Sevdiğim kediler ... (Sound On)
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

@theartofmadeline
almost home

ellievsbear
icyghini twinkie
cherry valley forever
I'd rather be in outer space 🛸

pixel skylines

bliss lane
RMH
Misplaced Lens Cap
Keni
Fai_Ryy
No title available
h
Cosimo Galluzzi

#extradirty
sheepfilms

No title available
KIROKAZE
seen from Serbia
seen from Bangladesh
seen from Germany

seen from United States

seen from Bangladesh

seen from Germany

seen from United States

seen from Mexico
seen from Saudi Arabia
seen from United States

seen from Russia
seen from United States

seen from Canada

seen from Türkiye

seen from United States

seen from Philippines
seen from Türkiye

seen from New Zealand

seen from Italy

seen from Malaysia
@izbirakin
Sevdiğim kediler ... (Sound On)
Hayatın boş oluşunu anlatmak için son 6 ayı kaleme alacağım elbette
Şu dünya telaşım bir bitse yazacağım
Bugün dediler ki acil battaniye alın gelin
Bilenler bilir yazın ortasında acil istenilen battaniye musallaya koymak içindir
Safa ile Merve tepesi arasında koşup duruyorum...
İçim haddinden fazla yanıyor
Sidelya, Zamanın altında ezilen sözüm, kum saatinin kırılmış camından akan kum gibi, her sana dönüşümde dağıldım içimde. Rengarenk kumlarım , yalnızlığa attığım her adımda arnavut kaldırımları arasında kayboldu. Yoruluyor insan kaybettiğini aramaktan Sidelya. Aynı yolu tekrar gitmekten , kalktığı yerden düşmekten. Anıları, kırılan camdan dağılıp tek tek toplamaktan yoruluyor. Sidelya, yaşanmamış anım , kum saatinin kumları arasında kaybolmuş saklı şehrim. Yüreğimin kaldırımına düşmez mi tanelerin, sokaklarımda gezinmez mi gözlerin. Eski bir konak gibi hep mi virane kalır gönlüm ?
Buğra Kaan Sermihan
Sidelya ;
Ey varlığı şahitliğe düşmüş
boş bir dünyanın ortasında yankılan tınım
Ey Canıma düşmüş can
Lütfen diyorum lütfen
Salon ortasında kalmış hayatımda
bana nasılsın diye sorma
Kaşif gibi gezdir gözlerini ruhumda
LÜTFEN
Keşfet beni…
Saat on dokuza geliyor
Aç ajansı diyor dedem
Biraz gözlerini kısıp
Boyalı yalanlar diyor boyalı
Yalanı boyanın arkasına saklayan dudaklar gibi
Ben kendimi sana anlatamam
Ruhum çırılçıplak dururken karşında
Söyleyemem kalbimin kıyısına vuran çocuğu
Sırtımda ki gömleğin ateşten olduğunu
Yakmadığını,
Yalvarışımı
“Ey ateş ondan gayrısına yakma, yanmaaa”
Nidalarımı duyuramam
Bah-se-de-memmm
Emekliye ayrılmış düşüncelerime sıra gelmeden öldüğünü
Lütfen bana “neyin var “ diye sorma
“Neyim yok “
Buğra Kaan Sermihan
“Ben sana değil şiirlere küstüm.”
— Buğra Kaan Sermihan
“İnsan en ilkel silahla sevdiğini öldürür, taşlaşmış kalbiyle…”
— Buğra Kaan Sermihan
“Bir deli gördüm sabır taşları topluyordu “ Ya meczup nedir elindekiler ” Gülümsedi “ Elimde olmayana yol dedi ” Anlamamıştım “ Tesbih mi yapacaksın? ” Hiddetiyle taşları yere fırlattı “ Sabrın zinciri yoktur, sınırları olanın tahammülü olmaz” Sidelya, kopardım tesbihi. Dilim imame kalbim taş. Toplaaaa”
— Buğra Kaan Semihan
“Şair çayın deminde vuslat demini bekler . Çay beklerse acı, acı beklerse şiir olur.”
Buğra Kaan Sermihan
Kalemim mahsenim Sidelya, sığınağım bilincimin 7 kat altı, gayya kuyum. Kaçışım varlığım. Ben yazmıyorum Sidelya, ben anlatıyorum. Sustuklarımı, sessiz çığlıkları. Manastırın ağlama odasıdır kalem, ne için ağlarlar karanlık odada. İki büklüm eğilen bir beden günahlarına mı ağlar biraz da kendine mi. Ben ben ben işte salt bir duyguyla okuyabilir misin yazdıklarımı? Kendine ağlamadan, günahlarına değil Sidelya sadece bana ağlayabilir misin? Karanlık bir odan gibi kalırken mabudunda değmez mi elin duvara, aramızda ki duvarlara Sidelya. Kalın kalın örülen güneşi kesen duvarlar. Bir ceza evi, bir ıslah yeri. Sahi ıslah olur mu kalbimiz dört oda içinde? Kalbim bayan dört tarafı kederle çevrili. Dikenli sözler ile geceye nöbetçi. Islah oluyoruz Sidelya. Unuttuğumuz kalbi yeşertecek ne varsa