Kurt Wagner x Okuyucu
İlk başta bunu kafana takmıyordun.
Kurt'e onun dışlanmadığını, onu her şekliyle sevdiğini ve mavinin favori rengin olduğunu söyleyip ona moral verirdin.
Onun tabiriyle ona kendisinin 'canavar' olmadığını gösterirdin.
Bunu hala yapmaya devam ediyorsun. Asla ondan vazgeçmedin ve vazgeçmeyeceksin.
Ona moral verdiğin, onun saçlarını okşayıp kulağına güzel şeyler fısıldadığın her gece aslında kendinede moral verdiğinin farkında değildin.
O bir mutant ve sen de basit bir insansın...
Çoğu kişiye göre kötü bir eşleşme değil mi?
O tehlikeli ve fantastik görevlere sense normal sıkıcı işine gidiyorsun.
Fantastik ve sıkıcı kelimeleri cümlede ki en farklı iki şey... siz ikiniz de aynı o kelimeler gibisiniz.
O seni mutantların olduğu bir buluşmaya ya da malikaneye Rough, Gambit, Jean ve diğerleriyle bir akşam yemeği yemeye götürdüğünde boğazında oluşan o yumruya engel olamıyorsun.
Sen onlardan farklısın ve kendine ne kadar itiraf etmek istemesen de kendini içten içe dışlanmış hissediyorsun.
Şu anda da aynı duyguyu hissediyorsun.
Çoğunluğu mutant olan bir partide diğerleriyle birlikte büyük bir masada oturuyordun. Hepinizin bir masaya sığması zordu ama bir şekil de halletmiştiniz.
Siyah elbisenizin sırt dekoltesinden klimanın rüzgarını ve Kurt'un elini net bir şekilde sırtında hissedebiliyorsun.
Herkes ortak bir konu hakkında konuşuyordu ama sen hiçbir şey demiyordun çünkü konuştukları lanet konu hakkında hiçbir şey bilmiyordun.
1 yıl önce hep beraber gittikleri bir görevin anılarını anlatıyorlardı. Konuşmaları senin ilgini çekmese de huysuz Logan'nın bile viski şişesini yudumlarken dudaklarının kenarının hafifçe yukarı kalktığını görmüştün.
Aklına orada istenmediğin veya Kurt'un sana insan olduğun için acıyıp bu yüzden seninle sevgili olduğu düşünceleri geldi. Hafifçe gözlerinin yanmasını ve bir kaç tane göz yaşının gözlerini doldurmasına izin verdin.
Bugün için özenle seçip giydiğin elbisenin hatlarını inceledin dikkatini dağıtmak adına.
Bu sırada da sırtındaki elin hafif bir endişeyle yukarı aşşağı hareket edip seni rahatlatmak istercesine sırtını okşadığını fark ettin.
Bakışların Kurt'e döndü. Sanki bir sorun olduğunu anlamış gibi hafifçe kaşları çatılmıştı.
Kurt sesli ortamdan dolayı kulağına doğru eğilmek için başını hareket ettirdiğinde o daha bir şey diyemeden sen konuştun.
"İyiyim Kurt sadece müzikten dolayı başım ağrıdı."
Kurt dudağına küçük ama sevgi dolu bir öpücük kondurup elini sırtından indirdi ve elini sıkıca beline sardı.
Kulağına doğru eğilip nefesinin boynuna çarptığını hissedebileceğin bir şekilde konuştu.
"İstersen eve gidebiliriz Liebe..."
"Gerek yok Kurt. Ayrıca kaç gündür bu partiden ve eski dostlarla buluşmaktan bahsediyorsun. Burada daha fazla kalmak istediğini biliyorum. Ben iyiyim."
Geri çekilmeden önce kulağına güven verici bir şekilde son kez mırıldanır.
"Bir parti senden daha önemli değil istediğin zaman gidebiliriz sadece söylemen yeterli."
...
Evine geldiğinde saat 01.17 idi.
Kurt banyodaki su sesinden anladığın kadarıyla duş alıyordu. Normalde partiden sonra malikaneye gidecekti ama partideki yüz ifadenden dolayı seni yalnız bırakmak istemedi.
Sen yatakta bir şort ve bol bir tişört giyerek yatıyordun.
