"Canımı alacak olan, sonra beni yeniden diriltecek olan O’dur. Hesap günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum yine O’dur."
Şuara Süresi
he wasn't even looking at me and he found me
Xuebing Du
art blog(derogatory)
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
tumblr dot com

izzy's playlists!
wallacepolsom
DEAR READER
styofa doing anything

PR's Tumblrdome
KIROKAZE
No title available
Cosmic Funnies

祝日 / Permanent Vacation
Today's Document

@theartofmadeline

No title available
Alisa U Zemlji Chuda
TVSTRANGERTHINGS
No title available
seen from Albania
seen from Australia
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Belgium

seen from T1
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Italy

seen from United States

seen from Germany
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United Kingdom

seen from United States
seen from Spain

seen from United Kingdom
@necipbeysposts
"Canımı alacak olan, sonra beni yeniden diriltecek olan O’dur. Hesap günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum yine O’dur."
Şuara Süresi
Gönlümüze İnşirah ferahlığı ver Allah'ım.
Ölüm dediğin nedir ki. Ben senin için yaşamayı göze almışım.
Vaktiyle, kalbi ince bir cam gibi olan bir insan vardı. Nereye gitse, eline alan parmak izini bırakıyor; kimi hoyratça tutuyor, kimi merakla çevirip bakıyor ama hiçbiri “işte bu” demiyordu. Birileri yüzüne bakıp hüküm veriyor, suretini tartıyor, eksik buluyordu. Başkaları içini açtırıyor, duygularını konuşturuyor, sonra söylediklerini bir mendil gibi kullanıp kenara bırakıyordu. Dışıyla yargılanıyor, içiyle tüketiliyordu.
Her gidişinde omuzları biraz daha düşüyor, adımları biraz daha ağırlaşıyordu. Kapı eşiğinden çıkarken hep aynı cümle dolanıyordu zihninde:
“Keşke böyle olmasaydım.”
Aynalara küstü bir süre. Kendi sesini bile fazla buldu. Değiştirilebilecek ne varsa değiştirmeyi düşündü; bakışını, susuşunu, gülüşünü… Belki biraz daha az konuşsa, belki biraz daha çok sussa, belki biraz daha başka biri olsa… Ama ne yaparsa yapsın, kimse onu olduğu gibi kabul etmedi. Oysa istediği şey ne alkıştı ne hayranlık. Sadece sevilmekti. Sadece değer görmekti. Bir kalpte yük değil, yer olmaktı.
Olmadı.
Kalbi kırık bir testiye döndü; nereye eğilse içinden sızıntı vardı. En sonunda yoruldu insan kapılarından. Gecenin en sessiz yerinde, hıçkırıklarının arasından başını göğe kaldırdı. Sözcükler süslü değildi, duaları kusursuz değildi; ama kalbi çıplaktı.
“Rabbim,” dedi, “beni burada kırdılar. Beni bunun için üzdüler. Beni bunun için sevmediler…”
Anlattı. Uzun uzun anlattı. Kırıldığı yerleri, sustuğu anları, içine attığı cümleleri… Şüphesiz Rabbi onun gönlünü zaten biliyordu; hatta kendisinin bilmediklerini bildiğini de. Ama kulun anlatması gerekiyordu. Çünkü insan, en çok da duyulduğunu bilince iyileşirdi.
O gece şunu anladı: İnsanların sevgisi ölçülüydü; şartlıydı, bazen de hesaba dayanıyordu. Ama Rabbinin sevgisi varlığına dairdi. Performansına değil, kalbineydi. Eksiklerine rağmen değil, eksikleriyle birlikteydi.
Ve ilk defa “keşke böyle olmasaydım” demedi. Bin musibetle de olsa öğrendi bunu. Her kırılışta biraz daha O’na yaslanmayı, her reddedilişte biraz daha O’na sığınmayı… Güvenmesi gereken tek kapının O’nunki olduğunu. Var oluşunu insanların kabulüne değil, Rabbinin sevgisine bağlamayı…
O günden sonra herkes onu sevmedi belki. Ama o, kendini artık terk etmedi. Çünkü biliyordu: Bir kul, Rabbi tarafından biliniyorsa kayıp değildir. Bir kalp, O’na yaslanmışsa kırık değildir.
“Bir gün yanında olmamı istediğin ama bunun imkansız olduğu bir zaman gelirse gözlerini sıkıca kapat ve elini yüreğine götür. Ben senin gözkapaklarının ardındaki karanlıkta, kalbinin çarpıntısında olacağım.”
277im
Elhamdulillâhi ala kulli hal
Elhamdulillâhi ala kulli hal
Hâsbunallâhu ve ni'mel vekîl.
Denizden bir bardak su al.
İşte o bir bardak su sensin.
Şimdi o suyu tekrar denize dök.
Hadi kendini ara bul.
İbn i Arabi
Denizden bir bardak su al işte o bir bardak su sensin şimdi o suyu tekrar denize dök hadi kendini ara bul... Muhyiddin İbn-i Arabî
Her insanın seni bambaşka bir şekilde tanıması çok ilginç değil mi? Birine göre çok sessizsin, birine göre delisin. Birine göre çok uzaksın, birine göre sıcak. Çünkü kim olduğun, kiminle olduğuna göre değişiyor..
Hepimiz seçici günahkârlarız; kendimize uygun gördüğümüz günahları işler, rahatsız olduğumuz günahları işleyenleri ise yargılarız. Şems-i Tebrîzî
Duhâ gibi İnşirâh sûresi de Hz. Peygamber'in tebliğin ilk dönemlerinde mâruz kaldığı sıkıntılar karşısında kendisini teselli etmek amacıyla indirilmiştir. Sûrenin nüzûl sebebi olarak fakirliklerinden dolayı putperestler tarafından aşağılanan müslümanların teselli edilmesi de gösterilmektedir.
Tevekkülün en güzel yanı, geleceğini kimin planladığını bilerek huzurla uyuyabilmektir. Allah’a inanmak; onun sana en hayırlısını vereceğine, seni senin için en doğru olana yönlendireceğine güvenmektir. o, sana bu dünyanın en iyisini değil, senin için en hayırlı olanı verir.
Allah'a iman, İslam'la şereflenmenin ilk şartıdır. Allah'ın varlığına, birliğine, eşi, benzeri ve ortağı olmadığına inanmak, yani tevhidi kabul etmek, iman esaslarının temelidir. Bizi yoktan yaratan ve sayısız nimetiyle yaşatan Rabbimizin üzerimizdeki en büyük hakkı, O'na iman etmemizdir.