözümü bile kırpmadan söküp aldım. Cesetleri çoktan çürüdü. Bunların bir kısmı bilinir, bir kısmı bilinmez. Sonunda bir şeyler oldu ve ben silahı bıraktım. Tövbe ettim. Uzun zamandan beri beladan uzak, sakin bir hayat yaşıyorum. Yalnız, biliyor musun? Ben hastayım, bu hastalık şey, unutuyorsun. Herkesi, her şeyi unutuyorsun. Kafanda ne varsa silinip gidiyor, sıfır oluyorsun. Bu ne demek biliyor musun? - Anlatırsan, anlarım. - Şu demek. Seni şuracıkta gebertsem, zerre kadar vicdan azabı çekmeyeceğimi biliyorum. Çünkü yeminimi unutacağım. Seni unutacağım. Silahımı nasıl beynine dayadığımı, nasıl tetiği çektiğimi, o sefil beyninin nasıl dağıldığını asla hatırlayamayacağım. Yani benim açımdan artık tövbe diye bir sorun yok.
Benden bana bakarken mi vazgeçtin eyşan
Sokoklar pencereleri saklıyor, pencereler güzel çiçekleri. Ve pencerelerin ardında çiçeklere küsmüş hayatlar, pencerlere özlem duyuyor hâlâ.
Dünyanın bütün sabahları için iki bilet al da birlikte gidelim. Aman umutsuz bir yer olmasın.
Akşamüstü güneş vedada, ortalık serin. İkimiz bir balıkçıdayız ve birbirimize bakışlarımız derin. Biliyor musun, ruhun kılçıklı olsa bile hiç düşünmeden severim seni. Asıl sevgi de bu değil mi? Karşındakini elbette ayıklama girişiminde bulunabiliyorsun ama bazen canın yansa dahi yutuyorsun her şeyi; biliyorsun çünkü, acıyı geçirecek olan da karşındakinin vereceği bir bardak su.
Ayhan'ı anlatılamayacak kadar çok seviyordum. O benim herşeyimdi. O benim arkadaşım, dostum, kardeşimdi. O gidince, benim başka insanım kalmadı. Dünyasız kaldım, İstanbulsuz kaldım…
-Sadri Alışık
Bana kalsın bu yalnızlık. Senin olsun tüm renkler …