Sevdiğim kediler ... (Sound On)
todays bird
Jules of Nature
One Nice Bug Per Day
$LAYYYTER
Cosimo Galluzzi
cherry valley forever
Sweet Seals For You, Always
KIROKAZE
occasionally subtle
Show & Tell
Three Goblin Art
No title available
Not today Justin
Game of Thrones Daily
trying on a metaphor

⁂

No title available
AnasAbdin

izzy's playlists!
No title available

seen from Singapore

seen from Mexico

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Italy
seen from United States

seen from United States

seen from Japan

seen from United States

seen from United Kingdom
seen from Spain

seen from Türkiye

seen from Singapore
seen from United States
seen from Greece

seen from United States
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States

seen from Sweden
@izbirakin
Sevdiğim kediler ... (Sound On)
Sidelya, Zamanın altında ezilen sözüm, kum saatinin kırılmış camından akan kum gibi, her sana dönüşümde dağıldım içimde. Rengarenk kumlarım , yalnızlığa attığım her adımda arnavut kaldırımları arasında kayboldu. Yoruluyor insan kaybettiğini aramaktan Sidelya. Aynı yolu tekrar gitmekten , kalktığı yerden düşmekten. Anıları, kırılan camdan dağılıp tek tek toplamaktan yoruluyor. Sidelya, yaşanmamış anım , kum saatinin kumları arasında kaybolmuş saklı şehrim. Yüreğimin kaldırımına düşmez mi tanelerin, sokaklarımda gezinmez mi gözlerin. Eski bir konak gibi hep mi virane kalır gönlüm ?
Buğra Kaan Sermihan
Sidelya ;
Ey varlığı şahitliğe düşmüş
boş bir dünyanın ortasında yankılan tınım
Ey Canıma düşmüş can
Lütfen diyorum lütfen
Salon ortasında kalmış hayatımda
bana nasılsın diye sorma
Kaşif gibi gezdir gözlerini ruhumda
LÜTFEN
Keşfet beni…
Saat on dokuza geliyor
Aç ajansı diyor dedem
Biraz gözlerini kısıp
Boyalı yalanlar diyor boyalı
Yalanı boyanın arkasına saklayan dudaklar gibi
Ben kendimi sana anlatamam
Ruhum çırılçıplak dururken karşında
Söyleyemem kalbimin kıyısına vuran çocuğu
Sırtımda ki gömleğin ateşten olduğunu
Yakmadığını,
Yalvarışımı
“Ey ateş ondan gayrısına yakma, yanmaaa”
Nidalarımı duyuramam
Bah-se-de-memmm
Emekliye ayrılmış düşüncelerime sıra gelmeden öldüğünü
Lütfen bana “neyin var “ diye sorma
“Neyim yok “
Buğra Kaan Sermihan
“Ben sana değil şiirlere küstüm.”
— Buğra Kaan Sermihan
“İnsan en ilkel silahla sevdiğini öldürür, taşlaşmış kalbiyle…”
— Buğra Kaan Sermihan
“Bir deli gördüm sabır taşları topluyordu “ Ya meczup nedir elindekiler ” Gülümsedi “ Elimde olmayana yol dedi ” Anlamamıştım “ Tesbih mi yapacaksın? ” Hiddetiyle taşları yere fırlattı “ Sabrın zinciri yoktur, sınırları olanın tahammülü olmaz” Sidelya, kopardım tesbihi. Dilim imame kalbim taş. Toplaaaa”
— Buğra Kaan Semihan
“Şair çayın deminde vuslat demini bekler . Çay beklerse acı, acı beklerse şiir olur.”
Buğra Kaan Sermihan