onlara ağlamıyoruz. Ağlamıyoruz Sidelya, günahımız bu! Yıkılmış bir manastırdan kaçan bir keşiş son tövbesini arıyor. Odada bıraktığı üç beş damla gözyaşı kristal gibi aydınlatıyor odayı. Dört duvar bir oda, yüzüne sürülmüş bir yazgı ile kaderine terk edilmiş. İnsan da yazgısını terk eder mi Sidelya? Ben yazgımı yazsam okurlar mı, yorumlamadan su gibi saf bir halde karıştırmadan düşüncelerini okurlar mı? Okumazlar bilirim, demezler ki şair burada ne yaşamak istemiş. Dokunurlar köşesinden ucundan içinden. İnsanın salt yazgısı nedir ki, kimsenin bozmadığı müdahalesi olmayan bir yazgısı, yazıda kurallar var Sidelya, imlası. İnsanın imlası nedir ki? Nereyi düzeltmeli ki, ya nokta koyan insanlar, yazgı düşmeleri, hayat benzeşmesi bunlar nasıl düzeltilir ki. Gelişi güzel dizilmiş yılların içinde yaşam bozukluğu var Sidelya. Bu da günahımız! Keşiş uzaklaştı Sidelya günahlarından kendinden zamandan en çok duvardan, yıkılmış bir mabede dökülüyor yaşlar. Günahlarına ağlayan yok, yazgıya ağlıyoruz. Yazgı dağılıyor çiğ bir mürekkep ucunda kelam susuyor, söz medeniyete düştü, söz kalkacak Sidelya düştüğü yerden. Kalemimin ucu kırıldı Sidelya, yazgım çirkin değil günahım bu ! “kırık bir kalemle adını yazmam.” Ağlıyorum tüm günahlarıma duvarlar yosun tutsun !
Buğra Kaan Sermihan
Nuh’un gemisinde yoktuk Sidelya
Biz iki bedende tektik , almadı bizi Nuh
Yüreğimizin Tufanında kalakaldık
Boğulmadık, bir duanın gölgesine sığındık
Yakup kulun gibi ;
” Ey kendisinden başkasının; kendisinin nasıl olduğunu bilmeyen (Allah’ ım)! Ey kudretine kimsenin erişemediği! Benim bu sıkıntımı gider”
Bekledik Sidelya
Nuh gibi,
Yüreğimizdeki gemiden bir güvercin saldık semaya
Bekledik ! Güvercinin ağzında ki zeytin dalını
Güvercinler ölüyor Sidelya,
Tufandan kaçamayan aşıkların nazarında
Bir damla göz yaşında boğuluyorlar
Buğra Kaan Sermihan
Ey Dünyam! Mahşerin yalnızlığı mı yoksa yalnızlığın mahşeri mi seninkisi? Hangisi daha kalabalık içindekiler mi içinde ölenler mi?
Buğra Kaan Sermihan
Ey Dünyam! Aptallar cennetinde işin ne ? Nadanın yanında , makamında duruyorsun. Yusuf'u kuyuya atıp Kenan'ı arıyorsun Cennetin makamı değil makamın cenneti seninkisi. Talep olunan değil talep edensin. İmtihanın değil imtiyazin derdindesin. Yüreğine düşenin değil eline düşenin peşindesin. Kapısında dinleneceğin değil de eşiğine geleni seversin. Varlık makamını hiçliğe değil yokluğa tercih edersin.
Ey Dünyam! Hükmün makamı yek.
Buğra Kaan Sermihan
Üç Vakte Üç Taksitli Şiir
Kamulaştırılmış bir umutta oturuyorum. Düşlerimse kira,
Çok bir birikimim yok, biraz hüzün biraz keder üç beş şiir Sidelya.
Enflasyona direnir kalemim
Faiz artarsa bir kaç mısra düşeriz
Tefesi tüfesi derken şiirlerde küreselleşti
sana bakamam ama sana yazarım
eksik kalırsa birlikte tamamlarız
gündüzleri çalışır geceleri şiir gibi yaşarız
çok bir vaadim yok, yüzük alamam
ama yüzüklü yazarım, söz hiç çıkarmam…
emek kokar ellerim yanında mürekkep
elim boş gelse de yüreğim dolu olur
bir kucak dolusu sararım seni, vallahi
“ belki bir şiirde kocarız “
Amin
Rabbim de -da yı ayırmasın bizden
Amin
bir köşede biriktirdiğim gecelerim
kefene bezediğim kederim
ve bir kaç daha can sıkıcı şeylerim var
Affet
Benjamin amcayı hiç görmedim
Beşi bir yerde alamam, gruplaşma olur
eylemsel derler, taksim taksim azalttım
Manifestosu argosu jargonu
Şiir herkese lazım !
Dünyada kelam ahirette iman
Alsa elimden kalemi
Hadi toparlan gidiyoruz derse,
arkamda kalacak sana borçlu kaldığım şiirler
Helal et,
Global yenileceğim hayata
Kara bahtı dünyada aklamadım
B.O.P’a G7′e P.İ.Ç.’e kanmadım
Hep bir eksik yaşadım
Varsın üç kişi taşısın beni sonsuzluğa
Gidiyorum Sidelya arkamda bıraktığım üç noktada
Üç kere helal et
haramsız sevdim seni
Buğra Kaan Sermihan
Aşk kaleme ağırdır da kelama değildir. Bu yüzdendir ki destansı aşklar önce dilden dile aktarılmış sonra yazılmıştır.
Buğra Kaan Semihan