Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret etmek sizi daha iyi müslüman yapmaz, kanınızda bir bozukluk olduğunu gösterir.

Product Placement
will byers stan first human second
Cosmic Funnies
dirt enthusiast
Sweet Seals For You, Always
Today's Document
Misplaced Lens Cap
Game of Thrones Daily

Andulka
tumblr dot com
I'd rather be in outer space 🛸
Stranger Things
Not today Justin

Discoholic 🪩

JVL
almost home
noise dept.
KIROKAZE
we're not kids anymore.
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from China
seen from United States

seen from Germany
seen from Brazil
seen from T1

seen from United States

seen from Malaysia
seen from Poland

seen from Türkiye
seen from T1

seen from United States

seen from United States

seen from Singapore

seen from T1
seen from United States
seen from Kazakhstan

seen from United States
@nefss-blog
Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret etmek sizi daha iyi müslüman yapmaz, kanınızda bir bozukluk olduğunu gösterir.
Toplumsal olaylar tesadüfen ortaya çıkmaz, tesadüfen büyümez.
Biri yaptı, ben de yapayım diye açıklanacak kadar basit değildir.
Her olay, ardından gelecek başka olayların zeminini hazırlar bir bakarsınız, alışkanlık haline gelmiş.
Psikopat piçlerinizi yetiştiremiyorsanız toplum içine salmayacaksınız..
“Özgüvenli olsun.” diye terbiye veremediğiniz, hadsiz, bencil, zorba ve hastalıklı çocuklarınıza hiç kimse katlanmak zorunda değil.
Cahiller Avrupa da birçok limanın nehirler ile denize bağlandığını bilmez.
Lüksemburg'da özellikle uluslararası mal taşımacılığı için kullanılan bir nehir limanı bulunmaktadır. Kanalize edilmiş Moselle Nehri üzerindeki Mertert Limanı ülkeyi Ren su yolu sistemine bağlayarak önemli bir ticaret kanalı sağlar.
"Benim vicdanım rahat "
Ne güzel vicdanlarınız var keşke bizde de olsaymış !
çünkü eksilmişizdir çokça
çünkü her bir hücremizde kırık bir kalp vardır
ve her bir kalbin
ayrı bir hikayesi
acıtır ama
en çok
hüzünlü hikayeler birleştirir bizi.
Laikliği savunmak, herkesin vicdanını, yaşam tarzını ve onurunu korumaktır...
Çünkü özgürlük, Devletin bir inancı değil, insanın kendini seçebilme hakkını koruduğu yerde vardır.
LAİKLİK varsa tercih vardır. Tercih varsa gerçek inanç da vardır...
Hiç kimse gözlerden uzak kalınca artık aynı kişi değildir. Gözlerden önce gönüller ne alemde ?
Gönüller artık ne kadar yakın acaba ?
Zaman geçiyor ama içimizde birikmiyor.Yaşadıklarımız, arşivlenmiş birer bildirim gibi; okunuyor,geçiliyor,siliniyor. Sözlerimiz bile kısaldı.Cümleler yorucu geliyor.Artık gerçeğin yanına fazla yaklaşmak istemiyoruz. Gerçek,yavaşlatıyor çünkü.Gerçek yumuşatıyor.
Oysa biz sertleştik.Kırılmamak için katılaştık.Gürültü bizim yeni ahlakımız.Ne kadar çok ses çıkarırsak,o kadar haklı sayılıyoruz.Düşüncenin yerini tepki aldı,derinliğin yerini aşinalık.Artık kim daha çok bağırırsa,onun sözü “gerçek”oluyor.Sessizlik şüpheli,durgunluk suç.Sessiz kalan düşünüyordur belki.
Düşünmek bu çağın ritmini bozar.Gürültü sayesinde yüzleşmemiz gerekmiyor artık çünkü her şey sesin içinde boğuluyor.
- Hakan Akdoğan
Sahi,
“Hatırıyor musun kim olduğunu?
Hâlâ Hissedebiliyor musun?
Ne zamandır farkında mısın yokluğunun?
Arasan bulur musun kaybolduğun yerleri?”
Hepimiz seçici günahkarlarız seçtiğimiz günahları işler seçmediklerimizi işleyenleri yargılarız.
Zor olanı kolay hale getirmek için üzerinde sıkı şekilde çalışacaksın.
Korkularından kurtulabilmek için, üzerine gideceksin.
Yürümeye başlamadan önce, merhameti öğrenmiştik oysa şimdi ne çabuk "başkası" diyebiliyoruz kanayan bir yara gördüğümüzde! İnsan olmanın fazileti, duyguları, değerleri gömmek, hiç olmamış gibi saymak ahlak değildi.
İyileşmek,her şeyin yoluna girmesi değil
O şeylerin artık seni altüst etmemesidir.
Hep durmadan akan bir zaman ne kadar da yorucuydu, herkesin en az bir müddet durmaya, kalmaya, ara vermeye ve soluklanmaya ihtiyacı vardı.
Ne kadar kötü insan varsa hepsi lider olmuş sanki..
Ve daha kötüsü bunları insanlar seçiyor.
Kalbinle duy , kalbinle gör ,kalbinle dokun
Ve kalbinle yürü ..
Yollarda en güzel manzaraların seni beklediğini göreceksin .
Belki de mesele bize öğretildiği gibi sadece hayatta kalmak degildi.
Mesele Gerçekten Yaşamaktı..