Kalemim mahsenim Sidelya, sığınağım bilincimin 7 kat altı, gayya kuyum. Kaçışım varlığım. Ben yazmıyorum Sidelya, ben anlatıyorum. Sustuklarımı, sessiz çığlıkları. Manastırın ağlama odasıdır kalem, ne için ağlarlar karanlık odada. İki büklüm eğilen bir beden günahlarına mı ağlar biraz da kendine mi. Ben ben ben işte salt bir duyguyla okuyabilir misin yazdıklarımı? Kendine ağlamadan, günahlarına değil Sidelya sadece bana ağlayabilir misin? Karanlık bir odan gibi kalırken mabudunda değmez mi elin duvara, aramızda ki duvarlara Sidelya. Kalın kalın örülen güneşi kesen duvarlar. Bir ceza evi, bir ıslah yeri. Sahi ıslah olur mu kalbimiz dört oda içinde? Kalbim bayan dört tarafı kederle çevrili. Dikenli sözler ile geceye nöbetçi. Islah oluyoruz Sidelya. Unuttuğumuz kalbi yeşertecek ne varsa onlara ağlamıyoruz. Ağlamıyoruz Sidelya, günahımız bu! Yıkılmış bir manastırdan kaçan bir keşiş son tövbesini arıyor. Odada bıraktığı üç beş damla gözyaşı kristal gibi aydınlatıyor odayı. Dört duvar bir oda, yüzüne sürülmüş bir yazgı ile kaderine terk edilmiş. İnsan da yazgısını terk eder mi Sidelya? Ben yazgımı yazsam okurlar mı, yorumlamadan su gibi saf bir halde karıştırmadan düşüncelerini okurlar mı? Okumazlar bilirim, demezler ki şair burada ne yaşamak istemiş. Dokunurlar köşesinden ucundan içinden. İnsanın salt yazgısı nedir ki, kimsenin bozmadığı müdahalesi olmayan bir yazgısı, yazıda kurallar var Sidelya, imlası. İnsanın imlası nedir ki? Nereyi düzeltmeli ki, ya nokta koyan insanlar, yazgı düşmeleri, hayat benzeşmesi bunlar nasıl düzeltilir ki. Gelişi güzel dizilmiş yılların içinde yaşam bozukluğu var Sidelya. Bu da günahımız! Keşiş uzaklaştı Sidelya günahlarından kendinden zamandan en çok duvardan, yıkılmış bir mabede dökülüyor yaşlar. Günahlarına ağlayan yok, yazgıya ağlıyoruz. Yazgı dağılıyor çiğ bir mürekkep ucunda kelam susuyor, söz medeniyete düştü, söz kalkacak Sidelya düştüğü yerden. Kalemimin ucu kırıldı Sidelya, yazgım çirkin değil günahım bu ! “kırık bir kalemle adını yazmam.” Ağlıyorum tüm günahlarıma duvarlar yosun tutsun !
Buğra Kaan Sermihan
Nuh’un gemisinde yoktuk Sidelya
Biz iki bedende tektik , almadı bizi Nuh
Yüreğimizin Tufanında kalakaldık
Boğulmadık, bir duanın gölgesine sığındık
Yakup kulun gibi ;
” Ey kendisinden başkasının; kendisinin nasıl olduğunu bilmeyen (Allah’ ım)! Ey kudretine kimsenin erişemediği! Benim bu sıkıntımı gider”
Bekledik Sidelya
Nuh gibi,
Yüreğimizdeki gemiden bir güvercin saldık semaya
Bekledik ! Güvercinin ağzında ki zeytin dalını
Güvercinler ölüyor Sidelya,
Tufandan kaçamayan aşıkların nazarında
Bir damla göz yaşında boğuluyorlar
Buğra Kaan Sermihan
Ey Dünyam! Mahşerin yalnızlığı mı yoksa yalnızlığın mahşeri mi seninkisi? Hangisi daha kalabalık içindekiler mi içinde ölenler mi?
Buğra Kaan Sermihan
Ey Dünyam! Aptallar cennetinde işin ne ? Nadanın yanında , makamında duruyorsun. Yusuf'u kuyuya atıp Kenan'ı arıyorsun Cennetin makamı değil makamın cenneti seninkisi. Talep olunan değil talep edensin. İmtihanın değil imtiyazin derdindesin. Yüreğine düşenin değil eline düşenin peşindesin. Kapısında dinleneceğin değil de eşiğine geleni seversin. Varlık makamını hiçliğe değil yokluğa tercih edersin.
Ey Dünyam! Hükmün makamı yek.
Buğra Kaan Sermihan
Üç Vakte Üç Taksitli Şiir
Kamulaştırılmış bir umutta oturuyorum. Düşlerimse kira,
Çok bir birikimim yok, biraz hüzün biraz keder üç beş şiir Sidelya.
Enflasyona direnir kalemim
Faiz artarsa bir kaç mısra düşeriz
Tefesi tüfesi derken şiirlerde küreselleşti
sana bakamam ama sana yazarım
eksik kalırsa birlikte tamamlarız
gündüzleri çalışır geceleri şiir gibi yaşarız
çok bir vaadim yok, yüzük alamam
ama yüzüklü yazarım, söz hiç çıkarmam…
emek kokar ellerim yanında mürekkep
