Bugün annemden duyup şok olduğum bir olayı anlatacağım,
Oturduğumuz mahallede gerçekleşmiş bir olay ve insanın kanını donduruyor, insan uzaktan ne kadar tepki gösterse de kızsa, acısa da yanı başında olunca daha bir garip hissediyor.
Olay şöyle;
Kızı rahatsızlanan anne kızını doktora götürüyor, tahliller yapılıyor, doktor bakıyor kız hamile.. üstelik 5 aylık.. Anneye sen biraz dışarıda bekle diyip polise haber veriyor çünkü kızın yaşı daha çok küçük. Polisler geliyor, soruluyor soruşturuluyor kız babam yaptı diyor. Tecavüzcü baba hapse gönderiliyor, küçük kız da koruma altına alınıyor.
Umarım bundan sonraki dönem kız için daha kolay olur, olmaz biliyorum ama umarım atlatabilir bir şekilde…
Kadın olmak sadece bu ülkede değil tüm dünyada çok zor; tecavüzler, çocuk yaşta evlendirilmeler, boyun bilezikleri, töre cinayetlerine kurban gitmeler, kadın sünnetleri… Tüm bunların temellerinin hep bir yerinde erkek ırkını memnun edebilme çabası.. Erkek egemenliği sarsılmasın uğraşları.. Şimdi burada ataerkil yapıdan bahsetmeyeceğim uzun uzadıya.. Çünkü tüm dünya ne kadar gelişse ne kadar değişse de özünde bir yerlerde ataerkil. Acı ama gerçek bu..
Bir kısım erkekte beyin diye bir oluşum olmadığı kanısındayım, kafataslarının içi sadece et dolu; işlevini yitirmiş bir parça et… Aklı uçkurunda değil bu yaratıkların, uçkurlarında bir bezelye tanesini geçemeyecek büyüklükte bir akıl.. Ve bu yaratıklar Türkiye’ nin doğusunda, Türkiye’ nin batısında, Ortadoğu’ da, Avrupa’ da, Amerika’ da; her yerde… Herhangi bir coğrafyanın/bir kültürün spesifik bir sorunu değil maalesef… Eğer öyle olsaydı inanın katli vacipti diyebilmek isterdim ama bunu da diyemem, hiç kimse katledilmeyi hak etmez, ölüm hak edilen bir şey değil, sıran gelince gidiyorsun bu dünyadan.. Aklımda düşünceler birbiri üstüne biniyor şu an. Oradan oraya bağlanıyor fikirler, uzadıkça uzuyor zihnimdeki altyazı..
Senede yüzlerce kadın tecavüze uğruyorken, öldürülüyorken, alınıyorken, satılıyorken, ikinci sınıf insan muamelesi görüyorken hemcinslerim dahil çoğu insan “feminizm”in ne olduğunu bilmiyor ve korkuyorken, feministlik 21. Yüzyılda olmamıza rağmen hala “erkek düşmanlığı” sanılıyorken, ben diyorum acaba çok mu takıyorum bunları kafaya? Hem -hazır sırası gelmişken- şunu da söylemeden geçemeyeceğim feminizmin erkek düşmanlığı olduğunu sanıyorsanız lütfen sözlükten “misandri” kelimesinin anlamına bir bakın derim.. Bakmayacaksınızdır özgür ansiklopedi vikipedia’ dan kopyalayıp -belki bir işe yararım diye- yazıma yapıştırıyorum;
Erkek düşmanlığı erkeklerden nefret etme durumunu tanımlamakta kullanılan bir terimdir. Teorik bakımdan erkekler de erkek düşmanı olabilseler de, “Erkek Düşmanlığı” genellikle kadınlarla ilişkilendirilir.
bağlantısı da şöyle;
http://tr.wikipedia.org/wiki/Erkek_düşmanlığı
sağlıklı beyinler, sağlıklı zihinler, sağlıklı düşünmeler, sağlıklı düşünceler dileklerimle…
“samimi olarak söylüyorum, bir kadının iki seçeneği vardır,
ya bir feministtir ya da bir mazoşist”
Türkiye yine kapkara bir cinayete sahne oldu. Bir kadın yine tacize, tecavüze uğradı, yine öldürüldü, yakıldı.
Müslüman Türkiye, bu cinayete Charlie Hebdo’ nun karikatürüne gösterdiği tepkinin onda birini bile göstermeyecek; “o ayartmıştı"cılar, "dikkat etseydi"ciler, "kadın sokağa çıkmasın"cılar, "kadın şeytandır” diyenler olacak ve hiçbiri Özgecan'ın en başta bir insan olduğunu hatırlamayacak. Katiller yakalanacak, suçlanacak, cezalarına indirim alacak ve belki de salınacak.
Aynı senaryoda figüran olmaktan bıktım ve bir o kadar da yoruldum.