Gözlerin sımsıkı kapalıydı çünkü birazdan Kurt'un banyodan çıkacağını biliyordun, yani ağlayamazdın. Ağladığını görmesini istemiyordun.
Bir kaç aydır aklını yiyip bitiren düşünceler bu gecedeki partide tavan yapmıştı bu yüzden ağlama isteğin çok anlaşılabilirdi.
Bu sırada Kurt banyodan çıktı. Odanla bağlantılı olan banyonun kapısı açılınca karanlık yatak odana sıcak banyo buharı doldu.
Ona bakmak için bile gözlerini açmadın çünkü açarsan ağlıyacağının farkındasın.
Yatağın sol tarafa doğru eğilmesiyle yatağa oturduğunu anladın.
İlk başta Kurt sessiz kaldı. Sanki senin uyuyup uyumadığını anlamaya çalışıyormuş gibi bedenini inceledi.
Uyuduğunu düşünüp hafifçe iç çekti. Senin bugün iyi olmadığının farkındaydı bu konu hakkında seninle konuşmak istiyordu.
Örtülerin çıkardığı sesten yanına uzandığını anladın.
Sırtın ona dönük olduğundan ensene tüy kadar hafif bir öpücük kondurdu ve senin gibi sırtını sana dönerek yattı.
Normalde sana sarılarak uyurdu ama bu gece sana biraz alan vermeye karar verdi, ayrıca yaptığı banyodan dolayı hafif nemliydi, seni ıslatmak istemiyordu.
Sense aklında ki düşünceleri ve göz yaşlarını uzaklaştırmaya çalışarak uyumaya çalıştın.
...
Ne kadar denesen de uyuyamadın.
Kurt'un düzenli nefes alış verişlerinden uyuduğu belliydi.
Ayın ışığı odayı küçük süzmeler halinde aydınlatırken komodinin üstündeki saatte 03.23 yazdığını gördün.
Çok sessiz bir şekilde ayağa kalktın. Gıcırdayan parkelerin üstünden gitmemeye çalışarak yürürken adımlarını tüy kadar hafif tutmaya çalıştın.
En sonunda yatak odandan çıkmayı başarıp mutfağa doğru yöneldin ve rastgele bir tane bardağa su kattın.
Mutfak penceresinden elindeki bardakla yıldızlara bakmaya başladın.
Yıldızlar ya göz yaşları dolu gözün yüzünden ya da şehrin ışıkları yüzünden bir türlü gözükmüyordu.
Yalnız olduğunu düşündüğünden omuzlarının çökmesine ve göz yaşlarının birer birer yanaklarına damlamasına izin verdin.
Düşünceler kafanı talan ederken göz yaşlarında yüzünü talan ediyordu. Sessiz olmaya çalışsanda ağzından küçük hıçkırıkların kaçmasına engel olamadın.
Tam bu sırada mutfak kapısının eşiğinden uykulu bir ses duydun.
"Liebe... Yatağa gelmen neden bu kadar uzun sürdü?"
Sırtın ona dönük olduğundan ağlayan yüzünü göremiyordu sen de bundan yararlanarak ve sesinin kırık çıkmamasını sağlamaya çalışarak mırıldandın.
"Sadece yıldızları izliyordum, sevgilim. Sen bugün yoruldun yatağa geri git birazdan geleceğim."
Sana yaklaşan bir kaç tane ayak sesi duydun.
"İstersen birlikte izle-"
"Hayır gerek yok Kurt. Tek başıma izleyeceğim."
Sesin istediğinden daha otoriter çıkmıştı ve senin konuşmanla ayak seslerinin durduğunu hissetmiştin.
Kurt bir süre sessiz kaldı.
Yüzünü göremediğinden ne düşündüğünü tahmin etmek zordu.
O şu an aslında bir kaç gündür değişen davranışlarını, sessizleşmeni ve ondan yavaşça uzaklaşmaya başladığını gözden geçiriyordu.
Aklına gelen düşünceyi bu bir hafta boyunca göz ardı etmeyi başarmıştı ama anlaşılan bugün bir şeyleri açığa çıkarması gerekiyordu.
"Benden ayrılmak mı istiyorsun?"
