Tolstoy: "Belki de her şeyi kabullenip hayatı akışına bırakmak lazım. Zorlamak bazen çözüm değildir. Ve zorla olan hiçbir şey güzel değildir."

izzy's playlists!
art blog(derogatory)
TVSTRANGERTHINGS
No title available
Keni

★
No title available
noise dept.
will byers stan first human second
𓃗
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

Discoholic 🪩
sheepfilms
I'd rather be in outer space 🛸
Jules of Nature
h

No title available
No title available
Game of Thrones Daily
Sweet Seals For You, Always
seen from Malaysia

seen from Malaysia

seen from France
seen from Malaysia
seen from South Korea

seen from Türkiye

seen from United Kingdom
seen from Austria

seen from United States

seen from Germany

seen from United Kingdom

seen from Malaysia

seen from Latvia

seen from United States
seen from China

seen from Malaysia
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Singapore
seen from United Kingdom
@nefha
Tolstoy: "Belki de her şeyi kabullenip hayatı akışına bırakmak lazım. Zorlamak bazen çözüm değildir. Ve zorla olan hiçbir şey güzel değildir."
onu seviyor oluşumun göğsüme kaç bahar kattığından haberi yok.
sana sarılınca koca bir dünyayı göğsümde saklıyormuş gibi hissediyorum. koca dünya, kollarımda ufacık.
memlekette çiçek açar, sen aklıma düşünce.
tüm masallar mutlu bitmezmiş leylâ. tüm çiçekler her bahar açmaz, her köpek sadık kalmazmış. dün koştuğu yollarda bugün yürümekte zorlanabilirmiş insan. her merhem iyileştirmez, her yara kapanmazmış. her aşk bir gün bitmez, her insan değişmezmiş. leylâ farklı iklimin çiçekleriyiz biz. seni yaşatan yağmur, beni öldürebilirmiş. bilemezmişiz.
dün seni sevdim. bu gün de seviyorum. öbür gün borcum olsun. yaşarsam söz; yine seni seveceğim.
Elimde olsa onun dizine uzanıp onun için ağlardım.
çiçeklerim soluyormuş, balıklarım ölüyormuş.
"Sen iyi ki doğdun
Ben iyi ki yaşıyorum
Ne güzel şey...
Seni hala seviyorum."
'Şiir hediye edebileceğim kadar değerli olan sana. İyi ki varsın.'
"göğsüne yaslanabilir miyim?" dedi uykuya yenik gözlerle.
kendi sesimle irkildim; "yaslanabilir, orada yaşlanabilirsin.
ben... ben kıpırdamam."
çocukluğun olsaydım, çocukluğunda var olsaydım hiçbir yaranın ruhunda yer etmesine izim vermezdim. düştün belki. olabilir. kendi ellerimle yaranı temizler, sarar, öperdim. özür dilerim bebeğim. engel olamadım.
bak bunlar öylesine satırlar değil beni iyi dinle. bak ben çok beceremem konuşmayı. ya kekelerim ya da kelimeyi telaffuz edemem rezil ederim kendimi ama sen beni dinle olur mu? sana konuşurken kekeme oluşumun bir önemi kalmıyor. karşında durunca çözülen diz bağlarıma veriyorum kekemeliğimi. senin karşına geçince benim bir şeyler için bahanem olabiliyor. korkmuyorum bak en basitinden. kelimeleri yarım yamalak telaffuz edişimle alay edilse de korkmuyorum çünkü ben sana konuşuyorum. sana anlatıyorum anlatamadıklarımı. sana anlatıyorum ortadaki hiçliği. çünkü sen anlıyorsun beni. çünkü sen görüyorsun gözlerimdeki cümleleri. cânım. bak bu çok derin bir mevzu. beni iyi dinle. sana seni, kendi içimde var ettiklerimle anlatacağım. eksik olacaktır cümlelerim, kusuruma bakma olur mu?
ben iyi değilim, üstüme binalar yıkılmış gibi hissediyorum.
onu gördüğümde bir devrimden sonra balkon kenarlarına koyulan rengarenk çiçekler gibiydi. saçının telinden, gözlerindeki parıltıya kadar. bambaşka biriydi.
titreyen sesinden, dudağında oluşan kıvrıma, sevmek için can attığım yanaklarından, içimde kırk yıl hatır bırakan gözlerine kadar. öyle çok. öyle derin.
o kadar çok varsın ki. iyi ki varsın.
o kadar benimsin ki. iyi ki benimsin.
onun parmak uçlarının gezindiği her yerde çiçekler açıyor.