elim boş gelse de yüreğim dolu olur
bir kucak dolusu sararım seni, vallahi
“ belki bir şiirde kocarız “
Amin
Rabbim de -da yı ayırmasın bizden
Amin
bir köşede biriktirdiğim gecelerim
kefene bezediğim kederim
ve bir kaç daha can sıkıcı şeylerim var
Affet
Benjamin amcayı hiç görmedim
Beşi bir yerde alamam, gruplaşma olur
eylemsel derler, taksim taksim azalttım
Manifestosu argosu jargonu
Şiir herkese lazım !
Dünyada kelam ahirette iman
Alsa elimden kalemi
Hadi toparlan gidiyoruz derse,
arkamda kalacak sana borçlu kaldığım şiirler
Helal et,
Global yenileceğim hayata
Kara bahtı dünyada aklamadım
B.O.P’a G7′e P.İ.Ç.’e kanmadım
Hep bir eksik yaşadım
Varsın üç kişi taşısın beni sonsuzluğa
Gidiyorum Sidelya arkamda bıraktığım üç noktada
Üç kere helal et
haramsız sevdim seni
Buğra Kaan Sermihan
Aşk kaleme ağırdır da kelama değildir. Bu yüzdendir ki destansı aşklar önce dilden dile aktarılmış sonra yazılmıştır.
Buğra Kaan Semihan
Ey Dünyam ! Dünyayı mı yaşıyorsun yaşadığını dünya mı sanıyorsun?
Buğra Kaan Sermihan
İnsanlar kaybolmak istiyor ki birileri tarafından buluna(bilmek) için hatta ki bulabileni bilmek için,
Bense Sidelya yok olmak istiyorum. Yok olan dünya içinde daha da yok …
Yokluğun zıttı varlık idi , varlığımla tanıdılar Sidelya
Bense yokluğumu tanısınlar istiyorum.
Zahiri yok etmek kolay yani bedeni , ya hakikati yani ruhu Sidelya , onu nasıl yok edeceğim.
Bir kere üflendi sonsuzluktan. Evvelde vardı şimdi var ahir de var…
Buğra Kaan Sermihan
Gitmek istiyorum Sidelya , zamandan mekandan hatta ki kendimden. Kapı eşiğinden çıkmak istiyorum. Yorgunum , kapı eşiğine yığılıp kalmaktan ulaşamamaktan korkuyorum. Ben ulaşmak istiyorum Sidelya koşuşturmayı bırakmak bir yere ulaşmış olmanın mutluluğu yaşamak istiyorum. Durmak istiyor insan mavi bir kümbet altında , yeşil bir mabed yanında. Ben işte durmak istiyorum Sidelya alnımın değdiği yerden kaderim yazılsın istiyorum. Razı olayım istiyorum, rıza göstere göstere razı geleyim ama ben artık gelmek istiyorum Sidelya. İki arada kalmaktan yoruldum bir arada olmak istiyorum.
Eşikteyim sidelya , yaşamın, hüznün , yorgunluğun aslında kendimin eşiğindeyim. Beni ben eden ne varsa hepsinin eşiğindeyim ve korkuyorum Sidelya bir adım daha atsam ben olmam. Beni ben yapanlar olmaz. Ben olacaklar olmaz. Olsun istiyorum artık, ne olacaksa olsun … Hayırlısı olsun , nasip olsun kısmetse olsun müstahaksa o da olsun ama ben bir şeyler olsun istiyorum.
Biliyorum çok şey istiyorum, o kadar çok ki olmayan, olacak dediğim ya da olmalı dediklerim hepsi bir bilinmez, hepsi bekleyen bir adım hepsi… Hepsi işte anla Sidelya kelimelerim de yorgun. Kelimeler de yorulurmuş , dil yorulurmuş. Emekliye düşmüş kelimelerle yaşıyorum Sidelya , emekleye emekleye ilerleyen emek emek ilerleyen kelimeler. Ben anlatamıyorum sen anla.
Anlatmak istiyorum en çok da anlaşılmak istiyorum. Tehlikeli anlardan geçip savunmasız anlatmak istiyorum. Paldır küldür, sere serpe anlatmak istiyorum. Eşiğinden kurtulmuş ben gibi anlatmak istiyorum , anlaşılanlar tarafında olmak istiyorum Sidelya. Bir tarafım olsun istiyorum, sol tarafım sızlamadan bertaraf olmadan hayatın bir tarafından tutmak istiyorum. Ben tarafımı seçtim Sidelya, eşiğin dışında olmak arada ne kaldıysa geride bırakmak…