Bunu kısık sesle söylemesine rağmen kalbine göre çok gürültü bir sesti.
O an hiç düşünmeden hızla arkanı döndün ve onun konunun sertliğiyle ciddileşmiş yüzünü gördün.
Az önce ağladığından kırmız olan gözlerin ve burnunun onun kadrajına giren ilk şeydi.
Yüzündeki ciddi ifade senin yüzünü görmesiyle sarsıldı.
Şu an seni kollarına alıp sımsıkı bir şekilde sarılmak istiyordu ama sorusunun cevabını alana kadar bunu yapmayacaktı.
6 aylık ilişkiniz gözlerinin üzerinden bir şerit gibi geçti.
Burnunu çektin ve göz yaşlarının tekrar yanaklarını kaplayacağını bilsende göz yaşlarını sildin.
Konuşmadan önce sertçe yutkundun.
"Kurt... B-Ben... Ben... Ugh!"
Sefil konuşma çabanı bir kenara bırakıp derin bir nefes aldın.
Kurt senin konuşmanı sabırla ve endişeyle bekliyordu.
Her bir göz yaşın ona göre kalbine saplanan bir hançerdi.
"Ben senden ayrılmak istemiyorum... Hiç istemedim. Sadece aklımı rahatsız eden bir kaç düşünce var ama ben seni hayatımdaki her şeyden çok seviyorum ve be-"
Belinin kıvrımına sıkıca sarılan iki tane mavi kol ile sözün kesildi.
Mavi mutant daha fazla konuşmaya çalışarak kendini yormanı istemedi. 'Seni seviyorum' demen onun için en yeterli cevaptı.
Onun tişörtünü göz yaşlarınla lekeleyeceğini bilmene rağmen kafanı onun göğsüne yasladın o da çenesini senin başının üstüne koydu.
Bir eli belinden saçlarına gidip saçlarını okşamaya başlarken kulağına fısıldanan Almanca cümleleri dinledin.
Ich liebe dich.
Weine so viel du willst, ich werde immer an deiner Seite sein.
Ne dediği hakkında hiçbir fikrin yok tek bildiğin sesinin çok rahatlatıcı ve uyku getirici olduğu.
Kurt sevdiği kadının kolları arasında vücudunun rahatladığını ve ağırlığının çoğunun kendisine yaslanmaya başladığını hissedince senin uyuduğunu anlar.
Saçlarının arasında nazikçe gezinen elini seni uyandırmamaya çalışarak geri çeker ve kolunu bacak eklemlerinden geçirir. Diğer elini belinden sırtına çıkarır ve sonra da seni yavaşça kaldırıp seni yatak odana taşımaya başlar.
Sessizce seni yatağa bırakıp örtülerin seni iyice kapladığından emin olduktan sonra yanına uzanır ve bir kolunu sıkıca senin etrafına dolayıp yüzünü senin boyun kıvrımına gömdükten sonra kendini uykunun ellerine teslim eder.
_______________________________________
Yazar notu: İlk oneshot yazışım bu, umarım ki beğenirsizniz :D
Almanca da bilgim sıfır ve google çevirinden çok fazla kopya çektim. Bilmeyenler için 'Liebe' aşkım anlamına geliyordu yanlışsam düzeltmekten çekinmeyin.
Not olarak kısa bir şey yazacaktım ama notu bile uzattım afedersiniz.
Şunu da eklemek isterim ki ben genelde ...x reader/...x okuyucuyu ingilizce bir şekilde okuduğumdan karşıma pek türkçe oneshotlar çıkmıyor türkçe yapan vardır illa ki ama ben pek karşılaşmadım. Eski hesabımda İnglizce hikayeler yazıyordum kendi dilimde karşıma pek bir şey çıkmıyordu. Türkçe ana dilim olmasına rağmen yazım veya gramer de sorun olabilir yaklaşık bir yıldır Türkiye de bulunmadım çünkü. Babamın işi yüzünden yurt dışındayım ve sadece kendi evimizde ailemle Türkçe konuştuğumdan belki paslanmışımdır biraz yani yanlışlarımı mağrur görün.
Her neyse iyi bir gün geçirmeni dilerim :)
Görüşürüz.

