Bırakmak istiyorum ne varsa, yerinde kalsın , eksik kalsın, eski kalsın ama bende bir şey kalmasın istiyorum. Benim olanlar bensiz olsun , beni hatırlayanlar unutsun, beni soranlar bulamasın istiyorum. Aranan değil bulun(a)mayan olmak işte tam da bunu istiyorum Sidelya.
İstememeyi öyle çok istiyorum ki anlatamam. Evde olmamayı, kim o diye ben sormayayım, kapım çalınmasın hatrım kalsın istiyorum. Bir kapı tokmağına vurup üç kere ben demek istiyorum. Saymak istiyorum Sidelya ama yerimde sayıyorum.
Yersiz yurtsuz dolaşmak istiyorum, insanlara dolaşıp kalmadan, takılmadan özgürce dolaşmak istiyorum. Birbirine dolaşmış iki harfin arasında ünlem olmak istiyorum. Dikkati çekerken dikkatsiz olmak, ilişik yaşamak istiyorum. Kancalı harflerden kurtulmak istiyorum ruhuma sapladıkları kancalardan…
Sidelya, artık gitmek istemiyorum gelsin istiyorum. Ben durayım ne gelecekse gelsin ama O’ndan gelsin. Ben kalayım istiyorum Sidelya… Hüve ile bağlanıp son kez tutunmak istiyorum.
Buğra Kaan Sermihan
BEDEL SİZ
Nasılsınız diye soruyorlar
Bir yara bir dert daha getirmek için
Nasılsınızzz diye tekrar ediyorlar
İyi olmadığımı teyit etmek için
Bir nasılsınız daha geliyor günü kapatmadan
Hesap kesimi gelmiş iyiyimler arasında
Taksitli gülücükler sunuyorlar
ve tekrar Nasılsınız ?
Arada teşekkür ediyorlar
Siz bir teşekkür almaz mısınız ?
Çok çoğul konuşuyoruz , küresel
Küresel iyiyim ,
Küresel teşekkür ederim siz ?
Çok küresel ben de teşekkür ederim.
Nasılsınız ilişkileri yönetimi okuyorlar
Diplomatik bir dille , insanı kaynak sunuyorlar
Performanslı teşekkürler
Performanslı motivasyonlar
Daha çok teşekkür için çalış
Daha çok süt
Sen sağ ben selamet
Toplantı masalarında nasılsınız diyorlar
Toplanıyoruz daha çok teşekkür için
Toplanıyoruz daha fazla küresel için
Çözümler buluyoruz ürettiğimiz problemlere
Hadi bir teşekkür hadi bir alkış
Çoğul konuşuyoruz yalnızlığa bakmadan
Çoğul yaşıyoruz
Çoğaltıyoruz , başka arzunuz ?
İndirimli mutluluğumuzdan yararlanmak ister misiniz ?
Çok teşekkürler , ikiye bölüyoruz
bir yanımızda kalan mutluluğu
Ay sonu öderiz bedelini
Süper fırsatlar eşliğinde çok teşekkürler
Biraz daha tüketelim , birbirimizi
Kıt kaynak diyorlar, ikame diyorlar
Al diyorlar , önce nasılsınız diyorlar
Nasıl mıyım ? İyiyim ama eksik …
Eksik olmayın diyorlar yardımlara,
Sonunda teşekkür ediyorlar
Bir teşekkür borcum kalıyor hayata
Bir de nasılsınızlar- larr - lar - larrrr
Yankılı bir yaşamım olmadı
Kısık bir sesle iyiyim dedim CRM yönetimine
Siz diye bağırsam duyan olmazdı
Cirosal bakışlar ardında
Hedefe odaklanmalı çalışanlar
Daha çok hedef daha çok satış daha çok nasılsınızlar
Nasılsınız efendim dememeliyiz dütdürüüü dünyada
Efendim ! efendim demeyiniz !
Buyurmaz mısınız ? diye seslenmeli satıcı kız
Hayır efendim satıcı değil , müşteri temsilcisi
Buyurun sayın temsilcim.
( Hayatımı ben temsil etmeliyim oysa )
Maaşlı bir yaşama bırakmamalıydım , maaşlı temsilciler teşekkürler
Biz teşekkür ederiz efendim !
Ne çok efendi oldum,
Kırmızı halıda bir efendi !
Ne çok oldum !
“ EFENDİM !
Oldum olası bedeli ile birlikte,
Hizmet bedeli tutarı ciğeri beş para etmezdir.
Ödemeyi nasıl yapacaksınız ? “
Fütursuzca Teşekkür edeceğim
Ben bugüne kadar her şeyin bedelini ödedim
Teşekkür ederim
Buğra Kaan Sermihan